Konya milletvekili atilla kart ve 32 milletvekilinin, deniz feneri derneğiyle ilgili soruşturma sürecine müdahil olarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla başbakan yardımcısı beşir atalay hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin ön görüşmesi
Kırıkkale Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 87. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Mart 2012 · 937 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Beşir Atalay (AK Parti), 31 Mart 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KONYA MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART VE 32 MİLLETVEKİLİNİN, DENİZ FENERİ DERNEĞİYLE İLGİLİ SORUŞTURMA SÜRECİNE MÜDAHİL OLARAK GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANDIĞI İDDİASIYLA BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY HAKKINDA GENSORU AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİNİN ÖN GÖRÜŞMESİ); konuşma 937 kelime.
Beşir Atalay (AK Parti, Kırıkkale). “Konya milletvekili atilla kart ve 32 milletvekilinin, deniz feneri derneğiyle ilgili soruşturma sürecine müdahil olarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla başbakan yardımcısı beşir atalay hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesinin ön görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/besir-atalay-24-2012-03-31-konya-milletvekili-atilla-kart-ve-32-milletvekilinin-deniz-feneri-der (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=1489
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Kırıkkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, konuşulan konuyla ilgili… Bu yeni bir konu değil arkadaşlar, onu önce ifade ederek başlamak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı değişik platformlarda bunu zaten daha önce gündeme getirmişti, aynı hususlar bu defa Meclise gelmiş oldu. Şöyle, o ne zaman meydana gelmiş, söylenmiş ve ne cevap verdik, onları da kısaca aktarmak istiyorum.
Önce, tabii, partimle ve şahsımla ilgili yakışıksız sözlerle ve iftiralarla, bir bayram günü, geçen yaz Eylülün 2’sinde, Ramazan Bayramı’nda, biraz önce sözü edilen Kenya mı, Somali mi, nereye gitti, oradan dönerken gazetecilere böyle bir bilgi veriyor ve gazetelerde yer alıyor. Aynı gün şu açıklamayı yaptık yani aynı konu olduğu için ben daha fazla burada açıklama yapmamak için bunu okuyorum:
“Bugün çeşitli yayın organlarında İçişleri Bakanlığı dönemimi ilzam eden bazı haberler yer almakta, devam eden bir yargılama sürecine müdahale edildiğine dair bazı iddialar gündeme getirilmektedir.
İçişleri Bakanlığım döneminde, öncesinde veya sonrasında devam eden hiçbir davayla ilgili herhangi bir yönlendirmem kesinlikle söz konusu olmamıştır. Şahsıma atfen dile getirilen bu iddialar tamamen gerçek dışıdır, asılsızdır ve külliyen yalandır. Bahse konu olan davayla ne bir ilgimiz söz konusudur ne de davanın gidişatını etkilemeye yönelik bir müdahalemiz vuku bulmuştur. Bu iddialar, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı tarafından şahsımı, İçişleri Bakanlığını ve AK PARTİ Hükûmetini suçlayacak şekilde gündeme getirilerek, siyasi iftira ve karalama kampanyasına dönüştürülmüştür.
CHP Genel Başkanı’nın devam eden davanın savcısı gibi kendisini konumlandırarak, davayla şahsımı ve AK PARTİ’ yi ilişkilendirmeye çalışması büyük bir sorumsuzluk örneğidir, çirkin ve yakışıksız bir siyaset tarzıdır. Sayın Kılıçdaroğlu'nun süren davayla ilgili yorum ve değerlendirmede bulunması suç olduğu gibi, masum insanları suçlu ilan ederek isimlerini karalamaya çalışması da ahlak ve insaf ölçülerini aşan bir sorumsuzluk örneğidir.''
Bunu o gün yazılı olarak açıkladık ve aynen bugünkü şeyler söyleniyordu ve ertesi gün bütün basında yer aldı. Fakat bunun üzerinden bir süre geçti ve bir Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantısında biraz önce sözü edilen, ellerinde -sanki bunlar savcı ve iddianame hazırlamış gibi- kırmızı bir dosyayı sallayarak yine aynı konuları dile getirdiler. Yine bir iftira dosyası bu. O zaman da açıklama yaptık, o zaman da bu başta söylediklerimi söyledikten sonra “Cumhuriyet Halk Partisinin yalan ve iftiradan medet uman bir yaklaşım içine girerek şahsıma ve AK PARTİ Hükûmetine karşı bu derece sakil bir karalama kampanyasına başvurması Türk siyaseti açısından büyük bir talihsizliktir. Halkımızı ilgilendiren ülke meseleleriyle ilgili ciddi bir söylem geliştiremeyen CHP Genel Başkanının parti içi rahatsızlıkları geri plana düşürmek için sarıldığı bu yöntem siyasetimiz açısından ciddi bir seviye kaybıdır. CHP Genel Başkanının kendisini hafiye gibi konumlandırmasının ucuz ve düşük düzeyli bir durum olması CHP yönetiminin takdirinde olan bir konudur…” Bu o zaman yaptığım yazılı açıklama, yeni değil yani onun için tekrar okuyorum. “Ancak Sayın Kılıçdaroğlu’nun söyleminin hukuk devleti anlayışı açısından doğurduğu sakıncalar ve tehlikeler tüm kamuoyu açısından göz ardı edilemeyecek bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Öncelikle şu hususları vurgulamak durumundayım: Devam etmekte olan bir soruşturmayla ilgili yorum ve değerlendirmede bulunmak suçtur. Masum insanları suçlu ilan etmek, onur ve haysiyetleriyle oynamak hem suçtur hem ahlak yoksunluğudur. Kendi onuruna düşkün olmayanlar başkalarının onuruyla da kolay oynarlar.” Aynı şeyi yine söylüyorum.” Gizli olan soruşturma dosyasından bilgiler aktarmak, sızdırılan dosya bilgilerini henüz doğruluğu bilinmeden ve avukatları dahi olmadan kamuoyuyla paylaşmak hukuk ihlalidir. Bu hassasiyetleri gözetmek hukuka saygısı olan ve vicdan taşıyan herkesin görevidir.” Bundan sonra da Sayın Kılıçdaroğlu’yla ilgili dava açtım ve o davam sürüyor.
Değerli arkadaşlar, şimdi benim aslında burada söylenen hususlarla ilgili yine söyleyeceğim bunlar. Yani ben o ayrıntılara hiç girmiyorum, sağ olsun, Zeyid Kardeşim zaten bazılarını ifade etti. Ama ben şunu diyorum: Yine aynı şeyler, bir tane artı yok, orada söylenenler bu defa gensoru olarak Meclise getiriliyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, konuşulanları dinlediniz. Son olarak, bizim terbiyemize sığmıyor diye, burada işte söylenen o kelimeleri ben ağzıma almak istemiyorum ama burası ciddi konuların, düşünce, fikir ve bilgi ortamında değerlendirilmesi gereken bir yer. Kimse kimsenin onuruyla, haysiyetiyle burada savcı gibi, hâkim gibi oynayamaz. Mecliste hiçbir oturum, hiçbir gensoru görüşmesi, insanların, burada olan veya olmayan insanların böyle ucuz şekilde onurlarıyla oynama yeri değildir. Bu dosya dava dosyasıdır ve bu yargıdadır ve bize bir tezkere falan da gelmiş değildir.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul)Sayın Bakan, on binlerce gurbetçiye, yazık değil mi bu insanlara, bunlar ne şartlarda paralarını kazanıyorlar!
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla)Onun yanında, tabii, gensorunun usulüyle ilgili arkadaşlarım söylediler. Ben, bunu, buna muhatap olan kişi olarak söylemeden geçemem yani şunu hepimiz biliyoruz: Doğrudur, gensoru bu Parlamentonun en etkili enstrümanıdır denetleme olarak, yürütmeyi denetleme olarak, buna hepimiz katılırız ama burada bir somut belge olacak. Gensoru çok önemlidir, gensoru bir yazılı soru önergesi değildir arkadaşlar. Gensoru çok ciddi zamanlarda ele alınabilecek bir konudur ve böyle, hiçbirinin somutluğu olmayan, tamamen iftira… Bakın, burada söylüyorum, kelimeyi bilerek konuşuyorum: Tamamı yalan ve iftira olan buradaki iddialarla gensoru olamaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Arkadaşlar, onun için somutuna girmiyorum, vay bilmem on beş yıl önce falancayla falanca şirket kurmuş, bilmem ne… Ayıp bir şey, ayıp bu Parlamentoda!
FATMA NUR SERTER (İstanbul)Yalan mı, yalan mı?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla)Değerli arkadaşlar, bakın, burada, bu önergeyle, buna benzer önergelerle haksızlık yapıyorsunuz. Bu haksızlıktır, ben bunu söylüyorum ve diğer taraftan…
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep)Efendim, iddialarla ilgili ne söyleyeceksiniz?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla)Diğer taraftan, bakın, arkadaşlarım söyledi, bu da Anayasa, bu Anayasa’da Parlamentoyla ilgili tahsis edilmiş bir madde vardır, biraz önce Zeyid söyledi.
MAHMUT TANAL (İstanbul)O Anayasa’da savcılarla ilgili madde de var, niye görevden aldınız?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEŞİR ATALAY (Devamla)138’inci maddenin üçüncü paragrafı, okuyorum: “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” Bu, Anayasa’nın 138’in üçüdür.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 31 Mart 2012