İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · CUMA

Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 491 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 491 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-7 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının geçici 3’üncü maddesinin bir diğer adı, uygulamadaki adı “Ferhat Sarıkaya maddesi.”

Şimdi, Anayasa değişikliği ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolu açılmıştır. Bu olumlu bir gelişmedir. Bu değişiklik 12/9/2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bunun 12/9/2010’dan önceki olaylardaki HSYK kararlarına uygulanacağına ilişkin Anayasa’da bir hüküm yok. Geçmişe etkili olacak şekilde hüküm bu tasarıyla getiriliyor. Yani Anayasa’da tanınmayan bir hak bu kanun tasarısıyla Anayasa’ya aykırı bir şekilde getiriliyor. Bu, hak arama özgürlüğünü genişletmesi bakımından olumlu karşılanabilir ancak anayasal dayanağı yok yani anayasal dayanak getirmek gerekiyordu. HSYK idari bir organdır. Anayasa değişikliğinden önce verilen ve yargıya kapalı olan kararları, meslekten çıkarma kararlarının Anayasa’ya rağmen eğer gerçekten yargı yolu açılacak ise bu durumda yürürlük tarihinden sonra yani 12/9/2010 tarihinden sonra yasal süresi içerisinde idari yargıya başvurma olanaklı kılınmalıdır. Tekrar HSYK’ya başvuru yolu getirilmesi hukuksal dayanaktan yoksundur.

Meslekten çıkarmaya yönelik mevzuatta bir değişiklik yok yani meslekten çıkarma konusunda herhangi bir değişiklik yapılmamış. HSYK kararını niye gözden geçirsin? Yani süreklilik esası olduğuna göre 12/9/2010 tarihinden önceki verilen HSYK kararlarını ondan sonraki oluşan HSYK’nın yeniden gözden geçirilmesinin nedeni nedir? Salt yargı yolunun açılması bu kararın değiştirilmesini neden gerektirsin? Yargı yolunun açık ya da kapalı olmasına göre meslekten çıkarma cezaları verilmediğine göre bu yargı yolunun açılmış olması meslekten çıkarma konusunda herhangi bir yasal mevzuat değişikliği olmadığı hâlde konulması doğru değildir. Bu durum HSYK’yı yıpratacaktır, hukuksal olmayan sonuçlar doğuracaktır.

Sonuçta, yargı yolu açıldığına göre bu yargının vereceği karara saygı gösterilmesi gerekir. Yani Anayasa’da zorlanarak, başka şeylerde zorlanarak hadi diyelim ki 12/9/2010’dan önceki kararlar da yargı yoluna gitsin. O zaman niye HSYK’ya başvuru yolu getiriliyor? Bunu anlamak mümkün değil. HSYK bu yolla aslında belli kararların önünü açacak. Yani bunun konulma nedeni -demin de söyledim- 12 Eylül 2010 tarihinden önceki HSYK’nın belli kararlarına ilişkin.

Şimdi, meslekten çıkarma cezaları kaldırılınca bunlar yargı önüne taşınamayacak, tartışılmayacak; ayrıca bir kısım meslekten çıkarma cezaları da yer değiştirme cezalarına dönüşecek ve sonuçta ceza için yine yargı yolu kapalı olacak, bu şekilde de yargıdan yine işlemler kaçırılmış olacaktır.

Yer değiştirme cezası, aslında mesleki açıdan gelecekte son derece etkili olan bir ceza türüdür. Anayasa’ya aykırı, geçmişe etkili olarak yargı yolunun açılması durumunda, bu anlayışın benimsenmesi hâlinde yargı yolu doğrudan açılmalı, araya HSYK sokulmamalıdır, aradan HSYK çıkarılmalıdır. Amaç yargı yolunu açmaksa, yargı yoluna başvuru yolu HSYK’ya başvuru öngörülerek kapatılmaktan kurtarılmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, madde metnine baktığımız zaman, 4’üncü fıkrasında “İkinci ve üçüncü fıkralar uyarınca verilen kararlara karşı…” ve 5’inci fıkrasında “İkinci fıkra uyarınca verilen…”

Şimdi, 4’üncü fıkrada, ikinci ve üçüncü fıkralara karşı yeniden inceleme talebi üzerine verilen kararların kesin olduğu belirtiliyor. 5’inci fıkrada ise ikinci fıkra uyarınca verilen başvurunun reddine ilişkin kesinleşen kararların iptal talebiyle dava açılabileceği söyleniyor ama bu husus 4’üncü fıkrada belirtilmiyor Sayın Başkan. 4’üncü fıkrada, “İkinci ve üçüncü fıkrada verilen kararların tümü için yeniden yapılan itiraz sonunda, inceleme sonunda verilecek karar kesindir.” diyor. 5’inci fıkrada bu sefer de deniliyor ki: “İkinci fıkra uyarınca verilen başvurunun reddine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

112 konuşma daha · 10 Aralık 2010

112 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook