Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Kayseri Milletvekili · CHP (konuşma tarihinde; bugün Yeni Parti)
Genel Kurul, 79. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Nisan 2026 · 518 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Aşkın Genç (CHP), 8 Nisan 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 518 kelime.
Aşkın Genç (CHP, Kayseri). “Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/askin-genc-2026-04-08-sosyal-hizmetler-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=143897
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AŞKIN GENÇ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin birinci bölümüne baktığımızda, aslında sadece bir kanun teklifini değil Türkiye'de yasa yapma biçiminin geldiği noktayı görüyoruz. Teklif, birbirinden tamamen farklı alanlara ilişkin çok sayıda düzenlemeyi bir araya getiriyor; sosyal hizmetler var, vergi düzenlemesi var, çalışma hayatı var, dijital alan var ama bunları bir araya getiren ortak bir akıl ne yazık ki yok. (CHP sıralarından alkışlar) "Kanun" dediğiniz şey sadece maddelerin toplamı değildir; bir mantığı, bir sistemi ve bir hedefi olur; bu teklifte de onu ne yazık ki göremiyoruz.
Tablonun en kritik sonucu, birinci bölümde yapılan düzenlemelerin sosyal politikayı güçlendirmek yerine, hukuki güvenceleri zayıflatmasıdır. Teklifin birçok maddesinde sosyal desteklere ilişkin temel unsurların kanunda açıkça belirlenmediğini görüyoruz. Desteklerin kapsamı, süresi, miktarı ve yararlanma şartları kanunla net şekilde tanımlanmıyor, idarenin çıkaracağı yönetmeliklere bırakılıyor. Bu yaklaşım, sosyal yardımı hak olmaktan çıkarır. Vatandaşın hakkı kanunla belirlenmediği sürece ne yazık ki güvence altında değildir. Bu, aynı zamanda yasama yetkisinin fiilen idareye de devredilmesi anlamına gelir ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Bu yaklaşımın sonuçlarını teklifin diğer düzenlemelerinde de görüyoruz. Aynı teklif içinde bir tarafta sosyal destek alanı düzenlenirken diğer tarafta desteklere erişimi zorlaştırabilecek değişiklikler yapılmakta. Korunma geçmişi olan gençlerin istihdama erişiminde aranan süre artırılıyor ve yöntem değiştiriliyor. Zaten dezavantajlı bir konumda hayata başlayan gençler için erişim koşullarının ağırlaştırılması sosyal politikayla açıklanabilecek bir tercih değildir. Sosyal politika engel koymaz, engelleri kaldırır.
Yine, aynı şekilde, sosyal hizmet alanında yapılan bazı düzenlemeler hizmetin niteliğini güçlendirmek yerine sorumluluğu yer değiştiren bir yaklaşım içeriyor. Mevzuata aykırılık nedeniyle kapatılan bakım merkezlerinin idaresinin başka bir idari yapıya devredilmesi öngörülüyor. Bu tür düzenlemelerde asıl mesele, sorumluluğun kimde olduğu değil denetimin nasıl sağlanacağı ve hizmet kalitesinin nasıl korunacağıdır; çerçeve net olmadığı sürece yapılan değişiklikler sorunu çözmez, sadece yerini değiştirir.
Aynı teklif içinde yer alan dijital düzenlemelere baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çocukları koruma iddiasıyla getirilen düzenlemeler çözüm üretmek yerine yasa koyan bir mantıkla hazırlanmış. Oysa bu alanda yapılması gereken, yaş gruplarına göre içeriklendirme, ebeveyn denetimi, ekran süresi sınırlamaları ve kamu kurumlarının sorumluluk üstlendiği bir model kurmaktır. Bu yöndeki önerilerin reddedildiğini görüyoruz yani sorunu çözmek yerine yasaklamak tercih edilmiş. Üstelik aynı dijital alanında yapılan düzenlemelerde bile kendi içinde bir bütünlük görünmüyor, aynı alana ilişkin farklı aktörler için farklı yaptırım rejimleri öngörülüyor, bir yerde ceza indirimi kaldırılırken başka bir alanda korunuyor. Bu da düzenlemenin, ilkesel değil parçalı bir yaklaşımla hazırlandığını bizlere gösteriyor.
Değerli milletvekilleri, birinci bölüm bize çok net bir şey söylüyor: "Sosyal destek" diyorsunuz ama bunu hak olarak tanımlamıyorsunuz, "Çocukları koruyacağız." diyorsunuz ama yasak dışında bir model kurmuyorsunuz, "istihdam" diyorsunuz ama erişimi kolaylaştırmıyorsunuz, "düzenleme" diyorsunuz ama bütünlük kurmuyorsunuz; sorun tam olarak burada. Cumhuriyet Halk Partisi olarak sosyal politikaların güçlenmesini savunuyoruz ama bunun yolu hakları açıkça tanımlayan, erişimi kolaylaştıran, eşitliği gözeten ve öngörülebilir bir sistem kurmaktan geçer; teklifin birinci bölümü ise bu yaklaşımı ortaya koymuyor.
Değerli arkadaşlar, konuşmamın sonunda emeklilerimize de ayrıca değinmek istiyorum. Kurban Bayramı yaklaşıyor ama milyonlarca emekli, bayrama sevinçle değil hesap yaparak giriyor. TÜRK-İŞ'in son araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin aylık açlık sınırı 32.793 TL, yoksulluk sınırı ise 106.817 TL'ye çıktı. Böyle bir tabloda 4 bin liralık ikramiye ikramiye olmaktan çıkmış, sembolik bir ödemeye dönüşmüştür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
123 konuşma daha · 8 Nisan 2026