Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 659 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 659 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Evet Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun efendim.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşülmekte olan Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 30’uncu maddesinde eski yürürlükteki Kanun’a göre “hata” yerine “yanılma” kelimesi burada kullanılmış ama hemen ileride devam eden yerlerde de “hata”nın karşılığı olarak “saikte yanılma” gibi ifadeler kullanılmış.
Şimdi, öteden beri bizim itiraz ettiğimiz husus zaten şudur: Hangi kelimenin hangi anlamda ve nerede kullanıldığını kime sorarak, ne zaman öğreneceğiz? Yarın bu mesleği uygularken bunları nasıl öğreneceğiz?
Şimdi, bakın, burada, 30’uncu maddede “Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz.” Yani bir kişinin yanılmaya düşmesi diye bir şey söz konusu olmaz. Burada söz konusu olan şey yanılan kişi olabilir. Biz de sözleşme kurulurken sözleşmenin ana unsurlarında yanılan bir kimsenin o sözleşmeyle bağlı olmayacağı şeklinde maddenin düzenlenmesini istedik. Sayın Komisyonumuzla Sayın Hükûmet temsilcimiz katılmadılar. Buna zaten katılırlarsa şaşırırdım. Burada demin MHP Grubu Genel Başkan Yardımcısı arkadaşımız “Bu mevcut Borçlar Kanunu Tasarısı’nın dörtte 3’ü mevcut yürürlükteki Kanun’dan alınmadır.” dedi. Mevcut yürürlükte olmayan dörtte 1’lik kısmı ise -1911 İsviçre Borçlar Kanunu’ndan- bizim Borçlar Kanunu kabul edildikten sonra 1911’de kabul edilen Borçlar Kanunu’ndan alınan kısımlardır. Yani bu tasarı aslında mevcut Kanun’un ve İsviçre Borçlar Kanunu’nun tamamen taklididir. Sadece arılaştırma, Türkçeleştirme iddiasıyla yola çıkılmıştır ama Türkçe mahvedilmiştir. Gerçekten, cümleler arasında bir kelimenin anlamı bir maddede başka bir başka maddede başka kullanılmaktadır. Tabii benim gönlüm isterdi ki bunları biz çok güzel bir şekilde tartışalım ama söylüyorum, tartıştırmıyorsunuz arkadaşlar. Yani ısrarla arkadaşlarımız laf atıyorlar.
Demin kürsüden inerken Sayın Samsun Milletvekilimiz İmralı’ya kimin gittiğini söyledi. Vallahi ben gitmedim İmralı’ya ama kim gitti kim gitmedi, onu ben bilmem. Onu kendisine soracak, kimin gittiğini kimin gitmediğini. Yalnız arkadaşımızın kastettiği şey: Habur Sınır Kapısı’nda çadır mahkeme kurulmasına ilişkin olarak Sayın Bakanın verdiği bir örnek ise, bu nedenle bunu kastetmiş ise… Çünkü Sayın Bakan çadır mahkemesi kurulurken Silivri davasını örnek verdi, İmralı’da Abdullah Öcalan’ın yargılanmasını örnek gösterdi. Şimdi, bu iki örnek aslında Sayın Bakanı kurtarmıyor, eğer arkadaşımız da bunu kastetmişse. Neden kurtarmıyor? Mahkeme, ceza mahkemelerinde, bir soruşturma evresi vardır bir de kovuşturma evresi vardır. Şimdi, hem Silivri’de görülmekte olan davayla ilgili hem de İmralı’da geçmişte görülen davayla ilgili mahkemenin kendi aldığı güvenlik tedbiri nedeniyle yargılamanın oralarda yapılmasına ilişkin karar alması söz konusudur ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun da onu onaylaması söz konusudur. Şimdi, burada, bir kere, soruşturma… Yani söz konusu olan kovuşturma değildir, soruşturmadır. Bugüne kadar bizim söylediğimiz konu şudur: Hiçbir şüphelinin ayağına hâkim gitmemiştir, hiçbir şüphelinin ayağına, suçu ne olursa olsun, işlediği suç ne olursa olsun, kim suç işlemişse işlesin bunun ayağına bir yargıç gitmemiştir, bir savcı gitmemiştir. Silopi bu yönüyle ilktir, hukuksuzluğa ilktir, mevcut CMK kanununa açıkça aykırılık oluşturması nedeniyle ilktir.
Şimdi, böylesine bir hukuksuzluğu siz bir başka yapılan ki ben Silivri’deki veya İmralı’daki yargılamanın hukuka çok uygun olup olmadığı meselesinin tabii ki tartışılmasını isterim ama velev ki onları örnek göstererek buradaki hukuksuzluğu örtemezsiniz. Deminden de konuşmamda ben onu söyledim. Bugün Silivri soruşturmasıyla ilgili yapılan soruşturmada, soruşturma sırasında -hiçbir şüpheli, savcı tarafından- hâkim şüphelilerin ayağına götürülmemektedir.
Bizim üstünde durduğumuz konu şudur: Bakın, günlerdir gazetelerde yazılıyor. İşte Albay Dursun Çiçek’e davetiye gönderildi mi gönderilmedi mi? Madem öyle, gelsin –eğer Bakanın dediği doğruysa- İstanbul’da bu davayla ilgili soruşturma yapan sayın savcılarımız gelsinler, Ankara’da Albay Dursun Çiçek’in makamında, gitsinler, onun ifadesini alsınlar ve tutuklama istemiyle de yapacaklarsa Ankara mahkemesinde yapsınlar eğer Sayın Bakanın dediği doğruysa.
Arkadaşlar, benim söylemek istediğim konu şudur: Bakın, farklı siyasi düşüncemiz olabilir, kendi siyasi iddialarımızı tartışabiliriz, bunu ortaya koyabiliriz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)…ama siyasi iddialarımızı kabul ettirmek uğruna hukuka takla attıramayız, gerçekten hukuku eğip bükemeyiz. Eğer kendi siyasi iddialarımızın kanıtı olarak hukuku bükersek, hukuka takla attırırsak bundan öncelikle o hukuku bükenler yara alır, hukuk yara alır. Bizim söylemek istediğimiz konu budur ve burada ben gerçekten çek mağdurlarının meselesinin tartışılmasını isterim Borçlar Kanunu tartışılırken, bu konuların tartışılmasını istemem ama lütfen… AKP’li arkadaşlarımız laf attığı müddetçe onların lafına verilecek, her cümlesine verilecek yanıtımız vardır.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 4 Kasım 2009