Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 95. Birleşim · 5. yasama yılı · 26 Mayıs 2022 · 548 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Kenanoğlu (Halkların Demokratik Partisi), 26 Mayıs 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 548 kelime.
Ali Kenanoğlu (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kenanoglu-27-2022-05-26-bankacilik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-655-sayili-kanun-hukmunde-kar (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=107594
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ALİ KENANOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Esasında, bu 18’inci madde belediye gelirlerine bir göz koyma maddesi. Özellikle, iktidar, kaybettiği belediyelerdeki -büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere- kaybettiği birçok belediyedeki gelirleri tekrar nasıl kontrol ederim derdine düştü. Çünkü gelirler kaybedilince birçok yandaş işsiz güçsüz kaldı; birçok yandaş basın, internet sitesi ve benzeri yerler de kapanmak zorunda kaldı çünkü onların tümüyle belediyeler üzerinden beslendiği ortaya çıktı. Şimdi, bir taraftan, belediyelerin yaptığı işleri ortadan kaldırabilmek için, onların elini kolunu bağlayabilmek için, bir yerden de onların gelirlerini kısabilmek açısından böyle bir düzenleme getiriliyor ve tümüyle toplumun, şehirlerde yaşayan insanların hayrına değil, onların yapmış olduğu kimi metro çalışmalarını ve benzeri çalışmalarını baltalamak, onları başarısız kılmak üzerine yürütülmüş bir önergeyi içeriyor.
Şimdi, tabii, ülkede durum ekonomik açıdan sıkıntıdayken, vatandaş zorluk çekerken iktidar, bu tür şeylerle bir intikam operasyonları içerisinde yürütmeye çalışıyor.
Geçen hafta bir gün Çiftçiler Günü’ydü. Tabii, çiftçiler bu ülkede en çok mağdur edilen kesimlerin içerisinde, başında geliyor. Bir defa, tarım alanları tümüyle imara açılıyor ve son on yılda çiftçilerin ekim yaptıkları alanlar gittikçe daralıyor. On yıldaki daralma yeri 4,2 milyar hektar alana ulaşıyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında çiftçi sayısı yaklaşık 2,5 milyon iken 2022 yılında 500 bin sayılarına gerilemiş durumda. Bu, esasında, çiftçilerin ve tarımdaki üretim alanlarının durumunu gösteriyor. Tabii, bunlara sebep olan durumlar var. Birincisi, tabii ki anlatmış olduğumuz tarım alanlarının daralması ve buraların imara açılması, ranta açılması. Diğer taraftan, çiftçilerin borç batağı içerisinde, borç cehennemi içerisinde boğuşmalarıdır. Bankalara, tarım kredi kooperatiflerine ve özel sektöre çiftçilerin toplam borcu 255 milyar civarında ve insanlar tabii ki bütün bu borçların altından kalkmadıkları için çiftçilik yapmaktan vazgeçiyorlar. Birçok yerde araziler şirketlere satılmış ve çiftçiler kendi arazilerinde işçi pozisyonuna düşmüşler. Birçoğunu da devlet, iktidar zaten bu konuda teşvik ediyor.
Diğer taraftan, bütün bunlara rağmen üretimde direnen çiftçiler var ve bütün bunlar da bir maliyet sarmalı içerisinde uğraşıyorlar. TÜİK verilerine göre bile yani ona göre bile tarımsal üretimde enflasyon yüzde 80 civarında ki esasında gerçek enflasyon bunun çok daha üzerinde. Çiftçi ürettiği ürünü maliyetine satamıyor yani o hâle gelmiş durumda. Mazot, gübre ve tohum maliyetleri oldukça yüksek, bu da çiftçinin üretimden vazgeçmesine sebep oluyor.
Diğer taraftan, tabii, bütün bunlar neye yol açıyor? Bütün bunlar bir taraftan da önümüzdeki bir gıda krizine işaret ediyor ve hemen hemen birçok konuşmacı -özellikle muhalefet kanadından- buna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Yani gıda krizi şu demek değil, “Kuraklık olacak, topraklarda ürün yetişmeyecek ve böyle bir krizle karşı karşıya…” üzerine kurulu bir şey değil sadece. Tabii o da var, ayrı bir konu ama bir taraftan, işte, üreticinin azalması, üretim alanlarının azalması ve diğer taraftan da gıdaya ulaşımın zorlaşması gıda krizini oluşturacaktır. Bunlardan bir tanesi de pahalı olan gıdalar yani tüketici eğer temel tüketim maddelerine ulaşacak ekonomik gelire sahip değilse bu da başlı başına bir gıda krizi anlamına gelmektedir.
Tabii, bununla ilgili olarak yapılması gerekenler var. Çiftçinin desteklenmesi gerekiyor, çiftçinin üretim maliyetlerini düşürmek için mazot ve gübre başta olmak üzere her türlü üretim girdisindeki vergi yükünün kaldırılması gerekiyor. Olağanüstü durum var, olağanüstü durumda çiftçi üretim yapamıyorsa bu tür tedbirlerin alınması gerekiyor. Devletin, iktidarın, o devletin gücünü buralara kanalize etmesi gerekiyor. Çiftçilerin bankalara olan borçları sıfırlanmak zorundadır. Tarım alanlarına son verecek, tarım alanlarını imara açacak yasal düzenlemeler ve anayasal düzenlemeler ortadan kaldırılmalı ve tarım alanlarının imara açılmasına engel olunmalıdır. Bu konuyla ilgili yasal düzenlemeler de yapılmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
67 konuşma daha · 26 Mayıs 2022