Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 5. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Ekim 2008 · 991 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 14 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ VE SU KAYNAKLARININ SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ KONUSUNDA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARINCA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU RAPORU (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (S.S: 138)); konuşma 991 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/1, 4, 5, 7, 9, 10, 11, 13, 14, 15, 16, 17) (s.s: 138)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-10-14-kuresel-isinmanin-etkileri-ve-su-kaynaklarinin-surdurulebilir-yonetimi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan komisyon raporuyla ilgili görüşlerimi belirtmek istiyorum.
Bildiğiniz üzere Göksu Irmağı üzerinde Yukarı Göksu Havzası’ndan Konya Ovası’na su akıtılmasına ilişkin ve kamuoyunda “Mavi Tünel Projesi” olarak adlandırılan projenin Göksu Deltası’na ve Silifke Ovası’na vereceği muhtemel zararların araştırılması için Meclis araştırması istemiştim 24 Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili arkadaşımla birlikte.
Komisyon çalışmış, sağ olsun emek vermiş, altı yüz kırk altı sayfalık bu raporu hazırlamış. Ancak Komisyonun raporunda, altı yüz kırk altı sayfalık bu raporda, öyle anlaşılıyor ki, bu Göksu Nehri üzerine yapılan Mavi Tünel Projesi’nin geçtiği bölgede vereceği zararlarla ilgili hiçbir araştırma yapılmamış. Bu altı yüz kırk altı sayfa içerisinde yarım sayfayı aşkın, üç paragraflık sözler var. Bu sözler de Devlet Su İşlerinin kitabi bilgilerinden alınmış. Bunun için, komisyon araştırmasına zaten gerek yoktu sırf bunu almak için.
Şimdi bakın, burada “Proje alanında her türlü etüdün yapılarak ÇED süreci sonunda Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından çevresel etkileri önemsizdir kararı alındığı” ifade edilmiştir. Komisyon bu çalışmasını yaparken zaten bu bölgeye gitmediği komisyon raporundan da belli. Konya, Uşak, Kütahya, Edirne, Tekirdağ, Sakarya, Hatay, Şanlıurfa ilçelerine gitmiş Komisyonumuz. Şimdi, bunu ifade etmek için zaten komisyon kurmaya gerek yok. Bu, Silifke Cumhuriyet Halk Partisinin 2006 yılında Devlet Su İşlerine yazdığı bir yazıya o zamanki Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanının verdiği yanıtta zaten belli. Yani, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 2006 yılında Silifke Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanlığına verdiği yanıt ile komisyondaki verdiği yanıt aynı, hiçbir fark yok. Demek ki Komisyon, bu konuda, bırakın ciddi çalışmayı, hiçbir çalışma yapmamıştır. Değerli arkadaşlarım, çünkü o zaman da aynen şunu söylüyor: “Göksu Delta’sının projeden olumsuz etkilenmesi söz konusu değildir.” diyor. Kim diyor bunu? Devlet Su İşlerinin yetkilileri diyor.
Şimdi bizim iddiamız şu: Bu proje, 414 milyon metreküp suyu Yukarı Göksu Havza’sında kurulan Bozkır, Avşar ve Bağbaşı barajlarından alıp Konya Ovası’na akıtacak. Sayın Bakan da daha bundan takriben on gün önce verdiği bir gazete beyanında “Göksu Nehri’nin suları artık Akdeniz’e akmayacak, Konya Ovası’na akacak.” dedi. Biz de diyoruz ki: Tamam, bu su Konya Ovası’na aksın ama Akdeniz ne olacak? Bu Göksu, bildiğiniz gibi Konya’nın Hadim ilçesi yakınlarında Taşeli’den doğuyor, ana kolu 250 kilometre; altında Mut var, Silifke Ovası var. Mut da buradan faydalanıyor, Silifke de faydalanıyor. Şimdi, bu 250 kilometre boyunca bu Göksu’dan faydalanan yerleşim birimleri, halk ne olacak? Bunların biz araştırılmasını istemiştik. Yani, Konya Ovası’na bu su gitmesine karşı olmadığımızı önergemizde belirtmiştik. Ancak, bu projenin Silifke Ovası’na ve Mut’a vereceği muhtemel zararların objektif olarak araştırılmasını istemiştik ama komisyon raporunda bunu maalesef göremiyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu proje Sayın Bakanın ve iktidar yetkililerinin söylediği kadar çok böyle masumane, Silifke’ye ve Mut Ovası’na hiçbir zararı olmayacak bir proje değildir. Bakın benim aldığım, tarımla ilgili yetkili kurumlardan aldığım görüşler var. Bu proje hayata geçtiği zaman Silifke içinden akan, Mut’tan geçen bu Göksu Irmağı âdeta dere hâline gelecektir, yazın kuruyacaktır. Zaten 250 kilometre boyunca olan her alan bundan etkilenecektir. Bizim buradaki temel iddialarımızdan bir tanesi şuydu: Bu barajın, bu projenin yapılma sırasındaki ÇED raporu alınırken bu nehrin geçtiği ve bu projede sonuçlarından etkilenecek Mut ve Silifke halkının görüşlerinin alınmadığı yönündeydi. E, şimdi, bir yetkili, iki üç senedir çıkıp da “E, hayır kardeşim, bu Silifke ve Mut halkının da görüşleri alınmıştır ÇED raporu yapılırken.” diyemiyor. Sadece Konya’nın, Göksu’nun yukarı havzası bölümündeki birtakım insanların görüşlerinin alındığı belirtiliyor. Oysa bu proje esas olarak sonuçları itibarıyla hem Mut’u etkiliyor hem Silifke’yi etkiliyor. Bakın, aynı Devlet Su İşleri raporunda deniliyor ki Silifke’ye yapılmakta olan, yapılması planlanan Kayraktepe Barajı’yla ilgili olarak: “Kayraktepe Barajı ise Göksu Deltası’nı olumsuz etkilediği gerekçesiyle ÇED raporunun onaylanmamasından dolayı yatırım programından çıkarılmıştır.” Yani barajın birisinin Göksu Deltası’nı etkileyeceği düşünülüyor, birisinin ise etkilemeyeceği düşünülüyor. Etkilemeyeceği iddia edilen bu Mavi Tünel Projesi’nin sadece Göksu Deltası’na uzunluğuna dayanılarak bu söyleniliyor. Bu görüşün hem bilimsel dayanağı yoktur hem doğru bir görüş değildir. Çünkü bunun uzaklıkla yakınlıkla alakası yoktur. Bu, suyun debisiyle ilgili bir durumdur.
Sayın milletvekilleri, bu proje gerçekleştiğinde Silifke Ovası kuruyacaktır. Göksu Deltası deniz ile Silifke ovaları arasında bir tampon görevi oluşturmaktadır ki deniz suyunun iç ovaya doğru gelmesini engellemektedir. Dolayısıyla, çoraklaşmayı kısmen olsun engellemektedir. Bu hâliyle bile Göksu Deltası’nda çoraklaşma, Silifke Ovası’nda tuzlanmalar meydana gelmiştir. Yazın nehrin debisi gittikçe azalmaktadır. Şu anda bile Silifke’de akan nehrin suyu çok azdır; dolayısıyla, çevreye çok ciddi zararlar vermektedir. Yarın bu projenin tümüyle faaliyete geçmesi hâlinde belki Göksu Nehri’nden Konya Ovası verimli hâle getirilebilecektir ama öbür taraftan da Silifke Ovası yıkıma uğrayacaktır.
İşte, bu yıkıma uğramaması için, bunun etkilerinin azaltılması için, biz, bunun ciddi olarak araştırılmasını istemiştik. Göksu Deltası, Ramsar Sözleşmesi ile korunan, sulak alanlara sahip, içerisinde varlıkları suya bağlı birtakım kuşların, binbir çeşit sürüngenin ve yabani hayvanların olduğu bir havzadır. Bu Göksu Deltası’nın korunması, Göksu Deltası’nın yaşaması her şeyden önce Göksu Irmağı’na bağlıdır. Sayın Bakanın iddia ettiği gibi Göksu Irmağı boşu boşuna Akdeniz’e akmıyor. Irmaklar denizlere boşuna akmaz. Irmaklar denizdeki hayatı besler, denizlerdeki hayatların sürdürülebilir olması ırmakların denize akmasına bağlıdır. Geçen konuşmamda da burada söylemiştim, Mısır Devlet Başkanı “Nil Nehri boşuna akmayacak, akıtmayacağız.” demiş, Assuan Barajı’nı yapmıştır, arkasından Akdeniz’deki sardalya stokları yüzde 80 oranında azalmıştır.
Şimdi, yapılmak istenen budur. Elbette ki ırmaklarımızdan, sularımızdan insanlarımız doğru bir şekilde yararlanmalıdır ama yararlanırken bir bölgenin çıkarlarını öne çıkararak diğer bölgeyi yok etmek, yıkmak doğru değildir. Bu proje Silifke Ovası’nı, Mut ovalarını yıkım projesidir. Bu projenin sonunda Mut Ovası ve Silifke Ovası çok ciddi zararlar görecektir, Göksu Deltası’ndaki hayat yok olacaktır, Silifke’deki hayat yok olacaktır. Bugün Silifke’de iki yılda beş çeşit ürün alınmaktadır. Her türlü tarımsal alanlar tuzlanacaktır, kuruyacaktır. O nedenle biz bunun çok ciddi olarak araştırılmasını istedik ve bunun meydana getireceği muhtemel etkilerin en aza indirilmesi için alınması gereken tedbirlerin tespitini ve bunların derhâl uygulanmasını istedik. Çünkü yarın çok geç olabilir. Ama üzülerek gördüm ki bu raporda buna ilişkin hiçbir inceleme, araştırma yok. Her şeyde olduğu gibi kitabi birtakım bilgiler var, teorik bilgiler, kitaplardan alınmış veya Devlet Su İşlerinin yetkililerinin arşivlerinden alınmış -çünkü aynısı bende daha önce var zaten, özellikle Göksu ile ilgili olan bilgiler bende daha önce de var, DSİ kaynaklarından alınmış- hiçbir araştırma, inceleme yapılmamış değerli arkadaşlarım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 14 Ekim 2008