Yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal enerji santralinin önemine ilişkin gündem dışı konuşması
Aydın Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 56. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Şubat 2019 · 549 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Kuvvet Erim (AK Parti), 21 Şubat 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal enerji santralinin önemine ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 549 kelime.
Bekir Kuvvet Erim (AK Parti, Aydın). “Yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal enerji santralinin önemine ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 21 Şubat 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-kuvvet-erim-27-2019-02-21-yenilenebilir-enerji-kaynaklarindan-jeotermal-enerji-santralinin-onemi (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=77098
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BEKİR KUVVET ERİM (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımız; bugünlerde sıkça bahsi geçen ve yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan jeotermal enerji santralleri için söz almış bulunmaktayım.
13 Haziran 2007 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ile 11 Aralık 2007 tarihli 26727 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin ardından özel sektör, devlet teşviklerinin yasal düzenlemeyle hayata geçirilmesine olumlu tepki vermiş, Türkiye, dünya jeotermal elektrik santralleri kurulu güç sıralamasında 4’üncülüğe yükselmiştir. Bu kanunun amacı, jeotermal enerji sektörüne yön vererek, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin yolunu açarak hem doğayı korumak hem de enerjide dışa bağımlılığımızı ortadan kaldırarak ülke ekonomisine katkıda bulunmaktır.
Yerin iç ısısının oluşturduğu enerji olarak da adlandırabileceğimiz jeotermal enerji, temiz ve sürdürülebilir bir enerji kaynağıdır; teknolojinin de gelişimiyle beraber pek çok farklı alanda kullanılabilir hâle gelmiştir. Termal ve sağlık turizmi, ısıtma, gıda kurutuculuğu, elektrik üretimi ve endüstrinin birçok kesimi gibi çok farklı alanlarda kullanımı yaygınlaşan jeotermal enerji, güneş, rüzgâr ve dalga enerjilerinden farklı olarak belirli doğa koşullarından etkilenmemekte, üretiminde aksaklık yaşanmamakta ve bu gerekçeyle yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde en istikrarlı kaynak olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin 1984 yılında 15 megavat kapasiteyle Denizli Kızıldere’de başlayan jeotermal güç üretimi, yaklaşık otuz dört yıllık bir aradan sonra, Temmuz 2018’de 1.347 megavata erişmiş ve ülkemiz jeotermal elektrik sektöründe en hızlı büyüyen ülke olarak tarihe geçmiştir. Bu, ülkemiz için enerjide sağlanan büyük bir başarı örneğidir. Bu sebeple, yermeden önce yenilenebilir enerjinin önemini anlamak önceliğimiz olmalıdır.
Son zamanlarda, santrallerin yoğun olarak bulunduğu Ege Bölgesi’nde JES’lerle ilgili birtakım açıklamalar yapılmış ve açıklamalarda kullanılan bilgilerin doğruluğu yeterince araştırılmamıştır. JES’lere yani jeotermal elektrik santrallerine olumsuz yönde bakan bazı değerli milletvekili arkadaşlarım, sizler her türlü enerji kaynağına “hayır” diyerek evinizin, işyerinizin elektriğini nereden sağlamayı düşünüyorsunuz? Bir kömür santraliyle, bir doğal gazla yenilenebilir enerjiyi karşılaştırabilir misiniz? Ben sizlere söyleyeyim, bu mümkün değildir.
TÜİK’ten yani Türkiye İstatistik Kurumundan, Tarım ve Orman Bakanlığından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ve benzeri ilgili devlet kurumlarından aldığım verileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ege Bölgesi jeotermal santrallerin işletilmesinde coğrafi olarak gerekli olanağı bizlere sağlamaktadır. Bu amaçla tamamlanan 53 adet lisanslı jeotermal santralin 28 adedi Aydın’da bulunuyor. 5.969 gigavatsaatlik toplam elektrik üretiminin 4.535 gigavatlık kısmı Aydın’daki santrallerden elde edilmekte ve bu santrallerde yaklaşık bin kişiye istihdam sağlanmaktadır.
Aydın ili özellikle incir üretiminin yoğun olduğu bir bölgedir. Ülkemizde incir üretiminin yaklaşık yüzde 60’ı Aydın’da, kalan yüzde 40’lık kesimi ise İzmir, Manisa ve çevre illerde gerçekleşmektedir. TÜİK verilerine bakıldığında, 2007 yılında 118.424 ton üretilen yaş incir 2017 yılında 185.412 tona çıkmıştır. Santrallerin yoğun olarak bulunduğu Germencik, Köşk ve İncirliova’da kuru incir üretimi 2007 yılında toplam 11.529 ton iken 2018 yılında 30.875 tona çıkmıştır. Bu veriler üretim ve ihracatın her geçen yıl arttığını göstermektedir.
Bir diğer iddia ise, JES’lerin kanser vakalarını arttırdığı ve ölüme neden olduğu yönündedir. İnsan ölümleri, hastalıkları pek çok nedene bağlı olabilmekle birlikte, şu güne kadar jeotermalin kansere ve ölümlere neden olduğuna dair herhangi bir akademik çalışma bulunmamaktadır. Bu yüzden, bir şeylere dikkat çekmeye çalışırken ülkemize faydası dokunacak sektörleri es geçmeyelim.
Gelelim jeotermal enerjinin atıkları olup olmadığına. Jeotermal santraller kapalı devre çalışırlar. Yani dışarıya herhangi bir katı, sıvı, gaz atıkları olmaz. Her şey borular içinde çevrim durumundadır ve reenjeksiyon denilen bir faaliyet bulunmaktadır. Bu faaliyette, derinliklerden çekilen su yine aynı derinliğe basılmaktadır ki eğer santraller bu işlemi yapmazlarsa kaynağın sürdürülebilirliği kalmayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
94 konuşma daha · 21 Şubat 2019