İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 49. BİRLEŞİM · SALI

2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü tur görüşmeleri münasebetiyle

Altan Tan

Diyarbakır Milletvekili ·

Genel Kurul, 49. Birleşim · 1. yasama yılı · 1 Mart 2016 · 1.316 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Altan Tan, 1 Mart 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.316 kelime.

Altan Tan (Diyarbakır). “2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 4'üncü tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/altan-tan-26-2016-03-01-2016-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2014-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=45356

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA ALTAN TAN (Diyarbakır)Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bütçenin bu faslında Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Konya Ovası bölümleriyle ilgili söz almış bulunuyorum. Ancak bu konuyla ilgili görüşlerimi sizlere arz etmeden önce, biraz önceki tartışmayla ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum.

Biliyorsunuz, Muş Varto’da ölü yakalanan, yani, ele geçirilen bir kadın cesedi çırılçıplak teşhir edildi. O dönemdeki Muş Valisi bu konuyla ilgili bir soruşturma, araştırma başlattı ama maalesef Vali görevden alındı. Daha sonra, bu tip, benzer olaylar birkaç kez tekrarlandı.

Şimdi, keşke, işte “Bunu anlatacağınıza bir de teröristlerin yaptıklarından bahsedin.” diyen kişi Sayın Merve Kavakcı’nın kız kardeşi olmasaydı. Yani, bu Mecliste en büyük haksızlığa uğrayan geçmişteki milletvekili kardeşlerimizden birisi.

Değerli arkadaşlar, kim olursa olsun, önce yanlışa bir “Yanlış.” demek lazım. Bu, doğru bir hareket mi? Böyle bir şey herhangi bir dine, mezhebe, ideolojiye, fikre, siyasi düşünceye göre tasvip edilebilir mi? Bunun cevabı, tahmin ediyorum, vicdan sahibi herkes tarafından “Hayır, hayır, hayır.”dır. Bunu noktalıyorum.

Yine bu Güneydoğu Anadolu Projesi’ne başlamadan evvel, Sayın Bakan, hemşehrimiz, Cevdet Bey de burada, onu görünce bir şeyi de hatırlatmak istiyorum, ondan sonra konuya geçeceğim.

Şimdi, masalarımıza Rize, Erzurum, Artvin yaylalarıyla ilgili birer harita bırakılmış. Burada, yapılan çalışmalarla ilgili değişik bilgiler var ve Ovit Dağı Kış Turizm Merkezi ve Ovit Tüneli’yle de ilgili, Rize İkizdere ile Erzurum İspir arasındaki yolla alakalı da bir güzergâh var. Şimdi, Sayın Bakanım, bu Ovit Tüneli Türkiye Cumhuriyeti’nin en uzun tüneli; 14,7 kilometre. Gerekli miydi, değil miydi, oradan günde ne kadar araç geçecek, 1 katrilyon TL’nin üzerinde bir yatırım yapılıyor; bu başka bir tartışma.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl)Karadeniz’i GAP’a bağlıyor.

ALTAN TAN (Devamla)Dün de bunu konuştuk ama ben Sayın Bakana şunu hatırlatıyorum: Bingöl Milletvekili, Diyarbakır Milletvekilliği de yaptı. Diyarbakır-Bingöl yolu Tapantepe denilen mevkide bir tünel meselesi var. Karayolları Diyarbakır Bölge Müdürlüğü 3 sefer “Buraya bir tünel yapılsın ve o şekilde geçilsin, hem güzergâh kısalacak yaklaşık 7-8 kilometre hem de kış şartlarında daha iyi bir geçiş olacak.” dedi ama maalesef üç yıldır bu sorun aşılamadı. Bunu söyleyip şimdi esas mevzuya geçiyorum, ilgilerini istirham ediyorum. Yani, hiç olmazsa 14,7 kilometre değil de 1,7 kilometre, Bingöl-Diyarbakır arasında da bitsin.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu Güneydoğu Anadolu Projesi yani kısaca GAP, eski Başbakan, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “GAP’ı gaptırmam.” dediği meşhur proje ve benim çocukluğumdan beri, gözümü açtığımdan beri duyduğum, işittiğim, dinlediğim bir proje. Peki, nedir bu? 22 tane hidroelektrik santral, 19 baraj, topluca, daha ufak tefek birimlerle beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük yatırım projesi olarak takdim edilen proje. Burada şu an geldiğimiz noktada bir muhasebe yaparsak bize elli yıldır söylenilen şu: Bu Güneydoğu Anadolu Projesi biterse Güneydoğu Anadolu’nun -eski tabirle- makûs talihi yenilecek ve şu kadar kilovatsaat elektrik üretilecek, şu kadar milyon hektar, 1 milyon 800 bin hektar alan sulanacak -18 milyon dönüm, dekar- ve 3 milyon 800 bin kişiye iş imkânı sağlanacak. Bu, devletin bütün raporlarında böyle yani benim icat ettiğim, benim söylediğim bir rakam değil. Niye bunu söyleme ihtiyacı hissediyorum? Çünkü 3 milyon 800 bin kişi çok müthiş bir rakam. Normalde, 1 kişi, bölge şartlarında, eşi ve ortalama 3 çocuğuyla beraber 5 kişilik bir ailenin geçimini sağlayacak olursa bu yaklaşık 19-20 milyon nüfus demek ve 3 milyon 800 bin nüfusun içerisinde projeye sonradan eklenen Suruç yukarı sulama hattı da yok, bununla beraber 4 milyon kişi. Şimdi, 20 milyon kişiye iş imkânı olacak; bu, devletin bütün raporlarında var, çok güzel. Şu an bölgede yaşayan nüfus 8 milyon yani bu GAP denilen bölgenin içinde yer alan vilayetlerde bugün itibarıyla yaşayan nüfusun toplamı 8 milyon; bu, 20 milyona çıkacak yani bölgeye 12 milyonluk bir nüfusun daha gelmesi demek. Gerçekten heyecan verici bir proje.

Peki, bu elli yılın sonunda ne oldu? Geldiğimiz noktada, AK PARTİ’nin iktidara geldiği tarih itibarıyla bu barajların yüzde 80’e yakın bir kısmı bitmişti; Keban Barajı, Karakaya Barajı, Atatürk Barajı, böyle silsile hâlinde büyük barajlar ve onlarca da -işte, biraz evvel saydığım- hidroelektrik santral ve diğer yapılar. Bunların yüzde 80’e yakını bitmişti, barajların, su tutulmuş; mesela, Keban’da kırk sene evvel tutulmuş, yeni değil. Ama, sulama kanallarının maalesef o tarih itibarıyla ancak yüzde 14’ü bitirilebilmişti. Hükûmet, büyük bir özeleştiriyle, büyük bir açık yüreklilikle o tarih itibarıyla bunları anlattı kamuoyuna ve dedi ki: “Biz söz veriyoruz, bunlar en kısa zamanda bitirilecek. Döndük dolaştık, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla bu kanalların ancak –bendeki bilgilere göre eksik olabilir, fazla olabilir, devletten aldığım bilgiler bunlar, DSİ’den- yüzde 24’ü bitirilebildi ve daha hâlâ bu kanalların büyük bir kısmı bitirilemedi, sulama yapılamadı. Ama, yaklaşık kırk yıldır, hatta kırk yıldan fazla -işte Keban Barajı’nın ilk açıldığı tarihler, Süleyman Demirel’in ilk Başbakanlığı döneminde- elektrik üretimi devam ediyor, elektrik alınıyor ama tarlalara su -hâlâ genel bir ifadeyle- yüzde 75 verilemiyor ve şu ana kadar bu barajlara harcanan barajdan daha fazla bir miktar yani ekonomik değer olarak dolar bazında, euro bazında elde edilmiş bulunuyor. Peki, ne zaman bitecek bunlar? Niye bitmiyor? Bunları sorduğumuz vakit, yine bundan beş altı sene evvel, yeni bir hedef ortaya konuldu ve denildi ki: “Bu kanallar 2014 yılında bitecek.” “2014 yılında bitecek.” denilen kanallar, bugün 2016, daha hâlen -ben bölge milletvekillerimize de bakıyorum yani bir itiraz varsa buyurup söylesinler- Viranşehir-Derik arasında ana kanal bekliyor, bitirilemedi. Güvenlik gerekçeleri ortaya konuldu: “Efendim, şöyle oluyor, böyle oluyor.” Değerli arkadaşlar, dağ başında yapılan bu barajların tamamı peki nasıl bitti? Yani, dağdaki barajın bitmesine güvenlik sorunu engel olmadı da Urfa, Mardin, Diyarbakır ovalarındaki kanalların bitmesine niye güvenlik engel oldu? Dargeçit’e özel karakollar kuruldu, özel birlikler kuruldu, özel askerî güçler konuşlandırıldı ve o baraj, yüzde 90 oranında baraj gövdesi bitti. En zor şartlarda, yani bu itiraz edilen ve gerekçe gösterilen şartlar içinde yapıldı, hâlen de yapılıyor. Onun için, değerli arkadaşlar -burada defalarca bunu anlattım- bütün bir bölgeyi, ardından Türkiye'nin demokratik, demografik ve ekonomik yapısını, ardından bütün bir Yukarı Mezopotamya’yı, Suriye, Irak ovalarını ve siyasetini etkileyecek, nüfusu 8 milyondan 20 milyona çıkaracak bu proje, bana göre, kasıtlı derin güçler tarafından engelleniyor. İki sebep olabilir değerli arkadaşlar bununla ilgili, yani bu kastın ötesinde iki sebep olabilir. Birini anlattım, biri güvenlik, işte tekrar tekrar söyledim, bütün bu dağ başındaki barajların bile yüzde 85’i en kötü şartlarda, tırnak içinde, bitirildi.

AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa)Silvan Barajı...

ALTAN TAN (Devamla)Yüzde 85 diyorum. Bakın “Silvan.” diyorsunuz, kabul, 15’in içine koyun Sayın Fakıbaba.

AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa)Niye bitirilmiyor!

ALTAN TAN (Devamla)Bakın, burada gelip bunu sizin konuşmanız lazım. “Ey Hükûmet, arkadaşlar bunu yapın.” Yani itiraz sizden gelince ben daha da üzülüyorum, üzülüyorum.

Şimdi Urfa’da bir güvenlik sorunu var mı? Peki, Urfa’nın bütün tali kanalları niye bitmedi? Bakın ben de bölgeyi yani karış karış demeyeyim de adım adım biliyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul)Sayın Altan, Hilvan ilçesinde içme suyu yok.

ALTAN TAN (Devamla)Evet, Mahmut Tanal Bey Hilvanlı.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl)Hilvan’ın içme suyunu yaptık, özel kaynak getirdik; haberin yok.

MAHMUT TANAL (İstanbul)İçme suyu yok hâlâ.

ALTAN TAN (Devamla)Suruçlu milletvekillerimiz var, çıkıp söylesinler.

İkinci sebep şimdi, değerli arkadaşlar, birinci sebebi geçelim, ikinci sebep, yani sebep olabilecek gerekçe nedir? Efendim “Devletin parası yok.”

MAHMUT TANAL (İstanbul)8 kilometre Sayın Altan, 8 kilometre.

ALTAN TAN (Devamla)Peki, devletin parası yoksa bugün üçüncü boğaz köprüsü rekor denilecek bir hızla devam ediyor ve üç günde 1 televizyonlarda Sayın Bakan çıkıyor, diyor ki: “Nisan ayında, mayıs ayında, haziran ayında, ağustos ayında bütün çevre yollarıyla beraber bitiriyoruz.” bir.

İki: Körfez Geçişi. Ben bir kontrol mühendisi gibi Bursa’ya ne kadar arabalı vapurla giderken -oradan -Darıca Topçular’da takip ediyorum- uçakla Diyarbakır’a giderken -haftada 2 sefer, giderken gelirken- kontrol ediyorum, bakıyorum böyle, ne oldu. Hızla gidiyor. Hayır, güzel, yani yanlış demiyoruz.

Üç: Üçüncü havaalanı, işte Avrupa’nın en büyük havaalanı; 1.800 kamyon çalışıyor, 180 kepçe ve ekskavatör çalışıyor. Rakam veriyorum. Kore’den, Çin’den o kamyonları kullanabilecek şoförler getirildi, özel eğitim almış şoförler getirildi. Peki, kardeşim, bu tünelleri, sulama tünellerini niye bitirmiyorsun? Çık, bir şey anlat! Sayın Bakanım da burada, çıksın, desin ki: “Para yok.” “12 milyar dolar.” lazım diyorlardı -bunlar kayıtlarda var- 12 milyar dolar. Peki, bu 12 milyar dolar yok mu Türkiye Cumhuriyeti’nde?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

112 konuşma daha · 1 Mart 2016

112 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook