Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)
Genel Kurul, 71. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Mart 2010 · 1.178 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Işık (MHP), 10 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SEBZE VE MEYVE TİCARETİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:471)); konuşma 1.178 kelime.
Alim Işık (MHP, Kütahya). “Sebze ve meyve ticaretinin düzenlenmesi hakkında kanun (s.s.:471)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2010-03-10-sebze-ve-meyve-ticaretinin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-471 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 471 sıra sayılı Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlemesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Sözlerimin başında yüce Meclisi ve bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Ülkemizde sebze ve meyve ticareti ve toptancı hallerini düzenleyen 27 Haziran 1995 tarih ve 552 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve daha sonra yapılan kanuni düzenlemelerde, sektördeki ilk ve son halka olan üretici ve tüketicilerin göz ardı edilmesi nedeniyle mevcut mevzuatın günümüz ihtiyaçlarına cevap veremediği ve yaş meyve-sebze sektörünün sorunlarının artarak devam ettiği bilinen bir gerçektir.
Sebze ve meyve ticareti bir sistem olarak incelendiğinde, yapılacak bir yasal düzenlemenin üreticiler, komisyoncu, halci, market, belediye ve benzeri gibi gruplardan oluşan aracılar ve tüketiciler ana bileşenlerinin aşağıda özetlenen temel sorunlarına çözüm bulması beklenecektir.
Üretici sorunlarının başında ürünün değeriyle satılamaması ve düşük kâr gelirken tüketici sorunlarının başında yüksek fiyatlı ve kalitesiz ürüne sahip olma, aracı sorunlarının başında ise kayıt dışılık, haksız rekabet, eksik denetim, düşük ihracat, yüksek ürün kaybı ve benzeri gibi sorunlar gelmektedir.
Sistemin bu ve buna benzer sorunlarının çözümü amacıyla, ülke ekonomisi ve istihdamı açısından önemli bir yere sahip olan sebze ve meyve ticaretinde yeni düzenlemeler zorunlu hâle gelmiştir.
Tasarının özünün üretici ile tüketici fiyatları arasındaki uçurumun kapatılmasını amaçlaması gerekirken maalesef bu düzenlemeyle bu uçurumun kapatılamayacağı da açıktır.
Dört mevsimin yaşandığı ve verimli arazilere sahip ülkemizin Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında sebze-meyve üretimindeki üstünlüğü tartışmasızdır. Ancak dünya sebze-meyve üretiminin yaklaşık yüzde 3’ünü üretmesine rağmen bu üretimin sadece yüzde 5’inin ihraç edildiği, aynı oranın İsrail’de yüzde 30’lar, İspanya’da yüzde 45’ler dolayında olduğu dikkate alındığında, sektörde önemli bir ihracat sorununun bulunduğu açıktır. Başka bir deyişle, yüzde 95’i ülke içinde kalan yaş meyve ve sebzenin yaklaşık dörtte 1’inin tüketim merkezlerine ulaşmadan çürüdüğü dikkate alındığında, sektörde fonksiyonel ve yapısal anlamda birçok değişiklikler içeren ve günlük ihtiyaçlara cevap verebilecek düzenlemelerin yer aldığı bir yasa, sektörün beklentilerini karşılayabilecektir.
Tasarının Bakanlık tarafından, daha çok sebze ve meyvenin toptancı hallerinde işlem görmesi, hallerin birer borsa gibi çalışmaları ve bu suretle spekülatif amaçlı fiyat oluşumlarının engellenmesi, meyve ve sebze ticaretinde toptancı hallerinin kuruluşunda ve işleyişinde kamusal denetim etkinliğinin artırılması amaçlarıyla hazırlandığı belirtilmektedir. Ancak tasarıda, 40 milyon tondan fazla üretim miktarı ve 40 milyar TL civarındaki cari işlem hacmindeki bu sektörde yüzde 70’ler oranındaki kayıt dışı üretimin ve yüzde 25’ler dolayındaki ürün kaybının önüne geçilmesiyle ilgili olarak yapılması gereken düzenlemelerin maalesef yeterli olmadığı dikkat çekmektedir. Tasarıda, meyve ve sebze ticaretinde sağlıklı bir rekabet sisteminin oluşturulması, sistemin ana bileşenleri konumundaki üreticilerin, aracı durumundaki esnaf ve sanatkârların ve tüketicilerin menfaatlerinin korunması temel ilke olarak dikkate alınmamıştır. Bu konuda bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Grubumuz milletvekillerince verilecek değişiklik önergelerinin kabulüyle bu eksikliklerin giderilmesi sağlanabilecektir. Umarım Bakanlık ve iktidar partisi yetkilileri her zaman sergiledikleri “Biz biliriz.” anlayışını bu tasarıda da sürdürmeyeceklerdir.
Değerli milletvekillerim, tasarının 1’inci maddesinde yer alan “sebze meyve ticareti yanında arz ve talep derinliğine göre belirlenecek diğer mallar” ifadesi, meyve-sebze sektörünün zamanla bu ihtisas alanının dışına çıkarak diğer sektörlerin gölgesinde kalma riskini doğurmaktadır. Sebze-meyve ticaretini esas alarak düzenlenen bu yasanın, diğer sektörel alanları da kapsaması, yasanın tekniği ve mantığıyla da çelişmektedir. Tasarının alt komisyon ve komisyon görüşmeleri sırasında, bu değişiklikle amaçlananın aslında et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, yumurta, kesme çiçek ve süs ürünlerinin yasa kapsamına alınması olduğunun belirtilmesi de meselenin vahametini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, yasanın esas amacına ulaşılabilmesi için sektörel bazda kapsanan ürünlerin net bir şekilde belirlenmesi ve uygulamada yasayı amacından uzaklaştıracak bu tür muğlak ifadelerin tasarı metninden çıkartılması kaçınılmaz görünmektedir.
Tasarının 2’nci maddesinde ürün künyesi ve menşesi ile gerekli belgelerden bahsedilmişken çiftçi kayıt sistemi ve iyi tarım uygulamalarından bahsedilmemesi önemli bir eksikliktir. Üreticinin emeğinin karşılığını almasına ve tüketicinin kaliteli, güvenilir, sağlıklı mal talebinin karşılanmasına dair amaçları açısından yasada bu konuya da yer verilmeli ve yönetmeliğe atıf yapılarak daha geniş düzenlemelerin sağlanması düşünülmelidir.
3’üncü maddede hallerin kurulması, arazi tahsisi ve taşınmasıyla ilgili kriterler incelendiğinde, belli bir bölgede hal kurulmasının arza göre sınırlandırılabilmesine dair kriterlerin somut olmadığı görülmektedir. Gerekli değişiklikler yapılmaz ise gelecekte piyasada rekabet gücünü elde tutmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, belli bir bölgede arz kapasitesinin üstünde birçok hal kurmaya teşebbüs edebilecek ve bunlar arasında doğabilecek kıyasıya rekabet mevcut ve yeni kurulacak halleri olumsuz etkileyebilecektir. 5084 sayılı Kanun kapsamındaki illerde de bedelsiz sağlanan hazine arazilerinin tahsisinin üretici örgütleri için de sağlanması uygun olacaktır.
4’üncü maddede büyükşehir belediyesi, belediyeler, il özel idareleri, üretici birlikleri yanında sermaye şirketlerine de hal kurabilme ve yap-işlet-devret modeliyle devredebilme yetkisinin verilmesi, birincil amacı kâr olan bu şirketlerin diğer tüzel kişilikleri ikinci planda bırakarak tekelleşmelerine ve zımni olarak hallerin özelleştirilmesine kapı açacaktır. Aslında bu düzenlemelerin diğer bir tarafı olan ve 5200 sayılı Yasa kapsamında birçok vaatlerle kurulan üretici birliklerinin mevcut hukuki statülerinin bile belli olmadığı, ticaret yapıp yapamayacaklarının mevzuatlarında açık olmadığı ve her yıl yaptırmak zorunda oldukları bağımsız denetimin ücretini bile karşılayamadıkları bir konumda olduklarını hatırlatmak isterim. Bu durumdaki üretici birliklerinin sermaye şirketleriyle rekabet edebileceğini söylemek sadece iyi niyetlilik olacaktır. Tasarı metninden “sermaye şirketleri” ibaresinin çıkartılması mutlaka sağlanmalıdır.
Diğer yandan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından alacağı belgeyle üretici örgütü kabul edilen kooperatif ve üretici birliklerinin denetime tabi olmaları bu örgütleri kayıtlı ekonomiye zorunlu kılmaktadır. Ancak söz konusu örgütlerin rakibi olan şirketlerin eksik denetimden dolayı kayıt dışı ekonomiye kaymalarının engellenememesi bu iki kesim arasındaki rekabet gücünü tarımsal örgütler aleyhine etkileyecektir.
Bu bağlamda, meyve sebze ticaretinin yapılacağı hallerde faaliyet gösteren tarımsal örgütlere sağlanacak vergi ve harç muafiyetleri, istisna ve indirimler hem tarımsal örgütlerin rekabet gücünü artıracak hem de sürekli değişen piyasalara ayak uydurabilmelerini sağlayacaktır. Ancak mevcut tasarıda bu hususun göz önüne alınmadığı açıktır. Sebze-meyve ticareti ve hallerle ilgili, kurma, kapatma ve tüm kontrol ve denetim yetkilerinin kendileri de hal kurabilecek tüzel kişilikler arasında sayılan belediyelere verilmesi, belediyelerin, rekabetçi piyasadaki rakiplerini de aynı zamanda denetlemesi yetkisini alması anlamına geleceğinden, bu görevlerin Bakanlığa verilmesi objektiflik ve verimlilik açısından büyük önem taşımaktadır.
Tasarının geneline ve gerekçelerine bakıldığında, arz ve talebin dengelenmesi, arz ve talep derinliğinden sıkça bahsedilmesine rağmen, gerçek arzın planlanması yani ürün planlamasından sorumlu Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile gerekli koordinasyonun ne yazık ki sağlanamadığı görülmektedir.
Spekülatif hareketlerin önüne geçilmesi amacıyla piyasa aktörlerinin birbiriyle yapacağı ticareti engelleyen tasarının ilgili maddesinden üretici örgütlerinin çıkartılması tüketiciler açısından da sağlıklı bir karar olacaktır.
Öte yandan, toptancı haline bildirmek kaydıyla, toptancı hali dışında alım satım yapılabilmesi ve elektronik satışların dahi bu kapsamda sayılması, zamanla, halleri meyve-sebze piyasasındaki düzenleyici ve denetleyici rolünden çıkararak, daha ziyade kayıt sisteminin tutulduğu istatistiki birer kuruluş vasfına dönüştürecektir.
Kısaca özetlemek gerekirse, ülkemizdeki sebze ve meyve ticaretinin Avrupa Birliği mevzuatına uyumunun sağlanması amacıyla toptancı halleri ve pazar yerlerinin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİM IŞIK (Devamla)Sayın Başkanım, bitireceğim.
BAŞKANBuyurun, bir dakika ek süre veriyorum.
ALİM IŞIK (Devamla)…yeniden yapılandırılması gereğinden yola çıkılarak hazırlanan bu tasarı, gerekli değişiklikler yapılmazsa, sektörde büyük sermaye şirketlerinin tekelleşmesine yol açacak bir tasarı olmaktan öteye geçemeyecektir.
Diğer yandan, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin tasarıyla ilgili olarak AB Uyum Komisyonuna verdiği, tasarının AB müktesebatı esas alınarak hazırlanmadığı yönündeki olumsuz görüşüne karşın, Hükûmetin AB müktesebatına uyum gerekçesinin inandırıcı olmadığı da açıktır. Grubumuz milletvekilleri tarafından verilecek değişiklik önergelerinin kabul edilmesiyle, belirtilen bu olumsuzlukların önüne geçilebileceğini söylüyor, bu düşüncelerle tasarının hayırlı olması dileklerimi sunarak tekrar saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 10 Mart 2010
