Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Samsun Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 16. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Kasım 2019 · 533 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bedri Yaşar (İYİ Parti), 12 Kasım 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 533 kelime.
Bedri Yaşar (İYİ Parti, Samsun). “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bedri-yasar-27-2019-11-12-odeme-ve-menkul-kiymet-mutabakat-sistemleri-odeme-hizmetleri-ve-elekt (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=81833
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BEDRİ YAŞAR (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, teklifin 12’nci maddesi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna 2013 yılında verilen ödemeler alanındaki düzenleme ve denetleme yetkisinin Merkez Bankasına verilmesini öngörmektedir. Ayrıca, bu düzenlemeyle, banka olmadığı hâlde posta çeki hesaplarıyla neredeyse bir banka gibi görev yapan PTT de bu düzenleme ve denetleme kapsamına alınmaktadır.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bilgi ve iletişim teknolojileri hemen hemen her alanda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu alanda her geçen gün yeni bir teknolojik uygulama ortaya çıkmaktadır. Bu yeni teknolojik gelişmeler bir taraftan da doğal olarak hayatı kolaylaştırmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de ödeme hizmetleri ve elektronik para sistemi hayatın her alanında yaygınlaşmıştır. Merkez Bankası tarafından sistemin çok iyi bir şekilde düzenlenmesi ve denetlenmesi, ödeme hizmetlerinin sorunsuz bir şekilde işlenmesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Biz bu düzenlemeyi başta da söylediğimiz gibi aynen destekliyoruz.
Diğer taraftan hep “Hükûmet elektronik sisteme geçsin.” diyoruz ya, maalesef, vergi takibinde de elektronik sisteme geçti ve 3 milyon 300 bin vergi mükellefinin hesaplarına haciz koydu hiç haber vermeden. Tabii, hesaplara haciz konunca hesapların tamamı bloke oldu, ticaret durma noktasına geldi. Unutmayalım ki hiçbir mükellef imkânı olmasına rağmen borcunu ödemiyor değildir. Vergilerdeki gecikme cezası yüzde 2, banka faiz oranları da yüzde 1’dir. Hiçbir vergi mükellefinin Sosyal Güvenlik Kurumuna veyahut da vergiye olan borçlarını bir kredi finansman aracı olarak kullanmadığını burada hepinizin huzurunda tekrar ifade ediyorum. Ama şunu da bilin ki: Esnafın, üreticinin borçlarını ödeme konusunda çok ciddi problemleri var. Önümüze bir yargı yasası geliyor; bırakın borçların ödenmesini, orada da ilave vergiler getiriyoruz. İçinde yaşanılan şartları hepiniz biliyorsunuz; KDV borcu olan, vergi borcu olan, SGK borcu olan bir sürü mükellefimiz var. Biz diyoruz ki: Bu gelen vergi yasasına bunu da ilave edelim, hiç olmazsa önümüzdeki dönemde ödemeler konusunda bir miktar da olsa işverenlerimiz rahata kavuşsunlar. Siz de biliyorsunuz ki bugün mümkün olduğunca vergi ve SGK borcunu herkes ödemeye çalışıyor ama içinde bulunduğumuz durum bunu mümkün kılmıyor.
Yine, önümüze ikinci yargı paketi geliyor. Burada da yine işverenlerin çok önemli bir problemi var, bu yazılan çeklerden doğan mahkûmiyetler. Hepimizin bildiği gibi, çek çok yaygın bir ödeme aracı olarak kullanılmaktadır. 2016 yılında yaptığımız düzenlemeye göre, çekin karşılıksız çıkması durumunda üzerinde yazan tutar adli para cezasına dönüşmektedir. Bu para cezasının da süreci içinde ödenememesi hâlinde adli para cezası hapis cezasına dönüşmektedir. Bugün ülkemizde sık sık yaşanan ekonomik krizler nedeniyle hem borçlu kesimi hem de alacaklı kesimi ciddi mağduriyetler yaşar hâle gelmiştir. Yaşanan ekonomik krizin yol açtığı sebeplerden dolayı, yıllardır ülkemizde üretime ve istihdama çok önemli katkılar sağlayan binlerce ticari kuruluş ve işletme sahibi, çek nedeniyle hapis cezasıyla karşı karşıya kalmış durumdadır. Size şunu söyleyeyim: 2007 yılında yazılan çek miktarı 182.159; 2017’de yazılan çek miktarı 333.703; 2018’de 332 bin, 2019’da 456.968. Yani şunu söylemek istiyoruz: 2016’da çıkan çeklere hapis cezası getiren yasa teklifi hiçbir şekilde caydırıcı olmamıştır. Kaldı ki bugün bankalarda çeki yazılan bütün işverenlerin tamamı kara listeye alınmakta ve bundan sonraki kredilerinde, kredi kullanımlarında veya bankacılıkla ilgili faaliyetlerinde bu hep, tümüyle onların önüne çıkmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
110 konuşma daha · 12 Kasım 2019