2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 31. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Aralık 2013 · 357 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Altan Tan, 14 Aralık 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE); konuşma 357 kelime.
Altan Tan (Diyarbakır). “2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/altan-tan-24-2013-12-14-2014-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2012-yili-merkezi-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=27674
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ALTAN TAN (Diyarbakır)Değerli arkadaşlar, İçişleri Bakanlığının sorunları üzerinde on dakikada ne kadar şey anlatılabilirse on dakikada bir şeyler arz etmeye çalışacağım.
Tabii ki bu geçtiğimiz birkaç yılın en önemli meselesi orantısız güç ve polis şiddeti. Biraz evvel sevgili arkadaşım Erol Dora da bahsetti uzun uzadıya, devlet niye bu kadar sertleşti, niye bu kadar Hükûmet ve Başbakan öfkeli, neden bu kadar en ufak bir şeyin üzerine orantısız bir güçle, şiddetle gidiliyor, doğrusu anlamakta zorlanıyorum. Yüzde 50 oy almış bir iktidar ve yine kendilerince “Bütün kamuoyu yoklamalarında yüzde 50’nin üzerinde oyumuz var.” diyen bir iktidar neden bu kadar güçlüyken, güçlenmişken şiddetlenir ve öfkelenir, doğrusu ben hakikaten anlamakta zorluk çekiyorum. Çünkü, insan güçlendikçe, kuvvetlendikçe daha sakinleşir, olaylara daha hâkim olur, daha teknik davranır, mevzuları daha -eski tabirle- uhuvvet ve suhuletle, nezaketle halletmeye çalışır ama maalesef anlaşılmaz bir sertleşme ve öfke durumu var, tahammülsüzlük var. Çok uzun uzadıya da bu mevzuya girmek istemiyorum.
Bir diğer mevzu değerli arkadaşlar, yine bu birinci mevzuyla bağlantılı olan fişleme konusu. Millet niye bu kadar takip ediliyor, onu da gerçekten merak ediyorum. Öyle bir noktaya geldik ki telefonda bile eşim aradığı vakit “Bak, eğer biraz kızgınsan, bir şey söyleyeceksen lütfen devletin kayıtlarına girmesin, gelip evde konuşalım.” diyorum. O da cevap veriyor, trajikomik, diyor ki: “Evde de konuşsak ortam dinlemesine girecek, ne farkı var? Bari burada konuşalım.” Yani, bunu da anlamak mümkün değil. Vatandaşı bu kadar niye takip ediyorsunuz, gerçekten anlaşılması zor bir şey.
Bir ironide bulunmak istiyorum, ironi yapmak istiyorum. Peki, milleti bu kadar takip ediyordunuz da, her şeye bu kadar hâkim bir devlet istihbaratı varsa, bu kadar meraklıysa, Millî İstihbarat Müsteşar Yardımcısı Bağdat Caddesi’nin ortasında öldürüldü, Hiram Abas, bunun katili kim? Hrant Dink cinayetinin dibi, gerçek katili kim ve yine aynı şekilde Uğur Mumcu’yu öldüren derin yapı kim? Şimdi, bunların hepsinin de cevabı yok. “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar.” Bize lazım olan hiçbir mevzuda bu derin istihbaratlar devreye girmiyor ama yatak odalarından tutun alışverişlere kadar ne varsa magazinel her şey takip ediliyor, bunu da anlamak mümkün değil.
Değerli arkadaşlar, sürekli siyasi konulardan bahsediyoruz, polis şiddetinden bahsediyoruz, Terörle Mücadele Kanunu’ndan bahsediyoruz, Gösteri Kanunu’ndan bahsediyoruz ama öyle mevzularımız var ki bunlar yüreğimizde bir yara, bunlar…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 14 Aralık 2013