İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılması nakkında (s.s.420)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 10. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Ekim 2009 · 1.019 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 22 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI NAKKINDA (S.S.420)); konuşma 1.019 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Milletvekili seçimi kanununda değişiklik yapılması nakkında (s.s.420)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-10-22-milletvekili-secimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-nakkinda-s-s-420 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan kanun teklifinin 3’üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Şimdi, sözlerime başlarken kimseye sataşmak için değil ama bazı tespitleri yapmak istiyorum. O tespitler de şunlardır: Birincisi, AKP Grup Başkan Vekili arkadaşımız konuşurken “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda 2007 yılındaki halk oylamasıyla yapılan değişikliklerin Milletvekili Seçimi Kanunu’na yönelik izdüşümleri söz konusudur ve Milletvekili Seçimi Kanunu’nun Anayasa’daki değişime paralel bir şekilde uyumlu hâle getirilmesi, bugün açısından hepimiz itibarıyla bir zaruret hâlini almıştır.” dedi. Şimdi, değerli arkadaşlarım, kendi konuşmasında da belirtildiği gibi, bu Anayasa’daki değişiklik 2007 yılında yapılmış 21 Ekim 2007’de de halk oylaması yapılmış. Bugün ayın kaçı? 22 Ekim 2009, yani zaruret hâline geldiği şimdi mi akıllarına gelmiş? İki sene içinde ne yapmışlar? Gecenin bu saatinde Borçlar Kanunu Tasarısı’nı da bugün çekerek, bir kenara iterek bunu getirmenin anlamı neydi?

Şimdi, Borçlar Kanunu Tasarısı bu Mecliste konuşulurken ilk gün ben soru sormuştum: “Siz, Meclisteki boşlukları doldurmak için mi bu Borçlar Kanunu Tasarısı’nı getirdiniz, yoksa sürekli görüşecek misiniz?” dedim, Sayın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, o tasarının görüşüleceğini söyledi ama şimdi, zaman beni doğruladı. Demek ki, Borçlar Kanunu Tasarısı’nı Meclisin boş günlerini de doldurmak üzere getirmişsiniz.

Yine, arkadaşımız konuşmasında “Anayasa’da beş yıldan dört yıla indirdiğimiz milletvekili seçiminin Milletvekili Seçimi Kanunu’nda da beş yıldan dört yıla indirilmesinden ibarettir. Dolayısıyla, Anayasa’nın amir hükmü ortadayken bu düzenlemeye niçin ihtiyaç duyulmuştur?” dedi. Şimdi, burada tabii, yorum meselesini ortadan kaldırmak üzere bunun getirildiğini söyledi, ben onu da söyleyeceğim. “Dört yıl sonra yapılacak milletvekili seçimini, aday isimler olarak bir taraftan kendi seçimimizle ilgili düzenlemeyi illa ki sıkışık bir takvimin içerisine kaydırmakla ilgili bu kadar çaba sarf etmeyi doğrusu çok gerekli görmüyoruz.” dedi. Çok gerekli görmüyor idiyseniz, niye şimdiye kadar getirmediniz? Yani, muhalefet partisi olarak biz mi engel olduk buna değerli arkadaşlarım?

Yine, Grup Başkan Vekilimiz, bu işi ortak bir şekilde yürütebilme iradesini ortaya koymamızın, Meclisten kamuoyuna yansıyacak görüntü adına çok önemli olduğunu söyledi. Ben buna katılıyorum ama bu ortak iradeyi ortaya koyabilmenin kimin tarafından engellendiğini ben Türk halkının takdirlerine sunuyorum. Bu kürsünün milletin kürsüsü olduğunu, bu kürsüden konuşulurken millet adına ve memleket adına çok özenli ve dikkatli olunmasının milletimizin asgari beklentisi olduğunu söyledi. Bu sözlerin de altına imza atıyorum ama bu beklentiyi karşılamak görevi, öncelikle ve özellikle iktidar partisi grubundaki arkadaşlarımızın görevidir.

En önemli konu da AKP Grup Başkan Vekili “Bize ve kendinize güvenin.” dedi muhalefete dönerek. Evet, biz muhalefet olarak kendimize güveniyoruz. Size güvenip güvenmeme meselesine gelince, size güvenip güvenmememiz konusunda da “Bize güvenmeniz gerekir.” dedi ve bunu çok tekrar etti, güvenmeniz gerekir diye. Bizim, muhalefet olarak iktidar partisi milletvekillerine güvenme mecburiyetimiz yok, iktidar partisine güvenme mecburiyetimiz, zorunluluğumuz yok ama iktidarın, bu ülkeyi yönetme adına muhalefetin güvenini kazanma zorunluluğu vardır. Eğer bir insan bir insana güvenmiyorsa “bana neden güvenmiyorsun” diye suçlamayı bir kenara bırakıp, güveni kazanmamış olmasını sorgulaması gerekir. Türk Dil Kurumuna göre güven, korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusudur, itimattır; güvenmek ise, güven duymaktır, güveni olmaktır, itimat etmektir. Eğer, bugün, gerçekten özellikle toplum kesimlerinde AKP’ye karşı bir güvensizlik almış başını gidiyor ise bunun sorumlusu, bunlara güvenmeyenler değildir, o güveni kazanamamış olan AKP’lilerin ta kendisidir değerli arkadaşlarım.

Şimdi, bakın, bu kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine 16/10/2009 günü getirilmiş yani bundan beş gün önce getirilmiş, Komisyonda dün görüşülmüş ve bugün de Meclis Genel Kuruluna getiriliyor. Yani, alelacele, tartışılmadan, düşünülmeden kanun yapma geleneği ve alışkanlığı hâlen devam ettiriliyor. Şimdi, bu alışkanlıkla mı uzlaşma sağlanacak? Ben bunu da takdirlerinize sunuyorum.

Şunu söylemek istiyorum: Bu yasa ister çıksın ister çıkmasın, 2010’un Mayıs veya Nisan aylarında erken seçim olacaktır. Bu, şu nedenle olacaktır: Bugün Türkiye'nin en önemli sorunu yönetilememe sorunudur. Son günlerde Türkiye’de yaşanan olay AKP İktidarının Türkiye’yi yönetemediğinin en somut göstergesi ve örnekleriyle doludur. Dolayısıyla yönetilen halk yığınlarıyla yönetenler arasında ciddi uzlaşmaz çelişkiler belirmiştir. Demokrasilerde yönetenle yönetilenler arasındaki çelişkilerin çözüm yeri sandıktır, çözüm yöntemi de seçimdir. Artık AKP İktidarıyla halkımız arasındaki bu çelişkiler ertelenemez, uzatılamaz bir hâl almıştır; o nedenle bunun çözülmesi zorunluluktur. Artık 2010 yılının Mayıs ya da Nisan aylarında seçim sandığının halkın önüne getirilme zorunluluğu vardır, iktidar partisi olarak bunu getirmek zorunda kalacaksınız. O nedenle bu yasayla çok fazla uğraşmanın da anlamı olmadığını düşünüyorum.

Öbür taraftan değerli arkadaşlarım, bu yasa görüşülürken yasanın iki tane önemli özelliği: Birincisi, “Bayburt yasası” olarak tanımlandı ve bu konuda da Sayın Bayburt Milletvekilimiz Ülkü Güney, Bayburtluların bundan dolayı güceneceğini söyledi. Aslında bu doğru değil, Bayburtlular kendilerinin milletvekili sayısının 1 veya 2 olmasından dolayı gücenmezler. AKP Hakkâri Milletvekili Sayın Zeydan’ın söylediği gibi, Bayburtlular uygulanan politikalar yüzünden kendi topraklarında doyamaz, evlerini de geçindiremez hâle gelip kendi topraklarını, kendi yurtlarını terk edip İstanbul’a, Ankara’ya taşınmak zorunda bırakan politikalar yüzünden gücenmişlerdir. O politikaları da bugüne kadar kimin uyguladığı bellidir. Ama öbür yandan da şu var: Bu sefer, Bayburt’ta 75 bin toplam nüfusla 1 milletvekili verme meselesini hak ve adalet kurallarıyla bağdaştırırken, öbür yandan, Bayburt’un nüfusu kadar bir seçmen sayısını Mersin’de bir kenara iterek, 80 bin oyu bir kenara atarak, seçmen sayısını bir kenara atarak, oranın milletvekili sayısını aşağı çekmek hak ve adalet kurallarıyla bağdaşıyor mu değerli arkadaşlarım? Bir kere, bu tasarının 1’inci maddesi, bu yönüyle bakıldığında, Anayasa’nın temeline aykırıdır. Şöyle ki: Anayasa hukuk devletini tanımlarken, insan haklarına saygı gösteren ve bu hakları koruyucu, adil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini zorunlu sayan ve bütün faaliyetlerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan devlettir. Hukuk devleti olabilmenin bir başka göstergesi de yasalarda genellik ilkesine uyulmasıdır. Yasaların genelliği ilkesi özel, aktüel ve geçici bir durumu gözetmeyen, belli bir kişiyi hedef almayan, aynı statüde olan herkesi kapsayan kuralların getirilmesini zorunlu kılar. Getirilen bu yasanın 1’inci maddesi temsilde adalet ilkesine tümüyle aykırıdır, Anayasa’ya, bir kere, aykırıdır.

Değerli arkadaşlarım, 2’nci maddedeki değişiklik ise aslında, milletvekili seçimlerini erkene çekmiyor, orada seçimlerin başlangıç tarihi ile oy atma gününde bir değişiklik yapıyor. Dolayısıyla, yapılan düzenlemeyle, mevcut yasaya göre -Habertürkte Muharrem Sarıkaya da söyledi- hiçbir değişiklik yapılmasa bile, mevcut Siyasi Partiler Yasası’na göre seçimin en geç 2010 yılının Kasım ayının ilk haftasında yapılması kaçınılmazdır ama getirilen bu düzenlemeyle, seçimin 2011 yılına sarkması, 2011 yılında yapılabilmesinin yolu açılmaktadır çünkü seçim takviminin başlangıç tarihi değiştirilmiş, yine oy verme günü değiştirilmiştir çünkü seçimin yapıldığı günden itibaren, dört yılın bitim tarihinden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 22 Ekim 2009

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook