Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Isparta Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Ekim 2019 · 544 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Aylin Cesur (İYİ Parti), 15 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 544 kelime.
Aylin Cesur (İYİ Parti, Isparta). “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aylin-cesur-27-2019-10-15-ceza-muhakemesi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=80780
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AYLİN CESUR (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni yasama yılındaki ilk konuşmamda yüce Meclisimizi ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı operasyon en önemli gündemimiz. Millet olarak dileğimiz odur ki Allah ordumuzu muzaffer etsin, tek evladımızın, askerimizin kanı akmasın, canı yanmasın. Dualarımız ve var olan her şeyimiz onlaradır.
Maalesef, şehitlerimiz var, Allah rahmet eylesin. Milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.
Senelerdir PKK terörü kan ve gözyaşı döküyor. Daha evvel olduğu gibi Silahlı Kuvvetlerimizle, güvenlik güçlerimizle, Türk’üyle Kürt’üyle, kadınıyla erkeğiyle Türk milleti olarak bunu da aşarız biz, kimsenin kuşkusu olmasın.
Her dakika attığı “tweet”lerle dünyanın ayarlarıyla oynayan Amerikan Başkanının yaptığı açıklama nedeniyle şunun altını çizmek istiyorum: Operasyon yapılan, Suriye’nin kuzeyinde yerleşik ve devlet kurma hayaliyle kan döken PKK ve uzantılarıdır, devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan Kürt kardeşlerimiz değildir. Türkiye’yi yönetenler uluslararası kamuoyuna ve milletimize bunu daha net anlatmalıdırlar ve dışarıdan yapılan hadsiz açıklamalarla şanlı tarihimizde hiç olmadığımız kadar küçük düşürülmemize artık fırsat vermemelidirler. Kınamalar olduktan sonra anlatmaya çalışmak ne kadar fayda eder, ne sağlar, bilmiyorum ama haklı olmak yetmez, haklılığınızı anlatacaksınız, iyi anlatacaksınız. Bu da uluslararası diplomasiyi iyi işletmekle ancak mümkün.
Bir önemli husus da dış medyada yer bulan “IŞİD bölgede canlanacak.” iddiası. Bu, diplomatik yolla çürütülmeli. Uzun vadeli, yeni ve içinden çıkılmaz sorunlar yumağına ülkemiz sokulmamalı.
Bu kürsüden yirmi bir sene evvel 1 Ekimde Cumhurbaşkanı Demirel konuşuyor, diyor ki: “Suriye, Türkiye’ye karşı açık bir husumet politikası izlemekte ve PKK terör örgütüne destek sağlamayı sürdürmektedir. Suriye’ye karşı müdahale hakkımızı saklı tutmaktayız ve sabrımızın taştığını dünyaya ilan etmek istiyorum.” Ve sonuç, diplomasi işletildi, Öcalan 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkarıldı -yüz otuz gün süren bir kovalamaca bu- ve Amerika Türkiye’ye destek oldu. Ecevit Başbakan, Demirel Cumhurbaşkanıydı, Türkiye diplomasisini iyi çalıştırdı ve Türkiye’nin gücünü dünyaya en iyi şekilde anlattı. Elebaşı, bölücü başı Kenya’da teslim edildi. On beş yıl sürdürülen mücadele sonunda çok önemli bir adım atılmış oldu, terör neredeyse sıfıra inmişti. Süreç iyi yönetilmiştir değerli arkadaşlarım. Aynı Demirel, yeri geldi, Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosu üzerine 25 Temmuz 1975’te Amerikan üs ve tesislerini kapattı. 21 üs ve tesiste 5 bin asker ve sivil bulunuyordu, kapı dışarı edildiler ve Kıbrıs çıkarmasından ambargo altında dünyadan dışlanmış bir Türkiye vardı ve o Türkiye, Bakanlar Kurulunun aldığı kararla Amerika’yı sözde değil, icraatıyla kapı dışarı etmişti. 1978’de ambargo kararı kalkmasına rağmen üs ve tesisler hiç açılmadı, ta ki 12 Eylül müdahalecileri göreve gelinceye kadar.
Değerli milletvekilleri, o günden bugüne nasıl gelindi? Elebaşı nasıl oldu da seçim sürecinin içine kadar dâhil edildi? Bizler bu memleketin, cumhuriyetimizin ve vatanımızın ne pahasına olursa olsun gönüllü bekçileriyiz. Ordumuzun ve tezkeremizin arkasındayız. Ancak bu sorumluluğumuz gereği yarın neyin, neden yapıldığının ve sonuçlarının hesabını sormayacağımız anlamına gelmez. Varsa bir sorun bugünlere nasıl gelinmiştir, zihinlerde en ufak bir şüphe kalmayacak şekilde bunlar anlatılmalıdır.
Niyetim, ilk konuşmamda, nerede kalmıştır diyerek geçen sene seçim vaadi olarak milletimize sunduğunuz ancak tutmadığınız sözlerinizi hatırlatmaktı. Önümüze gelen yargı reformu paketi özelinde bunu anlatacaktım. Çünkü bizim, önceki yasama yılını kapatıp yeni yasama yılını açıncaya kadar sorunlarımız durmadı, katbekat arttı. Ülkemizin bugün çok sorunu olduğu doğru, yapılan pek çok yanlışla bugüne gelindiği de doğru. Milletimiz ekonomik anlamda tarihin en sıkıntılı dönemini yaşarken yepyeni bir gündemle Meclisimiz açıldı. Kaygı toplumsal bir hastalık olarak gündemi meşgul ediyor ve buradan, ekranları başında izleyen ve derdim var diyen tüm vatandaşlara seslenmek istiyorum: Kararıp kalmayınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
100 konuşma daha · 15 Ekim 2019