Tükiye futbol federasyonu ve milli takımlar antrenörlüğü hakkında
Aydın Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 55. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Şubat 2010 · 482 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Uzunırmak (MHP), 2 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜKİYE FUTBOL FEDERASYONU VE MİLLİ TAKIMLAR ANTRENÖRLÜĞÜ HAKKINDA); konuşma 482 kelime.
Ali Uzunırmak (MHP, Aydın). “Tükiye futbol federasyonu ve milli takımlar antrenörlüğü hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-uzunirmak-23-2010-02-02-tukiye-futbol-federasyonu-ve-milli-takimlar-antrenorlugu-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Futbol Federasyonu ve millî takımlar teknik direktörümüzün yerli antrenörlerimizden olmasıyla ilgili gündem dışı söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Konuya girmeden önce bir şeyi vuzuha kavuşturmak istiyorum. Değerli milletvekilleri, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Başkan seçilmesinden dolayı kendilerini tebrik ediyorum ve inşallah Türkiye'miz ve kendisi adına iyi bir imaj bırakarak Türkiye’ye hizmetler edeceğini ümit ediyorum. Ama bugün grup toplantısında Sayın Başbakanımızın değindiği bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Demokratlar Grubunda Milliyetçi Hareket Partisinin 4 milletvekilinin verdiği oyların çokluğu ile aday gösterilmiştir ve seçimlerde de Milliyetçi Hareket Partisinin milletvekilleri oy kullanmışlardır. Dolayısıyla Sayın Başbakanın böyle bir başarıyı sadece AKP’ninmiş gibi -diğerlerini suçlayarak- göstermesi, daha sonraki yapılacak iş birliklerine acaba ne derecede katkıda bulunur diye hayıflanıyorum ve dolayısıyla bir milliyetçi partinin, Milliyetçi Hareket Partisinin bir Türk parlamenterin Avrupa Konseyi Meclis Başkanı seçilmesine karşı durması mümkün değildir, katkıda bulunmaması da mümkün değildir. Dolayısıyla bu başarı Türkiye’nin başarısıdır, Türk parlamenterlerinin başarısıdır. Hepsini tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Avrupa Konseyinde bu gelişmeler olurken aynı zamanda futbol dünyanın dördüncü büyük sektörü olmuş ve yayın hakkını da “Digitürk” olarak adlandırdığımız yerleşik firmamız almıştır ve 320 milyon dolar civarında bir kaynak meydana getirmiştir Federasyona. Dolayısıyla bu kaynağı da etkin, verimli ve yerinde kullanması gerekmektedir.
Dolayısıyla ülkemizin gelişme dönemlerinde bilim dünyasından, sanat dünyasından, askerimizden birtakım sektörlerimize varıncaya kadar gelişmiş ülkelerden eğitimcilerin geldiği bir gerçektir. Futbolda da zaman zaman gelmiştir ama bugün geldiğimiz noktada artık Türkiye’mizde yerli hocalarımız, yerli teknik direktörlerimiz gelişmiştir. Nitekim Avrupa’da Galatasarayımızın aldığı kupada, Türk millî takımının Kore’de, dünyada dereceye girmesi, Türk millî antrenörlerinin sayesinde ve onların yönetiminde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla bizim yerli teknik adamlarımıza klasman atlatmamız, spor dünyasında Türkiye’mizin sporcusundan, masöründen, seyircisinden, teknik adamından, yöneticisinden bütün katmanlarına varıncaya kadar klasman atlamamızla mümkündür. Bu, önce bir mantık klasman atlamasıyla da mümkündür. Dolayısıyla, yetişmiş hocalarımız, sürdürülebilir başarıyı maalesef süper lig takımlarımızda mümkün kılamamaktadırlar. Onların başarısızlığı değildir bu, çünkü lig uzun bir maratondur. Bu uzun maratonda ancak ekonomik olarak, “dört büyükler” dediğimiz kulüpler, kadrolarında yabancı ve yetişmiş, daha güçlü sporcular bulundurdukları için… Dikkat ederseniz, yerli hocaların çalıştığı kulüplerde sarı kartların birleşmesinden cezalılar, sakatlıklar, yorgunluklar gibi ve kulüplerin ekonomik yetersizliklerinden dolayı lig sonuna doğru, yerli hocalarımızın çalıştırdığı Anadolu kulüplerinde yarıştan kopmalar meydana gelmektedir. Dolayısıyla bu onların başarısızlığı değildir aslında.
Bugün Türkiye’mizde Kayseri, Bursa, Antep, Eskişehir gibi, İstanbul Büyükşehir gibi, Kasımpaşa gibi birçok takımımızın başarılı yerli teknik direktörleri vardır. Bu insanları biz her alanda -sporcumuzdan, teknik adamımızdan, spor muhabirimizden seyircimize, yöneticimize varıncaya kadar- uluslararası sahneye çıkarmalıyız ki onlar uluslararası rekabet edebilir güce ulaşsınlar. Eğer Galatasarayın başarıları Fatih Terim’le olmasaydı, Fatih Terim Avrupa’ya transfer yapabilir miydi kendisini teknik direktör olarak? Eğer millî takımın başında Şenol Güneş Kore’de başarı kazanmasaydı, Şenol Güneş uluslararası bir antrenör olarak yurt dışına gidebilir miydi? Eğer millî futbolcularımız o başarıları kazanırken -işte, Tuncaylar, Emreler, başkaları- o arenada, o sahnede, uluslararası sahnede olmasaydı, uluslararası transfer yapabilirler miydi? Hayır, yapamazlardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 2 Şubat 2010