İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk vatandaşlığı kanunu tasarısı (s.s.90)

Ayşe Türkmenoğlu

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 95. Birleşim · 3. yasama yılı · 28 Mayıs 2009 · 2.059 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti), 28 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU TASARISI (S.S.90)); konuşma 2.059 kelime.

Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti, Konya). “Türk vatandaşlığı kanunu tasarısı (s.s.90)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 28 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayse-turkmenoglu-23-2009-05-28-turk-vatandasligi-kanunu-tasarisi-s-s-90 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 90 sıra sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Grubum adına yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa tasarısıyla ilgili konuşmama geçmeden önce Hakkâri Çukurca’da şehit olan 6 askerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum.

Devletin unsurlarından birisi olan insan topluluğu vatandaşlık hukukunun temel konusunu oluşturmaktadır. Bir insan topluluğunun devletin kurucu unsuru olabilmesi için sınırları belli bir ülke üzerinde yaşaması ve kendisini uluslararası alanda temsil edecek bir siyasi otoriteye sahip olması ve devletle arasında sürekli bir hukuki bağın bulunması gerekir. Bu bağ vatandaşlık bağıdır. Vatandaşlık bağı kişinin devletine karşı bağlılığını ifade ederken aynı zamanda devletin birey üzerinde birtakım yetkilere sahip olmasının temelini de oluşturur.

Vatandaşlık, genel olarak devlet ile kişi arasındaki hukuki bir bağ olarak tanımlanır. Bu durum, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde “Vatandaşlık, bir kişi ile bir devlet arasındaki hukuksal bağ anlamına gelir, kişinin etnik kökenini göstermez.” şeklinde ifadesini bulur. Danıştay kararlarında kabul edilen bir görüşe göre ise vatandaşlık, genel olarak devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişkiye taraf olan devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulmaktadır. Vatandaşlığın kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfî olarak yoksun bırakılmaması hakkı insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edilmiştir. Bu nedenle, Anayasa ve Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma ve çıkarılma belirli koşullara bağlanmış, bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağı tanınmıştır. Bu itibarla, devletin sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin, vatansızlık da dâhil, herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerekmektedir.

Vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin devletin egemenlik hakkının bir sonucu olduğu ve vatandaşlığın belirlenmesinde devletin mutlak bir yetkisinin bulunduğu genel bir ilkedir. Bu yüzden, her devletin kimlerin kendi vatandaşı olacağını belirleme ve bunlarla ilgili düzenleme yapma özgürlüğü vardır. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin 1’inci maddesi bunu açıkça ifade etmiştir. Adı geçen sözleşmeye göre “Her devlet, kimlerin kendi vatandaşı olduğunu, kendi hukuku uyarınca kendisi belirler.’’ Devletin bu yetkisinin tek istisnası ise, devletin yaptığı düzenlemelerin, uluslararası sözleşmelere, uluslararası teamül hukukuna ve vatandaşlıkla ilgili genel olarak kabul edilmiş hukuk ilkelerine aykırı olmamasıdır.

Vatandaşlığın belirlenmesinde devletlerin mutlak yetkilerinin bulunması nedeniyle uygulamada ülkeler genellikle doğum yeri ve soy bağı esaslarından birisini ya da her ikisini birlikte kabul etmektedir. Bunun yanında, belirli şartları taşıyanlara doğumdan sonra da devletlerce vatandaşlık verilebilmektedir.

403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda soy bağı ve doğum yeri esaslarının her ikisine de yer verilerek uluslararası alandaki genel eğilime uyulmuştur. Doğumdan sonra, doğumdan başka bir nedenle vatandaşlığın kazanılmasında vatandaşlık hukuku alanındaki uluslararası gelişmeler göz önünde bulundurulmuştur.

Son zamanlarda, bilinen “vatandaşlık” kavramından farklı olarak “Avrupa Birliği vatandaşlığı” kavramı da ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği vatandaşlığı kavramı, üye ülkelerin vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerinin tamamen dışında yer almaktadır. Bu kavram, vatandaşlık mevzuatlarını düzenleme yetkisinde ülkelerin geleneksel uygulamalarında herhangi bir değişiklik öngörmemiştir. Ancak son zamanlarda vatandaşlık alanında da ortak hareket edilmesi gerektiği yönünde Avrupa Birliği düzeyinde değerlendirmeler yapılmaktadır.

Avrupa Birliği vatandaşlığı üye devletin vatandaşı olan bir kişinin Birlik çerçevesinde belirli hak ve yükümlülüklerinin bulunması anlamına gelir. Üye devletlerde dolaşım ve ikamet özgürlüğü, ikamet edilen devlette yerel ve Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılabilme, kendi ülkesinin temsilciliğinin bulunmadığı üçüncü ülkelerde üye ülkelerin diplomatik korumasından faydalanma, Avrupa Parlamentosuna ve ombudsmana başvurma hakkı Avrupa Birliği vatandaşlığının hakları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemizde vatandaşlık hizmetleriyle ilgili temel kanun, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’dur. Uygulamaya konulduğu 22 Mayıs 1964 tarihinden beri bu Kanun’da önemli değişiklikler yapılmıştır. Dönemin şartları içerisinde ortaya çıkan güncel ihtiyaçların zorlamasıyla yapılan bu değişiklikler kanunun sistematiğinde bozulmalara neden olmuştur. Zaman içinde yapılan değişikliklerle Kanun’un bozulan sistematiğinin hukuk ilkelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Kanun’un yürürlükte bulunduğu dönemde kabul edilen 1982 Anayasası’nın Türk vatandaşlığıyla ilgili 66’ncı maddesinde 2001 yılında değişiklik yapılmış, vatandaşlığın kazanılmasında ana ile baba arasındaki ayrım ortadan kaldırılarak Anayasa’nın temel ilkelerinden olan kanun önünde kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.

2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun getirdiği düzenlemeler ile Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun hükümlerinin birbirine uyumunun sağlanması açısından da yeni bir düzenleme zaruret hâlini almıştır. Ayrıca uluslararası düzeyde vatandaşlık konularında bağlayıcı düzenlemelere gidilmeye başlanmıştır.

1 Mart 2000 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi, vatandaşlığın kazanılması ve kaybedilmesi konularında önemli ilkeler benimsemiştir. Sözleşme, vatandaşlık hukukunun cinsiyet, din, ırk, renk ya da ulusal veya etnik köken açısından ayrımcılık oluşturan herhangi bir uygulama içeremeyeceğini kabul etmiştir. Diğer yandan, sözleşme, devletlerin çok vatandaşlık olgusuna olumlu yaklaşımda bulunmalarını öngörmektedir. Bu sözleşmeyi, Avrupa Konseyi üyesi 12 ülke onaylamış, 27 ülke de imzalamıştır. Ülkemiz bu sözleşmeyi henüz imzalamamakla birlikte, Avrupa Birliği sürecinde ülkemizin gündemine gelmesi muhtemel görünmektedir çünkü Avrupa Birliği düzeyinde yapılan değerlendirmelerde, vatandaşlık alanında, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi’nin temel alınması gerektiği yönünde eğilim ağırlık kazanmıştır.

Diğer yandan, küreselleşmenin bir sonucu olarak ulaşım imkânlarının artması ve Türkiye ile tarihî ve sosyolojik bağları bulunan veya bulunmayan ve Türkiye dışında yaşayan birçok yabancının, Türk vatandaşlığını kazanmaya yönelik başvurularında büyük artışların olduğu gözlemlenmiştir. Başvuruların sağlıklı ve hızlı bir şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Gelişmiş ülkelerin de uyguladığı bir yol olarak, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hayatına katkıda bulunabilecek yabancılara Türk vatandaşlığının daha kolay verilmesi suretiyle bu kişilerin ülkemize kazandırılmaları da önem arz etmektedir.

Yine, bu dönemde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısında büyük artışlar olmuştur. Türkiye dışında yaşayan Türk vatandaşları, bulundukları ülkelerde siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan daha etkin olabilmek için yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığına sahip olma çabası içindedirler. Bazı devletler ülkesinde yaşayan Türk vatandaşlarına, Türk vatandaşlığını kaybetmeden kendi vatandaşlığını vererek çok vatandaşlığa sahip olma imkânlarını tanımıştır. Almanya, Avusturya gibi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları, ancak Türk vatandaşlığından izinle çıkarak bulundukları ülkelerin vatandaşlığını kazanabilmektedirler.

Bütün bu gelişmeler ışığında vatandaşlıkla ilgili yasal düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi, yeni bir tedvine gidilmesi bir zaruret hâlini almış ve bu tasarı ile bu amaçlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 5’inci maddesiyle Türk vatandaşlığının hangi hâllerde kazanılacağı belirlenmiştir. Buna göre Türk vatandaşlığı, biyolojik ve hukuki bir olay olan doğumla ve sonradan olmak üzere iki yolla kazanılmaktadır. Kanunun sistematiği de bu esaslara göre düzenlenmiştir.

6’ncı madde ile doğumla Türk vatandaşlığının kazanılması hâlleri soy bağı ve doğum yeri esas alınarak belirlenmiş ve doğumla kazanılan vatandaşlığın doğum anından itibaren geçerli olacağı hükmüne yer verilmiştir.

7’nci madde ise -Anayasa’nın 66’ncı maddesi- “Türk babanın veya ananın çocuğu Türk’tür.” hükmünü getirmiştir. Bu hükümle soy bağı esasına dayanılarak Türk vatandaşlığının doğumla kazanılmasındaki genel prensip belirlenmiştir. Buna göre, yurt içinde veya dışında evlilik birliği içinde doğan çocuk doğumundan itibaren Türk vatandaşlığını kazanacaktır. Ayrıca Türk vatandaşı anadan ve yabancı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk ile Türk vatandaşı babadan veya yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocukların vatandaşlık durumları düzenlenmiştir. Soy bağının kurulmasını sağlayan esasların yerine getirilmesi hâlinde Türk vatandaşı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk da babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanacaktır.

8’inci madde ile Türk vatandaşlığının kazanılmasında prensip olarak soy bağı esası benimsenmiştir. Ancak, ana ve babası belli olmayan terk edilmiş çocukların, hangi ülkede bulunmuşsa o ülkede doğmuş sayılmaları ve o ülkenin vatandaşlığının verilmesi uluslararası hukuk tarafından benimsenmiş temel bir ilkedir. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi taraf devletleri bu doğrultuda düzenleme yapmakla yükümlü tutmuştur. Vatansızlığı önlemek amacı ile Türkiye’de doğan ve ne anadan ne de babadan dolayı vatandaşlık kazanamayan çocuklar ile Türkiye’de bulunmuş çocukların Türkiye’de doğdukları karine kabul edilerek, toprak esasına göre aksi sabit oluncaya kadar Türk vatandaşlığını kazanmalarına imkân tanınmıştır.

14’üncü madde ile vatandaşlık, karşılıklı hak ve yükümlülüklerin varlığı ile birlikte duygu bağlantısını da temel alan bir hukuki bağdır. Madde ile vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylemlerde bulunan ve bu nedenle Bakanlar Kurulunca Türk vatandaşlığı kaybettirilenler ile Kanun’un 34’üncü maddesi uyarınca seçme hakkını kullanmak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin, kamu düzeni ve millî güvenlik bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak ve Türkiye’de üç yıl ikamet etmek şartıyla Türk vatandaşlığını kazanabileceği öngörülmektedir.

29’uncu madde ile belirtilen eylemlerde bulundukları resmî makamlarca tespit edilen kişilerin Türk vatandaşlığının Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla kaybettirilebileceği düzenlenmiştir.

Maddenin (a) bendi de yabancı bir devletin hizmetinde bulunanlarla ilgilidir. Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan bir hizmetinde bulunup da Bakanlar Kurulunca bu görevi bırakmaları kendilerine bildirilmesine rağmen verilen süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bırakmayanların Türk vatandaşlığı kaybettirilecektir.

Maddenin (b) bendine göre Türk vatandaşlarının, Türkiye ile savaş hâlinde bulunan yabancı ülkenin her türlü hizmetinde kendi istekleriyle ve Bakanlar Kurulunun izni olmadan çalışmaya devam etmesi durumunda haklarında kaybettirme işlemi yapılacağı öngörülmektedir.

Maddenin (c) bendine göre izinsiz olarak başka bir ülke için de gönüllü askerlik hizmeti yapmak, vatandaşlığın kaybına sebep teşkil eden bir eylem olarak sayılmıştır. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi de başka bir ülke için gönüllü askerlik yapmayı bir kayıp nedeni olarak öngörmektedir.

43’üncü madde ile doğumla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı olanların Türk vatandaşlığını kazanmaları, ekonomik, sosyal ve beşerî geleceklerinin güvence altına alınması açısından önem arz etmektedir. Bu maddeyle Türk vatandaşlığını kazanmak üzere yazılı bildirimde bulunan, doğumla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını kazanmış olanlara Türk vatandaşı olabilme imkânı sağlanmıştır.

Herhangi bir devlet vatandaşı iken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını sonradan kazanmış olanlara ise genel hükümler uygulanacaktır. Bu uygulama ile Türk vatandaşlığını kazanma şartlarını taşımayan yabancıların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını kazanarak kolay yoldan Türk vatandaşı olmaları engellenmiştir.

Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanlığınca hazırlanarak 7/4/2006 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı 18/4/2006 tarihinde esas komisyon olarak İçişleri Komisyonumuza, tali komisyon olarak da Adalet, Dışişleri ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna havale edilmiştir.

İçişleri Komisyonumuz 26/04/2006 tarihli toplantısında tasarıyı gündemine alarak görüşmeye başlamış ve tasarının olgunlaştırılması amacıyla bir alt komisyon kurulmasını kararlaştırmıştır. İçişleri Komisyonumuz, İçişleri, Adalet, Dışişleri, Maliye ve Millî Savunma Bakanlığı temsilcilerinin katılımıyla, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Raporu’nu da dikkate alarak alt komisyon rapor ve metnini de inceleyip görüşmüştür. Tasarıyla Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir.

Alt komisyon tasarıda aşağıdaki değişikliklerin yapılmasını öngörmüştür:

Tasarının 3’üncü maddesinde yer alan “çok vatandaşlık” tanımı, Türk vatandaşının, aynı anda, Türk vatandaşlığının yanında diğer bir veya birçok vatandaşlığa sahip olması durumunu tanımlamaktadır. Tanım, yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla yeniden düzenlenmiş ve çok vatandaşlığı ifade eder hâle getirilmiştir.

Tasarının 12’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “11 inci maddenin birinci fıkrasının (g) bendi…” ibaresi diğer maddelerdeki düzenlemelere paralellik sağlanması amacıyla açık şekilde yazılmıştır.

Ayrıca, aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendine “sportif” kelimesinden sonra “kültürel” kelimesi eklenmesi kabul edilmiştir.

Alt komisyonda, vatandaşlığa alınacak kişilerle ilgili olarak, Bakanlığa, kamu yararına çalışan sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve meslek odalarının, 12’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, öneri getirebilmesine ilişkin değişiklik talebi sivil toplum örgütlerinin ilgili oldukları bakanlıkları harekete geçirebilme imkânlarının zaten mevcut olmasından dolayı alt komisyonda kabul edilmemiştir.

Tasarının 18’inci maddesinin birinci fıkrasında, 11’inci madde uyarınca, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılardan başvuruları uygun bulunanların Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığını kazanabilecekleri hususu düzenlenmektedir. Alt komisyon, Bakanlık aşamasına kadar gerekli incelemenin yapıldığını göz önüne alarak, başvuru işlemlerinin kısa sürede sonuçlanmasını sağlamak amacıyla, 11’inci madde uyarınca, Türk vatandaşlığını kazanmada Bakanlık kararını yeterli görmüş ve maddeyi bu şekilde değiştirmiştir.

Tasarı’nın 20’nci maddesinde Türk vatandaşlığının evlat edinilme yoluyla kazanılması düzenlenmektedir. Maddeye göre, evlat edinilen yedi yaşından küçük çocuk, evlat edinilmekle otomatik olarak Türk vatandaşlığını kazanmaktadır.

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu, 14 Ocak 2004 tarihli ve 5049 sayılı Kanun’la onaylanan Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşme’nin evlat edinilecek çocuk yaşının on sekiz olarak belirlendiğini ve bu maddedeki düzenlemenin söz konusu sözleşmeye aykırı olduğunu belirtmiştir. Alt komisyon bu öneriyi dikkate alarak, evlat edinilen ergin çocuğun Türk vatandaşlığına alınmasına karar vermiştir, ancak belli bir yaşın üstünde olanların vatandaşlığa alınması durumunda istenmeyen sonuçların doğabileceği ve bu hakkın kötüye kullanılabileceği endişesiyle, evlat edinenlerin vatandaşlığa alınması otomatik olmaktan çıkarılmıştır. Ergin olmayanların evlat edinmeleri hâlinde vatandaşlığa alınmaları, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmama şartına bağlanmıştır.

Tasarının 43’üncü maddesiyle düzenlenen mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 25’inci maddesinin (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanların Türk vatandaşlığına alınmasında, 13’üncü maddesiyle düzenlenen Türk vatandaşlığının ikamet şartı aranmaksızın yeniden kazanılmasında ve 14’üncü maddesiyle düzenlenen Türk vatandaşlığının ikamet şartına bağlı olarak yeniden kazanılmasında, kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmama şartı kaldırılarak kolaylık sağlanmıştır.

Tasarının 44’üncü maddesinin başlığı madde içeriğine uygun olarak “Çok vatandaşlık” olarak değiştirilmiştir.

Tasarının 45’inci maddesiyle düzenlenen vatandaşlık işlemlerinden alınacak hizmet bedeli, Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasına ilişkin işlemlerle sınırlanarak Türk vatandaşları için kolaylık sağlanması amaçlanmıştır.

Ayrıca, maddenin ikinci fıkrasında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre geliri olmayanlar ve kendileriyle birlikte işlem gören çocukları için birinci fıkra uyarınca belirlenen hizmet bedelinin alınmayacağı yönünde düzenleme yapılmış, Bakanlar Kurulunun bu konuda karar verme yetkisi kaldırılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk vatandaşlığıyla ilgili yapılacak bu düzenlemelerin olumlu sonuçlar getireceğini umuyor, yasanın ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

67 konuşma daha · 28 Mayıs 2009

67 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook