Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)
Genel Kurul, 131. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Temmuz 2010 · 1.172 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Işık (MHP), 8 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 1.172 kelime.
Alim Işık (MHP, Kütahya). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2010-07-08-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 506 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini aktarmak için söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Bu kanun ile Ankara’da Yıldırım Beyazıt, Bursa’da Bursa Teknik, İstanbul’da İstanbul Medeniyet, İzmir’de İzmir Kâtip Çelebi, Konya’da Konya Teknik, Kayseri’de Kayseri Abdullah Gül, Erzurum’da Erzurum ve Antalya’da Uluslararası Antalya üniversitelerinin kurulması amaçlanmakta. Öncelikle bu üniversitelerin adı geçen illerimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sözlerimin başında, Sayın Başkanın dünkü tutumuyla ilgili birkaç cümleyi söylemeden geçemeyeceğim. Şimdi, bu kanun tasarısına baktığımızda, üç kanun teklifi ya da tasarısının birleşiminden oluştuğu görülüyor ama ne yazık ki, elimizdeki metinde (1/845) sayılı Tasarı yok. Yani bu üniversiteler kim tarafından önerildi, nasıl kuruldu, bunlar belli değil. Bu metin içerisinde sadece Antalya’daki Uluslararası Antalya Üniversitesi ve Kayseri’deki Kayseri Abdullah Gül Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili teklif veya tasarılar var. Ortada bir tane tasarı kayıp. Bir tarafta Bursa Teknik Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili milletvekilleri tarafından verilmiş teklif yok, bunun buraya getirilmesinde özellikle Komisyon tarafından imtina edilmiş, öbür tarafta Hükûmetin tasarısı kayıp değerli milletvekilleri. Bu gösteriyor ki, bu Meclis ve bu komisyonlar hakkıyla çalıştırılmıyor. Bu tasarı içerisinde (1/845) kayıp, buna özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum, Komisyonu da buradan uyarıyorum. İyi ki Komisyondan çıkan son, düzeltilmiş metinde bu üniversitenin adı unutulmamış; 7’si devlet, 1’i de vakıf olmak üzere 8 üniversiteyi bu tasarıda görüşüyoruz.
Dolayısıyla, Meclisin daha ciddi çalışması gerektiğini düşünüyor, özellikle de Milliyetçi Hareket Partisi mensubu 3 milletvekilimizin 2008 yılında Bursa Teknik Üniversitesinin kurulmasıyla ilgili kanun teklifinin bu görüşülen metin içerisine alınmamış olmasını milletvekilleri adına kınıyor, buna engel olanları da millete şikâyet ediyorum. Milletin iradesinin burada engellenmesi söz konusu değildir.
Değerli milletvekilleri, tabii ki üniversitelerimizin kurulmasına hepimiz “Evet.” diyoruz ama var olan üniversitelerin sorunlarıyla ilgili bu Hükûmet şimdiye kadar ne yaptı, ne yapıyor? Sayın Bakan şimdiye kadar hangi sorunu çözdüğünü burada açık yüreklilikle gelip bizlerle paylaşabildi? Üniversitelerimizin ve üniversite çalışanlarının sorunlarının araştırılmasıyla ilgili burada grubu bulunan partiler tarafından verilmiş Meclis araştırması önergeleri iki üç yıldır gündemde bekliyor, gündeme dahi alınması maalesef gerçekleştirilemedi.
Diğer taraftan, son günlerde üniversitelerimizde gerçekleştirilen rektör adayı seçimlerinde üniversite öğretim üyelerinin iradelerini hiçe sayan bir YÖK uygulaması vardır. Eğer siz bunlara “dur” diyemez iseniz, demokrasiyi üniversitelerde dahi yerleştiremez iseniz bu toplumda birçok sorunun çözümünü de maalesef gerçekleştiremeyiz. Üniversitelerimizde öğretim üyelerinin oylarıyla ilk sıralara gelmiş rektör adaylarının YÖK tarafından budanmasının bir gerekçesi olması lazım. Böyle bir gerekçe olmadan, sadece “Benim anlayışıma daha yakın olanları ben Sayın Cumhurbaşkanına gidecek listeye koyarım.” anlayışını bu ülkenin çoktan geride bırakmış olması lazım.
Bir başka konu: Teknik eğitim fakültelerimiz vardı bir zamanlar. İçimizde oralarda idarecilik yapmış, hocalık yapmış, oralarda birçok değerli öğrenci yetiştirmiş insanlar var. Bunlar tarihe karıştı ama bunların yerine kurulacak teknoloji fakültelerinin ne olacağı henüz YÖK tarafından belirlenemedi. Bu sene öğrenci alınacak mı alınmayacak mı? Alınacaksa hangi bölümlere alınacak? Bunların unvanı ne olacak? Mezunların durumu ne olacak? YÖK Başkanımız, sağ olsun, birçok konuyla uğraşıyor ama asıl konusuyla uğraşmaktan uzak.
Döner sermaye gelirleriyle ilgili, Döner Sermaye Kanunu’ndaki değişiklik bir türlü gerçekleştirilemedi. Üniversite öğretim üyelerinin potansiyelini bu ülke değerlendiremiyor. Üniversite-sanayi iş birliği önündeki bu engellerin kaldırılması yönünde bir adım dahi atılmış değildir.
Diğer taraftan, üniversitelerimizde yayın sayılarının artırıldığı yönünde son dönemde gerek TÜBİTAK tarafından yapılan yayınlarda gerekse burada benden önce konuşan değerli milletvekilleri tarafından gelişmelerin iyi olduğu söylendi ama şu söylenmedi: Yayın sayısında artış var fakat yayının etki değerinde dünya ortalamasının üçte 1’i düzeyinde olan bir Türkiye’yiz. Yani yayın kalitesi gittikçe düştü. Sebep: Akademik yükseltmelerde yayınlara sayıyla orantılı puan verilmesi. Eğer siz öğretim üyelerinin yükseltilmesi için yayın sayısına bağlı bir gösterge uygular da bu yayınların rafta kalmasına yol açacak çok sayıda yayın ama kalitesiz yayının önünü açarsanız bu sıkıntıyı çözme şansımız maalesef olmayacaktır.
Diğer taraftan, kadrolar konusu bir muammadır. Sayın Bakana sormuşum yazılı soru önergesiyle: Üniversite öğretim elemanlarının kadro sıkışıklığının çözülmesiyle ilgili ne tür çalışmalarınız var? Biraz önce de sordum, cevabını alamadım. 15/1/2010 tarihli önergeme gelen 9/4/2010 tarihli, dört ay sonra gelen bir cevapta, üniversitelerin ihtiyacı olan akademik kadroların ihdas edilmesi için teklifte bulunulduğu belirtilmiş. Bundan iki ay sonra tekrarladığım benzer bir soru önergesine gelen 8 Haziran 2010 tarihli cevapta ise maalesef, üniversitelerimizde akademik ve idari kadro sıkışıklığının bulunmadığı, önümüzdeki yıllarda olacak gelişmeye göre ihtiyaç duyulacak kadrolar için kadro ihdas teklifinde bulunulduğu yönünde, birbiriyle çelişen, sadece iki ay arayla verilmiş iki tane cevap. El insaf diyorum Sayın Bakanım!
Bir tarafta üniversite öğretim elemanları, doktorasını bitirmiş, yardımcı doçent olamıyor. Yardımcı doçent, doçentlik sınavını geçmiş, doçent unvanını almış, kadroya atanamıyor. Profesörlüğü gelmiş, bir yıl, iki yıl geçmiş, kadro olmadığı için profesör olamıyor. Bir tarafta diyorsunuz ki: “Bu sıkışıklığın önlenmesi için teklifte bulunduk.”, iki ay sonra da “Bunların hepsini çözdük, hiçbir problem yok.” diyorsunuz. Böyle bir üniversite yönetimi, böyle bir Millî Eğitim Bakanlığı bu ülkeye yakışmıyor. Lütfen bu konuları daha ciddi bir anlayışla yönetmemiz gerekiyor.
11/10/2009 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu milletvekilleri tarafından verilen, üniversitelerimizin ve üniversitelerimizde çalışan personelin sorunlarının araştırılmasıyla ilgili araştırma önergemiz, maalesef, daha önce de birkaç kez dile getirmiş olmamıza rağmen, bu Meclisin gündemine alınıp alınmayacağı yönünde bir tartışmaya dahi değer bulunmadı. O zaman, bu anlayış “Üniversitelerin sayısını artıralım. İşte, bizden önce, cumhuriyet tarihi boyunca 70 küsur üniversite vardı, biz geldik ikiye katladık…” Evet, ikiye katladınız. Peki, üniversitelerdeki akademik personel ve idari personel sayısını aynı oranda, yüzde 100 artırabildiniz mi?
SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Kapasiteden bahsettik Hocam.
ALİM IŞIK (Devamla)Hayır, size sözüm yok, siz söylediniz.
Ben de Sayın Bakana şimdi diyorum ki: Bu orana, bu sayıya göre, siz, altyapıyı da aynı oranda artırabildiniz mi? Artıramadıysanız, o zaman, kalite düşüklüğünün önünü siz açmış oluyorsunuz. Bu üniversitelerden kaliteli öğrenci ve kaliteli yayın beklemek sadece hayal olur. Bu gelişmeleri paralel yapmamız lazım.
Başka ne var üniversitelerimizde kadro sıkışıklığının dışında? Özellikle kadrolardaki araştırma görevlisi kadrolarının yeni kurulan üniversitelere tahsis edilip, eski kurulan üniversitelerde artık uygulamayı yaptıracak araştırma görevlisinin kalmadığı bir üniversite ortamını yaşıyoruz.
Yardımcı doçent kadrolarının diğer öğretim üyesi kadroları gibi daimî kadroya dönüştürülmesi ve bu insanlarımızın ek gösterge problemini ve 1’inci dereceye kadar yükseltme problemini üç yıldır, her yıl birkaç kez dile getirmeme rağmen ve hepsinde de sözünü almış olmamıza rağmen, her defasında da söz verilmesine rağmen, bir türlü çözemedik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Işık, konuşmanızı tamamlayınız.
ALİM IŞIK (Devamla)Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım, tamamlayacağım.
Bugün, üniversitelerimizde, maalesef, yardımcı doçent unvanlı öğretim üyelerinin mezun ettiği lisans mezunları 1’inci dereceden emekli olabiliyor ama bu insanlar 1’inci dereceden emekli olamıyor. Bu, çözülemeyecek kadar zor bir problem değil.
Yardımcı doçentlikten doçentliğe geçişte uygulanan yabancı dil sınavı bir muammadır. Bir ülkenin evlatlarını başka bir ülkenin diliyle sınav eden başka bir ülke yoktur Türkiye'nin dışında. Bununla ilgili yeniden bir düzenleme kaçınılmazdır.
Aynı şekilde, biraz önce soruda da sordum, üniversitelerdeki Kredi Yurtlar Kurumunda öğrenciler arası kavgalar ve bu yurtlara baskılar, etnik bölünmeler bu dönemde had safhaya çıkmıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde öğrenciler pencereden aşağıya atılmaktadır Sayın Bakanım. Bunu yazılı iki defa sormama rağmen cevabını alamadım. Bu üniversiteye el atmanız gerekiyor ve benzeri birçok üniversitede çok ciddi sıkıntı var.
OKTAY VURAL (İzmir)Çevre ve Orman Bakanı var şu anda.
ALİM IŞIK (Devamla)Ama Sayın Bakan yok, evet, maalesef…
Bu duygu ve düşüncelerle ben kurulan üniversitelerin hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
59 konuşma daha · 8 Temmuz 2010
