1.- ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın, shçek yurtlarında yaşanan bazı olaylara ilişkin (6/536)2.- kütahya milletvekili alim ışık'ın, trt programlarına ilişkin (6/618) 3.- mersin milletvekili isa gök'ün, trt'nin teşkilat yapısı ve yayınlarıyla ilgili iddiasına ilişkin (6/633,660,780)4.-niğde milletvekili mümin inan'ın, "sınırlar arasında" programının yayından kaldırılmasına ilişkin (6/781,823,825) 5.-gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, rtük'ün radyo ve televizyon yayın izni verdiği bir kuruluşa ilişkin (6/923,970,981,1046,1078,1136,1387,1430,1448,1508) 6.-antalya milletvekili tayfur süner'in, trt antalya radyosunun kapatılacağı iddiasına ve trt''nin arazilerine (6/1007) 7.-tokat milletvekili reşat doğru'nun, trt'de türk dünyasına yönelik dil programları yapılmasına ilişkin (6/1022) 8.- karaman milletvekili hasan çalış'ın, tv dizilerine ilişkin (6/1049,1345) 9.- istanbul milletvekili ufuk uras'ın, bir caminin restorasyonuna ilişkin (6/1247) 10.- tunceli milletvekili kamer genç
Genel Kurul, 5. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ekim 2009 · 1.872 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Işık (MHP), 13 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 1.- ORDU MİLLETVEKİLİ RIDVAN YALÇIN'IN, SHÇEK YURTLARINDA YAŞANAN BAZI OLAYLARA İLİŞKİN (6/536)2.- KÜTAHYA MİLLETVEKİLİ ALİM IŞIK'IN, TRT PROGRAMLARINA İLİŞKİN (6/618) 3.- MERSİN MİLLETVEKİLİ İSA GÖK'ÜN, TRT'NİN TEŞKİLAT YAPISI VE YAYINLARIYLA İLGİLİ İDDİASINA İLİŞKİN (6/633,660,780)4.-NİĞDE MİLLETVEKİLİ MÜMİN İNAN'IN, "SINIRLAR ARASINDA" PROGRAMININ YAYINDAN KALDIRILMASINA İLİŞKİN (6/781,823,825) 5.-GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ YAŞAR AĞYÜZ'ÜN, RTÜK'ÜN RADYO VE TELEVİZYON YAYIN İZNİ VERDİĞİ BİR KURULUŞA İLİŞKİN (6/923,970,981,1046,1078,1136,1387,1430,1448,1508) 6.-ANTALYA MİLLETVEKİLİ TAYFUR SÜNER'İN, TRT ANTALYA RADYOSUNUN KAPATILACAĞI İDDİASINA VE TRT''NİN ARAZİLERİNE (6/1007) 7.-TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN, TRT'DE TÜRK DÜNYASINA YÖNELİK DİL PROGRAMLARI YAPILMASINA İLİŞKİN (6/1022) 8.- KARAMAN MİLLETVEKİLİ HASAN ÇALIŞ'IN, TV DİZİLERİNE İLİŞKİN (6/1049,1345) 9.- İSTANBUL MİLLETVEKİLİ UFUK URAS'IN, BİR CAMİNİN RESTORASYONUNA İLİŞKİN (6/1247) 10.- TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ); konuşma 1.872 kelime.
Alim Işık (MHP, Kütahya). “1.- ordu milletvekili rıdvan yalçın'ın, shçek yurtlarında yaşanan bazı olaylara ilişkin (6/536)2.- kütahya milletvekili alim ışık'ın, trt programlarına ilişkin (6/618) 3.- mersin milletvekili isa gök'ün, trt'nin teşkilat yapısı ve yayınlarıyla ilgili iddiasına ilişkin (6/633,660,780)4.-niğde milletvekili mümin inan'ın, "sınırlar arasında" programının yayından kaldırılmasına ilişkin (6/781,823,825) 5.-gaziantep milletvekili yaşar ağyüz'ün, rtük'ün radyo ve televizyon yayın izni verdiği bir kuruluşa ilişkin (6/923,970,981,1046,1078,1136,1387,1430,1448,1508) 6.-antalya milletvekili tayfur süner'in, trt antalya radyosunun kapatılacağı iddiasına ve trt''nin arazilerine (6/1007) 7.-tokat milletvekili reşat doğru'nun, trt'de türk dünyasına yönelik dil programları yapılmasına ilişkin (6/1022) 8.- karaman milletvekili hasan çalış'ın, tv dizilerine ilişkin (6/1049,1345) 9.- istanbul milletvekili ufuk uras'ın, bir caminin restorasyonuna ilişkin (6/1247) 10.- tunceli milletvekili kamer genç”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 13 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2009-10-13-1-ordu-milletvekili-ridvan-yalcin-in-shcek-yurtlarinda-yasanan-bazi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madencilik sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan partilerimize mensup değerli milletvekilleri tarafından verilen araştırma önergeleriyle ilgili görüşlerimizi açıklamak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.
Bu vesileyle Ankara ilimizin Türkiye Cumhuriyeti devletinin başkenti oluşunun 86’ncı yıl dönümünü kutluyor, bu ilimizin ilelebet başkent kalması dileklerimle hepinize saygılar sunuyorum.
Ayrıca yarın Bursa’da yapılacak Türkiye-Ermenistan futbol karşılaşmasında Türk Millî Takımı’na da başarılar diliyorum.
Bu oturumda tartışılacak olan on beş farklı araştırma önergesi incelendiğinde söz konusu önergelerin milletvekillerimiz tarafından gerek bölgesel gerekse ülke genelinde Türkiye Taşkömürü Kurumunun mevcut durumunun incelenmesi, mermercilik sektörünün, altın madenciliğinin, bor madenciliğinin, nikel madenciliğinin, petrol arama çalışmalarının ve madencilik sektöründeki sorunların araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verildiği görülmektedir.
Hemen hemen ülkemizin her bölgesi ve ilini ilgilendiren bu önemli konunun gündeme alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bütün yönleriyle tartışılmasından duyduğumuz memnuniyeti belirtiyor, sözlerimin başında bu amaçla kurulacak araştırma komisyonunu desteklediğimizi ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Vergi Konseyi Başkanlığı ve Madencilik Başkanlar Konseyi Birliği tarafından “Türkiye Madencilik Sektörünün Yapısı, Vergisel Sorunları ve Çözüm Önerileri” isimli rapor 5 Şubat 2009 tarihinde yayınlanarak sektörün ve kamuoyunun istifadesine sunulmuştur.
11 değerli kişinin birlikte hazırladığı bu raporda “Türkiye’deki madencilik sektörünün durumu”, “Türkiye'nin maden potansiyeli”, “Sektörde uygulanan devlet yardımları ve destekleriyle yeterliliğinin değerlendirilmesi”, “Sektördeki sorunlar” ve “Sektörün idari yapısı ile mali sorunlarının çözümüne ilişkin öneriler” ana başlıkları altında çok detaylı ve değerli bilgilere yer verilmiştir. Bu nedenle, vaktimi daha iyi değerlendirmek anlamında, bahsettiğim maden gruplarının Türkiye’deki durumlarıyla ilgili rakamlarla sizi meşgul etmek istemiyorum ve konuşmamın ilk bölümünde daha çok uygulamada sektör mensuplarının muhatap oldukları sorunlar ve yine sektörün içinden gelen bu sorunların çözümüne yönelik önerilere yer verirken, eğer vaktim kalırsa, son bölümde de önemli bir ilimiz olan ve maden ilimiz olan Kütahya ilindeki bor madenciliği ve sorunlarının çözümüne yönelik önerilere yer vermek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde 2009 yılı Ocak-Haziran dönemi maden ihracatı incelendiğinde 2008 yılının aynı dönemine göre miktarda yüzde 30,5; değerde ise yüzde 39,5 oranında ihracatın azaldığı görülmektedir. Dolayısıyla bu rakamlarla yaklaşık 6 milyon ton ve 970 milyon dolar ihracat gerçekleşmesi olmuştur. Bu azalmada ülkemizde yaşanan ekonomik krizin yanında uygulamada yaşanan önemli hukuki ve yasal sorunların da etkili olduğu sektör temsilcileri tarafından sık sık dile getirilmektedir. Bu bağlamda, yaşanan bazı önemli hukuki ve yasal sorunları ve çözüm önerilerini şu şekilde sıralamak mümkün olabilecektir:
1) Bilindiği gibi, Anayasa Mahkemesi, 5177 sayılı Yasa’yla değiştirilen 3213 sayılı Maden Yasası’nın 7’nci maddesini Anayasa’ya aykırı bularak 15 Ocak 2009 tarihinde iptal etmiştir ancak iptal kararının bir yıl sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesi, aynı kararında Çevre Kanunu’nun 10’uncu maddesinde 13 Mayıs 2006 tarihli 5491 sayılı Yasa’yla yapılan değişiklikle getirilen “Petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır.” hükmünü de iptal etmiştir. Böylece, bu iptal kararının altı ay sonra yürürlüğe gireceği de belirtilmiştir.
