Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)
Genel Kurul, 47. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Ocak 2009 · 781 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Işık (MHP), 21 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:319)); konuşma 781 kelime.
Alim Işık (MHP, Kütahya). “Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:319)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-01-21-markalarin-korunmasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamede-degisiklik-ya-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİM IŞIK (Kütahya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 319 sıra sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi ve bizleri izleyen aziz milletimizi saygılarımla selamlarım.
Değerli milletvekilleri, hepimizin de bildiği gibi görüşmekte olduğumuz tasarının 1’inci maddesi, benden önceki değerli milletvekillerinin de özetlediği şekilde, 24/6/1995 tarih ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 9’uncu maddesinde Anayasa Mahkemesinin 3/1/2008 tarih ve 2005/15 ve 2008/2 sayılı Kararı ile iptal edilen hükümleri de dikkate alınarak yapılan bazı değişikliklerle ilgilidir. Düzenleme her ne kadar geç de olsa yerindedir. Ancak düzenleme için Haziran 2008’den bugüne kadar geçen sürede ortaya çıkmış olan boşluk nedeniyle doğabilecek hak kayıplarının nasıl telafi edileceği, diğer yandan bu sürede yabancıların açtığı davalar da dikkate alındığında ülkemiz aleyhine sonuçlanınca ortaya çıkabilecek uluslararası kaos ya da krizin sonuçlarını ve ülkemizin imajındaki bozulmayı da nasıl telafi edeceğimizi hep birlikte göreceğiz ve bu konuyu sizin takdirlerinize bırakıyorum.
Değerli milletvekilleri, her şeyden önce Türkiye’yi bir marka hâline getirebildiğimiz zaman bu ülkedeki birçok yerli markayı da uluslararası arenaya taşımış ve tanıtmış oluruz. Ülke marka olunca da bu ülkede yaşayan 70 milyonu aşkın vatandaşımız bu markanın hem maddi hem de manevi her türlü getirisinden faydalanacağı gibi ülkeye olan aidiyet bağı ve kendine olan güveni de artacaktır. Böylece, biraz sonra sizlerle paylaşacağım bir örnekte de görüleceği gibi esnaf ve sanatkârlarımızın içine düştüğü ve hepimizi derinden yaralayan ekonomik krizin etkilerini de en aza indirerek doğabilecek toplumsal olayların önüne geçmeyi sağlayabiliriz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi sizlere tek perdelik bir drama sahnesiyle ilgili bir senaryoyu aktarmaya çalışacağım. Mesleğe 1954 yılında, yani elli beş yıl önce çırak olarak başlayıp 1967 yılında çalıştığı iş yerini devralan bir iş adamımız ilk kez 1999 yılında bir miktar KOBİ kredisi almış, kısa bir süre sonunda da bir termik santral inşaatında işlerini yaptığı müteahhit firmanın batmasıyla büyük darbe yemiş, geçen zaman içinde bir yandan kredi borçlarını ödemeye devam ederken, diğer yandan da 38 kişi çalıştıran bir marka sahibi işletme hâline gelebilmiştir. Ancak son birkaç yıldır iş yaptığı firmaların durumlarının kötüleşmesi ve bazılarının da kapanması nedeniyle iş adamımız, SSK ve Maliye borçlarını ödeyemez hâle gelmiş, iki yıl önce 35 bin TL olan Maliye borcunu elinde bulunan ve borcunu ödemeye yetecek miktardaki çek ve senetlerini yaşanan ekonomik kriz nedeniyle de ne bankalarda ne de finans kuruluşları ve factoring’lerde kırdıramadığı için bugün çok büyük sıkıntılara muhatap olmuştur. TEDAŞ’a olan elektrik borcunu zamanında ödeyemediği için fabrikanın elektriği kesilme aşamasına gelmiş, elektriğinin kesileceği ihbarını aldığı gün yanında çalıştırdığı işçilere mahcup olmamak için o gün işçilerinin tamamına izin vermiştir. Olay üzerine son çare olarak bir şekilde kendi temsilcilerine ve ilgili bürokratlara ulaşıp derdini anlatarak elektrik borcunu yapılandırıp geçici olarak bu sorununu kısmen çözünce, çalışanlarını tek tek telefonla çağırmış ve işe başlatmıştır.
Aynı iş adamı, âdeta kırk yıllık tanıdığı bir diğer iş adamına 2 bin TL borcu karşılığında verdiği 10 bin TL’lik çekinden artakalan parasını istediğinde, iş adamı arkadaşı 2 bin TL anapara, buna karşılık da 2.500 TL de gecikme faizinin olduğunu söylemiş ve üzerini alabilmiştir. Yani elli beş yıllık iş adamımız bugün kamuoyunda “tefeciler” olarak tabir edilen fırsatçıların eline düşmüştür. En sonunda da elektrik borcunu ödeyemediği için fabrikayı kapatarak bu dertlerin hepsinden kurtulmuştur.
Değerli milletvekilleri, bu senaryonun sanal ya da bir hayal ürünü olmasını inanınız çok isterdim. Ancak bu senaryo, her şeye rağmen işçilerini çıkartmamaya ve fabrikasını kapatmamaya direnen bir Anadolu insanına ait olup ne yazık ki gerçektir.
Eğer Sayın Bakan vakit ayırıp dinlemek isterse, bu iş adamımız, kendi ağzından kendi derdini ve arkadaşlarının derdini anlatmak için hazırdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
ALİM IŞIK (Devamla)Eminim şu anda da Hükûmetimizin ve yüce Meclisimizin bugünlerde alacağı tedbirleri dört gözle bekliyor ve can kulağıyla dinliyordur.
Seçim bölgem Kütahya’da organize sanayide iş yeri bulunan birçok iş adamımız ne yazık ki fabrikasını kapatmış ya da kapatma aşamasına gelmiş ve bugün itibarıyla Kütahya’da 3.500’e yakın işçi işten çıkarılmış durumdadır. Borcu olduğu için, devletimizin kendine sunduğu can suyu kredilerinden de yararlanamayan bu iş adamlarımızın durumuna benzer çok sayıda örneği bulmak mümkündür.
Özetle, kısa sürede teşvik yasası uzatılmalı ya da en kısa sürede yeniden düzenlenerek sektörel ya da bölgesel bazı destekler sağlanmalıdır. Girdi maliyetlerinin azaltılmasını sağlayacak KDV ve ÖTV indirimleri hemen yapılmalıdır. Çıkarılacak sicil affıyla birlikte esnaf ve sanatkârlarımızın Merkez Bankası yanında diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki sicil temizlemesi de mutlaka gerçekleştirilmelidir. Yargıda bulunan dosyaların da çıkarılacak bu düzenlemelerden mutlaka yararlandırılması sağlanmalıdır. Ülkemizde âdeta birer marka olmuş ve Türk milletinin vergileriyle kurulmuş olan BOTAŞ, TKİ ve MKEK gibi stratejik kurumlarının “özelleştirme” adı altında peşkeş çekilmesinin, mutlaka, Kabine üyesi Sayın Bakanımız tarafından önüne geçilmesi yönünde çabalar gösterilmelidir.
Sayın Bakana ve Hükûmete, bu duygu ve düşüncelerle bir an önce çözüm önerilerini getirmelerini belirtir, hepinize saygılarımı sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 21 Ocak 2009
