2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 33. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Aralık 2010 · 952 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Behiç Çelik (MHP), 15 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 952 kelime.
Behiç Çelik (MHP, Mersin). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/behic-celik-23-2010-12-15-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı Başbakanlık ve Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Teşkilatı Mahsusadan MAH’a, MAH’tan 1965 tarihinde Millî İstihbarat Teşkilatına gelinen süreçte devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne büyük katkılar sunan Millî İstihbarat Teşkilatının hepimiz için asla inkâr edilemez mevcudiyetinin daha da pekiştirilmesi ortak amacımız olmalıdır.
Millî İstihbarat Teşkilatı savaşta ve barışta Türkiye üzerinde gözü olan tüm iç ve dış menfi unsurlara karşı psikolojik harekât ve propaganda savaşını yürütmektedir. Söz konusu unsurlar üzerinde espiyonaj ve kontr espiyonaj önemli faaliyetlerindedir.
İktidarca, Millî İstihbarat Teşkilatının her türlü yıpratılmasının önüne geçecek önlemler alma yerine, aynen Türk Silahlı Kuvvetlerinin maruz bırakıldığı muamelenin bir benzerinin de Millî İstihbarat Teşkilatına reva görülmesi, devlet umuru görmüş bir kişinin tasvip edeceği bir davranış olamaz.
Devletimizin kilit kurumlarına karşı yapılan saldırılar kimden ve nereden gelirse gelsin, o gücü meşruiyet alanının dışına iter. Hukukun, var oluşun, egemenlik ve bağımsızlığın, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü düşüncesinin, demokrasinin, genel ahlak ve hayânın dışına iter.
İktidara tavsiyemiz şudur: Türk Silahlı Kuvvetleri yıpratılmamalıdır. Büyük Türk milletinin emrinde olan Millî İstihbarat Teşkilatının üstün millî çıkarlarımıza dönük çalışmaları desteklenmelidir. Bölücülüğe ve her türlü ayrışmaya karşı icraat yaparak açılım politikalarından vazgeçmek gerekir. Terörle topyekûn bir mücadele başlatılmalıdır. Türk milletinin cepheden ve doğrudan doğruya hedefte olduğunu idrak ederek millî güç unsurları takviye edilmelidir. Millet ve devlet bekasına yönelik saldırılar bertaraf edilmelidir.
Geleceğini ay yıldızlı bayrağın altında gören herkesi kardeş bilen Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu uyarılarımızı ve önerilerimizi, bu vatanda ebediyen yaşayabilmenin kısmen ön şartı görerek İktidara yönlendiriyoruz. Ya yaparsınız veya gayrimeşru duruma düşer, yok olur gidersiniz.
Millî hedef, millî gayeye ulaşmada eşsiz hizmetlerini gördüğümüz MİT’in, daha da artan oranda hizmet üretmesi için güçlü bütçe imkânlarıyla donatılması gerektiğine inanmaktayız. 665 milyon 568 bin TL ödenek ayrılan 2011 yılı bütçe tasarısının yeterli olduğunu da bu vesileyle söylemek mümkün değildir. Hükûmetin, MİT’in etkin hizmetleri için transferlerden ve örtülü ödenekten takviye yapma lüzumu ortadadır.
Değerli milletvekilleri, Maliye Bakanının bütçe sunuş konuşmasını dikkatlice inceledim. Maliye Bakanı, yurt genelinde yatırım götüren, reel kesimi destekleyen, ekonomik ve sosyal kalkınmaya odaklanmış, toplumsal refahı gözeten, ekonomik ve mali istikrarı gözeten bir bütçeden bahsederek krizden en az zararla kurtulduğumuzu ve büyüme trendine sokulduğumuzu, büyüme tahmininin yüzde 7,8 olarak gerçekleşeceğini, bütçe açığı itibarıyla Maastricht Kriterleri’nin tutturulacağını, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edileceğini, sosyal nitelikli bir bütçe öngördüklerini belirtmektedir. Hâlbuki gerçekler bunu teyit etmemektedir.
Şu verilere dikkatinizi çekmek istiyorum. Türkiye krizden en çok etkilenen ilk 10 ülke içerisindedir. Türkiye en yüksek işsizlik oranının olduğu 4’üncü ülkedir, fiilî işsizlik oranı yüzde 15-16 düzeyinde seyretmektedir. En yüksek cari açık veren 5 ülkeden biridir. Üreten ülke yerine, tüketen ve ithalata dayanan bir ülkedir. Tarım sektörünün ürün ihracatı, aynı sektörün ithalatının altındadır. Türkiye'nin toplam borç stoku 506 milyar dolara yaklaşmıştır. Kişi başına toplam borç 7 bin dolara dayanmıştır. Türkiye ithal mallar cenneti hâline getirilmiş ve yerli sanayinin rekabet gücü yok edilmiştir. Borçlanarak, borcu borçla kapatarak bir sürece sokulmuş, kamu borç stokundaki artış yüzde 86 düzeyine çıkmıştır. Ülke sıcak paraya teslim edilmiştir. Sanayide kapasite kullanım oranı yüzde 75’in üzerine çıkarılamamaktadır. Cari açık sıcak parayla kapatılmaktadır. Sosyal devletin gereklerinin yerine getirilmesinden kaçınılarak açlık ve yoksulluğu artıran, insanlarımızı onursuzlaştırarak minnet duyuran bir politika izlenimi görülmektedir.
Çalışanlara, emekçilere, dul ve yetimlere, emeklilere, özürlülere, gazilere, vatani hizmet tertibinden maaş alanlara, altmış beş yaş aylığı alanlara komik zamlar öngörülmüştür. Muhtarlar maaşları itibarıyla 15 TL aylık zamla ödüllendirilmiştir. Akaryakıt ve Tekel ürünlerine yüksek zamlar uygulanmıştır. Bu hükümleri çoğaltmak mümkündür.
Değerli arkadaşlar, gelir bütçesine baktığımız zaman da harcamaların yüzde 5,2 artmasına karşın vergi gelirlerinde ortalama yüzde 10,5 artış tahmin edilmiştir. Harcamalar 312 trilyonu aşmakta iken, bütçe o şekilde bağlanmışken gelirler 279 trilyon civarında düşünülmüştür. Bütçe dengesi eksi yüzde 24,2 olarak böylece dercedilmiş oluyor.
Memura verilen yüzde 4,4’lük zam karşısında hane halkı ancak geçmişte olduğu gibi borçlanarak hayatiyetini sürdürebilmektedir. Bu zihniyet, vatandaşı borçlanmaya özendiren, bununla tüketim yaptıran batak bir zihniyettir.
Gelir vergisi tahsilatı artışı, kurumlar vergisi, özellikle ithalattan alınan katma değer vergisi, banka sigorta muameleleri vergisindeki artışlar hep yüzde 10 düzeyinin üzerindedir. Bu, şunu gösteriyor: Ekonomide seçime kadar sahte cennet yaşatacağım, ardından daralmayı getireceğim; bankacılık ve finans sektörü gelişecek; tarım, sanayi, hizmet sektörü küçülecek anlamına gelmektedir.
Nitekim, 2010 bütçesinde Milliyetçi Hareket Partisi hatiplerinin bütün konuşmalarındaki ifadeler doğrulanmıştı. Dileğimiz, 2011 bütçesinde bunlar doğrulanmasın.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MİT Müsteşarının, basına da yansıdığı kadarıyla, teröristbaşıyla görüşmeler yaptığı anlaşılmaktadır. Acaba bu görüşmeler İktidarın talebiyle mi gerçekleşmiştir veya Müsteşarın inisiyatifi mi söz konusudur? Bu tehlikeli icraatın –bu vesileyle hatırlatmak isterim- vuzuha kavuşturulması gerekir.
Ülkemizin varlığı, birliği, dirliği yönünde her zaman inanılmaz gayret ve hizmetleriyle tanıdığım, yurdumuzun mutena köşelerinde mesai arkadaşlığı yaptığım Millî İstihbarat Teşkilatının saygıdeğer personeline selam ve saygılarımı sunuyorum. Türk milletinin bu eşsiz evlatlarından ebediyete intikal edenleri rahmetle anıyorum. Bu duygularla 2011 yılı bütçesinin Millî İstihbarat Teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Diğer bir kurum olan Millî Güvenlik Kurulu da tavsiye niteliğinde kararlar alan, koordinasyon sağlayan, görüş bildiren ve kanunlarla kendisine verilen görevleri yapan bir kurum hâline dönüştürülmüştür. Devletimizin bekası, milletimizin istikrarı, huzur ve güveni, mutluluğu, Millî Güvenlik Kurulunun temel ödevlerindendir. Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ndeki hükümler doğrultusunda icraat yaparak tüm kamu kurum ve kuruluşlarının performans ve potansiyelini, insan ve malzeme unsurunu takip ederek hazırlıklar yaptırır. Devleti, bütün organlarıyla, yüksek moralli, her hâl ve şartta hazırlıklı tutar. Ama etkinliği yok edilmiş, acze ve bedbinliğe itilmiş, vizyon ve misyonu tüketilmiş bir Millî Güvenlik Kurulundan ne beklenebilir? O zaman, mademki içi boşaltılmış bir MGK kof bir hâlde muhafaza edilmekte, o zaman, kapatın daha iyi olur.
Millî Güvenlik Siyaset Belgesi konusuna değinmeyeceğim, bunun düzeltilmesi gerekiyor.
Konuşmama burada -Sayın Başkanın aldığı karar muvacehesinde- atlayarak son verme niyetindeyim ve konuşmama son verirken 2011 yılı bütçesinin ikaz ve tavsiyelerimize uygun olarak tatbikini diliyorum ve tekrar hepinize selam ve saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 15 Aralık 2010