Diğer yandan, Danıştay 8. Dairesi, 10 Şubat 2009 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararından yola çıkarak Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin ve bu Yönetmelik’te yapılan bütün değişikliklerin yasal dayanağını yitirdiğini belirterek Yönetmelik’in iptali istenen bütün maddeleri hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarından sonra ortaya çıkan hukuksal boşluk değerlendirildiğinde, devlete Anayasa’nın 56’ncı maddesinde verilen çevreyi koruma ödevi ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası çevre sözleşmeleri karşısında Yönetmelik’in uygulanmaya devam edilmesi hâlinde Anayasa ve yasaların dava konusu Yönetmelik’e üstünlüğü ilkesinin zedeleneceğinin altı çizilmiştir.
Bu alınan kararların dayanağı doğa dengesinin madencilik faaliyetleriyle bozulduğu ve bir daha geriye kazanılamayacağı düşüncesine dayanmaktadır. Alınan bu kararlar ülke ekonomisine ve istihdama önemli katkı sağlayan madencilik sektörünü ciddi bir şekilde sekteye uğratmış ve sektörün önünü tıkamıştır. Böylece sektör, maden arama, etüt ve işletmeye yönelik izinlerin durdurulmasıyla kurumlar arası hukuksal bir boşluğa düşmüştür. Bu hukuksal boşluk, sektörün en verimli olduğu yaz aylarında neredeyse çalışamaz hâle sokulmasına yol açmıştır. Bu sıkıntının kısa vadede çözümü için çevreyle ilgili alınan bütün kararlara bağlı olarak madencilik yapılacak alan ile ilgili koordinatlar içerisinde faaliyet sahibine bağlayıcı bir taahhütname imzalattırılıp izin verilmesi sağlanabilir. Diğer yandan, Anayasa ve Danıştay kararları doğrultusunda söz konusu yasadaki değişiklik mutlaka Meclis tarafından bir an önce gerçekleştirilmesi gereken önemli bir engel olarak görülmektedir.
2) Arama veya işletme dönemi faaliyeti göstermiş fakat 3213 sayılı Kanun maddelerine göre terk veya iptal nedeniyle Maden İşleri Genel Müdürlüğü uhdesine geçmiş ve ihale dönemi ihaleye çıkarılan sahaların geçmiş hukuku ya da jeolojik bilgilerine yönelik sağlıklı bilgiye ulaşmada ciddi sıkıntılar çekildiği iddia edilmektedir. Bu konuda mutlaka bir düzenli arşivin tutulması kaçınılmazdır.
3) İhaleye çıkarılan bazı sahalar dönem içerisinde, Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği ve çevre mevzuatı nedeniyle, işletme ruhsatı alındığı hâlde işletilememektedir. Bu konudaki en büyük engel, baraj mansabından belirlenen koruma alanlarında veya mevsimsel akışlı derelerin bulunduğu alanlarda madenciliğe izin verilmemesidir.
4) Özellikle Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünden ihaleye çıkarılan sahaların faaliyet sahipleri tarafından alınmasından sonra çıkan hukuksal engeller madenlerin işletilmesini ağırlaştırmaktadır. Örneğin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde faal olan sahalar terör faaliyeti nedeniyle işletilememekte ve 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 24’üncü maddesi gereği, beş yıllık sürede mücbir sebepler ve beklenmeyen hâller dışında üç yıldan fazla üretim yapılmayan sahalar iptal edilmektedir. Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) bu sahaların terör faaliyeti nedeniyle işletilemediğine dair ilgili kurumdan yazılı evrak istemekte, ancak, ilgili kurum ise bu yazılı evrakı zamanında ya da hiçbir şekilde verememektedir.
5) Metalik madenlerin işletilmesinde baz alınan rezerv ve tenöre bağlı mali hesap ve işletilebilirlik fizibilitesinin Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından biraz daha esnetilerek incelenmesi konusunda ciddi taleplerle karşılaşılmaktadır. Faaliyet sahibi tesis sahibi ise veya tesis kurmayı planlıyor ise işletilebilirlik parametreleri ülke ekonomisi de göz önünde bulundurularak biraz daha esnetilme ihtiyacına gelmiştir.
6) Endüstriyel hammaddeler kapsamında değerlendirilen feldspat, bitovnit, illit, kaolen, kalsit ve karışım killeriyle ilgili komisyon kararları neredeyse ülke madenciliğini sekteye uğratacak derecede ağır şartlar içermektedir. Örneğin, Maden İşleri Genel Müdürlüğü Kaolen Komisyonunun 7/7/2008 tarih ve 4518 sayılı kararlarına göre kaolen talepleri değerlendirilirken üretim veya işletme izni talep alanını temsil edecek şekilde en az farklı lokasyondan üç adet numune alınması istenmekte, alınan numunelerin tüm kayaç içerisinde minerallerin yüzde oranlarını belirlemeye yönelik olarak XRD analizinin yapılması, bu analiz sonucunda kil grubunda birinci sırada kaolinit mineralinin bulunması ve en az yüzde 20 oranında olması, diğer yandan kimyasal analizlerin yapılması ve bu analiz sonucunda demir, silisyum, sodyum ve potasyum oksit miktarlarında belirli oranların aranması gerekmektedir. Bu kararlara göre alınan numune örneklerinde Türkiye standartlarındaki laboratuvarlarda birinci mineralin kaolinit çıkmasının neredeyse imkânsız olduğu iddia edilmektedir.
İşletmeciler hammadde olarak kimyasal reçetede yukarıda belirtilen sınırlılık değerleri sağlayamadıkları için ciddi anlamda sıkıntılar çekmektedirler. Bu bağlamda seramik fabrikalarının bu komisyon kararları dışında tutulması kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Benzer uygulama feldspat madeni için de yapılmakta ve ciddi sıkıntılar çekilmektedir.
7) Genel anlamda maden ruhsatı faaliyet sahibi Çevre Etkileşim Değerlendirme ve Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmelikleri karşısında ağır işleyen bürokrasiden kaynaklanan mağduriyet içerisindedir. Mutlaka bu bürokratik engellerin de bir an önce azaltılıp daha hızlı işleyen bir sistemin uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir.
8) Madenciye sıkıntı yaratan bir başka durum ise sanidin cevheriyle ilgilidir. Sanidin bir feldspat grubu minerali olmakla birlikte beşinci grup içerisinde yer alması madenci için hem araştırma yönünden hem de alan yönünden sıkıntı yaratmaktadır. Dördüncü grup 2 bin hektara kadar müsaade edilirken beşinci grup minerallere 500 hektara kadar müsaade verilmesi ciddi anlamda bir sıkıntı kaynağıdır.
9) Kömür ruhsatlarında birleşik ruhsatlar havza niteliği taşımasına rağmen, her ruhsat 3213 sayılı Kanun’a göre ayrı ayrı jeolojik açıdan incelenmekte ve madenciye zaman kaybına yol açmaktadır. Havza konumunda olan bu ruhsatlarda ruhsat sahibinin beyanının esas alınması, faaliyet sahibinin madencilik yönünden önünün açılmasına imkân tanıyacaktır.
10) Maden Kanunu’nun 46’ncı maddesine istinaden işletme izin alanları içinde yer alan alanların kamulaştırılmasıyla ilgili bürokratik işlemler süreci oldukça uzun bir zamana yayılmaktadır. Bunun mutlaka kısaltılması ve daraltılması gerekmektedir.
Bunlara ek olarak enerji maliyetlerinin yüksek olması. Özellikle doğal gaz, mazot ve elektrik fiyatlarının bu sektörde altından kalkılamaz düzeyde maliyet oluşturması.
Madenciliğe dayalı sanayinin gelişmiş olmaması ve madenlerin ham madde veya ara ürün olarak yurt dışına satılıp uç ürün olarak geri alınması.
Bakır, krom, gümüş, altın, kurşun gibi değerli maden işletmeleri yatırımlarının genellikle yurt dışı kaynaklı olması.
Yüksek sermaye tutarı ve zorluk taşıyan yasal yükümlülüklerden dolayı yatırımcıların madencilik faaliyetlerinden çekinmesi ve benzeri gibi birçok sorun da bir diğer çözüm bekleyen grup içerisinde sayılabilir.
Peki, “Bu sorunlara karşı neler önerilebilir ve neler yapılmalıdır?” başlığı altında neler sayılabilir denirse bunlara da birkaç cümleyle değinmek istiyorum:
Her şeyden önce Madencilik İşleri Genel Müdürlüğünün uygulamak istediği orman izinleriyle ilgili bir düzenlemenin kaçınılmaz olduğu görülmekte, mutlaka bununla ilgili bir yeni düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Kırma taş ruhsatları için en fazla 10 hektarlık işletme izni verilmesi uygulamasının gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Mera tahsis amacı değişikliklerinde, Maden İşleri Genel Müdürlüğü, mera parsel koordinatlarını ve diğer bilgileri ilgili kurumdan, yani ilgili tarım il müdürlüklerinden doğrudan kendisi istemelidir. Bu hususta cevap alınamıyorsa ruhsat sahibinin beyanı doğrultusunda -mera tahsis amacı değişikliği istenen alanın koordinatlarıyla- ilgili kamu kurumuna yazı yazılmalıdır.
Kamu ham madde taleplerinde ruhsat sahibinin haklarının korunması, öncelik hakkının esas alınması mutlaka gerekmektedir.
İşletme ruhsatlı sahalarda olduğu gibi arama ruhsatlı sahalarda da ruhsat sahibinin görüşünün alınması kaçınılmazdır.
Kamulaştırma taleplerinin talep tarihinden itibaren en geç altı ay içinde -eksik belgesi eğer yoksa- olumlu ya da olumsuz sonuçlandırılması mutlaka sağlanmalıdır. Uygulamada yıllarca sürebilen örneklerle karşılaşıldığı yine sektör temsilcileri tarafından sık sık dile getirilmektedir.
Arama ve teknoloji geliştirme olmak üzere yeterli nitelik ve nicelikte yatırım yapılması mutlaka sağlanmalıdır.
Madencilik arama, işletme ve zenginleştirme süreçleri ARGE yatırımlarıyla mutlaka desteklenmelidir. Devlet ARGE alanında yönlendirici ve destekleyici olma özelliğini bu sektörde de mutlaka göstermelidir.
Madenlerin ham madde olarak ucuza ihracı yerine yüksek katma değer ve istihdam yaratan rafine ve uç ürüne dönüştürülmesi sağlanmalıdır.
Madencilik sektöründe kullanılan makine, donanım ve gerecin ülke içinde üretilmesine yönelik endüstrilere yatırımlar özendirilmelidir.
Endüstrinin gereksiniminin karşılanamadığı ya da tükenme sürecine girmiş maden veya endüstriyel ham madde kaynaklarının aranması mutlaka özendirilmelidir.
Sektördeki iş güvenliği, işçi sağlığı ve çevre sağlığıyla ilgili köklü önlemler vakit geçirilmeden alınmalıdır.
Özel sektör, üniversiteler ve devlet iş birliği içinde çalışmalar ve gerekli araştırmalar mutlaka uygulamaya geçirilmelidir.
Ülkemizin ihtiyacı olan enerjinin yerli maden kaynaklarımızdan karşılanması için öncelikle gerekli çalışmalar hızla tamamlanmalıdır.
Maden arama faaliyetlerine önem verilmelidir.
Yeni teknolojilere uyum sağlayacak ve bunları kullanabilecek iyi eğitilmiş teknik iş gücünün istihdamına öncelik verilmelidir.
Mevcut ve gelişen pazarlar yakından takip edilerek değişikliklere uygun stratejiler anında belirlenmelidir.
Çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına ya da yenilenmesine yönelik önlemlerin alınması mutlaka zaman geçirilmeden sağlanmalıdır.
Bu genel anlamdaki sorunlar ve önerilerle ilgili görüşlerimden sonra, bir diğer konu olan bor madeniyle ilgili sorunların detaylı şekilde araştırılması gerektiği benden sonraki grubumuz milletvekili Sayın Bulut tarafından detaylı şekilde açıklanacağından dolayı burada ona yer vermek istemiyorum. Ayrıca geçen yıl 23’üncü Dönem Üçüncü Yasama Yılı 35’inci Birleşim ve 23 Aralık 2008 tarihli Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün bütçe görüşmelerinde bu konudaki şahsıma ait görüşleri açıklamıştım, onun için tekrarlamak istemiyorum, ama isteyen değerli milletvekilleri oradaki görüşlerimizi rahatlıkla yeniden gözden geçirme imkânına sahip olabilirler.
O konuşmamda da dile getirdiğim gibi, bu sektörle ilgili, mutlaka borla ilgili araştırmadan sorumlu olan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü fiziksel altyapı ve personel yönünden desteklenmeli ve acilen bu yetersizlikler giderilmelidir. Bilimsel doğrular ışığında enstitü ya ham madde ve rezerv kaynaklarına daha yakın olan Kütahya’ya taşınmalı ya da Kütahya’da bir şubesi acilen açılarak güçlendirilmelidir.
Faaliyet alanı için oldukça yetersiz olan kurum bütçesinin artırılması, personel seçim ölçütleri net olarak tanımlanarak eksik personelin bu kriterler ışığında istihdamı mutlaka sağlanmalıdır.
Hem Kütahya’daki bor rezervinin bulunduğu alanlar için hem de ülkemizin diğer illerindeki maden kaynakları için önerebileceğim bir diğer önemli konu da istihdamda madenlerimizin çıkarıldığı ilden yapılan başvuruların öncelikle değerlendirilmesi…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 13 Ekim 2009
