Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 1.150 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 1.150 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Üzerinde müzakere yaptığımız yasa tasarısı, hukukumuz açısından temel taşı sayılacak tasarılardan bir tanesi. Çok önemli bir tasarıyı görüşüyoruz. Toplumumuzun her kesimini, herkesi yakından ilgilendiren bir tasarı üzerinde müzakere yapıyoruz. Bu tasarının içerisinde, öz itibarıyla, esasında burada grubu bulunan bütün partilerimizin anlaşamadığı konular yok denecek kadar azdır, büyük bir mutabakat vardır. Tartışmalar biraz daha şeklî boyutlar üzerinde kalmaktadır. Ben buradayken hem bundan önceki konuşmalarda yapılan eleştirilere bir cevap vermek hem de bunu değerlendirmek istedim.
Bir defa, bu kanunu baştan yapmak zorunda mıydık? Madde numaralarıyla oynamak zorunda mıydık? Madde numaraları aynen kalsaydı da biz işte ilave yapacaksak örneğin “4/A”, “4/B” deseydik veyahut da başka birtakım yöntemler benimseseydik. Kanunu tümden değiştirmek yerine, yeniden bir sıfır kanun gibi yapmak yerine kanun üzerinde oynamalar, iyileştirmeler yapsaydık. Tabii bu bir temennidir ama uygulama imkânı yok. Zira, kanunun bir yerinde oynadığınız zaman onun bir bütünlük arz etmesi için hem üslubunun hem mantalitesinin hem sistematiğinin hem de dil yapısının birbiriyle uyumlu olması lazım, bir ahengin olması için.
Bizim yürürlükteki Borçlar Kanunu’muza bakıyorsunuz, 544 madde; şu andaki tasarıya bakıyorsunuz, 649 madde; arada 105 madde ilave var. Bunu nasıl yapacağız? O zaman dağıttığınız zaman ne olacak? Mesele kitaplarına dönecek “a, b, c” diye. Bu da doğru bir yasa mantığı, yasalaşma mantığı değildir. Esasında, buradaki zorluk, madde numaraları değiştiği zaman ezberi bozulanlar olabilir, ezberlemiş Borçlar Kanunu’nun falan maddesi, filan maddesi; madde değişince çalışmayı gerektirecek, yeniden bakmayı gerektirecek, yeniden araştırmayı gerektirecek ama araştırılsın, bakılsın. Bir de, böylesi madde numaraları, yasanın tümünden değiştirilmesi biçimde yapılan düzenleme sadece bu da değil, bundan önce de var. Örneğin Türk Medeni Kanunu böyle yapılmış, hem madde numaraları hem de kanun baştan aşağı yenilenmiş. Örneğin, 18 Haziran 1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu, 27 Ekim 1999 tarihli 4458 sayılı Gümrük Kanunu, Harp Okulları Kanunu vesaire. Bunlar, bizden önceki dönemlerde, bugün tartıştığımız usulle yapılmış, aynı yöntemle yapılmış, bugün yapılan da budur, yeni bir şey değildir, eski köye yeni âdet de getirilmiyor, uygulama devam ediyor.
Bir diğer konu, çok tartışıldı: “Biz, yargının hafızasını yok ediyoruz. Yargıtayın onca içtihadı var, onları çöpe atıyoruz. Yargıtayın icraatlarını reset’liyoruz, sıfırlıyoruz.” Yok öyle bir şey! Yargıtayın hiçbir içtihadı bu düzenleme yapılıyor diye çöpe atılmaz, atılamaz. Neden? Çünkü müessesenin özü, anlamı, tarifi, unsurları değiştirilmiyor. Yani, sözleşmeyle ilgili, sözleşmenin kurulmasıyla ilgili kelimelerde birtakım değişiklikler var, yeni unsur ilaveleri olabilir veya aynen kalabilir ama Yargıtayın bu konudaki içtihatları çöpe atılmaz. Madde numaraları değiştirildiği için, yeniden bir çalışmayı gerektirir, yoksa burada geçen ifadelerden dolayı çöpe atılmaz. Örneğin “Gabin,” olmuş ismi “aşırı yararlanma”. Şimdi ismi değişmiş, müessesenin unsurları aynı. Yargıtayın yetmiş senedir, seksen senedir verdiği içtihatları çöpe mi atacağız. Yok öyle bir şey! Bu içtihatlar gene korunacak, gene yapılacak. Problem ne? Bu içtihatları ezberlemiş, maddeleri ezberlemiş yapının yeni yapıya adapte olması için biraz emeğe, biraz çalışmaya, biraz zamana ihtiyacı var, belki bu bir zahmet alacak. Olsun, biz güzel bir şey yapıyoruz, herkesin birazcık zahmete katlanması lazım.
Bir diğer konu, dille ilgili burada yoğun eleştiriler yapıldı: “Bunun dili ortadan kalkıyor, dil değiştiriliyor.” ve çok da ağır ifadeler kullanıldı, işte “Şöyle hukuken yanlış, böyle hukuken yanlış.” şeyler söylendi. Tabii, bunların hepsine tek tek cevap verme imkânımız olsa siz hepiniz bunları değerlendirme imkânınız olabilirdi ama önergelerde konuşma hakkımız olmadığı için cevap verme imkânımız da yok, ama bir şeyi ifade etmem lazım: Borçlar Kanunu Türk Medeni Kanunu’nun beşinci kitabıdır, âdeta mütemmim cüzüdür. Onunla üslup, sistematik, mantık ve her açıdan bir uyumun sağlanması uygulama kolaylığı açısından gerekli ve zorunludur, bundan biz kaçamayız. Şimdi, Medeni Kanun’a bakıyorum, Medeni Kanun’un içerisinde tam 67 tane temel kavram geçen dönemde yapılmış, 67 tane kavramın karşısına yeni Türkçe kelimeler konmuş, ana, temel kavramlar değiştirilmiş. Örneğin, “ ‘Hata’nın ne hatası var?” deniyor. Doğru, hatası yok ama “hata” 2001’de değiştirilen, 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Medeni Kanun’la “yanılma”ya çevrilmiş. Örneğin, “hile.” “Hile”nin ne şeyi var? Herkes anlıyor ama “aldatma”ya çevrilmiş. Örneğin, “kanuni mirasçı” ne şeyi var? Bir şey yok ama neye çevrilmiş? “Yasal mirasçı”ya çevrilmiş. Öte yandan bakıyoruz, yine Medeni Kanun’da geçen ifadelere bakıyoruz, “para” kelimesi tam 75 yerde geçmiş, bakıyorsunuz “yanılma” kelimesi 5 yerde, “korkutma” kelimesi 4 yerde, “tevdi” kelimesi 8 yerde… Ben bunları çoğaltabilirim. Bugün Borçlar Kanunu’nda kullanılan ibarelerin tamamı, büyük bir kısmı, tamamına yakını diyelim Medeni Kanun’da da vardır. Orada olmayan belki yeni kelimeler olabilir ama orayla bir uyum sağlanmak istenmiştir. Örneğin, çok eleştirildi, dendi ki: “ ‘derhâl’, kelimesi yerine ‘hemen’ kullanıldı. ‘Hemen’ diye bir şey olur mu? Böyle bir hukuki terim olur mu? Böyle bir mantık olur mu?” Sanki Meclise ilk defa geliyormuş gibi…
Bakın, şimdi, Anayasa’yı açın, şöyle bir bakın, 19’uncu maddenin beşinci fıkrası, 19’uncu maddenin ikinci fıkrası, 83’üncü maddenin ikinci fıkrası, 121’inci maddenin birinci fıkrası. Anayasa kullanıyor bunu, Anayasa’da geçen… Yine, Türk Medeni Kanunu’nun 137, 389, 404, 405, 407, 412, 421, 424 vesaire maddeleri, Siyasi Partiler Kanunu’nun 106’ncı maddesinin birinci fıkrası, bakıyoruz “hemen” orada da kullanılıyor. Demek ki bu hukuki bir terim, hukuki bir tabir, orada da kullanılıyor.
Bir başka örnek vereyim: Borçlar Kanunu’nun 11’inci maddesinde “başlayarak” ifadesi kullanıldı. Şimdi, bunun değiştirilmesi için de önerge verildi: “Bunun yerine ‘itibaren’ kullanalım.” Kullanma yok. Medeni Kanun’a bakıyoruz, Medeni Kanun’da bir tane “itibaren” kelimesi kullanılmış ama onun dışında yasa koyucu Medeni Kanun’un her yerinde “başlayarak” kelimesini kullanmış. Peki, başka yasalarda bu var mı diye tarama yaptığımızda, şu anda yürürlükteki mevzuatımızda tam 74 tane yasada “başlayarak” ifadesi geçiyor. Bu daha fazla da olabilir ama bizim tespit edebildiğimiz. Onun için, dil noktasında da bir sorun yok. Esasında sorun… Bizim gruplar arasında da bir sorunumuz yok. Biz, bu noktada, her siyasi parti grubuyla, hem CHP hem MHP hem de DTP ile bu noktada belli, öz noktasında bir anlayış birliğimiz de var.
Ben buradan bir kez daha söylüyorum: Borçlar Kanunu, temel kanun. Ne varsa esasa dair, müzakere etmeye ve onlar yapılabilir şeylerse kabul etmeye el birliğiyle AK PARTİ olarak biz hazırız. Bu yasanın siyasal rengi yok, bu yasanın ideolojik rengi yok, bu tamamen teknik ve hukuki bir yasadır ve toplumun pek çok sorununa da bütün tüketicilerin, vatandaşların lehine çözüm getiren, onları rahatlatan, onları daha güçlü bir hukuki yapıya kavuşturan düzenlemeleri içeriyor. Eğer biz Borçlar Kanunu’nu değiştirip yürürlüğe koyabilirsek Türk özel hukukunun anayasası sayılacak bu yasayla büyük bir reformun altına da 23’üncü Dönem Meclisi olarak imza atacağız. Bizim itiraz ettiğimiz bir şey yok. Muhalefete de her dediklerini görüşmeye, müzakere etmeye, işin esasına, özüne dair yapılabilecekleri yapmaya hazır olduğumuzu buradan bir kez daha ifade ediyorum. Gelin, beraber bu işi yapalım.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Bekir Bey, samimi misiniz? Bekir Bozdağ…
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Gelin, katkı varsa, öneri varsa onu müzakere edelim.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Her maddede öneri var.
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Çünkü bu yasanın -bir kez daha söylüyorum- siyasal rengi yok, ideolojik yanı yok, tamamen teknik ve hukuki bir yasadır. Hocaların…
Biz Ceza Kanunu’nu görüşürken de yaşadık. CHP ile uzlaşmayla o zaman onu çıkardık. Şimdi, bu, esasında temel yasalardaki kavga, Meclisteki gruplar arasında yaşanmıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 4 Kasım 2009