Bursa ili mustafa kemalpaşa ilçesi devecikonağı köyündeki grizu patlaması sebebiyle
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 30. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Aralık 2009 · 630 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 11 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BURSA İLİ MUSTAFA KEMALPAŞA İLÇESİ DEVECİKONAĞI KÖYÜNDEKİ GRİZU PATLAMASI SEBEBİYLE); konuşma 630 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Bursa ili mustafa kemalpaşa ilçesi devecikonağı köyündeki grizu patlaması sebebiyle”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2009-12-11-bursa-ili-mustafa-kemalpasa-ilcesi-devecikonagi-koyundeki-grizu-patlam (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7’nci madde üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, 7’nci madde, gerçekten tam bir ceza hükümlerini içeren Ceza Kanunu’nun bir maddesi gibi. Bunlardan en önemli saydıklarımdan bir tanesi, tacirlerin tacir olmayan çek kullanması hâlinde verilen ceza, iki yıla kadar üst sınır olmak üzere verilen ceza. Yine 2’nci maddede hesap sahiplerinin beyannamedeki yükümlülüklerine uymaması hâlinde verilen ceza. Arkasından, yine o çek hamiliyken hamiline olmayan çek kullanılması hâlinde verilen ceza.
Bakın, bunların hepsi doğru şeyler değil. Çünkü bugüne kadar girmeye çalıştığımız, uyum sağlamaya çalıştığımız hem Avrupa Birliği kanunlarında hem de diğer ülkelerin kanunlarında tacir olan çek, tacir olmayan çek ayrımı yoktur. Bir insan, tacir olan bir insan pekâlâ ticarethanesiyle ilgili işlerle ilgili kendi özel çekini kullanabilir veya özel çekini tacir işleriyle ilgili kullanabilir. Zaten burada önemli olan o ticarethanenin sahibi veya oradaki atılan imzanın güvenilir olup olmamasıdır. Dolayısıyla bu çek kanunu, mevcut çek kanunu, mevcut Kanun’dan daha ağır cezalar getirmektedir. Deminden arkadaşlarımız söyledi ne getirdiğini söylediğimizde.
Bakın, mevcut sistemde çek bedeli kadar bir para cezası, adli para cezası öngörülmüşken ve bu 80 milyar TL ile sınırlandırılmış iken getirilen tasarıyla 1.500 güne kadar adli para cezası öngörülüyor. Bu adli para cezası ödenmediği zaman da doğrudan doğruya hapis cezasına dönüşüyor. Bu da 100 lirayla şey yaparsanız aşağı yukarı 150 milyar yapar ve hemen ekliyor, “Ancak verilecek ceza çekin karşılıksız kalacak miktarından daha az olamaz.” diyor. O zaman 300 milyarlık bir çek bedeli olduğu zaman verilecek ceza 300 milyar TL’dir, adli para cezası. Ancak bunu 100’le böldüğünüz zaman da, para cezasına çevirdiğiniz zaman 3 bin gün yapar. Efendim İnfaz Kanunu’ndan dolayı bunun tavanı beş yılmış, yok üç yılmış… Bu tartışmaları bir kenara bırakalım. Yani İnfaz Kanunu’na bağlı olarak olmaz bu. Adli para cezasında zaten ödemeye kalktığı zaman parasal olarak o miktar ne ise onu alacaktır.
Değerli arkadaşlarım, bu kanunun ne iş adamına, bu kanunun ne esnafa, bu kanunun ne de vatandaşımıza ne de ekonomiye hiçbir katkısı yoktur. Dolayısıyla ekonomik alanı siz cezai hükümlerle düzenleyemezsiniz. Mademki ekonominin kendisine has kuralları var -bunu sık sık ekonomistler söylüyor- o zaman, ekonomi alanındaki birtakım ekonomik kuralları siz cezai kurallara bağlarsanız bu işin içinden çıkamazsınız.
Burada deniliyor ki: “Efendim, çeke bağlı alacaklarda insanlar çeki güvenerek alıyor. Çek vadeli bir alışverişin aracı hâline geldi uygulamada.” Doğru. Çek niye bir vadeli alışverişin aracı hâline geldi? Senedin arkasına siz bir ceza koysanız, deseniz ki “Senet bedelini ödemeyenler altı aydan iki yıla kadar -veya senet bedeli kadar- adli para cezasına uğrayacak.” insanlar senedi mi alır, çeki mi alır? Şimdi, çeki almalarındaki sebep insanların, çekin kara gözünü, kara kaşını sevdiklerinden değil, çekin arkasında bir cezai müeyyide olduğu için çeki alıyorlar. Siz bunu senede getirseniz senet alırlar. Aslında bugün yapılan şey çekin çek olarak değil, senet yerine alınmış olmasıdır. Bu da çeki alan kişi çeki aslında senet olarak aldığını bilmektedir çünkü çekin o anda karşılığının olmadığını, bankalarda karşılığının olmadığını bilmektedir, bilerek bunu almaktadır. Çekin o anda karşılığının bankalarda olmadığını bilerek alan bir kişi, bu çekin karşılığının olmadığını bilen bir kişi ileride bu çekin vadesi geldiğinde, daha doğrusu o üstündeki tarihte ödeneceğini umut ederek almaktadır bu çeki. Dolayısıyla, aslında, o da senet aldığının farkındadır.
Değerli arkadaşlarım, çeki siz bu yasayla bu hâlde düzenlerseniz Türk Ticaret Kanunu’ndaki kuruluş sisteminden, iskeletinden koparmış olursunuz, çeki senet düzeyine indirgemiş olursunuz, asıl işlevinden çıkartmış olursunuz.
Bu çekin gerekçesinde de söyleniyor ki “Bugüne kadar ağır cezaların öngörülmüş olması karşılıksız çek keşide etme suçlarını azaltmamıştır.” Nerede diyor? Kanunun gerekçesinde diyor, “Bilakis artırmıştır.” diyor, “Bundan dolayıdır ki 2003’te ve ondan önce de değişiklikler yapılmıştır.” diyor. Her değişiklik yapıldığında bu gerekçelerle değişiklik yapılmış.
Şimdi gelinen noktada bunun çıkmaz bir yol olduğu anlaşılmıştır. Önemli olan, bu yolda ısrar etmemektir. Çekte ceza olmaz. Nasıl ki modern ülkelerde gerçekten bu çek Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlendiği anlamıyla yürürlük görüyor ise…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 11 Aralık 2009