İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle

Genel Kurul, 34. Birleşim · 6. yasama yılı · 10 Aralık 2022 · 780 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ayşe Acar Başaran (Halkların Demokratik Partisi), 10 Aralık 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 780 kelime.

Ayşe Acar Başaran (Halkların Demokratik Partisi, Batman). “2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayse-acar-basaran-27-2022-12-10-2023-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2021-yili-merkezi-y (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=111953

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman)Teşekkürler Başkan.

Ekranları başında bizi izleyen değerli halkımız ve cezaevinde rehin tutulan bütün arkadaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Evet, aslında biz uzun bir süredir her bütçe görüşmesine çıkıp aynı şeyi söylüyoruz ama tekrar ediyorum: Bu bütçe yine kadınların, emekçilerin, yoksulların, gençlerin bütçesi değil. Bu bütçe, bütçe görüşmelerinde de ifade ettiğimiz gibi, burada da defaten ifade ettiğimiz gibi savaşın, rantın, faizin bütçesi. Bakın, bütçe kalemleri incelendiğinde bu tablo çok net bir biçimde ortaya çıkıyor. Sadece faize bu bütçede 666 milyar aktarılmış ama kadın bakanlığının toplamına sadece 149 milyar aktarılmış. Yani neredeyse faize aktarılan bütçe Aile Bakanlığının toplamına ayrılan bütçenin neredeyse 4 katı olarak açığa çıkmış.

Şimdi, AKP hep -bunu da ifade ettik çokça- 2002’yi bir milat olarak kabul ediyor, 2002’den bugüne yaptığı düzenlemelerden söz ediyor. Evet, AKP bu süreç içerisinde bir ileriye gittiyse kadın açısından, on yirmi adım geriye gitmiş oldu.

Şimdi, 2002’den 2011 yılına kadar, kadınların verdiği büyük bir mücadele, AKP’nin o dönem biraz demokratikleşme adımları, Avrupa Birliğiyle uyum süreçleri derken belli adımlar atıldı ama 2011 yılından itibaren, önce Kadın Bakanlığı lağvedildi, Aile Bakanlığının içerisine sıkıştırıldı kadınlar. Bu süreçten beri kadınlar bağımsız, özgür bireyler olarak değil, ailenin bir parçası olarak tanımlanma sürecine girdi. Kadınların yaşamını daraltmaktan, erkek egemenliği teşvik etmekten, kadın-erkek eşitsizliğini derinleştirmekten başka hiçbir şey yapmadı bu süreç içerisinde. Bunu eylemlerinden, söylemlerinden ve yaşamımıza yansımasından çok net bir biçimde görüyoruz.

AKP iktidarı uzun bir süredir kadın düşmanı politikaları sürekli bir biçimde, dediğim gibi, işletiyor. Kadınları bireyliğinden, haklarından soyutlayarak “kutsal aile” ve “kutsal annelik” söylemleri üzerinden gidiyor. Kadınlar bunu ifade ettiğinde hemen aile düşmanı olarak lanse ediliyor, bu damgayı yiyor. Hayır, aile bir hakikat ama ailenin de içerisinde problemler var, ailenin de demokratikleşmesi lazım. “Aile” deyip aile içerisindeki bütün suçları, problemleri görmezden gelmeyin diyoruz. “Kadınlar bireydir, çocuklar bireydir; sadece anne, bacı, kız kardeş, çocuklar, çocuk değillerdir.” ifadesini ısrarla söylüyoruz ama tabii ki ne kadar ısrar edersek edelim bu politikalar devam ediyor.

Bakın, tabii ki bu AKP iktidarının kadın düşmanı politikaları sadece Bakanlıktan “kadın” adının çıkartılmasıyla gerçekleşmedi. İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme kararından kürtajın fiilî yasaklanmasına, OHAL KHK’leriyle onlarca kadın kurumunun kapatılmasına, dördüncü yargı paketinin 13’üncü maddesindeki suçlara somut delil şartının konulmasından, kadının beyanının -ilkesinin- neredeyse yok sayılmasından kadın mücadelesi çoklu biçimde saldırıya uğradı, hâlâ bu saldırıya devam ediyor.

Şimdi, bir de biliyorsunuz, Aile Bakanı olduğu bütün platformlarda, hem ulusal hem uluslararası platformda Meclisteki kadın temsiliyetinin artışından söz ediyor. Evet, Meclise giren kadın milletvekili oranı 2007’de yüzde 9,1’ken 2021 yılında 17,4 olmuş. Doğru, kadın temsiliyetinde bir artış var ama bu kadın temsiliyetinin artışındaki esas öncü rolü oynayan HDP ve kadın mücadelesini de hiç dillendirmiyor. (HDP sıralarından alkışlar) Hatta yetmiyor, kadın mücadelesine, partimize sistematik bir biçimde saldırı gerçekleştiriyor ve bugün partimiz kapatma davasıyla da yüz yüze. Bu da yetmiyor, kadın temsiliyetini Meclisten de silmeye çalışıyor.

Semra Güzel, Leyla Güven; 2 arkadaşımız. Semra Güzel, hakkında manipülasyon yapılarak hedef gösterildi, dokunulmazlığı kaldırıldı, tutuklandı. Leyla Güven’in milletvekilliği düşürüldü yani bırakın kadın temsiliyetini artırmayı, kadın temsiliyetini azaltan bir yaklaşımı söz konusu AKP iktidarının.

Tabii ki sadece Meclis temsiliyetinden söz etmiyoruz, bir de yerel yönetimlerde benzer bir tablo var. Bakın, 31 Mart seçiminde AKP’nin bini aşkın adayından sadece 25’i kadınmış, sadece 25. Bunlardan sadece 6’sı seçilmiş. Bizler, HDP olarak, 2019 seçiminde seçildiğimiz 65 belediyenin 61’inde eş başkanlık sistemini uyguladık. (HDP sıralarından alkışlar) Dünyada biricik örnektir, bütün dünyada örnek gösterilen bu sistem Türkiye'de hedef gösteriliyor. Ne yapıldı? Belediyelerimize kayyum atandı türlü gerekçelerle, bunu arkadaşlarımız açıklayacak. Yalanlarla, iftiralarla, suç üreterek -bunların hiçbiri hiçbir dosyada da yok bu arada, arkadaşlarımız açıklayacak- 22 belediye eş başkanımız tutuklandı, kadın kurumlarının kapısına kilit vuruldu; yetmedi “Kadın kurumlarını erkekler yönetir.” diye başlarına erkekler atandı. Bununla beraber, biz biliyoruz ki aslında bu kadın boyutuyla gerçekleşen yansıma, bunun toplumsal yansıması da oldu, maalesef, bölgede kadına yönelik şiddet vakalarında büyük bir artış oldu çünkü kadınların başvuracağı, destek alacağı mekanizmalar ortada kalmadı.

Şimdi, bir de bakanlıklara gelelim. AKP tarihinde bakanlıklar ya bir ya iki oldu. Bunlar da, işte, aile, kadın, sosyal işler bakanlığı gibi belli cinsiyet rollerine göre belirlenmiş bakanlıklar oldu. Kadınlar siyasette neredeyse hiç… Birini çıkartıyorum, Nimet Çubukçu bir ara Millî Eğitim Bakanı olmuş, onun haricinde Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet, Millî Savunma gibi icraatçı…

AYŞE KEŞİR (Düzce)Çalışma Bakanı vardı, azıcık dersinizi çalışın. Çevre Bakanı, Çalışma Bakanı… Sayayım mı?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla)Tamam, iki olsun, çok güzel, üç olsun; yirmi yıllık tarihinizde beş olsun.

AYŞE KEŞİR (Düzce)Ticaret Bakanı… Sayayım mı?

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı)Dinle, dinle!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla)Toplam gelen icracı bakanlıklar bir elin parmağını geçmez.

“Kadınlara sembolik de olsa bir iki bayan milletvekili.” diyen bu iktidardan aslında biz çok fazla bir şey beklemiyoruz, bunun temsiliyette kaldığını, kalacağını biliyoruz. Önlemler de hep göstermelik bir biçimde oldu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

98 konuşma daha · 10 Aralık 2022

98 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook