Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)
Eskişehir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 77. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Mart 2010 · 659 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Beytullah Asil (MHP), 24 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 659 kelime.
Beytullah Asil (MHP, Eskişehir). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/beytullah-asil-23-2010-03-24-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde şahsımın görüşlerini ifade etmek için söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bugün bu yasa tasarısı ile daha önce Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükûmeti arasında Türkiye’de bir Türk-Alman üniversitesi kurulmasına dair anlaşma hükümleri çerçevesinde üniversitenin kuruluşu kanununu çıkartacağız. Ülkemizde yeni bir üniversitenin kurulmuş olmasını olumlu mütalaa etmekteyiz ama bugün kuracağımız üniversite Alman Hükûmeti ile yaptığımız anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükûmeti arasında Türkiye’de ve Almanya’da karşılıklı olarak birer Türk-Alman üniversitesi kurulması yönünde olmasını isterdik.
Değerli arkadaşlarım, anlaşmanın başlangıcında, tarihten gelen kültürel ilişkileri daha da güçlendirmek ve karşılıklı anlayışı geliştirme gayreti içinde yükseköğrenim ve akademik araştırmalar alanında her iki ülke arasındaki ikili iş birliğini geliştirmek ve Türkiye ile Almanya’daki yükseköğrenim sistemlerini karşılıklı olarak zenginleştirmek amacıyla bu anlaşmanın imzalandığı ifade edilmektedir. Tabii ki Almanya ile köklü, tarihten gelen kültürel ilişkilerimiz var ama Almanya’da 4 milyonu bulan Türk orada yaşamakta, orada çalışmakta, orada eğitimlerini sürdürmektedirler. Bugüne kadar bu vatandaşlarımız bir nebze dillerini koruyabildiler, kültürlerini koruyabildiler ama artık dördüncü kuşağa geçmek üzereyiz. Gittiğimizde görüyoruz, yakınlarımızdan yurda izne geldiklerinde görüyoruz, maalesef Türkçeyi öğrenemeden büyüyen gençlerle karşılaşmaktayız. O hâlde, Türkiye’nin de Almanya’da bir Türk-Alman üniversitesi kurma yönünde bir ihtiyacının hasıl olduğu ortaya çıkmaktadır. O hâlde, bu anlaşma yapılırken aynı zamanda orada da bir Türk-Alman üniversitesinin kurulması bu Parlamentoyu, bu milleti daha da mutlu ederdi.
Değerli arkadaşlarım, ama her şeye rağmen bu üniversitenin kurulması da bizleri mutlu etmiş ve bu üniversitenin de ülke eğitimine katkı sağlayacağını umuyor ve biliyoruz.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, anlaşmada tarafların maddi yükümlülükleriyle ilgili bölümde Türk tarafı Üniversitenin kurulması için gerekli arazi, bina ve altyapıyı sağlayacak, aynı zamanda Üniversitenin sürekli giderlerini karşılayacaktır. Türk tarafı, yürürlükteki yükseköğretim mevzuatı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin tahsis edeceği bütçe çerçevesinde Türk-Alman Üniversitesinin kurucuları tarafından hedeflenen yüksek kalite standartlarını haiz olabilmesi yönünde çaba göstermeyi amaç edinecektir. Bu bağlamda, özellikle donanım ile yerli ve yabancı bilim insanlarının maaşları konusunda belirlenecek çerçeve şartların alanlarında isim yapmış kişilerin üniversiteye kazandırılıp üniversite bünyesinde tutulabilmelerine imkân sağlayacak nitelikte olmasını da hedefleyecek. Bunlar hep Türk tarafının görevi.
Alman tarafı, danışmanlık ve finansal katkılarla Türk-Alman Üniversitesinin yapılandırılmasına ve işletilmesine destek verecek, bu katkılar özellikle aşağıdaki faaliyetleri desteklemeye yönelik olacak. Almanya’dan kısa ve uzun süreli Alman akademik eğitim personelinin Türkiye’ye gönderilmesi, Almanca dil merkezinin kurulması için gerekli materyalin sağlanması ve Almanya’dan dil okutmanı gönderilmesi, ödenebilecek maaş ve ücretler dışındaki ödemelerin yapılması. Almanya’dan gönderilen personelin maaş ve ücretlerini de yine Türk tarafı sağlayacak.
Şimdi, burada bir Türk-Alman Üniversitesi kuruluyor olmasının getirdiği bütün her şeyi siz yapacaksanız o zaman bunu Türk-Alman Üniversitesi olarak kurma çabasını da anlamak biraz zorlaşmakta.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, kurulacak Üniversitenin mali yükümlülüklerinin de çok büyük ölçüde Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine yüklenmiş olduğu da ortadadır. Şimdi, yine, burada yaptığımız çalışmalarda yükseköğrenimin kalitesini yükseltmek, yükseköğrenimi Türkiye’de henüz getirmek istediğimiz yere getirememe noktasında, böyle bir iş birliği içerisinde böyle bir yasa tasarısının her şeye rağmen bugün burada görüşülüyor olmasını da mutlulukla karşılıyoruz. Değerli arkadaşlarım, çünkü üniversite eğitimi yapan insan sayısı çoğaldıkça Türkiye’nin ilerlemesi, gelişmesi, ekonomik anlamda yükselmesinin de önü açılmış oluyor.
Cumhuriyeti kurduğumuz 1923 yılında Türkiye’de, ülkemizde üniversite mezunlarının sayısı yüzlerle ifade edilecek kadar. Bırakın üniversite mezunu, okuryazar olanlar yüzde 10’ların altında ifade ediliyor. Bir zihniyet oluşmuş: Önce, cumhuriyet sonrasında okuryazar olmak iş bulmaya yetmiş; daha ilerleyen yıllarda, 30’lu, 40’lı yıllarda ilköğretimi bitirmek, ilkokul mezunu olmak iş bulmak hatta devlet memuru olmak için yeterli olmuş; daha sonraki yıllarda ortaokul mezunu, lise mezunu, 1990’lı yıllara kadar da üniversite mezunu olmak yetmiş ama bugün artık iş bulma noktasında büyük sıkıntılar var. Geçmişte anne baba çocuğunu okula gönderirken “Oğlum üniversiteyi bitirecek, devlette iş bulacak, işi hazır.” noktasında bir zihniyetle çocuğu üniversiteye göndermiş. Gençler, üniversite okuduklarında bir iş sahibi olacakları noktasında sadece “Okulu bitireceğim, bir işe gireceğim.” zihniyeti hâkim olmuş ama bugün çağ öyle değil. Bugün artık anne baba “Çocuğum üniversite bitirdiğinde ne yapabilir, ne yaptırabilirim, hangi iş alanında bir yatırım yaptırabilirim?”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 24 Mart 2010