2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Aralık 2011 · 2.089 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 9 Aralık 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 2.089 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-24-2011-12-09-2012-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2010-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=13478
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 bütçesinin birinci turunda yer alan Cumhurbaşkanlığı, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Başbakanlık, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Millî İstihbarat Teşkilatı ve Millî Güvenlik Kurulu bütçeleri üzerinde gruplar ve milletvekilleri tarafından yapılan eleştirileri cevaplandırmak ve Hükûmetimizin görüşlerini yüce Parlamentoyla paylaşmak üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle, saygıdeğer Genel Kurulun değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, görüşmelerin başlamasından bu vakte kadar geçen süre içerisinde eleştirerek, öneriler sunarak bütçe hakkında görüşlerini dile getiren ve katkı sunan bütün iktidar, muhalefet milletvekillerine huzurlarınızda ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakanlık olarak güçlü bir ülke olma yolunda değişime ve dönüşüme öncülük eden bir kurum olma vizyonu ile hareket ediyoruz. Başbakanlığın görevi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde Başbakan ve Bakanlar Kuruluna hükûmetin genel siyasetinin yürütülmesinde her türlü desteği sunmak, bakanlıklar arasında etkili bir iş birliği ve koordinasyon sağlamak ve devlet teşkilatının düzenli ve uyumlu bir şekilde işlemesine önderlik etmektir.
Ekonomi başta olmak üzere bütün alanlarda reform süreci devam etmektedir. Bu kapsamda yapısal reformları mali disiplini destekleyici bir araç olarak da kullanıyor, Türkiye ekonomisini dirençli ve şoklara karşı dayanıklı ekonomilerden biri hâline getirmenin vermiş olduğu öz güven sayesinde uzun vadeli planlar yapabiliyor, geleceğe daha güvenle bakabiliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin rekabet gücünü artırmak suretiyle ekonomimizi güçlendirmeyi, istikrarlı büyümeyi sürdürmeyi, “2023 Stratejik Vizyonu” olarak belirlediğimiz dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmeyi ve burada kalıcı olmayı hedefliyoruz. Hâlen devam etmekte olan küresel krizde Türkiye ekonomisi istihdam yaratan güçlü büyümesi, sürekli bir şekilde iyileşen kamu finansman dengeleri, sağlam bankacılık sektörü ve kredibilitesi yüksek Orta Vadeli Programı’yla birçok ülkeden pozitif yönde ayrışmıştır. Türkiye global büyüme liginde en üst sıralarda yerini almıştır. Birçok gelişmiş ülkenin kamu borçları sürdürülemez bir noktaya ulaşmışken Türkiye'nin kamu borçları millî gelire oran olarak hızla düşmeye devam etmektedir. Küresel kriz yılı olan 2009’u hariç tutarsak hem bütçe açığını hem de borç stokunu sürekli azalış trendinde tutmayı başaran ender ülkelerden birisiyiz. Avro bölgesini oluşturan on yedi ülkede kamu borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ortalama yüzde 90’a dayanmışken, Türkiye'nin AB tanımlı genel devlet borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 39,8 civarına ineceğini tahmin ediyoruz. 2014 yılı sonunda borç stokumuzu daha da azaltarak yüzde 32 seviyelerine indirmeyi hedefliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugünün dünyasında, her ülkenin çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politikasının olması artık kaçınılmaz hâle gelmiştir. Türkiye’nin hedefi, aktif ve gerçekçi bir dış politika çizgisini yakalamak ve sürdürmektir. Türkiye, hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir, olması da düşünülemez. Bugün izlenen dış politikanın istikameti de budur. Türkiye’nin, belli bir bölgeye, belli bir meseleye saplanıp kalmış bir dış politika anlayışı yoktur. Türkiye olarak, her bölgeye, her ülkeye, her soruna barış ve dostluk zemininde aynı sıcak ve akılcı yaklaşım içindeyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vatandaş ve sonuç odaklı yönetim anlayışımız önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edecektir. Merkezî idarenin strateji geliştirme, standart koyma, izleme ve denetleme fonksiyonlarını da geliştireceğiz. Bu çerçevede, Başbakanlığa bağlı kuruluşların sayısını azalttık ve Başbakanlığın asli görevi olan koordinasyon işlevini güçlendirdik, devlet bakanlıklarını kaldırarak bazı bakanlıkları yeniden yapılandırdık. Oluşturduğumuz bu yeni yapıyla, devlet, vatandaşa daha iyi hizmet sunacak kurumlara kavuştu. İktidarlarımız döneminde, Türkiye’nin pek çok alanında önemli reformları birlikte hayata geçirdik. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, adalette, her alanda Türkiye, 2002’nin öncesine göre mukayese edilemeyecek derecede değişti, gelişti, farklılaştı.
Bugün, herkes, farklı bir Türkiye’de olduğunun, düne göre daha iyi şartları olan, daha iyi bir noktada bulunan bir Türkiye’de yaşadığının farkında ve bunu kabul ediyor. Bugün dünyanın pek çok ülkesi krizlerle boğuşurken, kendi içerisinde sıkıntıları varken Türkiye'nin bu noktada imrenilen, gıpta edilen bir ülke olması da yapılan bu çalışmaların doğal sonucudur.
Yapılan seçimlerde, bu dönem içerisinde yaptığımız hizmetlerin hesabını her defasında milletimize verdik. 3 Kasım 2002’de milletimizin bize verdiği yetkiyle iktidar olduk ve iktidar dönemimizde hem 2004’te gerçekleştirilen mahallî seçimlerde hesabını verdik hem de 2007’de gerçekleştirilen milletvekili seçimlerinde milletimize hesabımızı verdik ve milletimiz bizi ibra etti, hem mahallî idarelerde hem de genel seçimde yeniden gücümüzü de artırarak iktidar olmanın yolunu açtı.
Biz, milletimizden aldığımız dua ve destekle yolumuza ve hizmetlerimize devam ettik. Bu çerçevede 2009’da gerçekleştirilen mahallî seçimler, 2011’de gerçekleştirilen milletvekilliği seçimleriyle yine yaptıklarımızla, hem mahallî idarelerde hem de merkezî hükûmette yaptıklarımızla milletimizin huzuruna çıktık. Milletimiz bu noktada da değerlendirmelerini yaptı, mahallî idarelerde de merkezî yönetimde de partimize olan güvenini, dua ve desteğini sürdürdüğünü ortaya koydu, desteğini genel seçimde artırmak suretiyle bunu göstermiş oldu.
Ayrıca, bu dönem içerisinde iki tane de halk oylaması oldu. 21 Ekim 2007’de gerçekleştirilen halk oylaması ve 12 Eylül 2010’da gerçekleştirilen halk oylamasında da milletimiz bir değerlendirme yaptı ve bu değerlendirmede de bizim görüşlerimiz doğrultusunda bir “Kabul” oyuyla, yapılan Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesinin yolunu açtı.
Bütün bunların hepsi, bizim demokrasiye olan inancımızın, millet iradesine verdiğimiz değerin, milletimizin görüşlerine verdiğimiz kıymetin ve onlarla aynı istikamette yürüdüğümüzün bizzat milletimiz tarafından tescilidir, bizzat milletimiz tarafından onaylanmasıdır. Her icraatında milletin gözüne bakan, milletin kendine tevdi ettiği emanetlere sahip çıkma gayretiyle gece gündüz demeden çalışan Hükûmetimizi veya Hükûmetimizin içinden çıktığı grubu faşizanlıkla suçlamak en hafif ifadesiyle büyük bir insafsızlıktır, büyük bir haksızlıktır. Zira milletimiz bütün bunların değerlendirmesini yaptı. Biz bu süreç içerisinde, Türkiye’de sıkıntı olan bütün alanlarda sıkıntıları ortadan kaldırmak, demokrasimizi güçlendirmek, milletin sözünün daha kıymetli olduğunu ortaya koymak, hukukun üstünlüğünü temin etmek için önemli adımlar attık. Bu adımları atan bir iktidarı, bu adımları atan iktidarın çıktığı grubu bu şekilde itham etmeyi ben doğrusu büyük bir insafsızlık olarak değerlendiriyorum ve takdiri milletimize bırakıyorum. Milletimiz bunun takdirini elbette ki layığıyla yapacaktır.
Bakın, neler değişti: Şimdi, bu süreç içerisinde en önemli sorunlarımızdan bir tanesi Cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Türkiye, ne zaman ki Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak, Parlamentosuyla, medyasıyla, siyaset kurumuyla, sokaktaki insanıyla, kahvedeki insanıyla herkesin büyük bir sıkıntı içine düştüğünü hep beraber müşahede ettik. Zaman zaman arzu etmediğimiz olaylar gerçekleşti. Maalesef her seçim bir kördüğüme, o düğüm başka bir düğüme dönüştü ama seçimlerin çoğunda milletin dediği değil, “millete rağmen” diyenlerin dediği oldu, hem de Parlamentoda milletvekillerinin oyuyla oldu. Ama biz milletimizden 2003’te aldığımız yetkinin içerisinde 2007’de Cumhurbaşkanı seçimi yetkisini de aldığımızı kabul ettik ve Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde yapılan hiçbir dayatmaya boyun eğmedik. Milletimiz bu yetkiyi bize verdi, bu emaneti bize verdi. Biz, bu yetkiyi ve emaneti milletimizin dediği istikamette kullanacağız dedik.
Yaşananları hatırlıyorsunuz. İşte, 27 Nisan e-muhtırası oldu, arkasından Anayasa Mahkemesi 367 kararı verdi ama bizim tutumumuz, bizim tavrımız değişmedi. Herkes şunu beklemiş olabilir: Geçmişte siyasilere birileri birtakım hukuk dışı müdahaleler yaptığında siyasiler “Emredersiniz.” diyebilir veya “Şapkası olan şapkasını alıp gidebilir.” diye düşünmüş olabilirler. Ama bir şeyi unutuyorlar: O da, bizim şapkamız da yok, fötrümüz de yok, alıp gidecek hâlimiz de yok. Biz buradayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Ayıp yahu, ayıp!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Biz buradayız ve milletimizin emanetine sahip çıktık. Parlamento kilitlendi.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)O adam daha sonra Cumhurbaşkanı oldu.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Anayasa Mahkemesinin kararından sonra Cumhurbaşkanını seçemez hâle geldi Parlamento. O zaman seçim kararı aldık yüce heyetinizin oylarıyla. Milletimize gittik. Demokrasinin yolu kapandı, hukukun yolu kapandı. “Bu yolu açacak güç bizde yok.” dedik, milletten yetki istedik.
OKTAY VURAL (İzmir)Ayağını kaldırmadan konuş.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Milletimizin verdiği yetkiyle ve Milliyetçi Hareket Partisinin de -ben burada bir kez daha sayın grup başkan vekiline ve gruba teşekkür ediyorum huzurlarınızda- milletimiz adına onların da desteğiyle milletin istediği bir cumhurbaşkanını bu Parlamentoyla beraber Çankaya’ya seçmiş olduk. Bu, önemli bir adımdır. Bu, Türkiye’nin…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Yok, biz desteklemedik. Yalan söyleme, desteklemedik biz.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Efendim, düzeltiyorum, düzeltiyorum…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Parlamentoya girdik, görevimizi yerine getirdik.
OKTAY VURAL (İzmir)“Ayağını kaldırıyorsun.” dedim Sayın Bekir Bozdağ. İki ayağın yere değsin.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Düzeltiyorum, bakın…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Sayın Başkan, böyle bir yanlış beyan olmaz.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi, burada Milliyetçi Hareket Partisi Parlamentoya girerek bu sürecin işlemesine imkân vermiştir. O açıdan, ben desteğini ifade ediyorum. Tamam mı?
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Aferin…
OKTAY VURAL (İzmir)Bizim kendi adayımız vardı.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)O yüzden… Ama teşekkürü kabul etmiyorsanız o sizin bileceğiniz iş.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Yahu, senden bunun iznini almayacağız Sayın Bakan.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ama takdir edilecek her davranışı takdir etmek bizim vazifemizdir. Biz o davranışı demokrasiye ve millî iradeye saygı anlamında önemli bir davranış olarak gördüğümüz için takdir ediyoruz. Ben takdirlerimi iletiyorum Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna ve onlara oy verenlere. Burada yanlış bir şey yok, eksik bir şey de yok. Ama bu arada önemli bir şey daha yaptık. O da nedir? O da, bundan sonra Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimini tartışma konusu olmaktan çıkaran adımı önce Parlamentoda sağlanan uzlaşmayla, daha sonra da milletimizin kabulüyle atmış olduk. Nedir o? Artık Cumhurbaşkanını Türkiye’de Parlamentoda olan vekiller değil, Parlamentoya vekilleri gönderen, asıl olan milletin doğrudan kendisi seçecek. Bundan sonra hiç kimse Parlamentonun üzerinde birtakım baskılar oluşturmak veya başka tür hesaplarla şunu Cumhurbaşkanı, bunu Cumhurbaşkanı yapın demeyecek; Türkiye’de demokrasi de millî irade de sıkıntıya girmeyecek. Herkes, niyeti olan, gönlünde olan veya partiler istediklerini aday gösterecekler, milletin huzuruna çıkacaklar ve milletimiz buna destek verecek, milletimizin iradesiyle Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.
OKTAY VURAL (İzmir)Ne zaman?
UMUT ORAN (İstanbul)Sayın Bozdağ, ne zaman oluyor? Tarihi belli mi?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Önemli bir adımı böylelikle atmış olduk, demokrasiyi güçlendirdik.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Ne zaman?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Hani faşizan diye itham ediliyor ya, bizim yaptığımız bu. Millete Cumhurbaşkanını seçtirmek faşizanlık mıdır, yoksa demokrasiye ve milletin iradesine sahip çıkmak mıdır? Bunu, ben yüce heyetinizin takdirlerine bırakıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
UMUT ORAN (İstanbul)Tarihini kim belirliyor? Tarihini kim belirleyecek?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Sayın Cumhurbaşkanı, göreve geldiği günden bugüne kadar ülkemize ve milletimize hizmetine devam ediyor. Eleştirenleri olabilir, takdir edenleri olabilir. Elbette olacaktır. Burası demokratik bir ülke. Bir kişinin yaptığı her şeyi eğer herkes onaylarsa, herkes takdir ederse o zaman başka şeyler var demektir ama eleştiri de varsa orada demokrasi var demektir. Ben, bunu, eleştirileri Türkiye’deki demokrasinin sağlıklı yürüyüşü açısından önemli bir gösterge olarak görüyorum. Eleştiren arkadaşlarıma da huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Darbe yapana araba alarak teşekkür ettiğiniz gibi. Darbe yapana madalya vererek, değil mi?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Şimdi, Sayın Özçelik ifade etti. Burdur’a otuz dokuz senedir ilk defa bir cumhurbaşkanı geldi. Cumhurbaşkanı, Çankaya’da sadece oturacak, gelen kanunları veya kararnameleri imzalayacak gibi bakarsanız o zaman Cumhurbaşkanının Çankaya’nın dışına çıkmasını eleştiri konusu yapabilirsiniz. Burdur’a gitmesini eleştirebilirsiniz, Yozgat’a gitmesini eleştirebilirsiniz…
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Hayır mı diyeceksin oylamaya?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Kayseri’ye, Bayburt’a gitmesini eleştirebilirsiniz…
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Hayır, hayır, biz darbe yapana madalya vermeyi eleştiriyoruz.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ama bu Cumhurbaşkanı, milletin Cumhurbaşkanı; milletin içinde olacak, milletin derdiyle dertlenecek, onlarla konuşacak, hâlleşecek. Bunda eleştirilecek bir şey yok.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Nerede 28 Şubatı yapan?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Kaldı ki sadece Türkiye’nin içinde değil, yurt dışına da Sayın Cumhurbaşkanı seyahatlerde bulunabilir. Yurt dışına gittiği zaman, bugün, dünyanın 155 ülkesinde 6,5 milyon vatandaşımız var, yüzlerce milyon soydaşımız var, akrabamız var. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı geldiği zaman Almanya’daki vatandaşlarımızın, Avusturya’daki vatandaşlarımızın, Hollanda’daki vatandaşlarımızın, Makedonya’daki soydaş ve akrabalarımızın, vatandaşlarımızın gözlerindeki sevincin nasıl olduğunu o gezilere katılanlar, bu gezilerin oradaki sağladığı havayı görenler bilir ama katılmaz, görmezsek o zaman farklı şey olur.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın)Tarihte ilk defa olmuyor bu, tarihte.
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Onun için, Türkiye'nin bugün içeride ve dışarıda artan nüfuzu elbette ki bu ziyaretlerle önemli anlam kazanmakta, Türkiye'nin gücü her tarafta farklı bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Bugün Türkiye'nin ihracatı -daha 2011 rakamları netleşmedi ama bir rekora gideceği gözüküyor- bu noktaya geliyorsa Başbakanımız veya Cumhurbaşkanımız Ankara’nın sınırları içerisine kendisini hapsettiği için değil, hem Türkiye'yi fellik fellik hem de dünyayı iş adamlarıyla, akademisyenlerle, her tür yetkili insanlarla birlikte koştuğu, onların derdini kendi derdi olarak gördüğü içindir. Bu, övünülecek bir şey, eleştirilecek bir şey değil.
Cumhurbaşkanımız gitsin, gittiği yerde ay yıldızlı al bayrağımız dalgalanıyor. Başbakanımız gitsin, gittiği yerde ay yıldızlı al bayrağımız dalgalanıyor. Ben bundan gurur duyarım. Hatırlar mısınız, geçmişte “Türkiye” dendiği zaman Galatasarayın ismi, bizim şimdi Değerli Vekilimiz Hakan Şükür’ün ismi çıkıyordu; başka, Türkiye'nin yerinden, Başbakanından kimsenin haberi yoktu ama bugün Türkiye'nin bayrağını görünce, Türkiye'nin Başbakanını, Cumhurbaşkanını dünya biliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Nasıl öğrettik bunu; yatarak mı, çalışarak mı? Biz çalışarak bunu gerçekleştirdik.
Tabii, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Kralı ziyareti eleştiri konusu yapıldı. İşin doğrusu üzüldüm. Neden? Kralın uzun zamandır, sadece bir iki aydır değil, uzun yıllardır hasta olduğu ve çok ağır bir tedavi geçirdiği herkesin malumu. Resmî ziyaretlerde bile hekim kontrolünde ve o şeyle gittiği zorunlu ziyaretlerde bile aynı durumda olduğu herkesin malumu. Böylesi bir durumda bir başbakanın veya cumhurbaşkanının nezaketen gitmesi, böyle bir görüşme yapması insani olarak da eleştirilmez, törelerimiz açısından da eleştirilmez.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
138 konuşma daha · 9 Aralık 2011