İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 91. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Behiç Çelik

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 91. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Nisan 2010 · 897 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Behiç Çelik (MHP), 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 897 kelime.

Behiç Çelik (MHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı Anayasa Değişikliği Teklifi üzerine çerçeve 9’uncu madde için söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşlar, ülkemizde ihtiyaç hasıl olduğunda Anayasa değişikliğine gidilebilir, bundan sonra da gidilecektir. Demokrasinin tüm kurumlarının ve kurallarının yerleşmesi, çağdaş normlar, toplumsal ve ekonomik talepler karşısında elbette Anayasa değişikliği yapılabilmelidir. Demokratik teamüllerin ve geleneklerin, anayasa hukukunun, iç hukukun ve uluslararası temel hukuk normlarının gereksinimi nispetinde düzenlemeler yapılmasından daha tabii bir şey olamaz. Hatta temel kurucu felsefemize halel getirmemek kaydıyla yeni anayasa yapılması da mümkündür. Unutmamak gerekir ki anayasal metinler tüm toplum kesimlerini, devletin tüm erklerini, uluslararası ilişkilerimizi doğrudan bağlayıcı mahiyettedir. Bu cümleden olarak, geniş yelpazede bir uzlaşı olmadan, tartışmaya açılmadan, millî, yerel, iktisadi, sosyal, kültürel ve uluslararası dengeler ve bağıtlar gözetilmeden, huzur ve sükunun, barışın, dayanışmanın ve yaşanmış zafer ve hezimetlerin kaynaştırması düşünülmeden millî tarih, millî kültür, jeopolitik tahlil edilmeden, siyasi partilerin etkin katılımı sağlanmadan yapılacak bir anayasa değişikliğinin milletimize ve devletimize, bekamıza hiçbir katkı yapmayacağı izahtan varestedir.

134 yıllık anayasa tecrübesine sahip olan Türkiye'nin ilk defa sathi, mantık örgüsünden yoksun, sosyoekonomik ve siyasal kayda değer bir ihtiyaç baş göstermeden, zamansız ve anlamsız bir şekilde anayasa değişikliğine sürüklenmesi iktidar partisinin büyük bir ayıbı olarak karşımıza çıkmaktadır. 1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı, Paris ve Berlin anlaşmaları çerçevesinde uluslararası konjonktürün ve iç siyasi ve toplumsal baskıların ürünü olarak ortaya çıkan 1876 Anayasası ve II. Abdülhamit monarşisine karşı direniş gösteren sivil ve asker muhtelif aydın kesiminin siyasi mücadelesi sonucu ortaya çıkan 1908 değişiklikleri, Kurtuluş Savaşı yıllarının ürünü olan 1921 Anayasası, savaş sonrası kurucu iradenin ürünü olan 24 Anayasası hep zorlu, sıkıntılı dönemlerin bir sonucu olan hukuki metinler olmuşlardır. 1961 ve 1982 anayasaları ise askerî nitelikli olarak rejime yapılan müdahalelerin bir ürünüdür. Anayasa ve değişikliklerinde sebepler önemli olduğu kadar belki de daha önemli olan husus sonuçlarıdır.

Değerli milletvekilleri, yeni Anayasa yapmaktan başka Anayasa değişiklikleri de cumhuriyetin kurucu felsefesine aykırı olmamak kaydıyla konjonktürün doğal bir sonucu olarak yapılagelmiştir. Takdir etmek gerekir ki uzlaşma zemini olmadan, ihtiyaç belirlemeden, kamusal ve sivil kesimlerin görüşleri alınmadan, sadece sübjektif, bireysel ve zümrevi ikbal ve tevziye hesaplamaları ile Anayasa değişikliğine gitmek, zaten gergin olan sosyal yapımızın tahmin edilemeyecek boyutlarda huzursuzluğunu artırmış olur. Nitekim AKP’nin yapmak istediği Anayasa değişikliği de bu mealdedir. Taslak getirilişiyle, sunumuyla usul ve esasıyla bu düşüncemizi doğrulamaktadır. AKP, görünen ve gizlenen planlarının hesaplarını yaparken millî çıkarlarımızı ve milletimizin bekasını kendi şahsi ve zümrevi çıkarlarına feda etmeyi içine sindirebilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi, Anayasa değişikliğine temel millî ihtiyaçların karşılanması ve millî hassasiyetlerimiz haricinde sonuna kadar taraftar olmuştur. Anayasa değişikliğinin gerçek bir toplum sözleşmesi olmasını istediğimiz Anayasa metninin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin özüne ve şekline aykırı olarak düzenlenmesini asla savunmaz, aksine Türk milletinin önünü açacak, çağdaş uygarlığın ilerisine götürecek, reformist anlayışını Anayasa değişikliklerinde önemser. Sosyal, siyasal, ekonomik alanlarda uzlaşma ile hedeflerde uzlaşmayı mutlaka temel alır. Yapılacak Anayasa değişikliklerinde bu uzlaşma alanlarının dikkate alınmasını gözetir, aksi takdirde sadece tek parti hegemonyasını çağrıştıran, temel sosyal birtakım talep ve ihtiyaçlar doğmadan Anayasa değişikliğine gitmek, var olan sorunların daha da büyüyeceğini temel faktör olarak görür ve Anayasa değişince hangi sorunların çözülebileceğine odaklanarak sorgular. Bolluk, bereket mi gelecek, yolsuzlukların önüne mi geçilecek, kayırmacılık, bölücülük ve terörün üstesinden mi gelecek?

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti, savaşlar, kıtlıklar, salgın hastalıklar, emperyalizmin doymak bilmez iştihasıyla her türlü tertip ve düzenler ve Türk’ü Balkanlardan ve Anadolu’dan sürme ve hatta yok etme projeleri karşısında tamı tamına millî bir proje takip edilerek, zafer kazanılarak kurulmuştur ve bu proje kendi anayasal düzenini inşa etmiştir.

20’nci yüzyılın sonlarında çöken Sovyet Bloku savaş dönemini sona erdirmiş ve daha sonra Batı Bloku dünyanın tek hâkimi olarak kendisini görmeye başlamıştır. Bundan sonra birtakım değerler gündeme getirilmiştir, “küreselleşme ve liberalizasyon, demokrasi, insan hakları” gibi değerler, âdeta, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere karşı acımasız birer silah hâline dönüşmüştür. Küresel güç ve müttefiklerinin Türkiye’den talepleri arttıkça, Türkiye, millî çıkarlarıyla söz konusu taleplerin çatıştığının farkına varmıştır. 2002 yılına kadar direnen ve bedel ödeyen Türkiye, artık yanılsama ile “yeni Anayasa, yönetimde reform, demokrasi ve barış, özelleştirme” vesaire gibi kavramları önceleyen iktidarın eline geçmiştir.

Ülkeyi dönüştürerek, transforme ederek küresel entegrasyona bağlayabilmek amacıyla yapılması gereken ilk iş, mevcut Anayasa’yı ortadan kaldırarak yeni anayasa yapma teşebbüsüne geçilmiştir. Yapısal altyapı hazırlık, provokasyon, ikna ve aksiyon aşamaları ile kamuoyunun kabulleneceği, en azından ses çıkarmayacağı ortam oluşturulmaya çalışılmıştır ancak tüm uğraşlara rağmen başarılamamıştır. Bu durumda “arkadan dolanma, etkisizleştirme” gibi yöntemlerle fiilî bir anayasal düzen uygulamasına geçilmiştir. Uzlaşmaz ve itici tavırlar, başına buyruk siyaset anlayışı, dayatmacılık ve tehditkârlık, millî kimliği tehdit uygulamaları, özürlü demokrasi anlayışı, bölücü terörle girilen sıcak ilişkiler, etnik ayrımcılık projelerinin hayata geçirilmesi, farklı düşüncelere tahammülsüzlük ve onları aşağılama, son yılların AKP tarafından temel tahripkâr politikalar hâline getirilmiştir.

Yukarıda bahsedildiği üzere, eğer ısrarla bir Anayasa değişikliği isteniyorsa, TBMM’de temsil edilen siyasi partilerden teşekkül etmiş bir Anayasa değişikliği uzlaşma komisyonu kurulması elzemdir. Uzlaşılan maddeleri içeren bir demokratik sözleşme yapılmalıdır. Değişiklik metninin 24’üncü Dönem Meclisinin iradesine tevdi edilmesi ve bunu kamuoyuyla paylaşması esastır. Zaten ekonomik zorluklarla boğuşan, devlet yönetiminde zafiyetin farkına varan Türk milleti, AKP’nin aciz içinde teslimiyetçi ve iş birlikçi tavrını ve politikalarını keşfetmiştir. Anayasaların, akla geldikçe hemen değiştirilebilecek alelade hukuki metinler olmadığı anlaşılacaktır. Siyasi ve ahlaki çürümenin hız kazandığı, yoksulluk, vurgun, talan ve kanunsuzlukların yaygınlaştığı, otokratik yönetim anlayışının hız kazandığı bir dönemde, siyaset kurumunun, demokrasiye ve adalete güven duygusunun dibe vurması kaçınılmazdır.

Bu itibarla, yapılacak ilk iş, muhkem bir siyaset kurumunu oluşturacak tedbirlerden olan dokunulmazlıkların kaldırılmasından başlanmasının gereği açıktır. Temiz toplum, temiz siyaset, temiz yönetim, kamuoyuna kanıtlanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

71 konuşma daha · 22 Nisan 2010

71 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook