Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Nisan 2010 · 553 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 1 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 553 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-04-01-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, parlamentoların görevi, kendi ülke halklarının ihtiyacı olan ihtiyaçları gidermek, ona uygun yasalar yapmaktır yani parlamentolar kendi halkının ihtiyaçları için yasa yaparlar. Oysa uzunca bir süreden beri bizim Parlamentomuz ya Avrupa Birliği istediği için ya AKP kendi ihtiyaçlarını gidermek için ya da başkaları için yasa yapıyor. Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı da Alman Başbakanı -sırf- Merkel istediği nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmiştir. Oysa halkımızın gündeminde açlık vardır, yokluk vardır, yoksulluk vardır, yolsuzluk vardır ve bunlarla mücadele vardır, halkımızın gündeminde milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması vardır. Eğer bu Parlamento gerçekten halkın taleplerini dikkate alacaksa ve siyaset halkın sorunlarına çözüm üretecekse öncelikle halkın esas gündemi olan konularda çözüm üretmelidir, halkın öncelikli taleplerini dikkate almalıdır.
Bakın, elimde milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarını gösteren bir çizelge var. Eğer bugün de artmadıysa bu, şu anda 603 tane dosya var ve halkımız bu milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını beklediği hâlde AKP milletvekili arkadaşlarımız radyo ve televizyon ekranlarına çıkıyorlar ve bu suçların genellikle trafik suçları olduğunu ve Seçim Yasası’na muhalefet suçları olduğunu, çok önemli suçlar olmadığını halkın gözünün içine baka baka söyleyebiliyorlar. Bir milletvekili olarak ben bundan utanıyorum ve inceledim arkadaşlar. Gerçekten, suçun küçüğü büyüğü olmaz. Yani Seçim Yasası’na muhalefet veya trafik suçu da suçtur ancak gerçekten suçlar öyle midir değil midir diye inceledim ve elimdeki bu suçlara baktığımda, özel evrakta sahtecilik -isimlerini söylemiyorum- 2886 sayılı İhale Kanunu’na muhalefet, görevi kötüye kullanmak, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmî evrak ve kayıtlarda sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, ihaleye fesat karıştırmak, evrakta sahtecilik ve kamu kurumunu dolandırmak, görevi kötüye kullanmak, müteselsilen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu, Vergi Usul Kanunu’na aykırılık yani naylon fatura düzenleme suçu ve böyle gidiyor değerli arkadaşlarım. Yani söylenildiği gibi, o kadar basit, masum görülecek değil. Eğer gerçekten halkın taleplerine yönelik biz dikkatli yasa çıkaracaksak, işte halkın talebi bu, milletvekili dokunulmazlıklarının sadece kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılması, diğerlerinin kaldırılması.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, yine elimde, bakın burada, Abdullah Gül’ün, yani bugün AKP’de siyaset yapan ve partinin önde gelen kimi kişilerin Refah Partisi döneminden itibaren söyledikleri sözler var. Elimde Abdullah Gül’ün sözü var, Salih Kapusuz’un sözü var, Cemil Çiçek Bey’in sözleri var, Mehmet Ali Şahin Bey’in var.
Şimdi bakın, burada deniliyor ki, Sayın Gül diyor ki: “YÖK statükocu.” diyor. Üniversiteler Arası Kurulun hükûmeti eleştiren ve üniversiteler üzerinde hâkimiyet kuracağı iddialarına ilişkin Sayın Abdullah Gül 2002 tarihinde, YÖK’ün statükocu olduğunu söylemiş. “YÖK’ün statüsü değişecek.” denilmiş. “Hükûmet YÖK’e yükleniyor.” denilmiş. Yine, Salih Kapusuz’un bir beyanı, bu kürsüde söylemiş, demiş ki: “Cumhuriyet Halk Partisi seçim bildirgesinde YÖK’ün kaldırılacağını ileri sürmüştü, YÖK’ün kaldırılması gerekir.” demiş. Yine burada bir beyan, YÖK’le ilgili düzenlemenin pakette yer alacağı yani Anayasa değişikliği paketinde yer alacağını belirtmişler. Kim belirtmiş? Sayın Mehmet Ali Şahin belirtmiş. “Yeni Anayasa paketinde Anayasa Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Yükseköğrenim Kurumu yani YÖK’le ilgili düzenleme getirilecek.” demiş.
Değerli arkadaşlarım, oysa Parlamentoya halkın otuz yıldır beklediği özlem olarak AKP’nin ileri sürdüğü Anayasa paketinde YÖK’le ilgili bir değişiklik de söz konusu değil, halkın talepleriyle de ilgili bir değişiklik söz konusu değil. Dün “statükocu” dedikleri, antidemokratik yapıya sahip olan YÖK’le ilgili bir değişiklik olmadığı gibi, Cumhurbaşkanının YÖK’ten Anayasa Mahkemesine adam seçme hakkı bile tanınabiliyor.
Şimdi, ben burada yüce Meclise soruyorum: Dün antidemokratik olan YÖK ve gerçekten statükocu olan YÖK, değiştirilmesi gereken YÖK, bugün ne olmuştur da bu değişiklikten vazgeçilmiştir, bugün dinamik bir kurum mu olmuştur?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 1 Nisan 2010