Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 6. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Ekim 2020 · 629 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Kenanoğlu (Halkların Demokratik Partisi), 15 Ekim 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 629 kelime.
Ali Kenanoğlu (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kenanoglu-27-2020-10-15-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-ya (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=91294
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ALİ KENANOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, sayın Genel Kurul; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Evet, teklif üzerinde görüşüyoruz; bu kanun teklifiyle esas olarak bu bölümde baktığınız zaman, bütçelemedeki fonksiyonel sınıflandırmayı ortadan kaldırıyorlar ve yerine performans esaslı bütçe sınıflandırması benimseniyor. Yani burada mevcut yöntem yerine başka bir yöntem benimseniyor. Mevcut yöntem ne getiriyor? Kamu faaliyetlerinin türünü göstermekte, faaliyetlerin ve faaliyetlere yönelik harcamaların zaman serileri boyunca izlenmesi ve uluslararası karşılaştırma yapma imkânları sağlıyor. Yani bu imkânları ortadan kaldıracak ya da bu imkânları zorlaştıracak başka bir sınıflandırma yöntemi benimseniyor. Yani baktığınız zaman, işin özü, hesap vermeyi ortadan kaldıran ya da hesap vermeyi zorlaştıran, hesap verdiğiniz zaman teknik olarak buna cevap vermeyi de ortadan kaldıracak bir yönteme doğru gidiş var.
Şimdi, zaten kısıtlı imkânlarda hesap veriliyor. Yani yürütme yapmış olduğu faaliyetlerle ve yapmış olduğu harcamalarla ilgili olarak… Hani kısmen bir Sayıştay çalışıyor, kısmen o da. Binbir zorluğa rağmen, üzerindeki baskıya rağmen Sayıştay zaman zaman bu hususları belirliyor ve bize, kamuoyuna sunuyor. Ancak Sayıştayın belirlediği hususlar bile engellenmeye çalışılıyor. Şimdi, kısıtlı bu imkânlar çerçevesinde şu anda Sayıştayın da bizlerin de ya da bu konunun uzmanı kişilerin de bu denetlemelerini ortadan kaldıracak bir yöntemle işin içine giriliyor.
Burada yine vahim konu, bu teklif alelacele niye getirildi? Şu an bütçe aşamasına geçilecek, o bütçe aşaması zaten bu teklifteki şekliyle hazırlanıyor, dolayısıyla hemen, alelacele bu teklifin geçmesi gerekiyor. Bu şöyle vahim bir durum: Şimdi “güçlü Meclis” diye yola çıkıldı ancak milletvekillerinin milletvekilliğini hiçleştiren ve Meclisi hiçleştiren bir siyaset anlayışı ve bir yönetim anlayışı ortaya kondu.
Ben size çok açık bir şey önereceğim. Yani şu an kamuoyuna çıkılsa ve bir anket yapılsa “Ya bu 600 milletvekili ne işe yarıyor? Bu Meclisi kapatalım mı kapatmayalım mı, lağvedelim mi etmeyelim mi?” şeklinde halka bir anket sorusu sorulsa inanın, yani yüksek oranda, “Ya kapatın bu Meclisi zaten bir işe yaramıyor ki.” diye sonuç çıkacaktır. Şimdi, bu…
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak)Nereden biliyorsun?
ALİ KENANOĞLU (Devamla)Evet, çıkıp kamuoyunda konuşursan nereden bildiğimi siz de görürsünüz. Çünkü kamuoyundaki algı şu: Ya zaten Meclis bir işe yaramıyor, yani zaten kanunlar, teklifler bakanlıklarca hazırlanıyor, zaten Cumhurbaşkanımız her şeyi biliyor ve her şeyi yönetiyor, Meclis sadece bir onay makamı olarak çalışıyor. Yani geliyor burada, biz, işte, Meclisteki milletvekilleri bunu onaylıyor. O zaman biz, bu 600 kişiyi niye besliyoruz, niye bunlara bu kadar maaş veriyoruz, bir de bunların danışmanları var, efendime söyleyeyim; giderleri var, harcamaları var, işte, bu Meclisin bir gideri var. Yani hakikaten Meclisle ilgili şu anda kamuoyunda bir yoklama yapsanız, yüzde 80’lere yakın “Lağvedin, kapatın, gidin.” derler. Ancak olması gereken nedir? Olması gereken, Meclis halkın temsil mekânıdır. Şu anda burada 5 tane grubu bulunan siyasi parti var ve grubu olmayan siyasi partileri de ortaya koyduğunuz zaman Türkiye halkının büyük çoğunluğunun Mecliste temsil edildiğini, yani halkın temsiliyetinin, yüzde 90’lar olduğunu görürüz. Aslında, halkın temsiliyeti burada, Mecliste, yani öyle, yüzde 51 nokta bilmem kaçla oyla seçilmiş bir milletvekili yok burada. Hepimizin aldığı oyların toplamı, farklılıklarımızla birlikte Türkiye'nin tamamını temsil ediyoruz biz burada.
Şimdi, dolayısıyla esas güçlendirilmesi gereken, hakikaten bu yasaların, bu kanunların görüşülmesi gereken yer Meclistir ve hakikaten hesap sorulması ve sorulan hesaplara cevap verilmesi gereken yer Meclistir. Şöyle bir şey yok: Biz keyfimizden soru sormuyoruz. Ben çok merak ettiğim için gidip soru önergesi vermiyorum. Halk merak ediyor, insanlar bu soruların cevabını istiyor ve biz, bir kamu görevi yerine getiriyoruz, bunun için maaş alıyoruz ve bundan dolayı bu soruları soruyoruz. Peki, ne olmuş soru sorduğumuz zaman, bize nasıl cevaplar veriliyor? Ben, şöyle kendi şeylerime baktım, yani 133 soru sormuşum çeşitli zaman dilimi içerisinde, bu 27’nci Dönemde yani 67’sine hiç cevap verilmemiş arkadaşlar, yani 67 sorumuza hiç cevap verilmemiş. Ya biz, sorduğumuz soruya cevap verilmezse nasıl denetleyeceğiz, denetim görevimizi yerine nasıl getireceğiz? Kamuoyunda bir sürü iddialar oluyor. Evet, iddiadır, biz demiyoruz ki bunlar kesindir. Ancak bu iddiayı araştırmanın, kesinleştirmenin ya da iddianın yersiz olduğunu…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
124 konuşma daha · 15 Ekim 2020