Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)
Genel Kurul, 56. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Şubat 2009 · 470 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Işık (MHP), 11 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.328)); konuşma 470 kelime.
Alim Işık (MHP, Kütahya). “Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-02-11-kadin-erkek-firsat-esitligi-komisyonu-kurulmasi-hakkinda-kanun-teklifi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİM IŞIK (Kütahya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 328 sıra sayılı Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım. Her ne kadar biraz önce görüşülmüş olan 1’inci maddede bu teklifin adı değişti ise de şu anda önümüzde yazılı metin bu olduğu için bu hâliyle ismini vermeyi uygun buldum. Bu vesileyle, yüce Meclisi ve bizleri izleyen aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, bu teklifle resmen kurulacak olan Komisyonun, başta kadınlarımız olmak üzere hem milletimize hem de ülkemize hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bu girişimi desteklediğimi belirtiyor ve bunda emeği geçen, başta kadın milletvekillerimiz olmak üzere herkesi kutluyorum.
Ancak, bu vesileyle, gerek dünyada gerekse Türkiye’mizde bazı gerçekleri ve yapılması gerekenleri de sizlerle kısa bir süre de olsa paylaşmak istiyorum. Başta, Türk-İslam kültüründe kadının ne denli önemli bir yere sahip olduğu hepimizce yakından bilinmektedir. Kadınlarımız, her şeyden önce, çocuklarımızın anası, ailede ve toplumda vazgeçilmez bir birey, evin direği, cennetin ayakları altında olduğu müjdesiyle asırlar önce müjdelendirilmiş kutsal bir bireydir. Ancak, bu özel yerlerine karşın toplumda hak ettikleri yerlere de gelemediklerini söylemek çok yanlış olmasa gerek.
Yine yayımlanmış bazı verileri sizlere aktararak bu tezimi doğrulamak istiyorum. Dünyadaki yaklaşık 1,5 milyar yoksul insanın yüzde 70’inin, 27 milyon dolayındaki mültecinin de yarısının kadınlardan oluştuğu bir gerçek. Birleşmiş Milletler araştırmalarına göre, küresel üretimin yaklaşık üçte 2’si kadınlar tarafından gerçekleştirilmesine rağmen kadınların küresel gelirden aldıkları pay ise yaklaşık yüzde 10’lar düzeyinde. Yine kadınların mal varlıklarının ise sadece toplam varlıkların yüzde 1’i dolayında olduğu bu verilerden anlaşılmakta.
Türkiye’de de durumun çok farklı olmadığını söyleyebiliriz. Örneğin, TÜİK verilerine göre her yıl Türkiye’de çalışabilir durumdaki kadınların yüzde 25’i iş gücüne katılıyor. Bu oran 1990’larda yüzde 35’ler seviyesinde iken bugün yüzde 25’lere düşmüş. İstihdam edilen toplam 6 bin dolayındaki kadının ise yüzde 72’si kayıt dışı olarak faaliyet gösteriyor.
Birleşmiş Milletlerin 2004 İnsani Kalkınma Raporu’na göre, ilk, orta ve yüksek eğitimde kız çocuklarının okullaşma oranı yüzde 68. Türkiye bu oranda dünyada 110’uncu sırada. Okuma yazma bilmeyen kadın nüfusu ise yaklaşık 5,5 milyon civarında.
Türk kadının siyasetteki yeri de biraz önce, -benden önce- konuşan değerli kadın milletvekilimiz tarafından belirtildi. Kısaca, Türkiye Avrupa Birliği ortalaması olan yaklaşık yüzde 20’lerin -siyasetteki temsil oranı açısından- çok gerisinde bir ülke durumunda.
Türk kadını ilk kez 1843’te Tıbbiye Mektebi bünyesinde aldığı ebelik eğitimiyle sosyal hayatta yerini almaya başlamış. İş yaşamına 1897’de ücretli işçi olarak giren kadınlarımız 1913 yılında da devlet memuru olma hakkını kazanmıştır. İlk kadın belediye başkanı Müfide İlhan 1950’de Mersin’den seçilirken ilk kadın bakan Türkân Akyol 1971’de, ilk kadın vali Lale Aytaman 1991’de atanmış, ilk kadın başbakan da Tansu Çiller Hanımefendi 1993’te hükûmeti kurmuştur. Bugün kadınlarımızın geldiği değişik makamlar hepimizin malumudur. Bu açıdan da kendilerini yapmış oldukları başarılı çalışmalardan dolayı tekrar kutluyorum.
Kocasının yanında kendi soyadını alma hakkı kazanılmış, 1997 yılında Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü koordinasyonunca…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
53 konuşma daha · 11 Şubat 2009
