Türkiye cumhuriyeti devleti ile suriye arap cumhuriyeti devleti arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkında kanun tasarısı (s.s.:263)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 90. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Mayıs 2009 · 1.076 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 14 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ DEVLETİ ARASINDAKİ KARA SINIRI BOYUNCA YAPILACAK MAYIN TEMİZLEME FAALİYETLERİ İLE İHALE İŞLEMLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:263)); konuşma 1.076 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türkiye cumhuriyeti devleti ile suriye arap cumhuriyeti devleti arasındaki kara sınırı boyunca yapılacak mayın temizleme faaliyetleri ile ihale işlemleri hakkında kanun tasarısı (s.s.:263)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-05-14-turkiye-cumhuriyeti-devleti-ile-suriye-arap-cumhuriyeti-devleti-arasin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, iki gündür çok önemli bir konuyu burada müzakere ediyoruz. Esasında bizim müzakeremiz burada iki gün ama bu konu, Türkiye’nin gündeminde 1992 yılından beri üst düzeyde istişare edilen, değerlendirilen, çözüme kavuşturulması için üzerinde durulan bir konu, ama maalesef, bugüne kadar netice de alınamamış bir konu.
Şimdi, elimde, 4/3/1992 tarihinde Bakanlar Kurulunun bir kararı var ve o dönemde Bakanlar Kurulu kararı ile Genelkurmay Başkanlığının, bu 6’ncı maddesinde, bu işte görevli olduğu belirtilmiş ve bu konuda bir görev verilmiş o dönemde. Ondan sonraki süreç içerisinde hem Genelkurmay Başkanlığımız hem de ilgili, yetkili ve görevli kurumlarımız bu konularda değişik çalışmalar yapılmış, değişik icraatlar ortaya konulmuş. En son, 1999 yılında Ottawa Sözleşmesi’nin imzalanmasından sonra Türkiye’nin bu konu gündeminde daha ağırlıklı bir şekilde yerini almış, zaman zaman Millî Güvenlik Kurulunun gündemine gelmiş. Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili görüş alışverişlerinde bulunulduğu, millî güvenlik siyasetinin tayin, tespit ve uygulamasına dair hükûmete de tavsiyelerde bulunan bu yüksek kurulun gündemine gelmiş, değerlendirmeler yapılmış ve sonunda Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin kararlar da alınmış. 29/5/2001 tarihli ve 470 sayılı Karar çerçevesinde bu konuyla ilgili alınan karar hükûmetlere “gereği yapılmak üzere” diye tavsiyede bulunulmuş. Ancak o günden sonra zaman içerisinde bu konularla ilgili birtakım çalışmalar yapılmış.
En son, 2003 yılında Ottawa Sözleşmesi’nin Meclisimizce onaylanmasından sonraki süreçte bu iş biraz daha hızlanmış, Genelkurmay Başkanlığımız bu işle ilgili çalışmalar yapılmış ve işle ilgili tahsisatlar yapılmış ve birtakım denemelerden, uygulamalardan sonra gelinen noktada Genelkurmay Başkanlığı gönderdiği yazılarda ve yapılan istişarelerde bu işin ihale suretiyle yaptırılması konusunun daha uygun olacağına dair kanaatlerini, çekincelerini de belirtmek suretiyle hem Başbakanlığa hem Millî Savunma Bakanlığı aracılığıyla ilgili yerlere iletmiş ve bunun başka bir ihale yöntemiyle Genelkurmayın dışında yapılmasının daha uygun olacağını ve hatta orada bir şey -NAMSA’nın ismini de vermek suretiyle- NAMSA’ya verilmesinin de daha uygun olacağını değerlendirmek suretiyle ifade etmiş. Bu konu bu kanun tasarısı hazırlanmadan önce… İstişare mahiyetinde görüşler sorulur kanunlar hazırlanırken. Burada okudu bir sayın milletvekilimiz Genelkurmayın görüşünü. “Bunu görmediniz mi?” diye de sordu. Doğrudur, Genelkurmaydan gelen görüşte o vardır.
Tabii, bunlar gizli metinler. Şimdi soruyorlardı dünden, bu metinler nereden çıkıyor diye. Ben de merak ettim. O gizli damgalı metinleri size kim servis etti, onu da merak ediyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Size kim servis etti o zaman?
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi… Şimdi, bakın… Şimdi… (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sana kim servis yaptı ya? Sana kim servis yaptı?
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi, bakın, değerli arkadaşlar, orada dile getirilen endişeler…
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Sayın Bozdağ, idareyi tehdit ediyorsun sen.
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)…orada dile getirilen endişeler ve tereddütlerin hepsi bu taslağın hazırlanması ve komisyon aşamalarında görüşülmesi konusunda değerlendirilmiş ve tasarının içerisine yansıtılmıştır. Şimdi, tasarının beraber bir değerlendirmesini yaptığımızda bunun buraya nasıl yansıdığını da hep beraber görme imkânımız var.
Şimdi, bunun amaç ve kapsamı çok net, açık, diyor ki: “Mayınların temizlenmesi, patlamamış mühimmatın temizlenmesi ve bu alanın tarıma açılması.” Amacımız bu. Biz mayınları temizleyeceğiz ve burayı tarıma açacağız. Peki, bunu hangi usulle yapacağız? Şimdi, oradan gelen metinde bunun ihale usulüyle, hizmet alımı usulüyle yapılmasının daha uygun olacağı yönünde bir değerlendirme var. Yansımış mı bu? Bakın, bunun 2’nci maddesinin 1’inci fıkrasının ilk cümlesini okuyorum, çok net: “(1) Mayın temizleme işi, öncelikle 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca hizmet satın alınmak suretiyle yaptırılır.” Bu ne yapılmış? Hizmet almak suretiyle. Öncelikle bu yöntemin kullanılması için ihaleye gidilecek, çalışılacak ve bu yönle bunun temizlenmesi temin edilebildiği takdirde yapılacak. Endişe yansıtılmış mı buraya? Yansıtılmış. Arkasından bu temin edilemezse ne olabilir? Türkiye Cumhuriyeti’nin hükûmetine, bu işi yapan kamu görevlilerine bu yüce Meclisin ikinci bir alternatifi de deneme imkânı vermesinin neresi yanlış? Yanlış değil.
Peki, bunun başka güvenceleri var mı? Şöyle bakıyoruz -hepsini okumayacağım- 1’inci fıkranın son cümlesi: “Bakanlar Kurulu Kararı gereğince belirlenen askeri yasak bölge ile sınır hattı boyunca tesis edilecek sınır fiziki güvenlik sistemi için ihtiyaç duyulacak alanlar temizletilmekle birlikte, yüklenicinin kullanımına bırakılmaz.” Yani eğer siz hem temizlemeyi hem işletmeyi aynı firmaya ihale ederseniz dahi burada sınır güvenliği için gerekli olan kısım belirlenecek. Bunu kim söyleyecek? Genelkurmay söyleyecek “Şu kadar yer sınır güvenliği için lazımdır…” Orası ne yapılacak? Yüklenicinin tarıma açmasına imkân verilmeyecek.
Şimdi, hudut boyunda olan arkadaşlarım bilir. Sınırı şöyle bir gözünüzün önüne getirirseniz… Ben askerliğimi asteğmen olarak Kızıltepe’de yaptım, hudut boyunda hududu bekledim. Benim şeref sayfalarımdan biridir. Orayı iyi bilirim. [CHP ve MHP sıralarından “Ooo” sesleri, alkışlar(!)] Onun için, bakın ne var hudut boylarında? Bu Meclisin, AK PARTİ Grubunun, bütün parti gruplarının da şerefidir bu, sadece bizim değil herkesin görevi bu.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Niye söylüyorsun o zaman?
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, orada, sınırın boyunda önce bir tel örgü var. Tel örgünün arasında, Kızıltepe kısmında biraz boşluk, arkasından tren yolu geçiyor, tren. Arkasından iz tarlası var. Arkasından güvenlik için bir yol var. Arkasından nöbet tutan askerlerimizin gezdiği bir alan var. Arkasından mayınlı bölge var. Onun arkasından ne var? Karakollarımız var. Şimdi bu düzenleme buradan oylarınızla kabul edildiği takdirde, güvenlik için askerlerimizin nöbet tuttuğu alandan itibaren burayla ilgili yeni bir güvenlik şeridi oluşturulacak ve oranın ne kadar olacağına da Genelkurmayımız karar verecek, kanun da bunu açık koyuyor. Yani sınırlarımızı, farz edin -dediğiniz gibi- yabancı birinin aldığını, öyle düşünüyorlar… Yabancı biri almayabilir, yerli biri alabilir, belli olmaz.
OKTAY VURAL (İzmir)Kim alacak, kim, onu söyle! Biliyorsan onu söyle!
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu konuda şimdiden kehanette bulunmak doğru değildir. O zaman dahi bununla ilgili bir düzenleme var.
Bir başka şey: Yine, bakın, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’muz var. Şimdi bu Kanun’un ilgili maddelerini de bu konuda iyi okumak lazım. 7’nci maddesi -başlığı- birinci derece kara askerî yasak bölgelerinde uygulanacak esasları düzenliyor. Burası neresi? Burası birinci derece kara askerî yasak bölge. Ne diyor? İlgili maddenin 1’inci fıkrasının (c) bendinde diyor ki: “Yabancıların geçici olarak bölgeye girmeleri ve oturmaları Genelkurmay Başkanlığının iznine bağlıdır.”
KAMİL ERDAH SİPAHİ (İzmir)Yani kırk dört yıl mı geçici süre!
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bir başka şey: Yine, bölge içindeki eski askerî eserler ve benzeri pek çok konu, burada ne yapılıyorsa, yabancı birinin girmesi çıkması nasıl olacak? Genelkurmay Başkanlığının izniyle olacak.
Şimdi, ben, değerli arkadaşlarım, tekrar buradan bu tasarının 2’nci maddesinin 5’inci fıkrasına dönüyorum. 5’inci fıkra diyor ki: “İhale komisyonlarının oluşumu ve çalışmasına ilişkin esaslar…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 14 Mayıs 2009