Kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.409)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 108. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Haziran 2009 · 2.006 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 23 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAT MÜLKİYETİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.409)); konuşma 2.006 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.409)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-06-23-kat-mulkiyeti-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-409 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nda değişiklik yapılmasına dair Hükûmet tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, konuşmamıza başlamadan önce bu kanun tasarısında çok geçen “kat mülkiyeti” ve “kat irtifakı” ifadelerinin tanımlamasını yaparak sözlerime başlamak istiyorum çünkü halkımız bu “kat mülkiyeti” ve “kat irtifakı” kelimelerini çok duyuyor, bunların ne olduğunu karıştırıyorlar.
Kat mülkiyeti, bağımsız bölümler üzerinde kurulan mülkiyet hakkıdır; yani tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkân, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olan bölümleri üzerinde kurulan bir mülkiyet türüdür. Kat irtifakı ise, arsa payına bağlı bir irtifak çeşididir; bir arsa üzerinde, ileride kat mülkiyetine konu olmak üzere yapılacak veya yapılmakta olan bir veya birden çok yapının bağımsız bölümleri için o arsanın maliki tarafından kurulan irtifak hakkıdır. Kat irtifakı başlı başına bağımsız bir mülkiyet türü değildir, aslolan kat mülkiyetidir.
Nüfusun hızla artması, köylerden kentlere göçlerin artması, özellikle büyük yerleşim merkezlerinde iş yeri ya da konut ihtiyacını karşılayacak yer teminindeki güçlükler, kentlerde arsa fiyatlarının yüksekliği gibi nedenlerle bir arsa üzerinde tek katlı binalar yerine birçok kişinin yararlanacağı çok katlı yapıların yapılması toplumsal bir zorunluluk hâline gelmişti. Sosyal ve kültürel yönden birbirinden farklı insanların aynı yapının dairelerinde birlikte yaşamaları doğal olarak pek çok sorunu doğurmuştur. Bu sorunları çözmek, beliren toplumsal gereksinimleri gidermek için 23/6/1965 tarih ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası çıkarılmış, bu 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası 2/7/1965 tarihinde yürürlüğe girmiştir. O tarihten bugüne kadar, birisi, 11/2/1991 tarihli 431 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, yedisi de yasa olmak üzere bu 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu sekiz kez değişikliğe uğramıştır. En son, 1/7/2005 tarihinde 5378 sayılı Yasa, 18/4/2007 tarihinde 5627 sayılı Yasa, 14/11/2007 tarihinde 5711 sayılı Yasa olmak üzere, 2005-2007 yılları arasında üç kez değiştirilmiştir, hatta 2007’de iki kez bu yasa değişikliğe uğramıştır.
634 sayılı Yasa, tek parsel üzerinde tek yapı rejimi üzerine oturmaktayken, 13/04/1983 tarihinde çıkarılan 2814 sayılı Yasa’yla tek parsel üzerinde birden çok yapı rejimine geçilmiş; 14/11/2007 tarihinde çıkarılan 5711 sayılı Yasa’yla da komşu parseller üzerinde birden çok yapı rejimine geçilmiştir.
Öncelikle belirtelim ki, görüldüğü gibi, orasından burasından yapılan parça parça değişikliklerle, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası artık bir yasa olmaktan çıkmış, yamalı bohça hâline gelmiş; Yasa’nın ruhu, iskeleti dağılmıştır.
634 sayılı Kanun çok önemlidir. Türkiye’deki uyuşmazlıkların çok büyük bir kesimi bu Yasa’dan kaynaklanmaktadır. Toplu yapılar, büyük şehirlerden kasabalara, hatta köylere kadar gelmiştir. Şehirlerde ve kasabalarda 634 sayılı Yasa’dan dolayı uyuşmazlık ve sorunu olmayan, bunlarla ilgisi bulunmayan hemen hemen hiçbir kişi yok gibidir. Bu Yasa herkesi ilgilendirir hâle gelmiştir. Sorunları çözmek için yapılan her değişiklik mevcut sorunları çözmediği gibi yeni yeni sorunlar üretmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, burada yapılması gereken, acilen yapılması gereken olayın, bu Yasa’yı parça parça değiştirmek değil, bu alandaki sorunları çözecek, Türkiye'nin gerçeklerini göz önüne alan, İmar Kanunu’ndaki hassasiyetleri de dikkate alarak ikisini bir bütünlük içerisinde, yeni baştan, sıfırdan bir kat mülkiyeti yasasını çıkarmak olmalıdır diye düşünüyoruz.
Kat Mülkiyeti Kanunu’nda değişiklik yapan 14/11/2007 tarih 5711 sayılı Yasa’nın kabul edilmesinin üzerinden henüz iki yıl geçmedi değerli milletvekilleri. İki yıl geçmeden, hatta o Yasa’nın hükümleri uygulama olanağı bulmadan yeniden bu Meclise geldi. Biz, 5711 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası görüşülürken Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak hassasiyetlerimizi, eksik gördüğümüz hususları açıkça bu kürsüden dile getirmiştik ancak Hükûmetin, muhalefetin önerilerini hiçbir zaman kulak verme, onları dinleme alışkanlığı olmadığı için o itirazlarımızı göz önüne almayı bile gerek görmedi. Ama şimdi burada, 5711 sayılı Yasa’da bizim bu kürsüde Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak söylediğimiz eksiklikleri gidermek için yeni bir yasayla geliyorlar.
Bakın, değerli arkadaşlarım, biz bu kürsüde düşüncelerimizi söylerken, 14/11/2007 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi adına yaptığım konuşmada aynen şunu söylemişiz: “Yalnız, ben bu maddede ve geçmişte geçen, dün kabul edilen 7’nci maddede yanlış gördüğüm eksikliği belirtmek istiyorum.
Şimdi, kanun maddesini aynen okuyorum: ‘Belirtilen süre içerisinde yani, iki yıllık süre içerisinde kat irtifakı sahiplerinden birinin veya varsa yöneticinin, kat mülkiyetinin kurulması için gerekli olan belgelerden eksik olanların tamamlanması için diğer kat irtifakı sahiplerinden her birine yazılı bildirimde bulunmasına rağmen, gereğini yerine getirmeyen kat irtifak hakkı sahiplerinden her birisine, bin TL idarî para cezası verilir.’ hükmündedir. Şimdi, madde metninden açıkça anlaşılacağı gibi…” demişiz ve buradaki eksikliklerimizi “soru 1”, “soru 2”, “soru 3” diye açıkça sormuşuz. “Bu eksiklikler burada giderilmedi.” demişiz.
Devam ediyoruz: “Burada bir karmaşa var, burada eksiklik var. Aslında bunların giderilmesi gerekirdi. Bunlar, sanıyorum, gözden kaçtı. Bu yazılı bildirim nereden olacak?” demişiz.
Devam ediyoruz: “Bu belirsizliklerin, bu karışıklıkların ortadan kaldırılması gerekiyordu.” demişiz.
Devam etmişiz: “Bu yasanın uygulanması sırasında eksiklikler ortaya çıkacaktır.” demişiz.
Değerli arkadaşlarım, şimdi biz o gün söylediklerimizin bugün burada gerçekleşmiş olmasından dolayı -ben sevinemiyorum- üzülüyoruz çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini yazboz tahtasına çevirerek, böyle sürekli bir yıl önce yaptığımız yasayı bir yıl sonra tekrar yeni baştan düzenlemek durumunda kalmak zaman savurganlığıdır. Nitekim, Türk Ceza Kanunu’nda da aynı şey yapıldı. 2005 yılından önceki bir madde, 2005 yılındaki değişiklikle kaldırıldı. Bu yasama yılı içerisinde, tekrar o maddeyle ilgili bu kürsüde biz yeniden bir kanun çıkarttık ve aynı eleştirileri ben o zaman da söylemiş oldum.
Değerli arkadaşlarım, bugünkü tasarının gerekçesinde belirtilen hususlara katılmak mümkün değil. Öncelikle ben onu söylemek istiyorum. Çünkü, burada açıkça söylenildiği gibi, tasarının gerekçesinde, 5711 sayılı Yasa’nın halk tarafından anlaşılamadığı nedenle bu yasanın getirildiği, yine tapu idaresinin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün çok dolu olması nedeniyle bu yasanın getirildiği söyleniliyor.
Değerli milletvekilleri, çok üzücüdür, bir kanun teklifinin gerekçesi… O yasanın halk tarafından anlaşılamamış olması nedeniyle kanun teklifi gelmez. Eğer o kanun doğruysa, o kanun ihtiyaçlara cevap veriyor ise, yapılması gereken, o yasayı halka anlatmaktır. Eğer o yasa halkın ihtiyaçlarına cevap veremez nitelikteyse, sürdürülebilir özelliği yoksa, kanun kanun değilse, elbette ki buraya bu tasarıyı getirmek zorunda olur. Burada çıkıp yüreklice söylenilmesi gereken şey şudur: “Biz, 5711 sayılı Yasa’yı çıkarırken halkın ihtiyaçlarını dikkate almadık, muhalefet partisinin görüşlerini dikkate almadık ve bu eksiklikleri gördük, bundan dolayı kusurumuz var.” deyip tüm Meclisten özür dilemektir.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu yasayla, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, 12’nci maddesinde, 20’nci maddesinde ve bir geçici madde eklenerek geçici maddesinde olmak üzere toplam dört maddede değişiklik yapılıyor. Arkasından Komisyonda, eleştirilerimiz de dikkate alınarak bir geçici madde ilave edilmiş, bir yürütme maddesi var, bir de yürürlük maddesi var.
Şimdi, 1’inci maddede, 5711 sayılı Yasa’yla değişiklik yapılan 3’üncü maddenin üçüncü fıkrasında değişiklik var. Buradaki değişiklik, yapı kullanma iznine, yani ana gayrimenkulün tamamına dayalı bir yapı kullanma izin belgesine dayanarak kat mülkiyeti geçişine imkân tanıyan bir düzenlemedir ki olması gereken bir düzenlemeydi. Bunun bugün değil, 2007’de olması lazımdı.
Yine, bize göre -birazdan açıklayacağım- tasarının 2’nci maddesinde yapılan değişiklik, kat mülkiyetinin kurulması ve istenen belgeler konusundadır. Burada 12’nci maddede bir değişiklik yapılıyor. Aslında burada yapılan şu: (c) bendindeki birtakım cümleler alınıyor, (a) bendine ilave ediliyor, (c) bendi yürürlükten kaldırılıyor. Yani (a) bendi, (c) bendinin karışımı ve burada liste olayı kaldırılıyor ve “…birden çok yapılarda yerleşimlerini gösteren vaziyet plânı ile yapı kullanma izin belgesi…” diyor. Yani vaziyet planını da kaldırıyor.
Bu doğru bir uygulama değil. Hem teknik açıdan doğru değil hem hukuki açıdan doğru değil. Çünkü vaziyet planıyla mimari proje ayrı ayrı kavramlardır. Toplu yapılarda vaziyet planı olmazsa olmazdır. Çünkü vaziyet planı yapıların bir parsel üzerindeki konumlarını gösterir, durumlarını gösterir, duruşlarını gösterir. Adı üzerindedir. Yani Meclisin dağılımı bile vaziyettir. İşte AKP milletvekilleri burada oturuyor, CHP orada oturuyor, MHP orada oturuyor. Yani bu bir vaziyettir. Siz eğer bunu kaldırırsanız, sadece mimari projeyle yetinirseniz baştan daha bu yasa ölü doğuyor demektir.
Umuyorum ve diliyorum ki Hükûmet bu konudaki vaziyet planını tekrar tasarıya ekleyecektir diye düşünüyorum. Yine, Hükûmet bu 2’nci maddede yapmak istediği değişikliği umuyorum ve diliyorum ki çekecektir. Çekmesi gerekir. Tekniken ve hukuken de bir zorunluluktur.
Yine tasarının 3’üncü maddesiyle bir değişiklik getiriliyor. Burada da bu değişiklikle bir ceza kaldırılma olayı var. Bir de yine birbirine eklemeler olayı var. Bu konuda da bizim bir önergemiz olacak. Sayın Hükûmetin de veya Sayın Bakanın da bu konuda herhâlde değişiklik önergeleri olacak bizim konuşmalarımızdan sonra, onları da dikkate alacaklar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, zaten, yazdığımız muhalefet şerhinde, çok açık ve seçik bir şekilde düşüncelerimizi anlattık.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada asıl sıkıntı… Yapı kullanma izin belgesi olanların kat mülkiyetine geçişinde bir sıkıntı yok. Yani şöyle bir sıkıntı yok: Bunların belirli prosedürü yerine getirerek kat mülkiyetine geçme imkânı var. Ama burada asıl sıkıntı, yapı kullanma izin belgesi olmayan ama oturan… Yani, bir yapı projesine uygun olarak, mimari projesine uygun olarak yapılmış, inşaat ruhsatları alınmış ancak sonuçta yapı kullanma izin belgesi alınmamış ve müteahhit de ortadan kaçıp gitmiş.
Şimdi, bu insan tapu dairesine gittiği zaman, orada dairesinin bir sürü eksikliği olduğunu öğreniyor. Yapı kullanma izin belgesi olmadığı nedenle ilişiksiz belgesi sigortadan ve Maliyeden aranıyor. On beşe yakın evrak aranıyor. Adam bir bakıyor ki, işin içine giriyor, bir daha da işin içinden çıkamaz hâle geliyor.
Değerli arkadaşlarım, esas bunun çözümlenmesi gerekiyordu, bu çözümlenmemiştir. Biz, toplumsal gelişim süreci içerisinde yeni gereksinimlerin belirmesi sonucu gereksinimleri karşılayacak yeni yasa yapma ya da mevcut yasalarda değişiklik yapma zorunluluğu doğduğu zaman, yasama organının, bu yasama faaliyetini sürdürürken, yasa yapılmasını gerektiren nedenleri, amaçları, yasanın sürdürülebilir olmasını gözetmek durumunda olduğuna inanıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi kişilerin, toplumun, halkımızın gereksinimlerini karşılamaya, kişilerin ve toplumun hakkını, hukukunu korumaya, geliştirmeye yönelik yasal düzenlemeleri öteden beri savunmakta ve bunları, hiçbir siyasi ön yargıya kapılmaksızın, açıkça desteklemektedir. Bundan böyle de bu tür yasal düzenlemeleri savunmayı ve desteklemeyi sürdürecektir. Bu nedenledir ki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nın kat irtifaklı taşınmazlarda kat mülkiyetine geçilmemiş olmasını ceza yaptırımına bağlayan 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ve ceza yaptırımına ilişkin geçici 1’inci maddede değişiklik yapılmasına ilişkin tasarı hükümlerinin ve 634 sayılı Yasa’nın 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik getiren tasarının 1’inci maddesinde, yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin belgesine dayanarak kat irtifakının kat mülkiyetine resen çevrilmesini öngören hükmü ve resen geçişin yanında kişiye istem hakkı sağlayan dönüşümü açık bir şekilde desteklemektedir. Ne var ki siyasal iktidar, zaman içinde toplumda beliren ve yasal düzenleme gerektiren bir gereksinimi karşılarken, anlaşılmaz bir acelecilik içerisinde “bu da olsun” anlayışı ile hareket ederek düzenleme yaptığı için bir bütünün belli parçalarında değişiklik yaparak yasanın bütünsel iskeletini bozmayı alışkanlık hâline getirmiştir. Bu görüşümüzün de en somut teyit edici örneği bu Hükûmet tasarısıdır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası’nda işbu tasarı ile değiştirilmesi ve kaldırılması öngörülen hükümlerin büyük bir kısmı, aynı Hükûmet döneminde kabul edilen ve 28/11/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5711 sayılı Yasa’nın Adalet Komisyonunda görüşülmesi sırasında kabul edilen ve CHP’li üyelerin tüm haklı itirazlarına rağmen kabul edilen, İç Tüzük’ün 77’nci maddesi uygulanarak kabul edilen bu olaylardır. Eğer bu itirazlar yerine gelmiş olsaydı bugün bu meseleleri tartışmıyor olacaktık.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok açık bir şekilde tasarının 2’nci maddesinin bu tasarı metninden çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü bu işin uygulaması olan Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin görüşü açık ve kesin şekilde budur değerli arkadaşlarım. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tasarının 2’nci maddesiyle getirilmek istenilen düzenlemenin uygulamada kaos yaratacağına ve bu olayın uygulanamaz hâle geleceğine inanmaktadır.
Yine, 3’üncü maddede ise bizim önerimiz: Birinci ve üçüncü fıkradaki değiştirilmeye gerek yoktur. Sadece burada dördüncü fıkranın yürürlükten kaldırılması yani cezaya ilişkin hükmün yürürlükten kaldırılması yeterlidir, ihtiyaçlara cevap verebilir niteliktedir.
Tasarının 4’üncü maddesinde de bir değişiklik gelmiş. Burada da yapılan düzenlemede olay doğrudur. Yalnız geçici 1’inci maddeye biz bir hususun da eklenmesini istiyoruz değerli arkadaşlarım. O da “Deprem sigorta poliçesi ve başka hiçbir belge aranmaksızın.” ibaresinin eklenmesini istiyoruz. Nedeni şu: Değerli arkadaşlarım, bugün yapı kullanma izni İmar Kanunu’nun 30’uncu maddesine göre veriliyor. Şimdi burada bu kanunun getiriliş amacı halkımıza kolaylık sağlamak. Ancak uygulamada, yapı kullanma izni cins tahsis belgesinin yanında, bu Yasa’da yazılmamasına rağmen, “deprem sigorta poliçesi” kelimesi yazılmamasına rağmen uygulamada tapu daireleri tarafından deprem sigorta poliçesi aranmaktadır. Dolayısıyla 30 bağımsız bölümlü bir yer düşünün, 28 tanesinin siz poliçesini bulun, 2 tanesini bulamadığınız zaman bunu gerçekleştiremiyorsunuz, o zaman bu yasayla yapmaya çalıştığınız kolaylık ortadan kalkıyor. Fiilen kat irtifak sahiplerinin hepsinin toplanma zorunluluğu doğuyor. O zaman sizin ileri sürdüğünüz iddia ortadan kaldırılmış oluyor. Çünkü tapu daireleri 587 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 12’nci maddesinde “Kamu kuruluşları, zorunlu deprem sigortasının yaptırılmış ve priminin ödenmiş olduğu belgelenmedikçe bu sigortaya tabi binalarla ilgili tapu tescil işlemleri dahil hiçbir işlem yapamazlar.” Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu, Kanun Hükmünde Kararname, yani değeri kanuna eşit. Şimdi, bu konuyu siz bir genelgeyle çözemezsiniz. Ben tapu müdürü olsam, buna göre benim önüme iş gelse, ben deprem sigorta poliçesi isterim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 23 Haziran 2009