İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Haziran 2008 · 1.054 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 18 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)); konuşma 1.054 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce böylesine yasaların çıktığı bir ortamda Meclis Genel Kurulunun bu kadar boş olmasından da son derece üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum.

SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, bu tasarıyı muhalefet mi getiriyor? İktidar yok.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, sevgili milletvekilleri; getirilen tasarının 2’nci maddesiyle, yeni kurulan üniversitelere rektör atanmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Önceki Yasa’da bulunan boşluk nedeniyle böyle bir düzenleme getirilmiştir.

Bu düzenlemeye göre, yeni kurulan üniversitelerde rektör olmak isteyen kişiler YÖK Genel Kuruluna başvuracak, YÖK bunların arasından 3 kişiyi seçecek ve Cumhurbaşkanı bunlardan birisini rektör olarak atayacaktır. Bu düzenleme mevcut siyasi iktidara YÖK Başkanı eliyle kendi yandaşlarını rektör olarak atama olanağı vermekte ise de umut ediyorum ve diliyorum ki, siyasi iktidar sağduyulu davranarak bu yola gitmeyecek, üniversiteleri ve ülkemizi düşünerek objektif kriterlerle davranarak hak edenleri rektör olarak atayacaktır diye düşünüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu yasaya genel olarak destek veriyoruz. En önemli destek verme nedenimiz de üniversitelerdeki kadro sıkıntılarının giderilmesidir.

Değerli milletvekilleri, üniversiteler bilgi ve teknolojinin üretildiği kaynaklardır. Üniversiteler toplumun her yönden kalkınması için insan unsuruna yapılan yatırımların yoğunlaştığı ve kaymaklaştığı alanlardır. Üniversitelerin toplumun güç kaynağı olan aydınların yetiştirilmesindeki önemi ve konumu tartışılamaz.

Üniversitelerimizin pek çok sorunu vardır. Bugüne kadar bu ülkeye gelen siyasi iktidarların tümü -hiçbir ayrım gözetmeksizin söylüyorum- üniversitelerin temel sorunlarıyla ilgilenmek yerine, üniversiteyi yönetenlerin iktidarını pekiştirmeye yönelik düzenlemelere daha çok başvurmuşlardır.

Üniversitelerin bugün sorunlarını kronik hâle getiren ve üniversitelerin toplumun öncüsü rolü olmasını engelleyen en önemli olarak gördüğüm dört sorunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Üniversite özerkliğinin aşırı kısıtlanmış olması, üniversite özerkliğine yaraşır bir idari denetim sisteminin olmayışı, üniversitelerin öğretim üyesi açığı, üniversitelerin halkla ilişkilerindeki kopukluk.

Üniversitelerin özerkliği demek, üniversitelerin bilimsel çalışmalarını ve üniversite yükseköğretimini kendi organları eliyle serbestçe düzenleme ve yürütme yetkisine sahip olmaları demektir. Tarihte baskıcı rejimlerin hâkim olduğu dönemlerde “Ülke kiminse üniversite de onlarındır.” anlayışı egemen olmuşsa da, bu anlayışa rağmen üniversite özerkliklerinin gelişimi engellenememiştir.

Üniversiteler yüklendikleri teknik, sanatsal, bilimsel ve kültürel kamu hizmetlerini en iyi bir şekilde yapabilmeleri için yapılarıyla, işleyişleriyle, organlarıyla, programlarıyla, çalışmalarıyla, tümüyle özerk bir yapıya sahip olmaları gerekir. Üniversitelerin özerkliği, tabir yerindeyse üç ayaklı bir masaya benzer. Bu ayaklardan birisi olmazsa masa nasıl yıkılırsa, üniversite özerkliği de tam üç ayak üzerine oturmuştur.

Üniversite özerkliği denildiği zaman, üniversite öğretim üyelerinin ve üniversitelerin kurumsal olarak bilimsel ve akademik özgürlükleri, idari özgürlükleri ve mali özerkliktir.

Bilimsel özerkliğin temelini bilimsel araştırma ve yayma özgürlüğü oluşturur. Kişilerin sırf birey olarak sahip oldukları bilimsel araştırma ve yayma özgürlüğü Anayasa’mızın 27’nci maddesinde hüküm altına alınmış iken üniversitelerin akademik tüzel kişiliğe sahip olarak bilimsel özerklikleri Anayasa’mızın 130’uncu maddesiyle hüküm altına alınmıştır. Kişilerin sadece birey olarak sanat ve bilimsel araştırmaları yapma ve yayma özgürlükleri var. Öte yandan üniversitelerin de sanat özgürlüğüne, bilimsel araştırma yapma ve araştırmaların sonuçlarını yayma özgürlüğüne zaten sahip olmaları tartışmasızdır.

Anayasa Mahkememizin içtihatlarına göre bilimsel özerklik üniversitenin kuruluşundan işleyişine kadar uzanan, bilimin gerektirdiği özgürlük ortamının tüm çalışmalarımızda, üniversite çalışmalarında bir yaşam tarzı olarak, bir yaşam biçimi olarak sağlanması demektir.

Üniversitelerin bilimsel özerkliği öğretim üyelerinin serbestçe bilimsel araştırma yapmaları, öğretim üyelerinin ve organlarının fakülte dışındaki kimseler tarafından değil tamamen kendi organları eliyle belirlenmeleri, programları, alacak öğrenci sayıları, ders saatleri, kaliteler, açılacak fakültelerin tamamen kendi organları eliyle belirlenmeleri ve denetimin de öz denetim ve otokontrol sistemiyle yapılması ilkesine dayanır.

Devlet idaresindeki kademelenme şeklindeki idare şekli düşünce üretimine, özgür düşünce ve özgür çalışmaya engeldir. 2547 sayılı YÖK Kanunu’nun öngördüğü kurumlaşma biçimi merkezî bir anlayışa dayanmaktadır ve şimdiki YÖK Yasası sadece yöneticilere her şeyi yapma hakkını vermekte, öğretim üyelerinin, özellikle de sosyal bilimler alanında çalışan öğretim üyelerinin akademik özgürlüklerini son derece kısıtlamaktadır.

İdari özgürlük ise üniversitelerin kendi üyelerinin demokratik usulle oluşturdukları organlar eliyle yönetilmesi ve denetlenmesidir, üniversite organlarının, öğretim üyeleri ve yardımcılarının üniversite dışındaki makamlar tarafından hiçbir şekilde görevlerinden alınamaması demektir. İdari özerklik üniversite binalarına, üniversite kampüslerine tanınmış bir özerklik değildir. İdari özerklik üniversite organlarına ve öğretim üyelerine tanınmış bir haktır.

12 Eylül öncesi üniversitelerin idari özerkliği üniversite binaları ve kampüsleri içinde bir dokunulmazlık ve serbestlik olarak algılandığından, buna tepki olarak üniversitelerin idari özerkliği kaldırılmış, üniversiteler üzerinde devletin yetki ve denetimini artıracak biçimde düzenlemeler yapılmıştır. Yürütme organı üniversitelere el atıp bunları yönlendirir ve yönetir olmuştur.

1982 Anayasası ve YÖK Kanunu üniversitelerin idari özerkliğini kaldırmıştır. Üniversitelerin bugün idari özerklikleri yoktur. İdari özerkliklerinin olmamasının en büyük sakıncası karar ve yürütme organlarının kendilerini atayanlara bağımlı olarak çalışmak zorunda bırakılmalarıdır. Kurum içi idari denetimin özellikle organik denetimin olmamasıdır. Bilimsel araştırma ve uygulama ihtiyaçlara göre değil, merkezî idarenin uyguladığı politika yönünden kararlar alınıp uygulanmasıdır.

Üniversitelerin en önemli eksikliklerinden birisi de mali özerklik açısından yaşanan sıkıntılardır. Mali özerklik, üniversitelerin kendi kaynaklarından serbestçe yararlanarak, kendi harcamalarını yönetme yetkisine sahip olmaları demektir. Mali özerklik, kendi bütçesini hazırlama, kendi mali kaynaklarını oluşturma ve kendi mali kaynaklarını kullanma demektir. Bu açılardan baktığımızda üniversitelerin bütçeleri özerk değildir, katma bütçedir. Üniversitelere kendi kaynaklarını kendisinin oluşturma imkânı tam anlamıyla verilmemiştir. Mali özerkliğin unsurlarından veya yansımalarından birisi de ilgili kurumun kendi mali kaynaklarını serbestçe kullanabilmesidir.

Üniversitelerin bütçelerinin özerk olmaması ve kaynaklarının büyük bir kısmını oluşturamaması, kaynak kullanımını da doğal olarak olumsuz etkilemektedir.

Üniversite özerkliğine yaraşır bir idari denetim sisteminin olmayışı da bugün çözülmesi gereken en önemli sorunlardan birisidir. Üniversitelerin kamusal ve yargısal denetiminin yanında dış idari denetim ile iç idari denetim, yani organik denetimin de bulunması gerekmektedir. Üniversitelerin organik denetiminin fakültelerin fakülte yönetim kurulu, üniversite bazında senato, enstitü bazında ise enstitü kurulu tarafından yapılması gerekir. Bugün organik denetimin yapılmamış olması toplumun her kesiminde özlenen demokratik yönetimin üniversitelerde sağlanmamış olmasını getirmektedir.

Diğer bir sorun ise üniversitelerde öğretim üyesi açığı sorunudur. Bugün üniversitelerimizin en temel sorunlarından bir tanesi öğretim üyesi açığıdır. Üniversitelerimizde Anadolu’nun ücra köşelerinde çalışan öğretim üyelerimiz çağdaş bilime, bilim çağına insan yetiştirmeyi bütün zorluklara rağmen yapmaya çalışmaktadırlar.

12 Eylül döneminde akademilerin ve eğitim enstitülerinin kimisi fakülte yapılmış, kimisi ise yüksekokul ve üniversite durumuna getirilmiştir. Böylece üniversite, fakülte sayısı görünürde yükselmiştir. Bugün 94 tane devlet, 33 tane vakıf olmak üzere toplam 127 tane üniversite vardır. “Her ile bir üniversite” anlayışıyla hareket edilerek üniversite sayısı 127’ye çıkarılmıştır. Buna karşı değiliz, ancak üniversitelerin fiziki koşulları ve öğretim üyeleri sorunları çözülememiştir. Üniversitelerin büyük bir bölümünde bir fakülteye bir profesör bile düşmemektedir, hatta yeni kurulan üniversitelerimizin çoğunda profesör yoktur. Hâlbuki, gelişmekte olan üniversitelerimizin çoğunda gençlerimiz okumaktadır. Bu gelişmekte olan üniversiteler araç ve gereçlerden yoksundur, araç ve gereç yoksunluğu nedeniyle bilimsel çalışmalara, bilimsel araştırmalara yeteri kadar destek verilememektedir, bu da bilgi çağında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

63 konuşma daha · 18 Haziran 2008

63 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook