İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 120. BİRLEŞİM · CUMA

Kamulaştırma kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.475)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 120. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Haziran 2010 · 567 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 18 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMULAŞTIRMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.475)); konuşma 567 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Kamulaştırma kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.475)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-06-18-kamulastirma-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-475 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesinde verdiğimiz önerge üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının hazırlanmasının esas amacı, gerekçesine baktığımızda, 4/11/1983 tarihinden önce taşınmazlarına kamulaştırmasız el konulan kişilerin haklarını düzenlemek için bu tasarının getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38’inci maddesinde yer alan “Kamulaştırma yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış iken kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik ve zilyet veya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yıl geçmekle düşer. Bu süre taşınmaz mala el koyma tarihinden başlar.” hükmünü iptal etmiştir.

Değerli arkadaşlarım, burada düşünülmesi gereken esas meselelerden birisi, şimdi Anayasa Mahkemesi bunu neden iptal etmiş? Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkının temel hak ve hürriyetlerden olduğunu kabul ederek, bu mülkiyet hakkında hak düşürücü sürenin olamayacağını belirtmiş ve bu nedenle bunu iptal etmiştir. Şimdi, siz, Anayasa Mahkemesinin Anayasa’ya aykırı olduğu nedenle iptal ettiği bir düzenlemeyi yeniden Anayasa’ya aykırı bir şekilde getiriyorsunuz yani hukuksuzluğu hukuk kuralı hâline getiriyorsunuz.

AKP’li milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum, bu demin görüşülen maddenin altıncı fıkrasında “İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir...”

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesi hak düşürücü süre olmayacağı nedenle iptal ediyor. Siz, bu tasarının 1’inci maddesinin altıncı fıkrasında üç aylık süre geçmekle tazminat davası açamayacağını söylüyorsunuz. Şimdi, arazinin tapusu benim, üç ay geçti, üç ay geçtikten sonra ben dava açamayacağım. Bu araziyi ne yapacağım ben? Bu arazinin turşusunu mu kuracağız değerli arkadaşlarım? Yani kâğıt kadar değeri olmayan bir tapu senedi olabilir mi? Bu kadar, Anayasa’nın iptal ettiği boşluğu doldurmak için, Anayasa’ya uygun yasa yapılması gerekirken, bile bile, Anayasa’ya aykırılığı açıkça belli olan bir maddeyi niye getiriyorsunuz? İnsanların ellerindeki mülkiyet hakkını hiçe sayarak o insanların elindeki malı niye gasp etme yoluna gidiyorsunuz?

Şimdi, esas olan şey burada kamulaştırmadır. Kamulaştırma kuraldır. Elbette ki kamu hizmetine ayrılması gereken ve kamu hizmeti yapılacak yerlere ilişkin arazilerde kamulaştırmanın nasıl yapılması gerektiği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda açıkça belirtilmiştir. Ancak, kamulaştırmasız el koyma, yani haksız fiil temeline dayanan bu işlem, aslında çok istisnai hâllerde yapılması gereken bir durumdur. Ama siz, getirdiğiniz düzenlemeyle bu kamulaştırmasız el koymayı da kural hâline getiriyorsunuz?

Değerli arkadaşlarım, Anayasa’ya aykırı yasa yapma huyunuzdan lütfen vazgeçiniz? Bakın, dün burada Kentsel Dönüşüm Kanunu yapıldı; 14 paragrafı ve 764 kelimeden oluşan bir madde vardı. Yani makale yazar gibi -maşallah- kanun maddesi yazıyorsunuz. 14 fıkradan, 764 kelimeden oluşan bir madde olur mu? Şimdi de getiriyorsunuz, Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’da 10 paragraf, 667 kelimeden oluşan bir madde metni getiriyorsunuz değerli arkadaşlarım. Burada milletvekilleri Meclis araştırma önergesi verdiği zaman bile 500 kelimeden fazla olanlar kabul edilmiyor ama siz, bir maddede çok sayıda paragraf, çok sayıda da kelimeden oluşan, makale gibi maddelerden oluşan bir kanun tasarısı getiriyorsunuz ve kanun yapma tekniğine aykırı davranıyorsunuz.

Şimdi, bu Kamulaştırma Kanunu aslında Adalet Komisyonunu ilgilendirmesi gerekirken, bunu, hiç ilgisi olmayan Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüyorsunuz. Artık, bunu alışkanlık hâline getirdiniz. Bakın, askerî ceza mahkemelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun Millî Savunmadan geçiyor. Ya, Allah aşkına, usul kanunu bu, usul kanunu! Usul kanunu birinci derece yargılama yöntemiyle ilgilidir. Dolayısıyla, Adalet Komisyonu burada esas komisyon olmalıdır. Yani, ilgisiz komisyonlardan ilgisi olmayan yasaları gözle kaş arasında geçirip Genel Kurula getiriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

74 konuşma daha · 18 Haziran 2010

74 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook