İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 38. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)

Behiç Çelik

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 38. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Aralık 2007 · 802 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Behiç Çelik (MHP), 13 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜTÇELERİ, GELİR BÜTÇESİ İLE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI'NIN MADDELERİ)); konuşma 802 kelime.

Behiç Çelik (MHP, Mersin). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2007-12-13-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-maliye-bakanligi-kam (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 23’üncü madde üzerinde görüşlerimi beyan etmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de bütün hatipler gibi, yaklaşan Kurban Bayramı’nın hayırlara vesile olmasını diliyor, büyük Türk milletini Yüce Rabbimin nice bayramlara ulaştırmasını niyaz ediyorum.

Efendim, 4/B maddesi, çalışanların statüsü açısından çok önemli bir maddedir. Aslında 657 sayılı Kanun’un bize ifade etmiş olduğu istihdam şekli dört türlüdür. Memur: Bunlar asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifayla görevlendirilenler olup… Bu memurlar dışında kamuda aslında iki istihdam türü daha var ve İş Kanunu’na tabi olarak da yine 657 sayılı Kanun’da zikredilen işçi statüsünde çalışanlar var. Bu memur istihdamı dışında kamuda sözleşmeli personel çalışır, bir de geçici personel. Burada, özellikle Türkiye’de 15 bin kişi on ay çalıştırılıp iki ay çıkarılmak suretiyle istihdam edilen ve adına “geçici personel” dediğimiz bir istihdam yolu var ki bunlar gerçekten çok mağdur ve bunlara Hükûmetin süratle çözüm bulması gerekiyor.

Yine, Mersin Milletvekili olarak, Mersin’de muttali olduğum bir konuyu da burada ifade etmek istiyorum. Bizim orman işçilerimiz var ve bunlar altı ay süreli çalışanlardan. Yani yüz seksen günden fazla çalışanların işçi kadroları verilmek suretiyle işçi kadrosuna geçirildi. Ancak, uzun yıllar, örneğin on beş yıl, yirmi yıl çalışan bir orman işçisi eğer yılda yüz seksen günden az çalışmışsa ya da geçen yıl itibarıyla yüz seksen günden az çalışmışsa bunlar bu haktan yararlanamadılar. Dolayısıyla, bu işçilerimizin durumunun bir an önce ele alınması, yüz seksen günden fazla çalışanlar gibi bunların da kadroya geçirilmesi gerekiyor. Zira bunlar orman teşkilatına uzun yıllar hizmet etmiş ve etmekte olan vatandaşlarımızdır.

Sözleşmeli personele dönersek, bunlar muayyen hizmetleri ifayla görevlendirilen kişiler olup, ancak memur statüsünde değildirler. Memur gibi yorumlanıyorlar, memur sendikalarına üye olabiliyorlar ve SSK’yla ilişkilendiriliyorlar. Şimdi yeni sosyal güvenlik reformu -sözde- çıktıktan sonra bunların bu SSK, Emekli Sandığı ilişkileri de galiba çözümlenmiş olur.

Bir de burada sözleşmeli çalışanlarla ilgili yerel yönetimlere atıfta bulunmak istiyorum.

5393 sayılı Yasa’nın 49’uncu maddesinde bir hüküm var. Bu hüküm tam bir partizanlık hükmü. Burada, belediyelerde çalışan teknisyen, tekniker, mühendis, şehir plancısı, mimar gibi kadrolara, seçilmiş olan belediye başkanı; bunlara, bu kadrolara eleman temin ediyor, atama yapıyor ve bunlar sözleşmeyle birlikte belediye bünyesinde çalışıyorlar ve ilk belediye seçiminde, belediye başkanı seçilemediği takdirde, seçimi takip eden otuz gün zarfında bunların hepsi işten çıkartılıyor, hiçbir güvenceleri de olmuyor. Demek ki burada, bu personel, belediye başkanı hangi partidense o parti için varını yoğunu ortaya koymak zorunda ki tekrar sözleşmesini uzatabilsin. Bu, Türk personel rejimiyle uygun bir madde değil, bunun derhâl düzeltilmesi gerekir.

4/B uygulamaları, maalesef, bu Hükûmet döneminde kurumuna göre değişmektedir. Diyanet İşlerinde, eş durumu ve sağlık özürlerinden dolayı tayin istenebiliyor, askerlik dönüşü göreve dönüş mümkün. Aslında 4/B’lilerin iş güvencesinin olmaması, askerlik dönüşü işe tekrar başlatılamaması ve yer değişikliği talebinde bulunamaması başlıca temel üç sorunu. Yalnız, Diyanet, çıkardığı genelgeyle bunu bir sisteme bağlamış. Bu arada Sağlık Bakanlığı ise çok katı bir uygulamayı benimsemiş. Sayın Sağlık Bakanımız yok. Demek ki sözleşmeyi hastanelere tevdi ediyor, sözleşme tek taraflı olarak feshedilebiliyor, eş durumu asla dikkate alınmıyor, birtakım mali haklardan –örneğin, giyim yardımı, eş, çocuk gibi- yararlanamıyor, askerlik dönüşü işe başlatılmıyor, becayiş yapma hakkı tanınmıyor. Demek ki Sağlık Bakanlığının bu uygulaması o kadar katı ki, Millî Eğitim Bakanlığı mesela bu şekilde bir uygulamayı benimsemiyor. Burada, Anayasa’nın, açıkça, Türk aile yapısını koruyan 41’inci maddesine ve Anayasa’mızın çalışma hayatını düzenleyen 49’uncu maddesine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 8 ve 14’üncü maddesine, velhasıl uluslararası sözleşmelere Sağlık Bakanlığının uygulaması tamamen aykırı.

Devletin bütün işleri, aslında bürokrasi eliyle yürütülür. Bürokrasi her devlet için çok önemlidir. Bürokrasi demek, siyasal iradenin emrinde devlet hizmetini ifa ile görevli olan kişilerdir. Ama çıkıp birileri derse ki “Bürokratik oligarşiyi kıracağız.” dünya tarihinde, idare tarihinde “Bürokratik oligarşi” diye bir kavram söz konusu değildir. Bu oligarşi, yani zümre, elit yönetimi, bunlar çok farklı kavramlardır. Bu, acaba, rahatsız olunan bazı yerler için mi söyleniyor ya da dönüştürülemeyen yerler için mi söyleniyor? Bunu söyleyenler gelsin, burada açıklasın. Dünyada “Bürokratik oligarşi” diye bir şey yok. Aynı milliyetçiliği tanımladıkları gibi bunu da bu şekilde Türk siyaset literatürüne, maalesef, sokuyorlar.

Devlet ciddiyet ister sayın milletvekilleri, dürüstlük ister, adalet ister. Adaletsiz devlet zalimdir. Hükûmet olarak siz, her zaman, adalet pusulanızı, daima doğruyu ve hakkı gösterir şekilde tutmak zorundasınız. Eğer bunu başaramazsanız, o zaman siz yüzde 47 değil, yüzde 87 de alsanız hiçbir anlamı olmaz.

Yavuz Selim Han, Mısır dönüşü Piri Paşa’ya, devamlı “Devlet yıkılıyor.” derken “Niye yıkılacak Piri Paşa devletimiz?” diye soruyor. O, iki şey söylüyor. Bir tanesi, diyor ki: “Hünkârım, eğer başımıza beceriksiz, kalitesiz, devlet umuru görmemiş sadrazamlar, vezirler gelirse bu devlet yıkılır. Bir de ahlaksızlık, adaletsizlik ve zulüm, yiyicilik yaygınlaşırsa devlet o zaman yıkılır.” Türkiye Cumhuriyeti, inşallah, ebediyen yaşar, onu temenni ediyoruz.

Burada, özellikle Sayın Maliye Bakanımıza da şunu ikaz etmek istiyorum: Beytülmala, yani hazineye çok iyi sahip çıksınlar, çok iyi sahip çıksınlar. Çünkü beytülmal, 70 milyon insanın malıdır, hakkı var üzerinde. Buna el süren kim olursa olsun onmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

127 konuşma daha · 13 Aralık 2007

127 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook