Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Kayseri Milletvekili · CHP (konuşma tarihinde; bugün Yeni Parti)
Genel Kurul, 56. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Şubat 2026 · 501 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Aşkın Genç (CHP), 4 Şubat 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 501 kelime.
Aşkın Genç (CHP, Kayseri). “Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/askin-genc-2026-02-04-karayollari-trafik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=141923
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AŞKIN GENÇ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK ocak ayı enflasyonuna "Aylık yüzde 4,84; yıllık yüzde 30,65." dedi. ENAG ise aylık yüzde 6,32; yıllık yüzde 53,42 olarak hesapladı. Arada sadece rakam farkı yok, aynı zamanda hayat farkı var çünkü pazarda, markette, kirada, elektrikte vatandaşın yaşadığı gerçek, açıklanan tablodan çok ama çok farklı. İktidar "Enflasyon düşüyor." masalı anlatırken aralık ayında TÜİK'in açıkladığı yüzde 0,89'luk oran memurun, emeklinin altı aylık enflasyon farkını ne yazık ki alaşağı etti. Daha maaşlar cebe girmeden yüzde 4,84 ocak enflasyonuyla o zammı tek kalemde geri aldı. Yani vatandaşın cebine girmeyen para enflasyonla şimdiden buhar oldu. Bu tabloya halkın tesadüf demesini kim bekleyebilir? Aralıkta enflasyonu düşük göster, zammı düşük tut, ocakta yeniden hızlan. Sonuç: Yük yine dar gelirlinin sırtında.
Bakın "İşsizlik azalıyor." dedikleri dönemde iş gücü de istihdam da geriliyor, iş aramaktan vazgeçenler artıyor yani işsizlik azalmıyor, umutsuzluk büyüyor. Gerçek işsiz sayısı, eksik istihdam ve umutsuzların toplamıyla 11 milyon 620 bin kişiyle yüzde 29'lara dayanmış. Bu, sadece bir istatistik değil evine ekmek götürme endişesidir.
Şimdi, gelin borca bakalım: Vatandaşın bireysel kredi ve kredi kartı borcu 5 trilyon 973 milyar TL, varlık yönetim şirketleri dâhil toplam 6,1 trilyon TL. Bu borç haftada 66,5 milyar TL artıyor. Bu ne demek? İnsanlar keyfinden borçlanmıyor; maaş yetmiyor, borçla ayakta kalmaya çalışıyor. Daha çarpıcı bir veri: Vatandaş, sırf bireysel krediler ve kredi kartları nedeniyle bankalara 2025'te 1 trilyon 222 milyar TL faiz ödemiş, günde 3,35 milyar TL faiz demek, saatlik yaklaşık 140 milyon TL, dakikada 2,3 milyon TL. Yani bu ülkede saat başı sadece vatandaşın faiz yükü üzerinden bir servet transferi yaşanıyor.
Peki, bankalar? Bankacılık sektörü 2025'i 1,2 trilyon TL brüt kârla kapatmış, net 940 milyar TL, bu da günde yaklaşık 2,58 milyar TL net kâr demek. Bir tarafta vatandaş günde 3,35 milyar TL faiz ödüyor, diğer tarafta bankalar günde 2,58 milyar TL net kâr yazıyor. İşte ekonominin özeti: Emeğin cebinden finansın kasasına.
İcra daireleri; ocakta icra dairelerine 866 bin yeni dosya eklenmiş yani günde 27.935 dosya, saatte yaklaşık 1.164, dakikada 19 dosya; her üç dakikada 1 onlarca aile icralık oluyor. Bu, düşen enflasyon hikâyesiyle yan yana durmaz. Bu, geçim krizinin tam da fotoğrafıdır. Bugün ülkede milyonlarca insan ay sonunu değil günü nasıl çıkaracağını düşünüyor. Pazara giden fileyi dolduramıyor, kirayı ödeyince maaşı tükeniyor, çocuğunu okula gönderirken beslenme konmuyor. İşte, gerçek ekonomi budur. Eğer vatandaşın sofrası küçülüyorsa siz istediğiniz kadar "büyüme" deyin, o büyüme milletin hayatına yansımıyorsa bunun adı refah değil yokluktur, yoksulluktur. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, en düşük emekli maaşı da asgari ücret de açlık sınırının üstüne çıkarılmalıdır çünkü bugün ocakta açıklanan enflasyon aralıkta düşük tutulan artışların nasıl buharlaştığını hepimize gösterdi. Vatandaşın zamları daha cebine girmeden eridi. Bu nedenle, iktidara çağrımız nettir; enflasyonla mücadele tabelayı değil mutfağı baz alarak yapılır. Gelir politikası bankayı kollayarak değil emekliyi, memuru, asgari ücretliyi koruyarak yapılır. "Zam verdik." demekle olmaz, zammın alım gücünü enflasyona ezdirmeyecek gerçek bir refah düzenlenmesi gerekir. Bugün TÜİK'in söylediği ile ENAG'ın söylediği arasındaki fark aslında vatandaşın "Benim enflasyonum." dediği şeydir. Aralıkta düşük, ocakta yüksek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
103 konuşma daha · 4 Şubat 2026