İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 19. BİRLEŞİM · SALI

Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)

Behiç Çelik

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 19. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Kasım 2009 · 885 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Behiç Çelik (MHP), 17 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)); konuşma 885 kelime.

Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2009-11-17-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 427 sıra sayılı Sayıştay Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, arkadaşlar, eski Muhasebe-i Umumiye Kanunu yürürlükten kaldırılıp yerine 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çıkarılırken, devamında yeni Sayıştay kanunu çıkarılmasını ve 832 sayılı Kanun’un kaldırılmasını boşuna bekledik. Mali mevzuatın uyumlulaştırılması beklenirken bu yapılmamış, hukuki alan yamalı bohça gibi bir görüntü arz etmiştir. Dolayısıyla, denetimsizlik alıp başını gitmekte, yolsuzluk, hırsızlık, soygun ve talana kimse hesap soramamaktadır.

Değerli milletvekilleri, diyebiliriz ki AKP bu durumdan asla rahatsız değildir. Yamalı bohça mali mevzuat, AKP’nin etkin unsurlarının lehine nalıncı keseri rolünü icra etmektedir. Tahminim, AKP gitmeden düzgün ve tutarlı, güncel bir mali mevzuat sistemi Türkiye’de ne yazık ki kurulamayacaktır. Dolayısıyla, yakında Genel Kurulda kanunlaşacak olan 2010 mali yılı bütçesiyle dağıtılacak kamu kaynak ve imkânları üzerinde de yeterince denetim ve yargılama yapılamayacaktır ve hesap sorulamayacaktır.

Avrupa Birliğinin her talebini yerine getirmeye kendini memur addeden iktidar partisi, AB İlerleme Raporu ve Katılım Ortaklığı Belgesi hükümlerine uygun olarak 5018 sayılı Kanunu yürürlüğe sokmuş, ancak 832 sayılı Kanun yerine geçecek yeni bir Sayıştay Kanunu -biraz önce ifade etmiştim- çıkarmamıştır. Böylece, devasa harcamalar denetimsiz bırakılmıştır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; KÖYDES, BELDES köylere hizmet götürme birliklerinin harcamalarının Sayıştay denetimi dışında bırakılması da ayrı bir husustur. Sayıştay, zaten mevcut yapısıyla belediyeleri dahi büyük ölçekte denetleyememektedir, belediyelerin şirketleri denetlenememektedir. Burada art niyet aramamız için oldukça fazla gerekçe vardır.

Değerli milletvekilleri, Anayasamızın 160’ıncı maddesi uyarınca Sayıştay anayasal bir kurumdur. Görevi, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik, bütün gelir ve giderleriyle mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemektir. Yerel yönetimlerin denetimleri de Sayıştayın görevlerindendir. Böylece devletin mali yapısı sağlıklı, düzenli, hukuki ve verimli işletilmiş olmaktadır. Ancak, iktidar partisi önceden ihtiyaç tespiti yapıp yasal düzenlemelere gitme yerine, maalesef, şimdilik palyatif bir düzenlemeyi önümüze getirmiş bulunmaktadır. Bu düzenleme Şubat 2009 tarihinde yapılan Sayıştay denetçi yardımcılığı sınavına ilişkindir ve sınavın hukuki sonuçlarını aşabilmek için 832 sayılı Kanunda değişiklik yapma ihtiyacı olarak kendini göstermiştir. Ne yazık ki AKP, sistemsizliğini, Türkiye gündeminden uzaklığını ve suiniyetini bir kez daha göstermiştir. AKP İktidarı döneminde kurumlardaki kadrolaşma arzusu üzerine daha önce de bu yüce Mecliste birtakım uygulamalar ve yasal düzenlemeler yapılmıştır. Mesela Sayıştay Genel Kurulunun seçtiği üye adayları iki yılı aşkın bir süre Türkiye Büyük Millet Meclisinde alıkonulmuştur. Böylece sadece Sayıştayda değil, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında partizanlaşma ve kadrolaşmaya hız verilmiştir.

AKP’nin kapatılmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14 Mart 2008 tarihli iddianamesinin 143’üncü sayfasına bir göz atarsak şöyle diyor: “Davalı parti, iktidar olmanın getirdiği güç ve olanaklarla devleti şu yapıya dönüştürmeye çalışırken bürokrasi kadrolarının da siyasal İslamcılardan oluşturulmasına özel bir önem vermiş, İslami kimlikleriyle öne çıkanları atamada özel bir gayret göstermiştir.” Dikkat ediniz: “Bu kadrolaşma gayretlerinden Sayıştay gibi bir yüksek kurum bile nasibini almış, boş bulunan üyeliklere, adayları partiye yeterince yakın bulmadıklarından iki yılı aşkın bir süre seçim yapmama iradesini ortaya koymuşlardır.” diyor, bunu söylüyor Başsavcı. Bu sözler, AKP aleyhine hazırlanan iddianamede geçen sözlerdir yani Yargıtay Başsavcısının iddianamesindeki sözleri.

Bu durumu diğer birkaç kamu kurumuna örneklerle teşmil edersek hâkim ve savcı adayları, kaymakam adaylığı sınavları da belirgin örneklerdir.

Değerli milletvekilleri, önce hâkim ve savcı adaylarının, daha sonra da kaymakam adaylarının seçimlerinde tarafgir ve partizanlık kokan tutumlar üzerine idari yargı tarafından iptal edilen ve yürütmesi durdurulan sınavların kanunlarla aşıldığını hep birlikte bu dönemde müşahede ettik. 2006 yılında yapılan idari yargı hâkimliği sınavı hakkında ve 2008 yılında yapılan kaymakam adaylığı sınavı hakkında Danıştay yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Danıştay kararları sonucunda oluşan hukuki durumun giderilmesi ve mağduriyetlerin önlenmesi için AKP kanun çıkararak yargı kararını etkisiz kılma girişimini yeğlemiştir. Bunun yanında, şimdi görüşmekte olduğumuz kanun teklifi de yapılan Sayıştay denetçi yardımcılığı adaylığı sınavı sonucunda Danıştayca verilen kararın oluşturduğu hukuki duruma bir çözüm bulma amaçlı palyatif bir yöntemdir.

Sayıştay denetçi yardımcılığı adaylığı sınavında, benden önceki hatiplerin ifade ettiği yabancı dille ilgili hususlar kaldırılabilir ancak kaymakamların yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar benimsenebilir.

Değerli arkadaşlar, 2 Şubattan 6 Şubat 2009’a kadar yapılan sözlü sınavlarda başarısız veya yetersiz olan kişilerin durumlarının tutanakla kayıt altına alınmamaları komisyonun önemli bir eksiğidir. Sayıştay Denetçi Yardımcısı Yönetmeliği -kısaca söylüyorum- 16’ncı maddesinin yürütmesinin durdurulmasına dair Danıştay 12. Dairesinin vermiş olduğu karar uyarınca 57 adet Sayıştay denetçi yardımcısının görevine son verilmiştir, 57 adet nitelikli genç mağdur edilmiş ve kaderlerine terk edilmiştir. Görevle ilişiği kesilen bu denetçi yardımcılarının bir kısmı kamunun başka birimlerinde çalışırken, oradaki görevlerinden ayrılarak Sayıştaydaki görevlerine başlamışlar ve tebligata kadar kendi görevlerini de yürütmüşlerdir.

Tekrar ifade etmemiz gerekirse bu adaylar ciddi mahrumiyetler içerisindedir. Görevlerine son verilen Sayıştay denetçi yardımcısı adaylarının durumlarının çözüme kavuşturulması ahlaki, insani, hukuki ve vicdanidir. Bu durumu yaratan AKP için ise ayıptır, günahtır, sorumsuzluktur.

Değerli arkadaşlar, 57 denetçi yardımcısı adayının bahse konu durumunun düzeltilmesi yetmiyor çünkü adayların bir onay işlemiyle göreve yeniden kabulü yanında, ayrıldığı tarihten itibaren göreve tekrar başlama tarihine kadarki yaklaşık altı aylık sürenin malî ve hukuki haklarının verilmesi ancak yüreklere su serpecektir. Yani teklifteki geçici 11’inci madde düzenlemesi yetmeyebilecektir. Başarısız olanların tekrar sözlü sınava kabul edilmesi ve puanın 50’ye indirilmesi meseleyi çözmemekte, boş kadro adedi belirsizliğini korumaktadır. Bunun da düzeltilmesi gerekmektedir yani boş kadro sayısı kadar adayın başarılı sayılması uygun olacaktır.

Arkadaşlar, ifade ettiğimiz üzere, mağdur olan 57 Sayıştay denetçi yardımcısı adayının tekrar göreve başlatılması yanında özlük haklarının iadesinde kusursuz sorumluluk müessesesi dikkate alınarak düzenleme yapılması hukukun amir hükmüdür. Ne var ki iktidar yönetmeliklerle yapması gereken işleri yüzüne gözüne bulaştırmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

45 konuşma daha · 17 Kasım 2009

45 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook