Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 788 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 788 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Evet.
BAŞKANBuyurun efendim.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi adına saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, görüşülmekte olan Borçlar Kanunu Tasarısı temel bir hukuk metnidir. Bu temel hukuk metni burada görüşülürken, elbette ki hukuksal konular tartışılacaktır. Ancak bu hukuksal konuların tartışılması sırasında Hükûmeti temsilen burada hukukçu bir bakanın bulunmasından öte hukukla ilgisi olmayan Sayın Sağlık Bakanının burada bulunmuş olması, üstüne üstlük Türkiye’de domuz gribi fırtınasının estirildiği bir ortamda burada bulunmuş olması, AKP Hükûmetinin hukuka ne kadar saygılı davrandığının somut göstergesi olsa gerek diye düşünüyorum.
Sayın Bakan bizim önergemize katılmadı. Ancak Sayın Bakanın hangi hukuki bilgisiyle bu önergeye katılmadığını da anlayamadım.
Değerli arkadaşlarım, bu dönemde, tabii ki, hukukun takla attırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Hukukun yürütme organının önünde, siyasetin önünde diz çöktürüldüğü bir süreç yaşıyoruz.
Tabii ki, AKP Grup Başkan Vekili Sayın Suat Kılıç sabahtan beri ve dün burada yapılan konuşmalarında meselenin usul meselesi olmadığını, üslup meselesi olduğunu söyledi ama bu kürsüde bir AKP Grup Başkan Vekili bir muhalefet milletvekiline hakaret edebilecek kadar ileri gidebildi. Üsluptan bahsedenlerin önce kendi üsluplarını düzeltmeleri gerekir. Dünden beri bu Mecliste yaşanan ve Meclisin çalışılamaz hâle getirilmesinin tek sorumlusu AKP’dir, AKP grup başkan vekillerinin bu tavırlarıdır.
Değerli arkadaşlarım, bir hukuksal anlayışla, çağdaş bir hukuk anlayışında yasanın tanıdığı bir hakkı kullandığı nedenle insanların suçlanması diye bir şey, olay söz konusu değildir. İnsanlar yasanın kendisine tanıdığı hakları kullanıyor diye suçlanan bir anlayış olsa olsa çağdışı, totaliter, otoriter, faşist diktatörlüklerde olur.
Anayasa Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplantı ve karar yeter sayısının nasıl olacağını söylemiş. Anayasa’mızın 96’ncı maddesi bu Meclisin en az üçte 1 sayıyla toplanabileceğini öngörmüş, bu da 184 milletvekili yapar. Karar alınırken de en az 139 milletvekiliyle karar alınabileceğini söylemiş. Bunlar Anayasa’nın hükümleri. Meclis İç Tüzüğü’müzün 57’nci maddesinin ikinci fıkrası 20 tane milletvekiline toplantı yeter sayısı olup olmadığını isteme hakkı tanımış. Yine bir milletvekiline karar yeter sayısı olup olmadığını isteme hakkı tanınmış. Şimdi, Anayasa’yla, Meclis İç Tüzüğü’yle güvence altına alınan ve yasanın tanıdığı bir hakkı kullanıyor diye milletvekillerinin suçlanması çağ dışı bir hukuk anlayışı değil midir? Bu hukuk anlayışı olsa olsa AKP’ye yakışır değerli arkadaşlarım, AKP’nin burada ahkâm kesen, Cumhuriyet Halk Partisine, MHP’ye, DTP’ye, kısacası muhalefete akıl veren, ancak kendi gruptaki milletvekillerini bu temel yasalar burada görüşülürken bir türlü hazır edemeyenlere yakışır. Burada öncelikle sorumluluk, bu Meclisin çalıştırılmamasında sorumluluk 139 tane milletvekilini dahi hazır edemeyen AKP Grubunundur.
AKP’liler alıştılar gece yarıları önergelerle yasa yapmaya. AKP Grup Başkan Vekili, Meclisin muhalefet milletvekillerine bu kürsüden hakaret edebilen Sayın Elitaş, acaba Meclis milletvekilleri Genel Kurulda olmadan mı yasa çıkartmak istiyor? Buna alıştılar tabii, milletvekillerinin haberi olmasın istiyor. Kendisi bu kürsüde konuşurken AKP sıralarında 44 tane milletvekili vardı.
Değerli arkadaşlarım, hukuka saygıdan bahsedenler önce hukuka saygıyı kendisi gösterecekler. Bugün hukuka saygı göstermeyenler yarın bu hukuksuzluk ortamında kendileri boğulacaklardır. Bugün iktidar olanlar yarın pekâlâ muhalefet olabilir. Üslupların, elbette ki doğru konuşulması lazım, elbette ki insanların birbirlerini kırmamaları lazım ancak, bu Meclis kürsüsünde AKP grup başkan vekilleri uzlaşmamayı bir ilke hâline getirmişlerse, AKP’nin uzlaşmadan anladığı muhalefet partisi milletvekillerinin AKP’nin dayattığı her öneriyi koyun gibi kabul etmek anlayışıysa, biz böyle bir uzlaşmadan yana değiliz değerli arkadaşlarım. Bakın, hukuk bu dönem çok yaralar alıyor, hukuk gerçekten zedeleniyor. Hukukun saygınlığına gölge düşürmememiz lazım. Parlamentonun saygınlığını yüceltmek demek, ikide bir Parlamentonun millet iradesinin tecelli ettiği organ olduğunu söyleyip durmakla olmaz, onun gereğini yapmakla olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Öztürk.
MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa)Sayın Başkan, hakaret ediyor.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)Ben kimseye hakaret etmem, benim üslubumda hakaret olmaz. Siyasi ve hukuki konuşurum ben.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu Meclis kürsüsünde bugüne kadar yapılan işlemlere bakın. Bugüne kadar bu Parlamentonun niye çalıştırılamadığının örneklerine bakın. Bugün halk, iktidar görevini, Parlamentoyu çalıştırma ve devlet gücünü kullanma yetkisini AKP’ye vermiştir. AKP kendi yanında olan yasaları yaparken kendi yandaşlarına çıkar sağlarken devlet gücünü kullanıyor da 338 milletvekili olmasına rağmen, bu Parlamentoda asgarisinden 139 milletvekilini niye hazır edemiyor değerli arkadaşlarım? Bunların sorumlusu muhalefet değildir. Biz -tekrar ediyorum bu kürsüden- AKP’nin hukuk dışı, hukuksuz anlayışlarına boyun eğmeyeceğiz, bunlara direneceğiz. Türkiye’ye sardığınız hukuksuzluk hastalığını bu Meclise bulaştırmayacağız değerli arkadaşlarım.
Çok açık ve net önergemiz; sözleşme özgürlüğü olmaz, sözleşme yapma özgürlüğü olur. Bunu herkes bilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur)Ebedî muhalefet!
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)Dolayısıyla, getirdiğimiz değişiklik önergesi de sadece ve sadece cümlenin daha iyi anlaşılabilmesi, metnin daha sade, daha akılda kalır ve daha doğru olmasına yöneliktir. Mevcut tasarıda -baktığımız zaman- “sözleşme özgürlüğü” deniliyor ve “Bu sözleşmenin içeriği…” deniliyor. Şimdi, değerli arkadaşlarım, sözleşmenin konusuyla içeriği farklıdır. “İçerik” kelimesinin karşılığı kapsamdır, kapsamın karşılığı içeriktir; konu, “içerik” demek değildir. Dolayısıyla, bunlar birbirinden farklı şeylerdir. Hiç olmazsa, Türkçeyi bilmiyorsak 1 tane dil uzmanı getirelim, bu kanunlar yapılırken o dil uzmanından bari görüş alalım değerli arkadaşlarım.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 4 Kasım 2009