İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım borç ve alacaklarının düzenlemesine dair kanun teklifi (s.s.535)

Bayram Ali Bayramoğlu

Rize Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 67. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Şubat 2011 · 1.885 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti), 16 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ BİR KISIM BORÇ VE ALACAKLARININ DÜZENLEMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.535)); konuşma 1.885 kelime.

Bayram Ali Bayramoğlu (AK Parti, Rize). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım borç ve alacaklarının düzenlemesine dair kanun teklifi (s.s.535)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bayram-ali-bayramoglu-23-2011-02-16-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-bir-kisim-borc-ve-alacaklarinin-duze (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 535 sıra sayılı kanun çerçevesinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Benden önce diğer üç grubumuzun, partimizin temsilcilerini dinledim. Söylediklerinin içerisinde doğruluk payı olan konuların, eksikliğini hissettikleri konuların var olduğu muhakkak ancak bu kanunun algılanması noktasında, gündeme getirmiş olduğumuz mahsuplaşma meselesinin gerçek anlamda anlaşılmadığını müşahede etmiş bulunuyorum, çünkü sürekli şekilde bir para, bir ödeme, karşılıklı bir transfer yapılıyormuşçasına bir algılamayla konu gündeme geldiği için ilk önce bu bilgi kirliliğini bir temizlememiz gerektiğiyle sözlerime başlayacağım.

Şimdi, arkadaşlar, 1992 senesinde hazine, bir program çerçevesinde bir tahkim kararı alıyor ve bu aldığı tahkim kararı çerçevesinde yine enerji içerikli olan bütün kurumları bir araya getiriyor ve diyor ki: “Kendi aranızdaki bu borç-alacak ilişkilerini eninde sonunda bir tasfiye etmemiz ve borçları sıfırlamamız gerekiyor.” diye bir karar alıyor ve 1992 senesinde borçlar tasfiye edilerek sıfırlanıyor. Hiçbir kurumun bir başka kuruma, devlet kurumlarının da birbiriyle herhangi bir borç ilişkisi kalmıyor ama aradan geçen, 1992’den bu zamana geçen süre zarfında, yaklaşık yirmi yıllık süre içerisinde yine kurumlar çeşitli alışverişlerde bulunuyorlar. “Çeşitli alışveriş” demek, şu demek: Bir perakende dağıtım firması var. Bu perakende dağıtım firması üretici bir firmadan elektrik enerjisi alıyor. Üretici firma bunu dağıtıcı firmaya belirli bir bedel üzerinden satıyor. Bu belirli bedel üzerinden satın alan dağıtım firması da çeşitli perakende tüketicilere bu ürünleri dağıtmış oluyor ama bu dağıtımları yaparken, bunun içerisinde belediyeler, ibadethaneler, çeşitli kurum ve kuruluşların bedelleri de onların üzerine yıkılmak suretiyle hesaplama tekniğine gidiliyor ama bu sistemde, eninde sonunda gözüküyor ki kurumlar aslında birbirlerinin ürünlerini kullanmış olmalarına rağmen bunların bedellerini birbirlerine ödemiyorlar. Nasıl olsa kamu kamudur diyor, TETAŞ’ın EÜAŞ’tan alacağı varmış, EÜAŞ’ın TEDAŞ’a borcu varmış gibi, kurumlar bu bedelleri nazarı itibara almıyor. Bunu tabii sadece bir elektrik dağıtımı olarak değerlendirmememiz gerekiyor çünkü bunun içerisinde aynı zamanda, en önemli alacak-verecek ilişkisi içerisinde bulunan kurumlardan bir tanesi de BOTAŞ, çünkü BOTAŞ’ın enerjiyle doğal gaz açısından ilişkisi var. Dolayısıyla BOTAŞ da ithal ettiği doğal gazlardan dolayı gümrüğe ödemesi gereken bedelleri zamanında zemininde ödeyemediği, yatırımlara daha çok pay ayırdığı için BOTAŞ da bu bedellerini ödeyemiyor. Rakamlar her geçen gün düzenli olarak, sistematik olarak büyüyor.

İşte, arkadaşların bahsetmiş olduğu rakamlar hakkında size biraz bilgi vermekte fayda görüyorum:

Bakın, bugün itibarıyla, TEDAŞ’ın TETAŞ’a toplam borç miktarı 10 milyar 898 milyon lira. TETAŞ kim? Elektrik satışı yapan bir kamu KİT’i. Peki, aynı şekilde TEDAŞ’ın EÜAŞ’a toplam borcu ne kadar? Yani, direkt üretici olan, direkt üreticiden satın alma sıfatıyla da 5 milyar 177 milyon lira. Bir de iletim bedellerini ödemesi gereken bir kurum var, o da TEİAŞ. TEİAŞ’a ne kadar borcu var? O da 164 milyon lira. Yani, 31/12/2010 itibarıyla, TEDAŞ’ın toplam 16 milyar 239 milyon, kamu kurumlarına borcu var. Bunun karşısında da üç dört tane kurumdan direkt alacağı var. Başında ne geliyor? Genel aydınlatma. Genel aydınlatmadan alacağı ne kadar? 2 milyar 670 milyon lira, ibadethanelerden 164 milyon lira, resmî dairelerden de 731 milyon lira olmak üzere toplam 3 milyar 565 milyon lira alacağı var. Yani, ikisini mahsuplaştırdığınız zaman, TEDAŞ’ın toplam borç miktarı 12,5 milyar TL’ye ulaşmış. Ne kadar zamanda? 1992’den bu zamana kadar. Fakat sadece bu kurumlar mı var? Hayır. Mesela size birkaç tane örnek vereceğim, BOTAŞ’tan örnek vereceğim. BOTAŞ’ın toplam borç rakamı açısından baktığımızda, EÜAŞ’tan toplam alacağı 7 milyar 368 milyon lira. Peki, bu 7 milyar 368 milyon liraya şu andaki kaydi değer olarak bakarsanız, toplam 12 milyar 815 bin lira faiz tahakkuk etmiş. Kim kimden ne faizi alacak? Aynı şekilde, BOTAŞ’ın Ankara tır gümrüklerine 4 milyar 240 milyon lira gümrük vergisi ve buna yaklaşık 3 milyar 235 milyon lira faiz; Başkent Vergi Dairesine de 2 milyar 376 milyon lira vergi, buna da 551 milyar lira faiz tahakkuk etmiş durumda. Şimdi, bu sistemleri bu hâliyle, mevcut hâliyle bırakırsak önümüzdeki senenin sonunda bu rakam 16 milyar 239’dan 18’e çıkacak, beş sene sonra 25’e çıkacak ve gereksiz yere bir bilanço kaybına sebebiyet vermiş olacağız. Bununla bitiyor mu? Hayır.

Bakın, bunun içerisindeki en önemli işlerden bir tanesi, bu mahsuplaşmayı yapmak istememizdeki en önemli işlerden bir tanesi şudur: Bu kurumlar birbirlerinden alacaklarını alamadıkları için birbirlerine faiz tahakkuku yapmak zorundadır. Faiz tahakkuku ne demek? O tahakkukun içerisinde alacağınızı alamadığınız zaman borç miktarını artırmak demektir. Ama kurum alacağını alamadığı zaman çeşitli borçlanma mekanizmalarına gideceği için bu borçlanma mekanizmalarını hangi kaynaklarla oluşturacak? Mevcut piyasadaki uygulanan kredilendirme mekanizmalarıyla veya uluslararası alandaki kredilendirme mekanizmalarıyla. Peki, buna faiz tahakkuk ettiği zaman bu nereye yansıyacak? Elektrik Üretim AŞ’ninki üretim maliyetlerine, Elektrik Dağıtımınki dağıtım maliyetlerine ve eninde sonunda, dolaylı olarak perakende olarak enerjiyi kullanan sanayiciye veya tüketiciye. İşte bu sistemin içerisinde kargaşayı ortadan kaldırmak ve sistem açısından sistemi birbirine entegre edip bundan sonra çok daha verimli, prodüktif bir çalışmayı yapmak üzere, hiçbir parasal hareket olmaksızın kurumlar arası mahsuplaşma kanununu getirdik.

Bakın, bunun sisteminin sonunda 16 milyar 239 milyon lira borcu olan TEDAŞ nihai olarak toplam 9 milyar 2 milyon lira borçlu hâle geliyor, yani alacakları borçları mahsup ediliyor, vergi hariç toplam 9 milyar 2 milyon lira borçlu konuma geliyor. Peki, bu borcunun mekanizması hangi planlamayla yürütülecek? TEDAŞ şu anda dağıtım ihalelerini, özelleştirmeden edinmiş olduğu bedelleri, sistematik olarak bu kaynakları önümüzdeki süreç içerisinde kullanmak kaydü şartıyla bu kurumlara yönlendirmek şeklinde devam ettirecek ve en azından, o kurum, bilançosunda sürekli zarar gözüken veya faiz gözüken sistemden bir anlamda kurtulmuş olacak.

Aynı mahiyette Türkiye’de en çok yatırım yapan kurumlarımızdan bir tanesi BOTAŞ’tır. BOTAŞ’ın toplam borç miktarı rakamsal olarak yaklaşık 10 milyar lirayı, 11 milyar lirayı geçtiğinde, BOTAŞ’ın bu sistemin sonucunda olan TETAŞ’a borçları toplam 1,596; BOTAŞ’ın da toplam 752 milyon lira olmak suretiyle minimize edilmiş olacak ve bundan sonra daha rahat, daha “…”(x) hareket etme imkânına sahip olacak. Yani Ahmet’in Ali’ye, Ali’nin Mehmet’e olan borçları, Mehmet’in de Ali’ye olan borcuyla bir anlamda kendi içerisinde absorbe edilmiş olacak. Şimdi, bu noktadan sonra özellikle arkadaşlarımızın dile getirdiği bir konuyu nazarıitibara almakta fayda görüyorum çünkü burada Kayseri Elektrik Dağıtım işi meselesiyle ilgili son derece bilgi dışı, gündem dışı, sanki Kayseri Elektrik AŞ’ye bir para aktarılıyormuş, bu parasal harekette bunlara bir imkân tanınıyormuş gibi bir değerlendirme gündeme geldi ki bu çok yanlış. Şöyle yanlış: Bakın, 2008 senesinde sizlerle beraber burada geçirmiş olduğumuz bütçenin sonucunda bir karar aldık, dedi ki: “Genel aydınlatma giderleri bundan böyle kamu tarafından karşılanacaktır.” Genel aydınlatma nedir? Şehir içerisindeki ulaşım imkânlarının ulaşabileceği her noktaya kadar aydınlatmanın yapılabileceği çalışmalardır.

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille bir kelime ifade edildi.

Az evvel, Sayın Kaplan, “Özellikle mezarlıkların aydınlatmasını niye belediyelere bırakıyorsunuz?” derseniz, normal planlamada genel aydınlatma içerisinde mezarlıklar yok ama ben özellikle o konuşmadan sonra arkadaşlara sordum, fiilî olarak her ne kadar yok ise de dekoratif amaçlı aydınlatmaların dışındaki mezarlık ve benzeri aydınlatmalar da şu anda genel aydınlatmanın içerisinde zaten değerlendiriliyor yani dolayısıyla “genel aydınlatma” dediğiniz, şehrin içerisindeki bütün aydınlatmaları bu anlamda içeriyor.

Peki, belediyelerin kaynakları şu anda bu bedelleri ödeme imkânına sahip değil. İşte 2008’den önceki dönemde özelleştirilmiş üç tane bölgeden bir tanesi Kayseri bölgesidir. Kayseri bölgesinin elektrik dağıtım şirketi, bu kanundan önceki süre çerçevesinde bu bedelleri ilgili belediyelerden tahsil edemediği için aslında belediyelerin borçları bu kanunda mahsuplaşma içerisine dâhil edildiği için belediye adına bir mahsuplaşma sistemi yapılmaktadır. Dolayısıyla bir para transferi, özellikle o tarafa bir kaynak aktarımı diye bir şey söz konusu değildir, olamaz da. Çünkü bu kanun, hiçbir şekil ve surette özel kuruluşların mahsuplaşmasını, dağıtım şirketlerinin, üretim şirketlerinin veya genel anlamlı aydınlatmayla ilgili özel şirketlerin dağıtımı ifadesini veya ödemesini hiçbir şekilde kabullenmiyor ve zaten kanuna da özel hüküm olarak bunlar konulmuş durumda. Bu konuyu çok iyi bilmemiz gerektiğini özellikle söylüyorum.

Bu mahsuplaşmanın sonucunda da -şunun altını kalın kalemle çiziyorum- hiçbir dağıtım şirketi özellikle bu mahsuplaşmadan yararlanma şansına sahip olamaz. Neden olamaz? Çünkü mahsuplaşma sadece kamu kurumları arasında yapılan bir para transferiyle bilançoları temizleme işlemidir. Dolayısıyla hadisenin parasal boyuta indirgenmiş olmasını çok doğru bulmadığımı özellikle belirtiyorum.

Bunun yanında temel felsefe olarak az evvelki sözlerimin içerisinde gündeme getirmiş olduğum konunun altını biraz daha kalın kalemlerle çizmem gerektiğini düşünüyorum. Bu mahsuplaşma sistemi yapıldı ve önünde sonunda toplam TEDAŞ -şuradaki rakamlar çerçevesinde söylüyorum size- TEİAŞ’a 67 milyon, TETAŞ’a 1 milyar 596 milyon, EÜAŞ’a 6 milyar 587 milyon ve BOTAŞ’a da 752 milyon lira borçlu kalacak. Bunun haricinde bir de hazineye yaklaşık 3,5 milyar lira vergi borcu kalmış olacak. Mevcut Kanun’umuzun 4’üncü maddesinin ek bendine göre, bundan sonraki süre içerisinde hazinenin reeskont faizleri sistemiyle bundan sonraki dönem içerisinde TEDAŞ bu bedelleri sadece kime karşı ödemekle mükellef olacak? Bu kurumlara aktarmakla mükellef olacak. Peki, TEDAŞ bu kaynağı nereden temin edecek? İşte, önemli nokta bu. TEDAŞ, şu anda, biliyorsunuz, çeşitli dağıtım şirketlerini, özelleştirme yapmak suretiyle, Özelleştirme İdaresinden bizim bile beklentilerimizin çok daha üstündeki rakamlarla dağıtım şirketlerine satış yapmış durumda. İstanbul’un Anadolu yakası, Trakya yakası, Konya bölgesi, Kütahya bölgesi, Antalya bölgesi gibi kurumları ve hakikaten rakamsal olarak çok ciddi rakamlara bu bölge dağıtım ihaleleri gerçekleşmiş durumda. Peki, bu gerçekleşmeler onaylanıp bedellerin ödemesi olmadan, az evvel burada konuşulduğu gibi, “Biz, şu anda 2011 bütçesinin içerisinde bu -özelleştirmeden- kaynakları göremiyoruz.” demek konuyu takip etmemek anlamına gelir. Dolayısıyla, 2011 senesi içerisinde bu özelleştirme gelirleri hesaplara geçtikten sonra, Maliye yani Hazineyle birlikte Özelleştirme İdaresi bir araya oturacaktır. Bu miktarların ne kadarı hazineye aktarılacak, ne kadarı TEDAŞ’ın özelleştirme gelirlerinden dolayı bu diğer kurumlara aktarma olarak geçirilecektir, onun kararını o kurumlar zaten vereceklerdir. Ama bu, şu anlamda çok önemli bir ifadeyi de beraberinde getirmiş oluyor. O da nedir? Eğer bu özelleştirme gelirlerinden TEDAŞ bünyesine para transfer edilip TEDAŞ’la EÜAŞ’a, TETAŞ’a, BOTAŞ’a bu kaynakları kademeli olarak aktarmaya başlarsa hem borç limitini indirecek hem de finansal olarak BOTAŞ gibi, TETAŞ gibi, EÜAŞ gibi sürekli yatırım içerisinde olan kurumların çok daha iyi nefes almasına ve çok daha yeni yatırımlara gitmesine de vesile olacaktır.

Bakın, geçtiğimiz cumartesi günü, ben, EÜAŞ bünyesinde İstanbul’da, Ambarlı’da yapılan bir doğal gaz çevrim santralinin ziyaretine gittim. Özellikle bu yatırımı bana çok övmüşlerdi arkadaşlar, hatta bu konuda yerli bir firmamızın -hem proje hem imalat, çeşitli makineler haricinde- bu noktaya gelmiş olmasını görmekten de son derece memnun oldum.

İki tane önemli santralle yaklaşık 1.200 megavatlık büyük bir çevrim santrali planlanıyor, yapılıyor ve inşallah bu sene içerisinde bitirerek devreye alacaklar. Şimdi, bunu, bu yatırımı kim yapıyor? EÜAŞ yapıyor. Peki, EÜAŞ’ın şu andaki TEDAŞ’tan toplam alacağı ne kadar? 6 milyar 587 milyon lira. Eğer bu kaynağı planlı olarak bu kurumlara verebilirsek ve kademeli olarak bu kaynağın geleceğine inanırlarsa, sadece rakamsal olarak ortada kalmadığını görüp inanırlarsa, önümüzdeki dönemlerde ihtiyacımız olan enerji yatırımları konusunda planlama yapma, rekabet sistemini oluşturma ve Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlama noktasında çok önemli bir işlevi yerine getirmiş olacaklardır.

Yine, kanunun içerisinde bulunan belediyeler ve il özel idarelerinin genel aydınlatma giderlerinin bu mahsup içerisine katılmış olması son derece önemli bir konudur. Bakın, belediye ve il özel idarelerinin sadece genel aydınlatmayla ilgili toplam borç miktarı 2 milyar 670 milyon liradır. Bu borç miktarını bu belediyelerin mevcut kaynaklarla ödemesi mümkün olmadığına göre ve 2008 senesinde almış olduğumuz bütçe kararı çerçevesinde genel aydınlatma giderlerinin hazine bünyesinde karşılanması konusunda da çok doğru bir karar vererek bunu uygulamaya koymuş olmamız demek bu eski hesapların kitapların bir güzel düzenlenmesi, temizlenmesi ve 2011’den sonraya beyaz sayfayla bu konulara bakmak anlamına gelir ki, o zaman Türkiye bundan son derece daha iyi istifade etmiş olur, mevcut kurumlarımız, özellikle KİT statüsündeki mevcut kurumlarımız da daha randımanlı, daha verimli çalışma imkânına sahip olmuş olurlar diyorum.

Bu kanunun Türkiye açısından, özellikle enerji sektörü açısından son derece önemli ve geleceğe yönelik çok özel bir anlam taşıdığını ve bunun faydasını, önümüzde enerji sektörüne yönelik yapılacak diğer desteklere faydasını da hep birlikte çok kısa süre içerisinde göreceğimizi söylüyor ve hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 16 Şubat 2011

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook