İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 27. BİRLEŞİM · SALI

Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)

Bekir Bozdağ

Yozgat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 27. Birleşim · 5. yasama yılı · 7 Aralık 2010 · 797 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bekir Bozdağ (AK Parti), 7 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.: 565)); konuşma 797 kelime.

Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2010-12-07-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-565 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Veysi Kaynak’ın teklifinin tümü üzerinde şahsım adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Esasında konu geniş boyutlarıyla burada tartışıldı, eleştiriler yapıldı, eleştirilere cevaplar verildi. Benim söyleyeceklerim belki biraz tekrar olacaktır ama tekrarda da fayda olduğu düşüncesiyle özetlemek istiyorum.

257’nci maddeye baktığınız zaman, 1’inci fıkrada görevi kötüye kullanma suçu düzenleniyor. “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle…” diye başlıyor ve arkasından da birtakım ifadelerden sonra cezayı öngörüyor.

Şimdi birinci kısma baktığınızda bir, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olacak. İkincisi, görevinin gereklerine aykırı hareket etmiş olacak. 2’nci fıkraya bakıyorsunuz: “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında... ” Burada da aynı şey var. Kanun’da suç sayılmayacak, suçsa oradan cezalandırılacak. “…görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek…” diye başlıyor. Burada da ihmal ve gecikme.

Şimdi bunları yan yana alıp değerlendirdiğinizde bir şey ortaya net çıkıyor: Bu Kanun’un ilgili maddeleri suçun maddi ve manevi unsurlarını düzenlerken Anayasa’nın 38’inci maddesini bir nevi ihlal ediyor çünkü suçta ve cezada kanunilik esastır. Esasında mahkemelerin, hâkimlerin yargılama yaparken takdir haklarının da sınırlarını aşarak burada suç ihdas etmesi, yasa koyucu yerine geçerek istediği suçu görevi kötüye kullanma, istediği suçu görevi ihmal olarak nitelendirilip ceza vermesi, istediği suçlara da beraat vermesinin yolu açılıyor. Bu madde bu nedenle uygulamada “torba madde” olarak değerlendirilir. Yani oradan cezalandıramadın, buradan cezalandıramadın, şuradan cezalandıramadın ama bu adamı bir yerden cezalandırmamız lazım. O zaman tutarsın torbaya atarsın, 257/1 mi dersin, 257/2 mi dersin, bunun sınırını da çizmiyor Kanun, tamamen takdire bırakıyor. Hangi hâlde ihmal, hangi hâlde gecikme, hangi hâlde görevi kötüye kullanma da belli değil. Hukuk devletinde unsurları belli olmayan, sınırları belli olmayan, yargı görevi yapana tamamıyla suçun unsurlarını takdir etme yetkisi ve suç yaratma yetkisi veren bir düzenleme olamaz. Esasında biz hukuk devleti adına hepimizin burada bu düzenlemeyi eleştirmesi lazım. Dünyanın pek çok ülkesinde böylesi bir suç tanzimi içeren madde yok. Niye yok? Çünkü oralarda suçlar ayrı ayrı, unsurlarıyla açıkça tayin edilmiş.

RIDVAN YALÇIN (Ordu)Niye koydunuz o zaman? Siz koymadınız mı?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bir başka şey, devlet memurlarıyla ilgili kanunlar var ve onların disiplin hükümlerini düzenleyen hükümler yer alıyor oralarda. Baktığınız zaman uyarma cezası göreviyle ilgili ihmalleri, birtakım gereklilikleri yerine getirmediği zaman kınama cezası, aylıktan, maaştan kesim cezası, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ve hatta meslekten ihraç cezaları gibi bu kanunda öngörülen yaptırımlardan daha fazla sonuç ve etki doğuracak cezalar var. Eğer memurlar kanunlarda tayin edilen gereklerin dışına çıktığı zaman disiplin hukuku bakımından da onları yargılayan, onları cezalandıran ayrı bir sistem var. Buraya baktığınız zaman burada da ayrı bir sistem var. O nedenle bu maddeyi değerlendirirken hukuk devleti açısından da buna iyi bakmak lazım. Hukuk devletlerinde böyle madde olmaz ama bu nasıl? Hukuk devletini tam hayata geçirememiş ülkelerde, biz bu adamı şuradan, buradan halledemedik ama yargı yoluyla yolunu kesmek, şuna şu cezayı vermek istersek şöyle kenarda dursun, ona bu cezayı verelim maddesidir bu madde.

Hukuk devletiyle, yolsuzlukla bu maddenin bir irtibatı da yoktur. Bakın, eğer bir kamu görevlisi ihaleye fesat karıştırmakla ilgili bir suç işlerse 235’inci maddeye göre cezalandırılacak, eğer bir kamu görevlisi zimmet suçunu işlerse 247’nci maddeye göre cezalandırılacak, eğer rüşvet suçunu işlerse 252’nci maddeye göre cezalandırılacak, irtikap suçunu işlerse 250’nci maddeye göre cezalandırılacak. Dikkat ederseniz akçeli suçlarla alakalı. Yani yolsuzluk olarak bir kategori içerisinde ifade edeceğiniz suçlarla ilgili bütün düzenlemeler ayrı ve özel maddelerde düzenlenmiş.

Ben avukatım. Burada avukatlıktan gelen çok arkadaşımız var. Uygulamada ne oluyor biliyor musunuz? Rüşvetten ceza verecek veya başka bir suçtan ceza verecek. İddianame öyle. Dava açılıyor, delil bulamıyor. İddianame tanzim edilmiş. Dava açılmış, içeride aylarca tutuklu tutulmuş. Buna bir ceza vermek lazım. Peki, zimmet suçunun unsurları oluşmuş mu? Oluşmamış. Başka bir suçun unsurları oluşmuş mu? Oluşmamış. İhaleye fesat karıştırmanın unsurları oluşmuş mu? Oluşmamış. O zaman bir hukuk devletinde yapılması gereken nedir? Orada beraat vermektir. Türkiye’de ne oluyor? Görevi kötüye kullanmadan veya o ilgili maddeden, bundan veremedik ama biz bundan verelim. Bu hukuk devleti değil. Hâkimler de bunu yapamaz. Hukuk devleti ve hukuk devletinin yasama organları da buna müsaade edemez, doğru bir şey değil.

Bir başka şey: Bu düzenleme af getirmiyor. Buradan sanki birileri cezadan kurtuluyormuş gibi birtakım değerlendirmeler yapıldı. Kimse cezadan kurtulmuyor. Eskiden de 1’inci fıkranın cezası vardı, şimdi de var. Eskiden altı aydan üç yıla kadardı, şimdi üç aydan iki yıla kadar. Cezayı verecek, takdiren, teşdiden verecek veya hükmün açıklanmasının ertelenmesine veya paraya çevrilmesine veya başka bir seçenek yaptırımın uygulanmasına karar verecek hâkimdir. Hâkim isterse eski usulde altı aydan olduğu sürede altı aydan verirse ne olacak? Bir yıl verirse ne olacak? İki yıl verirse ne olacak?

KADİR URAL (Mersin)Paraya çevrilecek.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Yahu, beğenmediğiniz bu yasayı niye çıkardınız?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi, aynı şey. Şu anda da altı ay verebiliyor mu, bir yıl verebiliyor mu, iki yıl verebiliyor mu? Burada herhangi bir şey yok. Takdir hakkı…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 7 Aralık 2010

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook