İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 102. BİRLEŞİM · CUMA

Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 102. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Mayıs 2008 · 534 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 9 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 534 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-05-09-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan otuz altı yıl üç gün önce bir şafak vakti darağacına çıkarılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölüm yıl dönümlerinin 36’ncı yılına denk gelen salı günü için konuşma talebinde bulunmuştum ancak bu talebim bugüne denk geldi.

Sayın milletvekilleri, bundan tam kırk yıl önce, dünyada ve Avrupa’da bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi başlamıştı. Avrupa ve Türkiye’nin, insanca bir yaşam, eşitlik, özgürlük, demokrasi, bağımsızlık, halkların kardeşliği, milletlerin barış içinde yaşaması, insanların eşit, özgür, demokratik ve barış ortamında bir dünya, bir Türkiye dileğiyle ayaklandığı, üniversite gençliğinin ayağa kalktığı günlerdi. Avrupa bu süreci, daha çok demokrasi, daha çok özgürlük tanıyarak barış içerisinde, kimsenin kanını akıtmadan yönetmesini bildi. Ancak, 68’de başlayan bu hareket Türkiye'de diktatörlükle, kanla, işkenceyle sonuçlandırılmaya çalışıldı ve nihayetinde darağaçları kuruldu.

Değerli milletvekilleri, bugün, suç işleyen herkesin suçunu çekmesi en doğal bir olaydır, ancak herkesin tarafsız, bağımsız yargıç güvencesine sahip mahkemelerde yargılanma hakkı vardır. Nedir Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı daha çocukluklarından gençliklerine ilk adımlarını attıklarında idam sehpasına götüren olaylar? Onlar adam mı öldürmüşlerdi? Onlar bu memleketi satmışlar mıydı? Onlar Samsun’dan Ankara’ya bu Anayasa’nın korunması için, 1961 Anayasası’nın korunması için yürüyüş yapmışlar ama Anayasa’yı tağyir, tebdil ve ilgadan yargılanmışlardır. İşlemedikleri bir suçtan dolayı idama mahkûm edilmişlerdir. Nerede edilmişlerdir? 12 Mart darbecilerinden, cuntacılarından emir alan askerî sıkıyönetim mahkemelerinde idam edilmişlerdir. Onlar adil yargılanmamıştır. Askerî sıkıyönetim mahkemeleri, 353 sayılı Yasa’ya göre doğrudan doğruya sıkıyönetim komutanlarından emir ve talimat alan mahkemelerdir ve nitekim daha sonra da devlet güvenlik mahkemeleri içerisindeki askerler çıkartılmıştır.

Değerli milletvekilleri, tarihte bir hata yapılmıştır. O gün idam cezasına onay veren milletvekilleri, bugünlerde verdikleri demeçlerde pişman olduklarını ilan etmektedirler. Nahit Menteşe “Yanlış yaptık.” demektedir. İsmet Sezgin “Yanlış olmuştur.” demektedir. O günlerin siyaset adamı Süleyman Demirel, bunun yanlış olduğunu söylemektedir. Şimdi, bu Meclise düşen geçmişte yapılan bu yanlışı düzeltmektir değerli arkadaşlarım. 12 Mart cunta yönetimi, bu 3 kişinin canından korktuğu gibi ölümünden de korkmuştur. Onların Karşıyaka mezarlığında yan yana gömülmesine bile izin vermemiş, üçer mezarlık arayla gömülmesine izin vermiştir. Onlar, ülkenin emperyalizm tarafından kuşatılmışlığına karşı “tam bağımsız, tam demokratik bir Türkiye” sloganıyla yola çıkmışlardır. Onlar, Dolmabahçe’de Amerika’nın 6’ncı Filosunun subaylarını denize dökmüşler, dikilen Amerikan Bayrağı’nı indirmişler, yerine Türk Bayrağı dikmişlerdir. Dün NATO’suyla, ikili anlaşmalarıyla ülkemizi kuşatan emperyalizm, bugün Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar, Çin sınırına kadar daha kudurmuşça yoksul ülkelerin yer altı, yer üstü servetlerine göz dikmektedir. İşte, o nedenledir ki bugün Irak’ı, Afganistan’ı işgal etmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bugün uzaktan bakıldığında Denizlerin yaptıkları, Yusuf İnanların yaptıkları tartışılabilir. Bugün baktığımızda onların çaresiz isyanları umutsuz bir çığlık olarak kabul edilebilir. Onlar bütün eksikliklerine rağmen umudu ve idealizmi temsil etmektedirler. Onlar yaşadıkları devrede kıyılarına gelen emperyalistlere karşı mücadele etmişlerdir. Onları asmakla, onları darağacına göndermekle, gençliğin baharında umudu söndürebileceklerini düşündüler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Öztürk, devam ediniz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)…ama umutlar sönmedi, umutlar yaşıyor. Biz, her dönemde barış içinde, demokrasi içinde yaşamı özleyen, yaşam özlemi olan Türk milleti olarak bu umudu yaşatmak durumundayız. Yüce Meclisimizin yapması gereken, geçmişte yapılan yanlışlığı düzeltmektir. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili arkadaşlarımızın verdiği yasa teklifi vardır. O yasa teklifinin bir an önce Meclis gündemine gelip bu hukuksal olgunun hukuksal yanlışlığının düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar, DSP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 9 Mayıs 2008

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook