İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 82. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 82. Birleşim · 5. yasama yılı · 24 Mart 2011 · 1.071 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 24 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 1.071 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2011-03-24-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun verdiği Meclis araştırması önergesinin lehine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, geçen haftalar içinde Japonya’nın Okoyama’sında Pasifik dalma batma kuşağı içerisinde ve 20 kilometre derinliğinde çöküntü biçiminde bir deprem meydana geldi. Bu depremden sonra; Richter ölçeğine göre 8,9 şiddetindeki -daha sonra 9 olarak ölçülen- bu depremden sonra süprüntü dalgalarıyla Japonya’da tam bir nükleer cinayet yaşandı.

Şimdi, öncelikle şunu söylemek istiyorum: Bu depremin derecesinin bir fazla ya da bir eksik, süprüntü dalgasının boyu bir metre fazla veya bir metre eksiktir diyerek Japonya’daki bu nükleer cinayetin sorumluluğundan kurtulmak mümkün değildir. Japonya’daki nükleer cinayetten tasarımı yapan, bu tasarımlara lisans veren hükûmetler doğrudan sorumludur. Japonya’daki nükleer felaket hacim olarak Çernobil’le karşılaştırılamaz. Fukuşima’da, her bir ünitede 25 ton civarında olmak üzere birinci, ikinci ve üçüncü ünitede toplam 75 ton yakıt eriyor, hâlâ erimeye devam ediyor çünkü soğutma sistemi iflas etmiştir. Üçüncü ünitedeki reaktör yakıtı plütonyum 239 ve uranyum karışımıdır. Dolayısıyla, ayrıca bu dördüncü ünitede de soğutma havuzunda 370 ton atık yakıt var, havuzlarda soğutma suyu olmadığından hızlı radyasyon yaymakta. Bu havuzların üstü açık olduğundan dolayıdır ki bunların yaydığı radyasyon nükleer reaktörlerde yayılandan daha tehlikelidir. Bu felaketi klasik nükleer kaza seviyeleriyle ölçemezsiniz. Çünkü atmosfere karışan plütonyum 239 var. 1 gram plütonyum 239’un patlama neticesinde, atmosfere 1 mikron büyüklüğünde partiküller hâlinde çevreye yayılması durumunda, bu çevrede yaşayan en az 500 bin kişide kanser tetiklendiği bilim adamları tarafından söylenilmektedir. Plütonyum 239’un atmosferde okside olduğu an en tehlikeli toksik maddesi olarak canlıların sinir sistemine tahrip edici etkisi görülmektedir.

Fukuşima’da ilk birinci haftada çevrede yayılan radyasyon dozu saatte 500 miliremdir. Amerika’da nükleer santral çevresinde yaşayan insanların bir yılda alacağı maksimum miktar 100 miliremdir. Bu da göstermektedir ki, Fukuşima Nükleer Santrali bölgesinde radyasyon dozu müsaade edilen miktarın 4 bin, 5 bin katına ulaşmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren Japon hükûmetleri daima en fazla enerji oburluğu olan bir toplum yaratmıştır. Türkiye’de de maalesef aynı politikalar izlenmektedir. Enerji verimliliği ve tasarruf yerine sürekli enerji oburluğu işlenmekte, toplum devamlı “Karanlıkta kalacağız.” diye tehdit edilerek, gerçekten güvenilirliliği ve atık sorunu çözümlenmemiş bir nükleer teknoloji Türkiye’ye dayatılmaktadır.

Rusya, İran’da VVER-1000 tipi reaktörü kurmuştur. VVER-1000 tipi Rus reaktörü, Akkuyu’ya kurulması tasarlanan VVER-1200 reaktörünün zayıf kardeşidir.

Bu reaktörler altı ay önce denemeye alındılar değerli milletvekilleri. Üç aydan beri “Teknolojik problemler var.” diye fısıltı şeklinde haberler sızıyordu. Dört hafta önce, Rosatom’un web İnternet sitesinde birinci soğutma sistemindeki dört adet ana sirkülasyon pompasının titremeye başladığı, nükleer santralin titrediği bilgisi aldık. Bunun üzerine Rosatom, yani değerli milletvekilleri, Akkuyu’ya bu nükleer santrali kuracak Rus şirketi açıklama yapmak zorunda kaldı. İran’a kurdukları VVER-1000 tipi reaktörün pompalarında 1970 yılından kalma pompaları kullandıklarını itiraf ettiler. Şimdi de sökme çalışmalarına başladılar.

Yine, buradaki bir karşılaştırmayı, bir düşünceyi, bir yanlış düşünceyi söylemek istiyorum. Sayın Bakan bugün televizyonlara çıktı, Paris ile Akkuyu’yu karşılaştırdı. Dedi ki: “Efendim, Paris’e 75 kilometrede nükleer santral var. Paris’e turist gitmiyor mu?” Değerli arkadaşlarım, tabii, son zamanlarda, bu Hükûmet döneminde, bir nükleer cehalet dönemi yaşanmaktadır. Bugüne kadar gelip geçmiş Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerinde bu kadar bir nükleer cahillik görülmemiştir. Paris ile Akkuyu’yu karşılaştırmak mümkün değildir. Bu, fille karıncayı karşılaştırmaya benzer. Paris’in bir Mona Lisa’sı vardır, Paris’in bir Mona Lisa’sı vardır, Paris’in bir Louvre Müzesi vardır; Akkuyu’nun Louvre Müzesi yoktur, Akkuyu’nun Mona Lisa’sı yoktur. Dolayısıyla, Paris’e giden turist ile Akkuyu’ya, Antalya’ya giden turist, birbirinden nitelik olarak farklıdır.

İkinci bir konu: Efendim, nükleer santrallerin büyük bir kesimi Amerika, Japonya ve Fransa’daymış. Amerika’da otuz yılı aşkın bir süredir yani 1978’den bu yana bir tek nükleer santral yapılmıyor. Avrupa’da ise, Finlandiya’da, Avrupa’nın medarı iftiharı olarak sundukları bu Finlandiya’daki nükleer santralle on - on iki yıldır uğraşmaktadırlar, başka, bunun örneği yoktur değerli arkadaşlarım.

Şimdi, sevgili milletvekilleri, değerli arkadaşlarım, Japonya’da patlayan, sobanın üstünde unutulmuş kestane değildir; Japonya’da patlayan, bizim ninelerimizin, analarımızın tavada bize patlattığı mısır değildir; Japonya’da patlayan, bir uyandırma telefonu falan değildir bir oteldeki. Japonya’daki felaketi, siyasi iktidar, küçülte küçülte küçülte neredeyse iğnenin deliğinden geçirecek. Japon Başbakanı ağlıyor, Japon bilim adamları çaresiz kalmış -televizyonda bunu görüyoruz- ve Japon Hükûmeti, tarihinde ilk kez, bir nükleer alarm ilan etmiştir, bir acil durum programı ilan etmiştir, tarihinde ilk kez ama bizim Hükûmetimiz, bunu küçülte küçülte neredeyse çocuk patiğinin içine sokacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bakın bu olay, Japonya’daki yaşanan bu olay, artık Türkiye’deki Akkuyu’da kurulacak nükleer santral konusunda hem siyasi iktidarın hem de tüm toplum kesimlerinin başlarını iki ellerinin arasına alıp yeniden düşündürme fırsatı vermektedir. Gerçekten düşünmemiz gerekiyor.

Şimdi, burada kurulacak nükleer santral VVER-1200 tipi nükleer santraldir. Bu anlaşmanın Meclisten geçerken yapılan konuşmalarında şimdi oradan bana laf atan arkadaşımız gelip burada konuşmuştu, o teknolojinin ne kadar güzel bir teknoloji olduğunu söylemişti.

Şimdi, ben Sayın Bakana sordum: “VVER-1200 tipi reaktörler henüz işletmeye alınmış, işletme hâlinde bulunan reaktörler mi?” demiştim. Bu kürsüde AKP adına konuşan arkadaşımız, bu reaktörlerin dünyanın her tarafında çalışmakta olduğunu söyledi ve ben bunun yalan söylediğini söylediğimde bu kürsüde, dava açtı, şimdi onunla mahkemede hesaplaşıyoruz. Sayın Bakana sordum: “VVER-1200 tipi reaktörler işletmeye alınmış, ticari deneyimi olan reaktörler mi?” Tabii, Sayın Bakan, benim soru önergelerime çok kaçamak cevaplar verdi ama burada kaçamadı. Cevap şu değerli arkadaşlarım: “VVER-1200 tipi reaktörler henüz işletime alınmamıştır, böyle bir modeli yoktur.” demek zorunda kaldı.

Sevgili milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; bu elimdeki rapor Rus kamu çevre bilirkişi raporu. Bu Rus kamu çevre bilirkişi raporu Akkuyu’da kurulan bu VVER-1200 tipi reaktörlerin küçük kardeşi olan, zayıf kardeşi olan dediğimiz VVER-1000 tipi reaktörlerin Balakovo’da kurulmasına ilişkin düzenlenen bir rapordur. Bu raporda Rusya’da bu konuda uzman bilirkişiler tarafından, kamu çevre bilirkişileri tarafından bu VVER-1000 tipi nükleer santrallerin dizaynı, dokümanları incelenmiş. Varılan sonuçlar çok vahim değerli arkadaşlarım ama ben sadece bunun sonuç kısmını okuyacağım. Burada çok geniş bir şekilde var, bunun İngilizce orijini de var bende, istiyorsa o arkadaşlarıma da veririm, Sayın Bakana da veririm. Çünkü Sayın Bakan benim verdiğim soru önergesinde, böyle bir mahkeme kararından, böyle bir rapordan haberi olmadığını söylüyor.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, buradaki çok enteresan olayı söyleyeyim size. Burada “Balakovo’da kurulan ilk dört nükleer reaktör içeren santral Sovyetler zemininde 70’lerin sonunda kapsamlı bir ÇED raporu yapılmadan alınmıştır.” diyor. Dedikten sonra, sonuç olarak, “Bu iki VVER-1000 reaktörle ilgili bizlere sunulan resmî belgelerde yaptığımız inceleme ve araştırmalar sonucunda, ilk olarak bu projenin, Rusya Federasyonu Nükleer ve Radyasyon Güvenliği Kurumu için 2003 yılında çıkarılan Enerji Normları ve Regülasyon Kanunu’nun 108’inci maddesindeki kodlara, Regülasyon Yönetmeliği’ne uymadığı tespit edilmiştir.” denilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)Yani şu, değerli arkadaşlar: Rusya’daki Nükleer Güvenlik Yönetmeliği’ne uymayan bir teknoloji, uymadığı nedenle Balakovo’da mahkeme kararıyla yaptırılmayan bir teknoloji, Mersin Akkuyu’ya kurulmak isteniyor değerli arkadaşlarım. Buna Akkuyu halkı da müsaade etmeyecektir, buna Mersin halkı da müsaade etmeyecektir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

67 konuşma daha · 24 Mart 2011

67 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook