İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · SALI

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle

Aydın Adnan Sezgin

Aydın Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 29. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Aralık 2019 · 781 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Aydın Adnan Sezgin (İYİ Parti), 10 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 781 kelime.

Aydın Adnan Sezgin (İYİ Parti, Aydın). “2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aydin-adnan-sezgin-27-2019-12-10-2020-yili-merkezi-yonetim-butce-kanun-teklifi-ile-2018-yili-merkezi-yo (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=83143

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYDIN ADNAN SEZGİN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü anıyor, insan haklarının ülkemizdeki vahim durumunu, uluslararası alanda soydaşlarımızın ve tüm kadersiz insanların maruz kaldığı hak ve temel özgürlük ihlallerini kınıyorum.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bütçeleri üzerine İYİ PARTİ adına söz almış bulunuyorum.

Tarihimiz ve kültürümüz açısından son derece önemli olan yazma eserlerin, Osmanlı arşivlerinin nem ve rutubet tehdidi altında olması nedeniyle, geçtiğimiz günlerde İYİ PARTİ olarak Genel Kurula getirdiğimiz araştırma önergesi iktidar partisi ve ortağı tarafından reddedilmişti. Umuyoruz Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bu eserlere sahip çıkılması konusunda devlet ciddiyetiyle özveri ortaya koyar ve zengin arşivimiz gelecek kuşaklara olduğu gibi aktarılabilir.

TİKA ve YTB’nin Dışişleri Bakanlığına bağlı olmaması başlı başına bir soru işaretidir. Bu hususu daha öncede çeşitli vesilelerle defalarca dile getirdik. Her iki kurum da ısrarla, geleneksel dış politika karar alma sürecimiz dışında tutulmaya çalışılmakta ve şeffaflıktan uzak bir şekilde yönetilmektedir. 15 Temmuza kadar geçen süreçteki gelişmelere bakıldığında bunun nedenini anlamak pek güç değil. Ancak 15 Temmuzdan sonra bu kurumların hâlâ iktidarla çok yakın ve karmaşık ilişkilere sahip olan dernek ve vakıflarla münasebet içinde olması şüphe uyandırıyor. Bu durum, kamu kaynaklarının birtakım kişi ve kurumlara aktarılması için bu kurumların istismar edildiği algısına neden oluyor. Sorulan sorulara anlamlı yanıtlar alamıyoruz.

Daha önceki konuşmalarımda da dile getirdiğim bir hususu yeniden ifade etmek istiyorum. Bazı TİKA ve YTB mensuplarının görev yaptıkları ülkelerdeki büyükelçiliklerden bağımsız hareket etme eğilimleri, hem Türk diplomasisi hem bu kurumların güvenilirliği, ayrıca ilgili ülkelerle veya ülkelerdeki bazı çevrelerle ilişkilerimiz açısından sakıncalar yaratmaktadır. Bu noktada ciddi ve dikkatli olunmalıdır.

Sayıştay raporları TİKA’yla ilgili önemli tespitler yapmış. Stratejik planların özensiz şekilde hazırlandığı, bütçenin kullanılmasına ilişkin bazı temel sorunlar bulunduğu 2018 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda ayrıntılarıyla belirtilmiş ve birçok şüphe ve endişemiz doğrulanmıştır. Rapora göre TİKA’da kurumsal risk yönetim sistemi kurulmamıştır. Bu, vahim bir eksiklik, ciddi bir ihmaldir.

Sayıştay raporundaki bulgulardan bir diğeri, TİKA’nın yurt dışı ofislerinde yapılan satın almaların varlık hesaplarına kaydedilmeden, doğrudan giderleştirilmekte olduğudur. Rapor, TİKA mali tablolarının gerçek durumu yansıtmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla kurum bütçesinde -altını çizerek ifade ediyorum- bir sızıntı vardır, umarım bu sızıntı geçmişteki sızıntılardan değildir. Ayrıca, Sayıştay raporu, kurum tarafından kullanılan hizmet binasının taşınmaz kaydının yapılmadığını belirtmektedir, bu da başlı başına tuhaftır.

Sayıştayın diğer bir tespiti, şartlı bağış ve yardımların alımında ve kullanımında muhasebeleştirme hatalarının olduğudur. Mali yönetim ve bütçenin kullanımı açısından zaten önemli menfi duyumlar varken mevzuata aykırı bu uygulamalar, umarız, kamuoyundan ve Sayıştay denetiminden bir şeyleri kaçırmak amacıyla bilinçli şekilde yapılmıyordur. Geçmiş Sayıştay raporlarında düzeltilmesi istenen hususlarda, kurum tarafından taahhüt edilmiş olmasına rağmen herhangi bir adım atılmamıştır. TİKA ve YTB’yi gelir kapısı, siyasi, ideolojik heves ve hayallerin finansörü olarak görme zihniyeti terkedilmelidir.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, yerine getirmesi gereken işlevler itibariyle önemli bir kurumdur. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ve soydaşlarımız dış politikamız açısından elbette çok önemlidir ama maalesef dış politikamız yoktur.

Yurtdışı Türklerden bahsederken bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, bu kurumun hedef kitleleri arasında en öncelikli tutulması gereken grubu teşkil etmelidir. Elbette soydaşlarımız da uluslararası ilişkiler perspektifimiz açısından son derece önemlidir ve onlara verilen önemin hem artırılması hem de rasyonalize edilmesi icap etmektedir. Bu bağlamda Dışişleri Komisyonu çatısı altında “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu” kurulmasını oy birliğiyle kabul ettik. Yeni kurulan alt komisyonda etkin bir yapının bir an önce oluşturulmasını ve grubun gerekli imkânlara bir an önce kavuşturulmasını diliyorum.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının kültürel ve sosyal projeleri, gizli bir gündem olmaksızın uygulanması koşuluyla muhakkak önemli. Ancak soydaşlarımıza yönelik ne gibi somut projeler gerçekleştirilmiştir? Özellikle çok hassas bir durumda bulunan Suriye Türklerine sahip çıkmak için neler yapılmaktadır, ilerisi için ne öngörülmektedir? Örneğin YTB, Türkiye’de bu yıl kaç Suriye Türkmenine, kaç Uygur Türküne destek sağlamıştır? TİKA son yıllarda Doğu Türkistan’da kaç proje gerçekleştirmiştir?

Biliyorsunuz, Doğu Türkistan’da Uygur Türkü soydaşlarımıza uygulanan sistematik baskı, işkence ve zulüm Türkiye hariç dünyanın neredeyse bütün ülkeleri, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası örgütleri tarafından en ciddi şekilde sorgulanmakta ve önemli bir sorun olarak işlenmektedir. Birleşmiş Milletler raporları, Çin diktatörlüğünün kamplarında 1 milyondan fazla Uygur Türkü bulunduğunu ortaya koymaktadır. Soydaşlarımız sadece kamplarda değil, günlük hayatlarında da ayrımcılık, baskı ve şiddete maruz kalmaktadır. Soydaşlarımızın tabi olduğu muamele evrensel anlamda vahim ve kitlesel insan hakları kategorisindedir.

ABD Temsilciler Meclisinde, geçtiğimiz hafta 1’e karşı 407 oyla, Doğu Türkistan’daki gelişmeleri ve soydaşlarımıza yapılan kötü muameleyi kınayan bir karar alındı.

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu çatısı altındaki 17 Batılı basın kurumunun Çin Hükûmeti resmî belgelerine dayanarak yaptığı araştırmada, Doğu Türkistan’daki kamplarda tutulan Uygur Türklerinin aslında hapishanelerde kilitli tutulduğu, cezalandırıldığı ve beyin yıkamaya maruz kaldığı ortaya konuldu. Bu konu günlerce yabancı gazetelerde tefrika edildi ancak maalesef bizim medyamıza pek kısıtlı yansıdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

103 konuşma daha · 10 Aralık 2019

103 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook