İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Haziran 2008 · 1.130 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 18 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)); konuşma 1.130 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238-4 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Demin, üniversitelerimizle ilgili konuları görüşürken kadro açığında, öğretim üyesi kadro açığında kalmıştık.

Şimdi görüşmekte olduğumuz madde, doçentlerin atanmasına ilişkin bir madde. Demin de söyledim, bizim, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu yasa tasarısına karşı olmadığımızı ben ve benden önceki konuşmacı arkadaşlarımız söyledi. Bu düzenleme de doğru bir düzenleme, yerinde bir düzenleme. Bunu da biz destekliyoruz.

Ancak, tabii ki, demin de söyledim, bu düzenlemeleri yaparken, üniversitelerin esas sorunlarını çözmek gerekiyor. En önemli sorunlarından bir tanesi kadro açığıdır. Son dört yılda üniversiteler ve fakülteler çoğalmasına rağmen, aynı artış hızında kadro artışı olmamıştır. Örneğin, devlet üniversiteleri son dört yılda 53’ten 94’e çıkmış, üniversite sayısı yüzde 49 artmış, öğretim elemanı sayısı yüzde 12 artmış, araştırma görevlisi sayısı yine az artmış; üniversitelerin fiziki koşulları ve barınma sorunları çözülmemiş; öğretim elemanlarının kadrolarına verilen atama izinleri her yıl kısılmış, atama sayıları azaltılmış; yeni açılan 32 üniversitede 128 prof. olmak üzere toplam 4.042 atama yapılmış, oysa ihtiyaç 19.125.

Beş yıldan beri kadrolar kısıtlanmış, öğretim üyesi yetiştirme politikalarına büyük oranda zarar verilmiştir. Araştırma görevlileri, bilindiği gibi, yarının öğretim üyesidirler, öğretim üyesi adayıdırlar. Öğretim üyeliğinin fidanlığıdırlar araştırma görevlileri. Oysa, araştırma görevlilerine hiçbir önem verilmemiş, son dört yılda devlet üniversitesi 53’ten 94’e çıkarken, açıktan atama yapılacak araştırma görevlisi kadro sayısı 4.250’den 1.410’a düşürülmüştür. Öğretim üyeliği cazipleştirilmesi gerekirken, akademik kadroların radikal artışı yapılması gerekirken, bunlar hiç yapılmamıştır.

Tıp fakültelerinin durumu içler acısıdır. Beş yıldır sürdürülen ücret politikaları nedeniyle profesörler veya doçent düzeyinde 200’ü aşkın akademik personel üniversiteleri terk etmiş, devlet hastanelerine veya özel hastanelere geçmiş.

Yine, üniversitelerde çalışan hemşireler performans kriterlerinden yararlanamadığı için buralardan ayrılarak Sağlık Bakanlığı hastanelerine veya özel hastanelere gitmek zorunda kalmışlardır.

Bu kadro eksikliği, öğretim üyesi eksikliği ve fiziki mekânların eksikliği diğer üniversiteleri olduğu gibi benim seçim bölgemi de etkilemiştir. Mersin’in Silifke ilçesinde bir fakülte kurulmuş, Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Fakültesi. Oradaki binalar o insanların özverileriyle kurulmuştur. Kadınlarımız bileziklerini satmışlar, köylümüz kapısındaki danayı, ineği satmış, herkes özveride bulunarak bir yardım kampanyasıyla bu binanın inşaatı yapılmış ve Mersin Üniversitesine teslim edilmiştir. İki tane bölüm açılmış; İşletme Bilgi Yönetimi Bölümü ile Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri Bölümü. Fakat işletme bilgi işlemine geçen yıl 41 tane öğrenci alınmış, bilgisayar teknolojisi ve bilişim sistemlerine ise iki yıldır öğrenci alınamamaktadır. Nedeni, öğretim üyesinin bulunmamasıdır değerli arkadaşlarım.

Yine, Mersin Üniversitesine bağlı Mut Meslek Yüksekokulunda öğretim üyesi olmaması nedeniyle açılan bölümler yeniden kapatılmak zorunda kalmıştır. Erdemli de yine Silifke’ye benzer; açılan fakültede ikinci sınıfa kadar öğrenci alınmış ama ikinci sınıfta artık öğrenci alımı durdurulmuştur. Bu, aynı zamanda öğrencilerin psikolojisini de etkilemektedir değerli arkadaşlarım, çünkü öğrenciler, demek ki, kendilerinin kötü üniversitede yetiştiğini düşünmektedirler.

Bu sorunları çözmek gerekiyor. Üniversite sorununu bir bütün olarak alıp özellikle akademik özgürlüklerini de düşünerek altyapılarını ve öğretim üyeleri sorununu da çözerek düşünmek gerekiyor. Yoksa, biz milletvekilleri ve siyasetçiler olarak kendi seçmenlerimize şirin gözükmek adına her tarafta bir üniversite kurmak veya fakülte açmanın sorunu çözmediği çok açıktır.

Değerli arkadaşlarım, Mersin Üniversitesi bizim bölgemizde 1992 yılında kurulmuş bir üniversitedir ve Mersin Üniversitesi çok kısa zamanda kendisini Türkiye’deki çok önemli üniversitelerin arasına katmış bir üniversitedir. Orada çalışan öğretim üyesi, profesöründen asistanından herkese çok teşekkür ediyorum. Bugün gelinen noktada Mersin Üniversitesi Türkiye'nin en iddialı üniversitelerinden birisi hâline gelmiştir ama Mersin Üniversitesi yokluk ve yoksulluklar içerisinde, kıtlık içerisinde fedakârca çalışmaktadır.

Mersin Üniversitesinin Tıp Fakültesi bugün, Türkiye'de ilk yüzde 2,5 dilimi içerisinde öğrenci alan bir fakülte hâline gelmiştir ancak buna rağmen Mersin Üniversitesinin demin sorumda da sorduğum gibi çok ciddi bir sorunu vardır. Bu sorun, 2000 yılında Mersin Üniversitesi Uygulama Hastanesinin ve Tıp Fakültesinin temeli atılmış, ihalesi yapılmış, sekiz sene geçmiş; sekiz sene içerisinde bu fakültenin inşaatı henüz bitirilememiş, yetkililerin ifade ettiğine göre 60 trilyona daha ihtiyaç var. Devletin ayırdığı ödenek her yıl 15 trilyon. Yıl sonunda ise ödenekler zaten kesiliyor. Bu 15 trilyonun düzenli aktarıldığını varsaysak bile bu, dört yıl daha sürecek demektir.

Mersin’in merkez nüfusu 1 milyondur. Civarlarıyla birlikte düşünüldüğünde çok büyük bir nüfusa hizmet ettiği çok açıktır. Mersin Üniversitesi hastaneleri artık bugün, herkesin kahrını ve yükünü çekmek durumunda kalmıştır. Burada, inşaatların bitirilmesi konusunda başlangıçta dış kredi destekleri imkânı aranmış ancak devlet dış kredi desteklerine kefil olmadığı için bu sağlanamamıştır. Eğer Hükûmetimiz, Sayın Bakan bu konuya ciddi olarak eğilip dört yılda bitmesi gereken inşaata yeterli ödeneği ayırıp -bir an önce ödenekler ayrılarak- inşaat bitirildiği takdirde, içerisindeki araç-gereç ve tesisat konusunda dış kredi desteğinin sağlanabileceği ifade edilmektedir. Eğer bu olduğu takdirde, hem ülkemiz kazanacaktır hem de Mersin yöresi kazanacaktır.

Bildiğimiz üzere, bugün, son zamanlarda yapılan politikalardan birisi de fiziki mekân ve öğretim üyesi açığına rağmen üniversite kontenjanlarının sürekli, giderek artırılmasıdır. Bu üniversite kontenjanları artırılmalıdır ama bunun da altyapısı olarak, hem öğretim üyesi sorunu hem de fiziki mekân çözümlenmelidir. Yine üniversitelerimizin ve Mersin Üniversitesinin araç ve gereç sorunları vardır. Mersin Üniversitesinin diğer üniversitelerde olduğu gibi, yine, öğretim üyesi açığı sorunu vardır.

Bu araştırma görevlilerinin ve özellikle tıptaki bu asistan doktorların durumları, aldıkları ücretler gerçekten içler acısıdır, gerçekten çok komiktir. Bu, herkesin vicdanını sızlatmaktadır. Bugün tıp fakültesinde olan asistanlar 1 milyon 250 bin civarında, diğer fakültelerdeki asistanlarsa 1 milyon civarında ücret almaktadırlar. Bunlara, Hükûmetin, öncelikle çözüm bulması gerekiyor. İnsanları aydınlatan, bilgi çağına yetiştiren üniversite öğretim üyelerinin öncelikle ücretlerinin artırılarak bunların yoksulluk sınırı altında yaşamalarından kurtarılması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, gerçekten bu YÖK Yasası’nın üniversitelerin özgürleşmesinin önünde bir engel olduğunu ben demin konuşmamda da ifade ettim. AKP milletvekili arkadaşım, burada konuşan bir hocamız, değerli bir hocamız “Bunu getirin, hep beraber düzenleyelim.” dedi. İktidar partisi her konuda düzenlemeyi getiriyor, bu konudaki düzenlemeyi de getirmesi gerekiyor. Üniversitelerin özgürleşmesini biz savunuyoruz. Üniversitelerin akademik ve bilimsel özerkliğini tam anlamıyla savunuyoruz, bunun gerçekleştirilmesini savunuyoruz. Laiklik olmadan bilim olmaz, akademik özgürlük olmadan da bilim olmaz. Dolayısıyla YÖK’le ilgili bütün düzenlemelerin bu iki kıstas, iki ölçü göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum ben.

Üniversitelerimizin yine halkla bağlantılarının güçlendirilmesi gerekiyor. Üniversitelerimizin, tüketen insanlar yerine, üreten, yaratıcı olan ve çevrelerindeki potansiyeli, atıl potansiyeli ayağa kaldıracak kişiler yetiştirmesini ben umut ediyorum. İstihdam artırıcı şeyleri devletten bekleyen kişiler yerine gerçekten yaratıcı, bilgiyle donatılmış kişilerin yetiştirilmesi gerekiyor.

Bakın, Mustafa Kemal Atatürk ne diyor: ”Efendiler! Asırlardan beri milletimizi idare eden hükûmetlerin tamamı eğitim isteğini ortaya koymuşlardır. Ancak bu arzularına erişmek için Doğu ve Batı’yı taklitten kurtulamadıklarından, sonuç, milletin cehaletten kurtulamamasına sebep olmuştur. Bu acı gerçek karşısında, bizim takibe mecbur olduğumuz eğitim siyasetimizin esas çerçevesi şu olmalıdır: Demiştim ki: Bu memleketin asıl sahibi ve toplumsal varlığımızın asıl nedeni köylüdür. İşte bu köylüdür ki bugüne kadar bilgi ışığından yoksun bırakılmıştır. Bu nedenle bizim takip edeceğimiz eğitim siyasetinin temeli, evvela mevcut cehaleti yok etmektir. Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin sınırı ne olursa olsun en evvel ve her şeyden evvel Türkiye'nin bağımsızlığı ile kendi benliğine ve millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.” Atatürk, üniversite sorununu, eğitim sorununu ülkenin genel bir sorunu olarak görmekte ve çözümünü de ulusal kültür ve eğitim sorununun bir parçası olarak ele almaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

63 konuşma daha · 18 Haziran 2008

63 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook