Tutuklu bulunan öğrencilerin durumlarına ve adil yargılanma yapılabilmesi için alınması gereken tedbirlere ilişkin
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 19. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Kasım 2011 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 16 Kasım 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TUTUKLU BULUNAN ÖĞRENCİLERİN DURUMLARINA VE ADİL YARGILANMA YAPILABİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN TEDBİRLERE İLİŞKİN); konuşma 1.016 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Tutuklu bulunan öğrencilerin durumlarına ve adil yargılanma yapılabilmesi için alınması gereken tedbirlere ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 16 Kasım 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-24-2011-11-16-tutuklu-bulunan-ogrencilerin-durumlarina-ve-adil-yargilanma-yapilabilm (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=18959
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Milletvekilinin dile getirdiği hususlar üzerinde görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye bir hukuk devleti. Hukuk devletinin gerekleri neyse bunun yapılması, hepimizin üzerinde hassasiyetle durması gereken bir konu. Anayasa’mızın 2’nci maddesi ve ilgili başkaca maddeleri ve bu konuya ilişkin yasal düzenlemelerin hepsi, hukuk devletinin ayakta durması için birtakım kuralları barındırıyor kendisinde. Bir defa, siyasetçilere birtakım görevler yüklüyor. Nedir? Yargıyla ilgili konularda daha hassas davranılması ve yargının artık tekelinde olan soruşturmasında veya kovuşturma aşamasında olan konularla ilgili konuşurken, değerlendirme yaparken, yargı süreçlerine ilişkin değerlendirme yaparken burada büyük bir hassasiyete ihtiyaç var ki süreçler sağlıklı işlesin.
Yargıya birtakım görevler düşüyor. Yargı görevini yapan ister avukat olsun ister hâkim olsun ister savcı olsun, kim görev yapıyorsa, bu görevi yapanlar dosyaya karşı bir defa bağımsız olmalılar, tarafsız olmalılar, ön yargısız olmalılar, dosyanın taraflarına karşı da aynı şeyi gerçekleştirmeliler, taraflara karşı da aynı şeyde olmalılar, öte yandan kendilerine karşı da tarafsız ve bağımsız davranabilmeliler. Her hâkimin her savcının her avukatın elbette bir siyasi düşüncesi olabilir, elbette bir ideolojisi olabilir, elbette bir görüşe yakın, diğer görüşe uzak olabilir ama yargılama yaparken, soruşturma yaparken bir savcı veya hâkim kendi ideolojisine göre, kendi siyasi eğilimine göre değerlendirme yaptığı zaman işte orada hukuk devleti çok büyük yara alıyor demektir, yara almış demektir. O nedenle, yargıçların ve savcıların ve yargı görevi yapan avukatlar dâhil herkesin dosyalara bakarken, olaylara bakarken objektif bakabilmesi için taraflara karşı, kendi düşüncesine, ideolojisine karşı, dosyaya karşı tarafsız ve bağımsız olma zorunluluğu var. Medyaya karşı da tarafsız ve bağımsız olma zorunluluğu var. Bakıyorsunuz medyada özellikle devam eden kimi soruşturmalarla ilgili ikiye ayrılmış kampları görüyoruz. Bazı soruşturmalarda bazı medya veya bazı siyasiler “Bunlar kesin suçludur, bunlar cezasını almalıdır, şöyledir, böyledir.” büyük bir kabul içerisinde. Hâlbuki hukuk ön kabulleri kabul etmez, reddeder. Bu, yargılamanın sonucunda ortaya çıkacak bir husustur. Diğer kesime bakıyorsunuz, onlar da bu dosyalarda yargılananların suçsuz ama başka dosyalarda yargılananların suçlu olduğu yönünde bir kabule sahiptir. Bu da çok tehlikeli bir durum. Bir ülkede siyasiler, medya mensupları, insanlar davalar konusunda ikiye, üçe ayrılıyorsa, bir davadakiler suçlu, öbür davadakiler suçsuz yaklaşımını benimsiyor, ona göre kendi söylemlerini, eylemlerini tanzim ediyorsa, hukuk devletinin orada işlemesi fevkalade zordur. Bugün Türkiye’de maalesef bunu yaşıyoruz. Zaman zaman bakıyoruz, siyasi partilerin grup toplantıları âdeta mahkeme salonuna dönüyor, hâkimler, savcılar, yargıçlar, nelerle nelerle itham ediliyor ve suçlanıyor, yargılananlar aklanıyor. Hangisi doğru? İkisi de yanlış hem suçlamak yanlış hem aklamak yanlış. Suçlamak da bizim işimiz değil aklamak da bizim işimiz değil. Bu, yargı süreçleri sonucunda ortaya çıkacak bir husustur ama maalesef Türkiye’de biz bunu aşamadık.
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin)Bunu öz eleştiri sayabilir miyiz?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ben bir hukukçu ve siyasetçi olarak bütün siyasi partilerden ve herkesten, her kesimden özellikle istirham ediyorum. Devam eden soruşturmalar konusunda herkesin kendisine de bir ölçü, mesafe koyması lazım. Bir iddia varsa, bir soruşturma varsa, bir karar varsa, bir tutuklama veya başka bir husus varsa bununla ilgili gazetelerin yazdıklarıyla konuşmak veya birilerinin ortaya koyduklarıyla konuşmak bizi doğru sonuçlara götürmez.
Geçmişte çok tartışıldı. İşte, imza ıslak mıydı, kuru muydu, kâğıt parçası mıydı, değil miydi ve daha işin başında tartışıldı ama daha sonra ne oldu? Bütün bilirkişi raporlarıyla ve kamuoyunun da kabul edeceği şekilde kâğıt parçası olmadığı, imzanın da ıslak olduğu ve kimlere ait olduğu tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıktı.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Mahkeme sonuçlanmadı, bak sen de konuşuyorsun öyle Sayın Bakan.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi, “İnternet andıcı” konuşuldu, tartışıldı, dendi ki şöyledir, böyledir, başka şeyler çıktı.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Bu mahkeme de sonuçlanmadı, konuştuğun mahkeme.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ben onun için diyorum ki bunlarla ilgili konuşmanın yeri ne buradır, ne de gruplardır ne de siyasilerin ağzıdır veya yaptığı toplantılardır.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Şu anda ne yapıyorsunuz siz?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Biz bunları konuştuğumuzda iki gün sonra ortaya çıkacak bir mahkeme kararı, bir bilirkişi raporu veya ortaya çıkacak yeni bir delil bizi fevkalade zor durumda bırakabilir ve bırakıyor da.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Devam eden mahkemeyle ilgili konuşuyorsun Sayın Bakan. Kendi yanlışını kendin yapıyorsun ya.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bir başka konu, o da şu: Bakın, Türkiye’de yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını etkileyen, ortadan kaldıran bana göre en önemli şey, Yargıtaya itaat etmek zorunda olan bir yargı sisteminin olmasıdır. Bugün Türkiye’de adli yargının Yargıtaya, idari yargının Danıştaya itaat etmeden yani onun kararlarına uymadan karar verdiği zaman terfi sistemi, fevkalade onun önünü kapayacak bir şekilde. Hâkimler kararlarında direnemiyorlar. Neden? Çok yanlış bir not sistemi var, çok yanlış bir terfi sistemi var, herkes bakıyor. Acaba Yargıtay daha önce bu konuda ne demiş, Yargıtay nasıl karar vermiş, ben karar verirken Yargıtayın kararına uyarsam ne olur, uymazsam ne olur, herkes onun derdine düşmüş. Hâlbuki Yargıtayın ne dediği elbette önemli yol göstericilik açısından, ama mahkemelerin tamamen Yargıtayın kararlarına itaat ederek, Yargıtay ne diyorsa o yolda adım atarak mesafe alması da fevkalade yanlıştır ve yargı bağımsızlığı açısından da çok büyük bir tehlikedir, maalesef, bu tehlikeyi Türkiye bugün yaşıyor.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Bütün bunları biz düzeltiriz, merak etme! Siz on yıldır düzeltemediniz!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ben avukatlığım döneminde de, siyaset yaptığım dönemde de bu konuyu hep eleştirdim, yine de eleştirmeye devam edeceğim, çünkü bunun düzelmesi lazım, yargıçların Yargıtaya karşı bağımsız hâle gelmesi lazım, idari yargıda görev yapanların Danıştaya karşı tam bağımsız hâle gelmesi lazım. Onun için şu kadar iş yükü çıkacak, şu kadar, efendim, şu notla geçecek, geçmezse senin akıbetin şöyle olacak şeklindeki ilkel sistemin kaldırılması lazım…
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Ama Hükûmete karşı bağımlı olması lazım!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)…bununla ilgili de Adalet Bakanlığının bir çalışması olduğunun müjdesini, ben, buradan yüce heyetle paylaşmak istiyorum.
Bir başka konu, Türkiye'nin hukuk devleti olması yolunda hepimizin kararlı çalışması lazım. Siyasetçilerin, medyanın, bilim dünyasının, ama en önemli çalışmayı da yargının yapması lazım.
Bugün devam eden ve eleştirilen konulara baktığınızda, Türk Ceza Kanunu ve ceza mevzuatımıza baktığınızda ve bunun içerisindeki düzenlemelere baktığınızda, hâkimlerin, savcıların, yargı görevi yapanların temel hak ve hürriyetlerden yana, özgürlüklerden yana, insandan yana, hukuktan yana yorum yapmasına engel olan bir düzenleme yok, esasında teşvik eden düzenlemeler var.
Örneğin bu ülkede yıllar yılı baş örtüsü zulmü yaşandı.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
68 konuşma daha · 16 Kasım 2011