Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Isparta Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 45. Birleşim · 5. yasama yılı · 12 Ocak 2022 · 638 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Aylin Cesur (İYİ Parti), 12 Ocak 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 638 kelime.
Aylin Cesur (İYİ Parti, Isparta). “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aylin-cesur-27-2022-01-12-bireysel-emeklilik-tasarruf-ve-yatirim-sistemi-kanunu-ile-bazi-kanunla (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=103458
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AYLİN CESUR (Isparta)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün görüştüğümüz emeklilik konusu 84 milyonu ilgilendiren bir konu ve sadece emekli aylığı alan 12 milyonu ilgilendirmiyor. Bugün çalışanları ve gelecekte çalışacakları da ilgilendiriyor bu konu. Emeklilik koca bir devlet sistemi esasında, sosyal devlet sistemi. Ömürler uzuyor ancak yaşlılıkla beraber, yaş almayla beraber, yaş aldıkça beden gücü biraz düştüğü için tercih edilmez hâle geliyor çalışanlarımız ve işte o zaman, yaşlılıkta, yaş ilerleyince insanca yaşamayı hak ediyor emekliler. Çalışmadan insan onuruna yakışır bir geçim nasıl olacak peki o yaşta? İşte bütün mevzu burada başlıyor. Yaşla beraber artan yaşam ve sağlık masrafları nasıl karşılanacak? Başkasına muhtaç olmadan hayatımızın son yıllarını nasıl geçireceğiz? Hepimizi ilgilendiren bir konu esasında. Çok üzülerek söylüyorum: Yirmi yıllık iktidar politikalarının ardından emeklilik sistemimiz bu kriterlerin hiçbirini sağlayamayacak duruma gelmiş. Yirmi yıl, yirmi beş yıl çalışmış, maaşlarından yıllarca prim ödemiş vatandaşlarımıza layık görülen aylık geçinilmesi imkânsız bir meblağ. 2.500 lirayla geçinilebilir mi arkadaşlar? Daha bugün 2.500’ü konuşuyoruz, yılbaşından önce 1.500 liradan bahsediyorduk ve 2.500 lirayla emeklinin geçinmesini bekliyorsunuz. Asgari ücretliler ayağa kalkmışlar, haklılar, “4.250 lirayla geçinilir mi?” diye. Peki, emekli ne yapacak? Daha geç emekli olanın aylığı sistemdeki hatalardan dolayı daha düşük, 2008 sonrası emekliliklerde bu mağduriyet çok fazla.
Bir de EYT’li kardeşlerimiz var. Günleri tam, primleri tam ama hakkını alamıyor EYT’liler. Onlara diyorlar ki: “Emeklilik için gençsin, çalışmak için yaşlısın.”
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dizeleri geliyor akla, diyor ki Ahmet Hamdi Tanpınar: “Beni affet/Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.” Şimdi, o, Ahmet Hamdi Tanpınar “Beni affet.” diyor ama sizin de söz verip tutmadığınız EYT’lilere karşı, söz verip tutmadığınız, senelerdir hayatlarını ızdıraba çevirdiğiniz EYT’lilere “Beni affet.” demeniz lazım, af dilemeniz lazım. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Ve yüz binlerce vatandaşımız mahkûm. Neye mahkûm? Gelirsizliğe mahkûm. Şimdi, emeklilik yaşı 65’e ötelendi. Gençlerimiz bakıyorlar, emekli olan dedelerine, ninelerine bakıyorlar, yaşam koşullarına bakıyorlar ve diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Mevcut emekli maaşıyla geçinemeyen annelerine, babalarına bakıyorlar, diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Çalışmaya başlıyorlar bordrolarında maaşlarından 500, 500; 1.000, 1.000 kesilene, brüt-net farkına bakıyorlar, diyorlar ki: “Ne yapalım biz?” Ve soruyorlar: “Bu kesintileri biz niye ödeyelim?” Sormuyorlar mı zannediyorsunuz? Şimdi, öyle olunca da gençlerimiz, kendilerinin neyi beklediği bilerek ve görerek -hâliyle çok da aklı başında, akıllı hepsi- diyorlar ki: “Ben bu parayı bugün alayım. 65’e kadar kim çalışıp da en sonunda bizi bekleyen bu sona gelelim. Bugün alayım.” İşte, “Bugün alayım.” dediği yerde o kayıt dışılığın, mevcut sizin sisteminizin getirdiği kayıt dışılığın içine bir anda kendini dâhil olmuş buluyor gencimiz. Ve tabii ki işveren de -bu işten mevcut ekonomik durum nedeniyle sıkıntıda olduğu için- bunun içerisine dâhil oluyor ve o da bundan istifade etmeye başlıyor; işte, buyurunuz kayıt dışılık.
Kayıt içi çalışma, çalışmayla alakalı güvenceler için önemli ama bunun en önemli kısmı emekliliği değerli arkadaşlar. Emekliliği cazip hâle getirmezsen, emeklinin aylığını sefalet seviyesine sokarsan, bugünün çalışanını da sosyal sigorta sistemine girmeye ikna etmekte başarılı olamazsın; olamadınız bu yüzden. Sosyal sigorta sistemimiz 100 milyar lira açık veriyor her sene, her sene bu açığı veriyor. Ve emekli başına düşen çalışan sayısı 2. Şimdi, bu ne demek biliyor musunuz? Yani her 2 çalışan primiyle 1 emeklinin hatta 1’den daha fazlasının aylığını karşılamaya çalışıyor. Ama Avrupa’da bu nasıl biliyor musunuz? 4 çalışana 1 emekli. Yani siz böyle bir sosyal sigorta sistemini sürdüremezsiniz; sürdüremiyorsunuz demek bu.
Şimdi, ILO’nun verilerine bakıyoruz; Türkiye’de kayıt dışı çalışma yüzde 30’larda. Yani herkes kayıt içine alınsa 3 çalışan 1 emekliye bakar olur, siz de hiç değilse emeklinin maaşını yüzde 50 arttırırsınız. Bakın, yöntem veriyorum size. Şimdi, siz emeklilik sistemini bozdukça kayıt dışına geçişler artmış, bütçe açığımız artmış. Emeklilerimize ne düşmüş biliyor musunuz? Müebbet sefalet.
Şimdi, bu son yirmi yılın ürünü; bireysel emeklilik sistemleri oluştu, benim konuştuğum madde bunu ilgilendiriyor. Yüzde 25’ten 30’a çıkarıyorsunuz, aslında bu, bireysel emeklilik sistemleri programları devlet desteği kapsamına alınıyor demek, vatandaşların geleceklerine yatırım yapması demek. Ama kimlere yapıyorsunuz bunu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
91 konuşma daha · 12 Ocak 2022