Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 14. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Kasım 2009 · 537 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Behiç Çelik (MHP), 5 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 537 kelime.
Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2009-11-05-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu, görüşülmekte olan 321 sıra sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 37’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Öncelikle dünkü oturumlarda Sayın Başkanın ifade etmiş olduğu, Genel Kurula dönük, burada daha dikkatli konuşulması ve dışarıda baroların, hukukçuların bizi dinlediği yönünde uyarısına ben de katılıyorum ancak burada şunu da ifade etmek lazım: Burası milletin kürsüsü. Bu kürsüde saygıdeğer milletvekillerinin, gerek yöresel gerekse Türkiye'nin millî meselelerine dönük her konuyu dile getirmesi, bunu söz konusu kanun içerisinde de ele alması ve kanunun özel hukukun anayasası niteliğinde olan bir tasarı olması hasebiyle de her konuyu içerdiğini de buradan özellikle vurgulamak istiyorum.
37’nci madde “korkutma” şeklinde tanımlanmış. Eski, bizim, siyasalda okurken, rahmetli -yanılmıyorsam rahmete gitti- Safa Reisoğlu, Profesör, bu dersi bize vermişti. “İkrah” diye okumuştuk biz borçlar hukukunu, o şekilde hatırlıyoruz. Ancak burada tabii biz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, bunu “korku” olarak, yani isim olarak düzeltilmesini önergeyle teklif ediyoruz.
Şimdi, “korku” derken, tabii, özellikle İktidarın, iktidar partisinin toplumu korkutma ameliyesine değinmeden geçemeyeceğim. Tabii, bu korkutma toplumun her kesimine yansımış; ekonomik hayata yansımış, medya dünyasına yansımış, ticarete yansımış, insanların özgür iradelerini ortaya koymalarına yansımış, bunun önüne engeller getirilmiş ve açılımla ilgili de en son öyle bir kamuoyu oluşturulmuş ki baskı yaparak ve bunun ilk ayağı Polis Akademisinde Kürt Çalıştayı’nın Başkanı Bakan Atalay’dı. “Bakanlı çalıştaya soruşturma açıldı.” diye bir haber çıkıyor.
Şimdi, bakınız saygıdeğer milletvekilleri, emniyet teşkilatının birinci ve asli görevi, ülkenin iç güvenliğine yasaların kendisine vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde katkı sağlamak ve bu görevi yerine getirmek. Ancak burada, Polis Akademisi gibi fevkalade önemli, geleceğin emniyet, polis şeflerini yetiştiren, polis teşkilatına gerçekten deneyimli ve aydın polis şefleri yetiştiren böylesine önemli bir akademinin içerisinde böyle bir çalıştay düzenlemek abesle iştigaldir en hafifiyle. Çünkü bu devleti nasıl ayakta tutacaksınız, size soruyorum. Bu devletin çok yetkin bürokratlara ihtiyacı var ve bunlar var. Dışişleri bürokratları var, diğer bakanlıkların bürokratları var, kurumların, kuruluşların, tüzel kişiliği haiz genel müdürlüklerin bürokratları var, ordumuzun çok değerli komuta kademesi var ve bunlar devletten maaş alıyorlar, devletin maaşını alıyorlar ve geçimlerini sağlıyorlar. Ancak bu arkadaşların içerisinden, böyle çalıştaylar yaparak, farklı güya açılımlar yaparak, bunların içerisinden, ekmeğini yediği devletine karşı çıkan bir grup ortaya çıkabilir. Buna uygun zemin hazırlıyorsunuz bu şekilde yapmakla ve sonuçta ekmeğini yediği yere ihanet eden veya yanlış işler yapan insanlar ortaya çıkıyor. Buna niçin fırsat veriyoruz?
Bakınız, Habur olayı gerçekten yüz karası, seyyar mahkemeler kuruluyor çadırda ve bu çalıştaydan sonra gelen sürecin sonucudur bu ve Türk halkı korkutuluyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.
BEHİÇ ÇELİK (Devamla)Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Biz “Türk milleti” diyoruz, “Türk halkı” diyoruz, burada biz toplumun bütününü ifade ederek konuşuyoruz, millî olarak söylüyoruz bunu, etnik olarak söylemiyoruz ki! Fakat işte bürokraside, kamu kurum ve kuruluşlarında kendi devletine ihanet edecek ölçüde birilerinin çıkmasına uygun zemin hazırlamayın diye sizleri burada uyarma görevini de bir MHP milletvekili olarak özellikle yapmak istiyorum.
Şimdi, değerli kardeşlerim, böyle devam ederse, ihanet oranı yüzde 1 ise yarın yüzde 5 olur, 10 olur ve Osmanlının son dönemi gibi Türkiye Cumhuriyeti’ni elimizden kaçırır ve kaybederiz. O zaman gemi batmaya başladığı zaman o suyun içerisinde CHP’li mi kalır, MHP’li mi kalır, AKP’li mi kalır, onu hiçbiriniz bilemezsiniz. Allah o günleri göstermesin. Gemiyi iyi yüzdürelim.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 5 Kasım 2009