İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 14. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Kasım 2009 · 698 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 5 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 698 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-11-05-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 36’ncı maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Öncelikle böylesine temel bir kanunun görüşülmesi sırasında Sayın Adalet Bakanımız teşrif etmiş olduğu için kendisine teşekkür ediyorum, hoş geldiniz diyorum. Kendisine sorularımız olacak bol bol ama şimdi hemen hoş geldin sorusundan başlamayalım, biraz hukuk yapmaya karar vermiştik.

Evet, değerli arkadaşlarım, şimdi görüşülmekte olan tasarının 36’ncı maddesinde “Sözleşmenin yanlarından birisi, öteki yanın aldatması üzerine bir sözleşme yapmışsa; yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı olmaz.” şeklinde değiştirilmesini teklif ettik. Bunu okuduğunuz zaman, mevcut tasarı maddesinde okuduğunuz zaman, metni okuduğunuz zaman hangisinin daha anlamlı, hangisinin cümle dizilimlerinin daha doğru olduğu hususunu takdirlerinize sunuyorum, o nedenle bunu söyledim. Zaten bu Borçlar Kanunu Tasarısı’nın en büyük zorluklarından birisi de tasarıda kullanılan dilin birbirleriyle anlam bütünlüğünü sağlayacak şekilde olmamasından kaynaklanmaktadır.

Dün Sayın Komisyon Başkanımız burada “hükümsüzlük” ve “butlan” kelimelerini açıklarken, hem bir yandan AKP Grup Başkan Vekili arkadaşımız Bekir Bozdağ, aslında Türk Medeni Kanunu’yla bu Borçlar Kanunu arasında bir uyum birliği olmasından söz etti, ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na baktığımız zaman bunun 145’inci maddesinde başlayan başlık “Batıl Olan Evlenmeler” şeklinde kullanılmış ve madde metninde ise “butlan” sözcüğü korunmuştur. Yani Türk Medeni Kanunu ile Borçlar Kanunu arasındaki aslında çatışma bu Borçlar Kanunu’nda getirilmektedir.

Şimdi, Sayın Komisyon Başkanımız buradaki açıklamalarında “butlan” kelimesiyle “kesin hükümsüzlük” kelimelerini, birbirini tanımlarken bunların aslında aynı anlama geldiği şeklinde -yanlış anlamadıysam- beyanda bulundular.

Değerli arkadaşlarım, burada, bu kanun tasarısında her ne kadar “butlan” kelimesi “kesin hükümsüzlük” kelimesi kullanılmış ve gerekçesinde “butlan” kelimesinin yerine “kesin hükümsüzlük” kelimesi yazıldığı belirtilmiş ise de bunun doğru bir tercih olmadığını Sayın Komisyon Başkanımız çok iyi bilirler çünkü borçlar hukukunda sözleşmelerin geçersizliğini ifade eden bir üst kavramdır “hükümsüzlük” kavramı. Bunu Sayın Başkanımız çok iyi bilir. Bu “hükümsüzlük” kavramı bir üst kavram olduğuna göre bu geçersizlik ya “butlan” şeklinde olabilir ya da “iptal” şeklinde karşımıza çıkabilir. Bunları göz ardı ederek, butlanın aslında hükümsüzlüğün en ağır şekli olduğunu gözden uzak tutarak bunları aynıymış gibi değerlendirmenin hukuksal bir dayanağı olmadığı çok açıktır. Yine bu tür sözleşmelerin aslında hem Medeni Kanun’da hem Borçlar Kanunu’nda batıl sözleşmeler olduğu ve öyle adlandırıldığı bilinmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bunu açıklama gereğini Sayın Komisyon Başkanımızın söylediği söz üzerine yapmış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, yapılan yasanın hem toplumsal ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir işlevi olması lazım, yani toplumdaki temel ihtiyaçları ve beklentileri karşılamaya yönelik olması lazım, hem yasalara uygun olması lazım hem de bu yasanın sürdürülebilir olması lazım, yani uzun yıllar sürdürülebilir olması lazım. Tabii, bu konudaki, bu yasanın sürdürülebilirliğine ilişkin kuşkularımızı ve bu hazırlanması sırasındaki zorlukları anlatacağız.

Şimdi, bu Borçlar Kanunu Tasarısı konuşulurken de Çek Kanunu’nu görüşmeden edemeyiz, çünkü her ne kadar Sayın Bakan -daha doğrusu Adalet Bakanı değil ama- ekonomiden sorumlu Bakan ve bazı kişiler çekin ekonominin temel enstrüman ve argümanlarından olduğunu belirtmekte iseler de çek aslında temel bir argüman değildir, çek aslında ödeme aracıdır.

Dün, burada, Sayın Cemil Çiçek konuşmasında “Evet, karşılıksız çek keşide etme suçundan mağdur olanları koruyalım, ama bunun öbür tarafı da alacaklılardır, onları da koruyalım.” dedi. Bu doğru bir tanımlama değildir, hukuki bir tanımlama değildir, çünkü bunun, karşılıksız çek keşide etme suçunun tarafı olmaz; karşılıksız çek keşide etme suçu kamu hukuku alanına çekilmiştir, bu kamu hukukunu ilgilendiren bir konudur. Zaten, bugün, hem Türk toplumunda, bilim çevrelerinde hem de siyasette karşılıksız çek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)…keşide etme suçunun kaldırılması gerektiğini ileri süren kişiler, tamamıyla özel hukuk alanında düzenlenmiş, böyle bir düzenlemenin kamu hukukuna çekilmiş olması noktasındadırlar.

Değerli arkadaşlarım, çekin böyle ticari alacakları garanti etmeye yönelik bir fonksiyonu yoktur. Yani çekin babası padişah değildir.

Çek, bono, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş bir kambiyo senedidir, bononun hukuksal değeri ve önemi ne kadar ise çekin de o kadar önemi vardır. O zaman, siz devlet olarak, çeke bağlanan alacakları tahsil etme konusunu düşünüyor iseniz, bu alacaklıları düşünüyor iseniz, o zaman neden bonoya bağlı alacaklıların alacaklarını düşünmüyorsunuz? Hatta hem çekten hem bonodan daha kuvvetli bir belge niteliğinde olan mahkeme ilamlarına bağlanmış olan alacaklıların alacağının tahsilini niye güvence altına almıyorsunuz? Çek, aslında Türk Ticaret Kanunu’nun 695’inci maddesinde tanımladığı üzere, vadeli bir alışverişin, taksitli bir alışverişin aracı değildir. Bu bonodur. Çek tümüyle bir ödeme aracıdır.

Düşüncelerimizi açıklamaya devam edeceğim.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 5 Kasım 2009

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook