2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı ilk görüşmesi münasebetiyle
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Aralık 2016 · 2.720 kelime · yaklaşık 14 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 5 Aralık 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı ilk görüşmesi münasebetiyle); konuşma 2.720 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı ilk görüşmesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 5 Aralık 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-26-2016-12-05-2017-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2015-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=54488
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 bütçesi kesin hesabı ve 2017 bütçe görüşmeleri vesilesiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün 65’inci Türkiye Hükûmetinin ilk bütçesini, AK PARTİ hükûmetlerinin hazırladığı 15’inci bütçeyi müzakere ediyoruz. AK PARTİ hükûmetlerinin hazırladığı bütün bütçeler olduğu gibi 2017 bütçesi de insanımızın ve ülkemizin refahını ve daha ileri gitmesini esas alan, samimi, güvenilir, tutarlı, açık, net, gerçekçi ve gerçekleştirilebilir hedefleri içeren bir bütçedir. Bütçemizin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; iktidarda olduğumuz on beş yıllık sürede, aziz milletimizin refahını artırmak, ülkemizi bölgesinde ve dünyada güçlü bir aktör yapmak için gece gündüz demeden çalıştık. Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırdık, demokrasimizi güçlendirdik. İnsan hak ve hürriyetlerini daha güçlü teminatlara kavuşturduk. Ekonomimizi yaklaşık 3 kat büyüttük, insanımızın ve ülkemizin refahını da 3 kat artırdık. Millî iradeye, demokrasiye, istikrarımıza, huzurumuza ve güvenliğimize yönelik bütün saldırılar karşısında dik durduk, eğilmedik ve bütün saldırıları bertaraf ede ede bugünlere geldik. Geleceğe de aynı inanç ve kararlılıkla yürüyoruz, yürümeye de devam edeceğiz.
Millî iradeyi, milletimizin sandıkta verdiği emaneti hep namusumuz ve canımız gibi aziz bildik. Çiğnemedik, çiğnetmedik, ölümüne muhafaza ve müdafaa ettik. Halkımızın sandıkta verdiği oya Ankara’da başkalarının ortak olmasına asla izin vermedik. Vesayetin her türüne karşı çıktık. Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi ve icracısı olduk.
3 Kasımda milletimiz bize sadece iktidar olma yetkisini vermedi, aynı zamanda, Türkiye'nin 11’inci Cumhurbaşkanını seçme yetkisini de vermişti. Türkiye’de her Cumhurbaşkanlığı seçimi kriz, kaos ve istikrarsızlığa neden olmuş; nitekim, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de aynı bildik hastalık tekrar etmiş, Ankara’daki vesayet odakları ayağa kalkmış, “Size Cumhurbaşkanı seçtirmeyiz…” Biz de “Seçeriz.” dedik ve bir sürü hadise yaşandı. 27 Nisan e-bildirisi, yırtıp çöpe attık; 367, Anayasa Mahkemesinin verdiği utanç kararı. Demokrasinin, millî iradenin ve hukuk devletinin yolu maalesef Anayasa Mahkemesinin verdiği Anayasa’ya aykırı bu kararla kesildi, yolu açmaya gücümüz yetmedi. Bunun üzerine, seçim kararı aldık, milletimizin huzuruna gittik, milletimizin desteğini talep ettik ve milletimizin verdiği güçle demokrasi, millî irade ve hukuk devletinin önüne Anayasa Mahkemesi tarafından konulmuş taşı kaldırdık, kapanan yolu açtık ve milletimizin istediği Cumhurbaşkanı seçildi Türkiye’de. İlk defa, vesayet odaklarına rağmen ve milletin emanetine sahip çıkarak milletin iradesi doğrultusunda bir seçimi gerçekleştirdik. Esasında, bu, millî iradenin vesayet odaklarına attığı bir Osmanlı tokadıdır, bir millî irade zaferidir. Ayrıca, halkın doğrudan Cumhurbaşkanını seçmesinin önünü açtık. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri kriz ve kaos nedeni olmasın diye tarihî bir değişime imza attık çünkü Türk milleti bugüne kadar hiçbir dönemde devlet başkanını doğrudan seçme imkânı bulamamıştı, bu imkânı getirdik ve bu hakkı verdik, 10 Ağustos 2014’te de Türk milleti kendi devlet başkanını doğrudan ilk defa seçme onurunu yaşadı ve AK PARTİ Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Türk milletinin tarihte doğrudan seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olma onuruyla onurlandırdı ve Cumhurbaşkanlığı seçimi kriz olmaktan çıktı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ 2008’de kapatma davasıyla muhatap oldu. Esasında, vesayet odaklarının emriyle hazırlanmış olan kapatma iddianamesi demokrasiye ve millî iradeye vurulmuş en büyük darbelerden bir tanesidir. Düşünebiliyor musunuz, seçim olmuş, seçimden yaklaşık sekiz ay sonra, hem de oyunu yüzde 34’ten yüzde 47’ye çıkarmış, 341 milletvekili kazanmış, tek başına iktidar olmuş bir partiye, onun Genel Başkanına, Başbakana, Cumhurbaşkanına ve 71 kişiye beş yıl siyasi yasak talep eden bir iddianameyle karşı karşıya kaldık. Dünyada iktidar partisini tamamen kapatmaya ve iktidardan düşürmeye, cumhurbaşkanına, başbakanına yasak getirmeye dönük böyle bir iddianame asla yoktur, böyle bir örneği de yoktur. Bir de düşünün, finans krizi var, siz yolda gidiyorsunuz son sürat, sizin iradeniz dışında birisi arabanın frenine basıyor. Bu frene basanlar, Türkiye’nin arabası uçurumdan yuvarlansın ve pert olsun ve Türkiye kaybetsin diye bunu yaptılar. Tayyip Erdoğan ve arkadaşları gitsin ama kıyamet koparsa kopsun diye yaptılar. Ama başardılar mı? Başaramadılar. Neden? Çünkü arabanın şoförü usta bir şofördü, araba kaza yapmadı, yoluna devam etti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, eğer Anayasa Mahkemesi kapatma kararı vermiş olsaydı, Başbakana yasak getirmiş olsaydı -Başbakanın düşmesi Anayasa’mıza göre hükûmetin düşmesi demektir- 50’ye yakın milletvekiline yasak getirmiş olsaydı AK PARTİ yeni hükûmeti kuramayacak demekti. Ne yaptık? Bütün bunların karşısında dik durduk. Bereket ki Anayasa Mahkemesi bu vesayet odaklarının darbe teşebbüsüne geçit vermedi; 367 ayıbını, bu millete yeni bir ayıp daha yaşatarak tekrar ettirmedi; büyük bir darbe teşebbüsünden Türkiye kurtulmuş oldu. Ama bitmedi, pek çok hadise oldu. Gezi hadiseleri, 17-25 Aralık hadisesi, 6-7 Ekim olayları, çukur terörü, bunların tamamı Türkiye’de iktidar değişikliğini neticelendirmek için kurgulanmış kirli tezgâhlardı. Ama bütün bu tezgâhları da aziz milletimizin desteğiyle bozduk ve en nihayetinde 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü bunların en kanlısı ve Türkiye’ye yapılmış en büyük ihanet teşebbüsü olarak tarihe geçti.
15 Temmuz kanlı darbe girişimi, hiç şüphesiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın ölümü göze alan cesur liderliğinde, Meclisimizin, Başbakanımızın ve Hükûmetimizin, siyasi partilerimizin, medyamızın, sivil toplum örgütlerimizin, dahası da görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakan 79 milyon aziz vatandaşımızın demokrasiye, hukuk devletine, iradesine ve seçtiklerine sahip çıkması nedeniyle başarısız kılınmıştır. Ama bu sırada 248 vatandaşımız şehit oldu, 2.194 vatandaşımız yaralandı. Ben bu vesileyle, hem 15 Temmuz şehitlerimizi hem bu vatanı bize emanet eden bütün şehitlerimizi ve rahmete intikal etmiş gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet, şükran ve duayla yâd ediyorum. Rabb’im bir daha Türkiye’ye 15 Temmuzları göstermesin, yaşatmasın diyorum.
Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz, Türkiye’de başarısız olmuş tek darbe teşebbüsüdür. Daha öncekileri de saydım, onları koymuyorum bir kenara ama silahlı, kanlı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisindeki FETÖ’cü hainlerin ve onlara katılanların iş birliğiyle yapılmış ama başarısız olmuş tek darbe teşebbüsüdür. Neden başarısız oldu? İşte bunun ana sırrı bu Parlamentoda yatıyor, bu Hükûmette yatıyor, bu millette yatıyor.
Bakın, geçmişte Türkiye’de darbe teşebbüsleri olmuş ama ne olmuş? 9/4/1963’te bir kanun çıkarılmış, denmiş ki: “Hürriyet ve Anayasa Bayramı; 26 Mayıs öğleden sonra başlar ve 27 Mayıs günü devam eder.” Parlamento, darbenin olduğu günü bayram ilan eden kanun çıkarmış ve 1980 darbesine kadar bu uygulanmış. Yine, 12 Mart 1971 muhtırası hem Millet Meclisinde 12 Mart 1971 Cuma günü okunmuş, arkasından da Cumhuriyet Senatosunda 13 Mart 1971 Cumartesi günü okunmuş; muhtırayı Divan okutmuş ve burada bütün siyaset bu muhtırayı dinlemiş ve tavır koyamamış. Ama bakın, aradan geçen zaman sonra darbeciler bomba yağdırırken Başkanlık Divanı Parlamentoyu açmış, siyasi parti farkı gözetmeksizin milletvekilleri, gruplar ölümü göze alarak Parlamentonun içerisinde durmuş ve millî irade nöbetini halk sokakta tuttuğu gibi onlar da burada tutmuştur ve sonuçta milletimiz kazanmıştır, devletimiz kazanmıştır, demokrasimiz kazanmıştır; hainler ve iş birlikçiler kaybetmiştir. Allah’a hamdediyoruz böylesi bir Parlamentonun üyesi olmaktan, mensubu olmaktan dolayı çünkü bu Parlamento gerçekten, kuruluşun ve kurtuluşun yapıldığı dönemde nasıl büyük bir kahramanlık ve gazilik örneği gösterdiyse 15 Temmuzda da aynı gaziliği göstermiştir. O zaman Türk milleti Kurtuluş Savaşı’nı veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasında istiklal ve istikbali için nasıl bir araya gelmişse bu sefer de Türkiye’nin lideri Sayın Cumhurbaşkanımızın etrafında demokrasiyi, hukuku, millî iradeyi korumak için bir araya gelmiştir; büyük bir demokrasi zaferine, büyük bir başarıya da imza atmıştır. Ben, bu vesileyle tekrar 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünde darbecilere karşı duran sokaktaki vatandaşımızdan Parlamentodaki milletvekilimize kadar herkese gönülden şükranlarımı sunuyorum; sağ olsun, var olsunlar. Eğer bugün Parlamento açıksa bu büyük mücadele sayesindedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüldüğü gibi, AK PARTİ hükûmetleri döneminde, millî irade, demokrasi ve hukuk devletine yapılan her saldırı ve her ihanet girişimi başarısız olmuştur. AK PARTİ hükûmetleri, millî irade, demokrasi ve hukuk devletini daima güçlendirmiş, müdafaa etmiş, kurulan ihanet tuzaklarını boza boza, her tür ihanet saldırısını da bertaraf ede ede bugünlere gelmiştir. AK PARTİ hükûmetleri, millete ve millî iradeye saygısı olmayanlara milletin ve millî iradenin kıymetini, millete ve millî iradeye saygıyı öğrete öğrete bugünlere gelmiştir, bilmeyenlere öğrete öğrete de bundan sonra yoluna devam edecektir. (AK PARTİ ve Bakanlar Kurulu sıralarından alkışlar) Milletin iradesinden geriye dönüş ve milletin iradesine saygısızlık yapanlar karşısında saygıyı öğretmek için en büyük çabayı bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu darbe teşebbüsünden sonra çok ciddi adımlar atıldı. Bir defa yeni darbelerin olmaması için kararlar alındı. Bugüne kadar Türkiye’de darbeler olmuş ama -demin arz ettim- 1980’e kadar da darbenin yapıldığı gün Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak kutlanmış. Yeni darbelerin olmaması için tedbirler alınmamış, adımlar atılmamış. Şimdi biz tedbir alıyoruz, adım atıyoruz, darbelerin tekrar edemeyeceği bir Türkiye ve Türkiye demokrasisi olsun diye uğraşıyoruz; bundan dolayı suçlanıyoruz. Takdir edilmek gerekmez mi? Ne tedbir aldılar bizden öncekiler? Hiçbir tedbir almadılar. Tanklar yürüdü, tedbir yok; darbeler oldu, tedbir yok. Yahu, neden oluyor bu darbeler, hangi güç ve imkânla bunlar yapılıyor? Bizim vazifemiz tedbir almak değil mi? Almaktır. Yapıldı mı? Yapılmadı. İlk defa, “Türkiye’de bundan sonra darbeler olmasın.” diye tedbir alan hükûmet AK PARTİ Hükûmetidir, ilk defa bizim Hükûmetimiz tedbir almıştır ve almaya da devam edeceğiz. Bundan sonra Türkiye’de kimse darbe rüyası göremeyecek, görenlerin rüyası kâbusa dönecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bundan hiç kimsenin endişesi asla olmamalıdır.
Darbeyi yapan Fetullahçı terör örgütü ve bunlarla irtibatlı, iltisaklı olanlarla mücadele de bu Parlamentonun ve Hükûmetimizin asli vazifesidir. Türkiye devletinin içine yuvalanmış bu terör yapısıyla mücadele etmeyecek miyiz? Edeceğiz. İşte OHAL’i biz bir yandan yeni darbe teşebbüsleri olmasın, yeni tekrarlar yapılmasın diye koyarken, öte yandan da Türkiye’de darbelerin olmayacağı bir altyapı oluşturmak için de kullanıyoruz ve devletin içerisinde yuvalanmış bu yapıyı devletten ayıklamak için de kullanıyoruz. Ve şu anda yaptığımız o. Ne yapıyoruz? Bir terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı olanlarla ilgili adım atıyoruz. Her devlet, çalıştırdığı insanlarda devlete sadakati arar. Sadakatinden şüphe ettiği kişilerle çalışmama hakkına sahiptir. Sovyetlerin dağılışı üzerine bunu biz Batı’da gördük; onlar yaptılar, ayıklama kanunları çıkardılar. Onlar yapınca doğru, biz yapınca yanlış mı oluyor?
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Garibanla uğraşıyorsunuz, garibanla.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bizim yaptığımız, devletimizi ve demokrasimizi korumak için doğru adımları atmaktır.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Sayın Bakan, garibanla uğraşıyorsunuz, garibanla uğraşıyorsunuz.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, Fetullahçı terör örgütüyle ilgili burada Sayın Genel Başkan konuştu, âdeta örgütün suç ortağı AK PARTİ yapmak için bir gayret içerisinde konuştu. Çok net söylüyorum, çok net, açık bir şekilde, Fetullahçı terör örgütüyle bugüne kadar AK PARTİ dışında etkin, açık, net bir mücadele vermiş ikinci cumhuriyet hükûmeti var mıdır? Yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Meclis araştırmalarını reddettiniz siz.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Gösterin bana, hangi hükûmet mücadele etmiş?
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Yapma, yapma!
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Hiçbir hükûmetin mücadelesi yok.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Siz büyüttünüz, siz Sayın Bakan.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)İlk defa bu terör örgütüyle mücadeleyi biz yapıyoruz. Mücadele yapan insanları terör örgütüne yardım etmekle suçlama garabetini de siz yapıyorsunuz.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)“Mücadele edin.” dediğimiz zaman etmediniz.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu örgütün gerçek kimliği ortaya çıktıktan sonra örgüte tavır alan biziz, örgütle mücadele eden biziz ama 17 Aralıktan sonra, bütün milletin bu örgütün çirkin yüzünü öğrenmesinden sonra bu örgütün kumpas kasetlerini burada millete kim seyrettirdi? Seçimlerde bu örgütle kim ittifak yaptı?
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Fehmi Koru’yu kim gönderdi?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Hâlâ bu örgütün mağduriyet edebiyatını, hâlâ bu örgütün uluslararası çevrelerde yaymaya çalıştığı fikirlerin müdafiliğini kim yapıyor?
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Fehmi Koru’yu kim gönderdi?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Terör örgütünün kimliği, vasfı ortaya çıktıktan sonra bu örgütün söylemlerinin Türkiye’de takipçisi kim?
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Yeni mi farkına vardınız, yeni mi farkına vardınız Sayın Bakan?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, Adil Öksüz’le ilgili burada konuştu Sayın Genel Başkan.
BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun)Evet.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ben, bu buradan soruyorum…
BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun)Sor.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Adil Öksüz’le ilgili elinizde bir bilgi, belge var mı, yok mu?
BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun)Ben hükûmet miyim?
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Hükûmet sizsiniz.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Dedi ki: ”Ajan.” O zaman biz de dedik ki: “Ajansa buyurun, açıklayın.” Bak, kürsü burada, niye açıklamadınız?
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Hükûmet sizsiniz, Hükûmet.
BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun)Ben hükûmet miyim?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Başka yerde de var, yapılmadı.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Niye bıraktınız, niye bıraktınız?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, ben buradan soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu’na: Adil Öksüz’le ilgili size yurt içinden veya yurt dışından herhangi bir bilgi geldi mi, gelmedi mi? Bu bilgi geldiyse siz bu bilgiyi nereyle paylaştınız? FETÖ “tiyatro” diyor. Bu işin tiyatro olduğunu ispat etmek de sanki CHP’ye düşmüş gibi.
KAZIM ARSLAN (Denizli)Allah Allah, bu nereden çıktı şimdi?
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Ne alaka ya?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ne alakası var? Çok alakası var.
Bakın, Adil Öksüz üzerinden yapılmak isteneni bütün Türkiye görüyor, bilecektir. Bununla ilgili soruşturma açıldı, gereği yapılıyor, hâkimler açığa alındı. Kollukla ilgili İçişleri Bakanlığı da soruşturma yapıyor, onlar da gereğini yapacaklar.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Adam gitti.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ama öte yandan bunu başka bir noktaya çekmek için gayret etmek fevkalade yanlıştır.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Adam gitti adam.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, bir şey daha söyleyeceğim: Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanmadan AK PARTİ hükûmetlerini sorumlu tutmak büyük bir insafsızlıktır. (CHP sıralarından “Allah Allah” sesleri) Gerçekten insafsızlıktır.
MUHARREM ERKEK (Çanakkale)Kim sorumlu?
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Kim sorumlu ya, kim sorumlu?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakın, bakın, kim karar veriyor terfilere? YAŞ karar veriyor. YAŞ’ın 15 üyesi var; 13’ü asker, 2’si sivil; birisi Başbakan, birisi Millî Savunma Bakanı.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Kim onaylıyor? Kim onaylıyor?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Karar veriyorlar, parmakla karar veriyorlar, Hükûmetin dediğini yaparak değil. Şimdi konuşuyor bazı emekli generaller de.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Kim onaylıyor, kim?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)“FETÖ’cüleri biz atıyorduk da bunlar koymuyordu.” Ya, sen namaz kılanı FETÖ’cü diye atıyordun, oruç tutanı atıyordun, eşinin başı kapalı olanları atıyordun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Siz de cezaevine attınız.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ama FETÖ’cüler size kendilerini yutturmak için namaz da kılmıyor, oruç da tutmuyor, eşinin başını da açıyor, alkol de kullanıyor. Sen “FETÖ’cü temizliyorum.” diye FETÖ’cülere alan açtın, alan. Ve onları doldurdu oraya.
BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun)Yapma ya, yapma.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ve biz çok…
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Yazıklar olsun!
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Yazıklar olsun, evet. Kim yaptıysa yazıklar olsun.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Siz büyüttünüz, siz! Aynı yolun yolcusuydunuz Sayın Bakan, aynı yolun yolcusuydunuz!
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ama bakın YAŞ’ın yapısını biz değiştirdik işte. Biz, sivillerin ağırlıkta olduğu YAŞ yapısı koyduk ki orada da millî iradenin dediği olsun diye adım attık. Bu adımı da biz attık. Ama bakıyorsunuz oradan suçluyor, diyor ki: “Ben nereden bileceğim?” Ya, senin emrinde… Bazı askerler diyor: “Biz nereden bileceğiz?”
MUHARREM ERKEK (Çanakkale)MİT’ten raporlar nasıl geliyordu?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Senin emrinde çalışan kişilerin kim olduğunu bilmez misin? Bilirsin ama bunlara ilişkin gelince “MİT bize bilgi verdi mi, vermedi mi?” Peki, senin alay komutanın, bölük komutanın, tabur komutanın, bunlar, senin emrinde çalışanlarla ilgili, bunlar falan terör örgütüyle irtibatlı, iltisaklı diye hiç bilgi getirmedi mi?
BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun)Bütün kabahat bende efendim(!)
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ama gelen bilgiler başka, onlara alan açıldı.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Asya Bankı da mı biz açtık?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)O yüzden biz bu alanla ilgili de adımlarımızı attık, atmaya da devam edeceğiz.
Bakın, bir başka husus: Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı işlerle ilgili burada değerlendirme yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı her iş Anayasa ve yasalara uygundur.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)FETÖ’yü söyler misiniz.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Anayasa ve yasaya aykırı bir işi Sayın Cumhurbaşkanımız yapmamıştır, yapması da söz konusu değildir.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)FETÖ…
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Devletin başıdır, milletin birliğini temsil eder, organların uyumlu çalışmasını ve Anayasa’nın doğru uygulanmasını takip eder. Şimdi, dış politikada bir bürokrat konuşacak, siyasetçi konuşacak, gazeteci konuşacak, akademisyen konuşacak, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı konuşunca ayıplanacak. Böyle bir şey olabilir mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Elbette Türkiye’nin Cumhurbaşkanı dış politika üzerinde de konuşacak, başka konularda da konuşacak.
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Ama hep konuşuyor.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bundan önceki cumhurbaşkanları da konuştu, Sayın Sezer de konuştu, başkaları da konuştu, Meclisin açılış günlerinde alın bakın neler söylediler; ekonomiden dış politikaya kadar, teröre kadar, her konuda milletvekillerine hitap ettiler. Onlara mübah olanın Türkiye’nin Cumhurbaşkanına haram edilmeye çalışılmasını anlamak mümkün değildir.
BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun)Efendim, arada bir bütçeden de bahsedin lütfen.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bu kabul edilemez bir şeydir. Bunu buradan bir kez daha ifade etmek isterim.
Değerli milletvekilleri, bakın, cezaevlerinde işkence ve kötü muamele olduğuna ilişkin iddialar dile getiriliyor.
GARO PAYLAN (İstanbul)Fotoğraflar var, fotoğraflar.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Kim getiriyor bu iddiaları? Bir: FETÖ’cüler getiriyor, uluslararası alanda, her yerde onlar getiriyorlar.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 5 Aralık 2016