2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (dışişleri, avrupa birliği genel sekreteri, sanayi ve ticaret, rekabet kurumu,milli prodüktivite, küçük ve orta ölçekli sanayii, türk akreditasyon, türk standartları, türk patent enstitüsü)
Aksaray Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 35. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Aralık 2007 · 664 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Alaboyun (AK Parti), 10 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (DIŞİŞLERİ, AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERİ, SANAYİ VE TİCARET, REKABET KURUMU,MİLLİ PRODÜKTİVİTE, KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİİ, TÜRK AKREDİTASYON, TÜRK STANDARTLARI, TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ)); konuşma 664 kelime.
Ali Rıza Alaboyun (AK Parti, Aksaray). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (dışişleri, avrupa birliği genel sekreteri, sanayi ve ticaret, rekabet kurumu,milli prodüktivite, küçük ve orta ölçekli sanayii, türk akreditasyon, türk standartları, türk patent enstitüsü)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-alaboyun-23-2007-12-10-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-disisleri-avrupa-bir (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c009/b035/tbmm230090350030.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığı 2008 yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi ülkemiz sıcak çatışmaların ve bölgesel istikrarsızlıkların hâkim olduğu Orta Doğu bölgesinde bulunmaktadır. Böylesine gerilimli bir bölgede, gerek ekonomik gücü gerekse izlediği akılcı dış politika ile Türkiye bir istikrar ve güven adası olarak ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda AK Parti İktidarıyla sağlanan kalıcı istikrar ve sürekli büyüyen ekonomik gücümüze paralel olarak Türkiye'nin diplomatik etkinliği bölgesel ve küresel boyutta sürekli artmakta, Türkiye bölgesel ve küresel aktör olma yolunda hızla mesafe katetmektedir.
Değerli arkadaşlar, komşularımızla ilişkilerimizde sorunları çözmeye, komşuluk ilişkileri geliştirmeye yönelik aktif bir dış politika izlenmektedir. Türkiye, komşularıyla sonsuza kadar beraber yaşamak zorunda olduğunun, gerginlik ve çatışmaların komşulardan hiçbirinin yararına olmadığının bilincindedir. Bu bilinç ve Yüce Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" prensibi çerçevesinde izlenen dış politika ile komşularımızla sorunların çözümünde önemli mesafeler katedilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin Kıbrıs politikası, geçmişte Türk siyasetçilerini ve hükümetlerini "ver kurtulcu" ve "teslimiyetçi" olarak suçlayanların etkisi altında şekillenmiş ve "çözümsüzlük çözümdür" politikası benimsenmiştir. Bu politika Türkiye ve Kıbrıs Türk halkına ağır bedeller ödetmiş ve maalesef 1999 Helsinki Zirvesi karan ile Kıbrıs Rumlarının tek başına AB'ye üye olmalarının önü açılmıştır.
AK Parti İktidarıyla birlikte, otuz yıldır ilk defa bir Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Kıbrıs konusunda inisiyatifi tam olarak ele almıştır. İzlenen "Çözümsüzlük çözüm değildir." politikası ile Kıbrıs konusunda önemli diplomatik kazanımlar sağlanmıştır. Bu bağlamda, Sayın Başbakanımız 2004 yılında Bürgenstock'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine Annan Planı'nı görüşmeye hazır olduğumuzu söyleyerek Rumları köşeye sıkıştırmış ve Türkiye'nin AB yolunun önünü açmıştır. 24 Nisan 2004 tarihinde Annan Planı'nın Kıbrıs Türk kesimi tarafından kabul edilip Rumlar tarafından reddedilmesiyle, otuz yıldır, Kıbrıs'ta çözümü istemeyen tarafın Türkler olduğu imajı ortadan kaldırılmıştır. Çözümün aslında Rumlar tarafından istenmediği ve Ada'nın tek hâkimi olma politikası güttükleri tüm dünyaya açık bir şekilde gösterilmiştir. Hükümetimiz izlediği bu politikayla, 1 asker çekmeden ve 1 metrekare toprak vermeden, Kıbrıs konusunda diplomatik üstünlük sağlamıştır. Yıllardır Türkiye ve Türk ordusunu işgalci olarak suçlayan dış unsurlar, referandum sonrası birdenbire ortadan kaybolmuştur. Eğer Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan 2004'te "evet" dediği Annan Planı konusunda 2002 yılında görüşmeleri yürüten liderler "evet" deme cesaretini gösterebilmiş olsalardı, Rumlar bugün ya AB üyesi olamayacaklar ya da Kıbrıs Türkleriyle birlikte, iki kurucu devletli "Kıbrıs Birleşik Devleti" adı altında AB'ye üye olacaklardı. Bugün itibarıyla da Kıbrıs sorunu büyük ölçüde çözülmüş olacaktı. Maalesef, Kıbrıs Türk halkının referandumda gösterdiği bu sağduyulu tutumu 2002 yılında görüşmeleri yürüten liderler gösterememiş ve o gün, halkının gerisinde kalmışlardır. Bununla beraber, Rumlar AB'ye tam üye olarak alınmalarına rağmen, Katılım Anlaşması'yla birlikte 10 No.lu Protokol'ü imzalamak zorunda bırakılmışlardır. Bu protokolle, "Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletlerce sürdürülen görüşmeler çerçevesinde çözülmesi gerektiği" hükmü Avrupa Birliğinin birincil hukuku hâline gelmiştir. Bu sayede, Rumların Kıbrıs sorununu AB'nin bir sorunu hâline dönüştürme çabaları boşa çıkmıştır.
Değerli arkadaşlar, Ermenistan'la ilişkilerimize baktığımızda, Ermenistan'ın sözde soykırım iddiaları ile Türkiye'ye karşı hasmane tutumunu sürdürmekte olduğunu görmekteyiz. Ermenistan'ın bu politikasına karşı Hükümetimiz ve Meclisimiz, 2005 yılında aldığı bir kararla, 1915 olaylarının uluslararası boyutta araştırılması amacıyla arşivlerini tarihçilere açmış, konuyla ilgilenen tarafları araştırma yapmaya çağırmıştır. Türkiye'nin bu atağı Ermenistan'ı zora sokarken konuyla yakından ilgilenen sağduyulu çevrelerde destek bulmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANSayın Alaboyun, konuşmanızı tamamlar mısınız lütfen.
ALİ RIZA ALABOYUN (Devamla)Değerli arkadaşlar, AB konusunda AK Parti İktidarının izlediği tutarlı dış politika ve yaptığı reformlar sayesinde Türkiye, AB ile ilişkilerinde, aday ülke statüsünden tam üyelik için müzakere yürütülen ülke konumuna gelmiştir. Bu sürecin Türkiye'nin muasır medeniyet seviyesine ulaşma yolunda önemli katkıları olduğu hepinizin malumudur.
Terörle mücadele politikası çerçevesinde gerek Hükümetimizin gerekse Meclisimizin yürüttüğü parlamenter diplomasiyle terörle mücadelenin diplomatik ayağı başarıyla yürütülmüş, bu çabalar sayesinde PKK terör örgütünün gerçek yüzü ve terör eylemleri tüm dünyaya açık bir şekilde gösterilmiştir. Bu politikalar kısa sürede meyvesini vermiş, terör örgütünün uluslararası desteği pasivize edilmiştir. Terörle mücadelemize verilen uluslararası destekte büyük artış olmuştur.
Sözlerime son verirken, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, AK Parti Grubu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 10 Aralık 2007