İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Erzurum kongresinin 84.yıldönümü nedeniyle

Bekir Bozdağ

Yozgat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 28. Birleşim · 5. yasama yılı · 8 Aralık 2010 · 2.004 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bekir Bozdağ (AK Parti), 8 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERZURUM KONGRESİNİN 84.YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 2.004 kelime.

Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Erzurum kongresinin 84.yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2010-12-08-erzurum-kongresinin-84-yildonumu-nedeniyle (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hâkimler ve Savcılar Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün önemli bir kanun tasarısını müzakere ediyoruz. Hukuk devleti açısından önemli değişimleri, önemli gelişmeleri Anayasa değişikliğiyle beraber yaşadık ve milletimizin verdiği yüzde 58 kabulle de bu değişimin hayata geçmesini Türk milleti Türkiye Büyük Millet Meclisine talimatlandırdı.

Esasında biz burada milletimizin verdiği bir talimatın da gereğini yerine getiriyoruz. Yani “Biz Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yeni yapısını doğru buluyoruz ve bunun somut uygulamalarını ve bu yapının hayata geçirilmesini de bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisinden istiyoruz.” talimatını biz 12 Eylülde aldık. Dolayısıyla, bu tasarı bu talimatın hayata geçirilmesidir.

Buradaki değişimlerin, gelişmelerin demokratik hukuk devleti açısından ne kadar önemli olduğunu görebilmek için, eskiyle yeniyi mukayese edip eleştirileri bu mukayesenin süzgecinden geçirerek değerlendirmekte fayda vardır. Şöyle bir bakalım: Eski hükme göre, Kurul 7 üyeden oluşuyor. Bakan ve Müsteşar tabii üye, Danıştaydan 2, Yargıtaydan 3 üye, toplam 5 üye ama Danıştay ve Yargıtayın doğrudan seçme yetkisi yok. Onların seçtikleri kişiler arasından Sayın Cumhurbaşkanının nihai atamasıyla Kurulun oluşumu sağlanıyor.

Baktığınızda Yargıtayın 250 civarında üyesi var. İşte, Danıştayda da 94 civarında Danıştay üyesi var ama kürsüdeki hâkim ve savcılara, hem de idari adli yargıya baktığınızda, yaklaşık 11 bin – 12 bin arası bir rakamda hâkim ve savcı olduğunu görüyoruz ama Kurulun oluşumuna baktığınızda, kürsüde görev yapan 10 binin üzerindeki hâkim ve savcının orada bir tane temsilcisi yok. Bu hâkimlerin, bu savcıların, her türlü, meslekleriyle ilgili kararların, hatta meslekten ihraçlarına dair kararların, terfilere dair bütün kararların verildiği yerde onların söz söyleme hakkı yok, onların denetleme hakkı yok, onların âdeta orada esamesi okunmuyor.

MUHARREM İNCE (Yalova)Müsteşar Yardımcısı kürsü hâkimi mi?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Kurulun adına, esasında “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” demek de bana göre yanlış. Danıştay ve Yargıtay hâkim ve savcıları yüksek kurulu niteliğindeydi, bütün hâkimleri ve savcıları da temsil etmiyordu; demokratik meşruiyeti de yoktu. Bunu bütün herkes dile getiriyordu. O nedenle, o yapıdan bu yapıya doğru geçişe baktığınızda önemli bir değişim.

1982 Anayasası Yargıtaydan ve Danıştaydan üye seçilmesine izin vermiş ama hem Yargıtayı hem de Danıştayı nihai üye seçmeye ehil görmemiş. “Olur ya bu Yargıtaydakiler yanlış yapar, bizim istemediğimiz adamları seçer. Bunlar 3 tanesini seçsinler de Sayın Cumhurbaşkanına gelsin, nasıl olsa Cumhurbaşkanları bizim dediklerimiz gibilerden oluyor, oradan ayarı biz veririz.” anlayışıdır bu. 12 Eylül darbesini yapanlar, Yargıtay üyelerini, Danıştay üyelerini bile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna doğrudan üye seçmeye ehil görmemişler, “Siz buna layık değilsiniz.” demişlerdir. Ama bu düzenleme ile ne deniyor? Yargıtay, şimdi, doğrudan Kurula kendi salt çoğunluğuyla üye seçecek. Ne deniyor? Danıştay kendi üyeleri arasından Kurula doğrudan üye seçecek. Kötü bir şey mi bu, geriye gidiş mi? Ama bizim Yargıtay Başkanımız “Bunu kabul etmiyoruz.” diye açıklama yaptı. E, Danıştayın Sayın Başkanı da açıklama yaptı, yargı bağımsızlığı elden gidiyormuş. Allah aşkına, dünyanın hangi ülkesinde siz bir kurulun üzerindeki, bir seçim sisteminin üzerindeki denetim ve vesayeti ortadan kaldıran ve o organa doğrudan “Sen üye seçebilirsin.” diye yetki veren bir düzenleme yaparsınız da onlar buna karşı çıkar? İşte, bizdekiler karşı çıktı, “Olmaz.” dedi. Niye olmaz? “E, biz sana ‘Doğrudan seç.’ diyoruz, aracıyı taracıyı kaldırıyoruz.” Yapılan budur; bu bir.

İki: Kürsüde bu kadar hâkim ve savcı var dedik. Bunların bir temsilcisi var mıydı Kurulda? Yok. Hâkimlerin kendileriyle ilgili, karar verenlerle ilgili Kurulda doğrudan seçtikleri yok. Şimdi, peki, bunlara, kürsüde görev yapan hâkim ve savcılara “Sizin içinizde birinci sınıf olanlar aday olsunlar, diğer bütün hâkim ve savcılar da seçici olsunlar, seçimin yönetim ve denetimini de Yüksek Seçim Kurulu yapsın ve bu şartlar altında Kurulun üyeleri doğrudan doğruya hâkimler ve savcılar tarafından seçilsin.” demenin yargı bağımsızlığına, hukuk devletine tehdit oluşturan, zarar veren yönü neresidir? Olması gereken bu değil mi? Yapılan şey bu. Bütün hâkim ve savcıları temsil eden bir yapı bugün oluşturuluyor. Kötü bir şey mi? E, doğru bir şey. Hukuk devleti adına ileri bir adım mı? İleri bir adım. Kurula demokratik meşruiyet kazandırıyor mu? Demokratik meşruiyet kazandırıyor. Adalet Akademisi hâkim ve savcıların mesleğe kabul ve hizmet öncesi hizmet içi eğitimleriyle ilgileniyor, hâkim ve savcılarla ilgili değerlendirmelerde buranın söz sahibi olması kötü bir şey mi? Oradan Kurul, kendisi doğrudan seçiyor.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Adalet Akademisi nereye bağlı? Kimi yanıltmaya çalışıyorsun?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Sayın Cumhurbaşkanı da şimdi Kurula 4 tane üye seçiyor. Esasında bu 4 üye, halkın arasından seçilen üye; avukatlar arasından, üniversite öğretim üyeleri arasından seçiliyor ama sonuçta bunlar halkın arasında olan insanlar. Bugün 72 milyon Türk milletinin hepsinin yargıda bir sorunu var; kimi davacı, kimi davalı, kimi şüpheli, kimi sanık. Ama herkesin yargıyla bir sorunu var, işleyişe dair görüşü, kanaati var. Bir nevi, halkın iradesinin de oraya yansıması lazım. Dün, Sayın Cumhurbaşkanı Kurulun oluşumunda tek seçici, nihai karar vericiydi. Kurulun 5 tane seçimle gelen üyesi vardı, son seçici 5’inde de Cumhurbaşkanı ve 5’ini de Cumhurbaşkanı seçiyordu. Ama bugün, 22 üyeden 20 tanesi seçilerek geliyor ve bunların arasından Sayın Cumhurbaşkanı sadece 4 tanesini seçiyor ve buna baktığınız zaman da demokratik meşruiyeti temin noktasında önemli bir adım atıldığını görüyoruz. Hem Kurula seçilen üyelerin kaynakları çoğaltılmış hem yargının her kademesinden temsil sağlanmış; idari, adli yargıdan, Yargıtaydan, Danıştaydan, Akademiden, halktan ve kürsüde olanlardan oraya gelmesi temin edilmiş hem de seçimler birilerinin vesayetine, denetimine, onayına tabi olmaktan çıkarılmış, doğrudan seçme imkânı getirilmiştir. Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun, bu mu doğru yoksa Yargıtayın doğrudan seçemediği, Danıştayın doğrudan seçemediği, son sözü Cumhurbaşkanının söylediği, kürsüde olan hiç kimsenin söz hakkı, sahibi olmadığı Kurulun oluşum sistemi mi doğru? Hangisi doğru?

MUHARREM İNCE (Yalova)Müsteşar Yardımcısı kürsüde mi, Personel Genel Müdürü kürsüde mi?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu doğrudur ve bu ileri bir adımdır.

MUHARREM İNCE (Yalova)Personel Genel Müdürü ile Müsteşar Yardımcısı kürsü hâkimi mi?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Onları da söyleyeceğim, sabredersen ona da geleceğim.

MUHARREM İNCE (Yalova)Kimi kandırıyorsun?

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, doğruyu söylemiyorsun!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi, bakın, Kurulun başkanı kimdir? Adalet Bakanıdır. Eski yasada kimdir? Adalet Bakanıdır. Her iki yasada da Kurulun Sayın Başkanı Adalet Bakanı.

Peki, eski Yasa’da Adalet Bakanının yetkilerine bakıyoruz şimdi: Adalet Bakanı ne yetkilere sahip? Kurulun bütün toplantılarına Başkanlık yapabilir, her toplantısına katılabilir, oy hakkı vardır. Şimdi, bir hâkim, bir savcı atanacak veya başsavcı atanacak, Adalet Bakanının Kurul üyeleriyle masaya oturup çatır çatır pazarlık yapma hakkı var mıydı? Vardı. Oy verme hakkı var mıydı? Vardı. Disiplin işlemleri yapılacak, disiplin cezası verilecek, peki, bu cezayla ilgili Adalet Bakanının, şu ceza verilsin, bu ceza verilsin, benim oyum şudur, şu oyu veriyorum deme hakkı var mıydı? Bu hakkı vardı. Peki, bir başka şey: Teftiş Kurulu Kurula değil doğrudan Adalet Bakanına bağlıydı. Adalet Bakanı talimat verdiği zaman savcılar ve hâkimler hakkında inceleme ve soruşturma başlatılabiliyor muydu? Başlatılabiliyordu. Müthiş bir kudret vardı. Öte yandan, Kurula giden bütün taslakları kim hazırlıyordu? Adalet Bakanlığının Personel Genel Müdürlüğü hazırlıyordu. Kurulun çaycısı yok, bütçesi yok, oturacağı koltuğu yok, her şeyiyle göbeğine kadar Adalet Bakanlığına bağlı bir sistemdi. Allah aşkına, yürütmenin etkisi burada mı çok, şu tasarıda mı çok?

RAHMİ GÜNER (Ordu)Şimdiki tasarıda çok!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, bu tasarı neyi getiriyor diye baktığınızda: Bakın, bir, Adalet Bakanı Kurulun Başkanı, doğru mu? Doğru.

MUHARREM İNCE (Yalova)Bu anlattıklarına sen inanıyor musun?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, Adalet Bakanı daire şeklinde çalışan Kurulun dairelerinin çalışmasına katılıyor mu? Katılmıyor. Yani tayin, atama, terfi, disiplin işleri, şunların hiçbir tanesinde Adalet Bakanı katılamaz, oy kullanamaz, görüş serdedemez, tamamen daireler…

Şimdi, bir Adalet Bakanı bu yetkilerinden vazgeçiyor, bir iktidar kendi bakanında olan bu yetkileri geri alıyor, siz “Yargıyı ele geçiriyorsunuz.” diyorsunuz. Mantığa bakın.

MUHARREM İNCE (Yalova)Bakan bile kendini bu kadar savunamaz. Hayatta bakan olamazsın sen, hep grup başkan vekili kalırsın.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, bir başka şey: Teftiş Kurulu Adalet Bakanına bağlıydı. Şimdi Teftiş Kurulu nereye bağlandı? Kurula bağlandı.

MUHARREM İNCE (Yalova)Bakan bile kendini savunamazdı bu kadar. Çok beklersin bakan olacağım diye.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, soruşturmalarda, incelemelerde inceleme sistemi nasıl devam ediyor? Ona bakın.

Şimdi disiplin işlemleriyle ilgili işlere bakan…

MUHARREM İNCE (Yalova)Bakan özelliği böyle değil. Bakan olmanın yolu buradan geçmez. O kadar savunma.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Öyle bakıp okumanız lazım, okumadan anlamadan konuşarak olmaz bu işler. Ben kitabın ortasından konuşuyorum, kenarından kıyısından değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova)Ömür boyu grup başkan vekili kalırsın.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi bakın, ilgili disiplin dairesi herhangi bir hâkim ve savcıyla ilişkin inceleme ve soruşturma başlatılmasını Kurul Başkanının onayına, iznine sunmadığı zaman Kurul Başkanının falan hakkında, filan hakkında soruşturma, inceleme başlatın deme talimatını verme hakkı artık yok. Nerede? Eskiden dilediğine başlatıyor, şimdi ilgili daireye veriyor. Daire getirmediği zaman başkanın yapabileceği bir iş yok. Ha, getirdiği zaman, o zaman Kurul Başkanının izin verip vermeme noktasında bir takdir hakkı var ama başkana sunma noktasında başkanın hiç ama hiç etkisi yok. Şimdi ayrı bütçesi geliyor, genel sekreteryası oluyor ve orada genel sekreter atamaları yapılıyor. Bütün taslakları, her şeyi de kim hazırlıyor? Bu Genel Sekreterlik hazırlıyor. Kendi özel birimleri oluyor ve bu özel birimlerinin özel elemanları oluyor, kendi bütçesi oluyor. Baktığınız zaman kurulun üzerinde hâlihazır 82 Anayasası’nın getirdiği idari vesayeti ortadan kaldıran, sadece oluşum ve yetki itibarıyla önemli bir adım atıldı.

MUHARREM İNCE (Yalova)Yargıç devletine son mu verdiniz?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, bir başka şey…

MUHARREM İNCE (Yalova)Kadı devleti değil mi bu, kadı devleti?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, burada konuşuldu, Müsteşarla ilgili vekâlet meselesi. Doğru, Müsteşar olmadığı zaman yerine vekili atanıyor ama bu yeni değil. Sanki yokmuş da yeni gelmiş gibi bir şey söyleniyor. Eski yasanın 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasına bakarsanız, aynı hüküm de orada var. Ama burada, bakın, ileri ve önemli bir adım atıldı hukuk devleti adına çünkü eskiden Müsteşar yoksa vekili katılıyordu ama Müsteşar var da Ankara’da toplantıya katılmazsa Kurul toplanamıyordu.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Katılmıyor, katılmıyor.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Yani, iktidar isterse Kurulu kilitleyebiliyordu.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)O yok, o yok, yalan bilgi veriyorsunuz, yalan söylüyorsunuz!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Yalan söylemiyorum, buyurun gelin buraya…

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Yalan söylüyorsunuz, 12 Eylül Anayasası onu kaldırdı, yalan söylüyorsunuz!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu kanun burada. Ben doğruları söylüyorum, çarpıtmayın.

Şimdi bakın, ne getirdik biz? Toplantı nisabı getirdik. Ne getirdik? Karar nisabı getirdik.

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Yalan söylüyorsunuz!

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Kurulu kilitleme imkânı yok yani toplantı nisabına ulaştığı zaman Kurul toplanacak, karar nisabına ulaştığı zaman da Kurul karar alacaktır.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)Sayın Bakan üç ay boyunca Kurulu kilitledi.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi, yargıyı elinde tutmak isteyen bir iktidar böyle bir yetkiyi elinden verir mi? Baktığınız zaman, hem demokratik meşruiyet açısından hem temsil açısından hem oluşum açısından hem de yetki ve görevler açısından baktığınızda oldukça önemli değişimleri beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu, hukuk devleti adına 12 Eylül Anayasası’ndan oldukça ileri adımlar atan düzenlemeler içeriyor.

Biz burada şunu eleştirsek hak verirdim, o da nedir…

MUHARREM İNCE (Yalova)12 Eylülcüleri ne zaman yargılayacaksınız?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu Kurula Türkiye Büyük Millet Meclisi neden üye seçmedi, Meclisin seçmesi lazımdı, demokratik meşruiyetin tam olması için diye eleştiri yapsaydık, o zaman ben bu eleştirilere hak verirdim ama şu ilerlemeleri bile görmezsek o zaman yanlış yaparız.

MUHARREM İNCE (Yalova)12 Eylülcüleri ne zaman yargılayacaksınız?

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, geçenlerde Avrupa Konseyi Venedik Komisyonundan bir heyet siyasi parti gruplarını ziyaret ettiler, bu arada AK PARTİ Grubunu da ziyaret ettiler. Heyetin Başkanı Venedik Komisyonu Genel Sekreteri Sayın Thomas Markert’ın “Anayasa değişikliklerini biz demokrasi ve hukuk devleti açısından önemli görüyoruz. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısındaki değişiklikleri önemsiyoruz ancak Meclisin buraya üye seçmemiş olmasını eleştiriyoruz. Kurulda Bakanın olması veya Cumhurbaşkanının seçtiklerinin olması veyahut da Meclisin seçtiklerinin olması bunların toptan veya birinin olmasını da biz demokratik meşruiyetin somut bir göstergesi olarak görüyoruz.” diye değerlendirmesi vardır, onlar da bu yönde değerlendirme yapmışlardır.

AKİF AKKUŞ (Mersin)Siz önce işsizliği ortadan kaldırın, işsizliği.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, bir başka şey, burada konuşulurken dendi ki: Özlük haklarıyla ilgili siz Kurula yetki veriyorsunuz.

TURGUT DİBEK (Kırklareli)Bu tarafa bak, bu tarafa!

MUHARREM İNCE (Yalova)Ya, sizin grup ikna oluyor zaten, buraya bak, buraya.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, özlük haklarıyla ilgili Kurula yetki verilirse orada yargı bağımsızlığından şundan olur mu dendi.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

80 konuşma daha · 8 Aralık 2010

80 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook