Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Samsun Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 85. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Nisan 2020 · 483 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bedri Yaşar (İYİ Parti), 14 Nisan 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 483 kelime.
Bedri Yaşar (İYİ Parti, Samsun). “Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bedri-yasar-27-2020-04-14-yuksekogretim-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-k (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=87899
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BEDRİ YAŞAR (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, bu tartışma ortamında neler ifade ederiz bilmiyorum ama Gazi Meclisin gazi ordusu ihtiyaç duyarsa, gerek duyarsa dünyanın her yerine gider ve gereğini yapar. (İYİ PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Değerli milletvekilleri, bu vesileyle Bağımsız Türkiye Partisinin Genel Başkanı Profesör Doktor Haydar Baş’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine de başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, 8’inci maddeyi genel içerik bakımından değerlendirdiğimizde gerçekten yükseköğretim kurumlarımızın bazı aksaklıkları ve eksikliklerini gideren ve ortadan kaldıran bir kanun teklifi olarak görüyoruz. Yükseköğretim kurumu sayısı bugün 129’u devlet, 78’i vakıf üniversitesi olmak üzere 207’ye yükselmiştir; Ankara Bilim Üniversitesi ve Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversiteleri de dâhil olunca sayı 209. Tabii, bütün bunları sayarken biz şahsen üniversitelerin sayılarının çok olmasından, her ilde bir üniversite olmasından mutluluk duyarız, bunda en ufak bir şeyimiz yok ama bunun yanı sıra, mezun olan öğrenci sayısından daha çok, bugün yaklaşık 4 milyon işsizimizin 1 milyonunun da üniversite mezunu olduğunu unutmayalım.
Maalesef, bugün dünyada ilk 500’ün içerisinde bazı kayıtlara göre bizim 4 üniversitemiz var, bazı kayıtlara göre hiç yok; ilk binin içerisinde 22 tane üniversitemiz var. Biz üniversitelerin değerini uluslararası arenadaki değerleriyle ölçeriz.
Yine, aynı şekilde, üniversite öğretim görevlilerinin yazdıkları makalelerin uluslararası arenada yer aldığı sayıyla ölçeriz; kaç tane buluş yapmış, kaç tane patent almış. Üniversitelerimizin değerini bunlarla ölçmemiz lazım.
Yine, üniversitelerimizin daha çok araştırmalarıyla, bilime katkılarıyla ön plana çıkmasını arzu ederiz. Yine bununla beraber, bugün şöyle bir geneline baktığımız zaman, biz istiyoruz ki üniversitelerimiz ile sanayi iç içe olsun, sanayinin ihtiyaçlarını karşılasın ve ülkenin bir yere gitmesinde katkılar sağlasın. Mesela, özellikle yazılım konusunda ne kadar ihracatımız var, dünyaya yazılım konusunda ne kadar katkı sağlayabiliyoruz? Bugün, Hindistan, bulunduğu konum itibarıyla yazılım pazarında dünyanın en büyük üreticilerinden biri ama maalesef, Sayın Cumhurbaşkanımız da dâhil, hep üniversitelerden şikâyet ediyoruz. Hepimiz şikâyet ediyoruz; bilim üretmediğinden, teknoloji üretmediğinden şikâyet ediyoruz. Dolayısıyla, adama yapılan yatırım en değerli yatırımdır. Bizim de üniversitelere bu manada çok ciddi destek olmamız lazım, bilim adamı yetiştirmemiz lazım. Coronavirüs dolayısıyla da bugün hep beraber bilim adamlarını izliyoruz; hepimiz bilime teslim olduk, Bilim Kuruluna teslim olduk, Bilim Kurulundan çıkan sonuçlara göre de hareket etmeye çalışıyoruz. Ümit ediyoruz ki tedaviler de ülkemizde bulunsun, aşılar da ülkemizde bulunsun, bilimi ihraç edelim. Aynı şekilde, beyin göçü var bu ülkede, beyin göçünün önüne geçelim. Mümkünse bilim adamlarımızın, öğretim görevlilerimizin en yüksek seviyeden maaş almalarını canıgönülden isteriz.
Bakın, arkadaşlar, hep getirip cumhuriyete dayandırıyoruz ya, cumhuriyetin ilk yıllarında öğretmenlerin aldığı maaş Türkiye Cumhuriyeti’ndeki en yüksek maaşlardan biridir. Dolayısıyla, o zamanlardan hatırlarsınız, öğretmenlerin, aldıkları maaş itibarıyla en ufak bir geçim sıkıntıları yoktu ama geçen zaman dilimi içerisinde, bugünlere geldiğimiz zaman, bilim adamlarının ve öğretmenlerin aldığı maaşlara baktığımız zaman, skalanın çok aşağı düştüğünü hep beraber görürüz. Ben buradan öneriyorum: Bu milletin, bu memleketin geleceğini emanet ettiğimiz çocuklarımızın yetişmesine vesile olacak öğretmenlerimize ve bilim adamlarına mümkünse en yüksek maaşı ödeyelim; onların, bilim üretmek adına, eğitim çalışmaları adına en ufak bir sıkıntıları olmasın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
140 konuşma daha · 14 Nisan 2020